You are on page 1of 214

Stefanie Zweig - Afrika'nn Hi Bir Yerinde

Stefanie Zweig
AFRKA'NIN HBR YERNDE
NOKTA YAYINLARI
Roman
Yayn No: 1 6
AFRKA'NIN HBR YERNDE
Orjinal Ad: Nirgendwo in Afrika
Yazar: Stefanie Zweig
Genel Yayn Ynetmeni: Oya Uur
Yayn Koordinatr : Necati G
Editr: Ece zba
eviri: Deniz Banolu
Teknik Editr: Attila Akdemir
Halkla ilikiler: Saym nar
Bilgisayar Uygulama : Adem enel
Kapak Tasarm: Yahya Berkay Bostan
Kapak Film: Ebru Grafik
BaskCilt: Melisa Matbaas
1. Bask: Aralk 2003 ISBN: 9758823086
Kitabn telif haklar ONK AJANS aracl ile NOKTA YAYINLARI'na
aittir. Yaynevinden yazl izin alnmadan ksmen veya tamamen alnt
yaplamaz, hibir ekilde kopya edilemez, oaltlamaz ve yaymlanamaz.
NOKTA YAYINLARI
Caalolu Yokuu No.22 Kat.23 P.K. 34440 Caalolustanbul Tel. 519 95 71
72 TelFax: 513 72 48 email: info@noktayayin.com
STEFANIE ZWEIG
AFRKA'NIN HBR YERNDE
eviri : Deniz Banolu
NOKTA YAYINLARI
STEFANE ZWEG
Stefanie Zweig 1938 ylnda ailesiyle Kenya'ya g eder ve ocukluunu bir
iftlikte geirir. 1947 ylnda aile Almanya'ya dner.
Halen serbest gazetecelik yapan yazar, bugne kadar yedi tane genlik kitab
yazmtr. "Bir Avu Toprak" adl kitab, Alman Genlik Kitaplar dl Seke
Listesine girmi, 1995 ylnda da Royal Dutch Geographical Society tarafndan
En yi Genlik Kitab Kristal Dnya dln almtr. Yazar 1993 ylnda da
Federal Almanya Liyakat Madalyas ile dllendirilmitir.

Stefanie Zweig ailesiyle birlikte Kenya'ya g edi yksn anlatt bu ilk


romannda, Afrika'nn gizemli doasn ve insanlarn mthi bir hayal gc ile
gzlemliyor, iirsel bir dille aktaryor.
I. BLM
4 ubat 1938, Rongai
Benim Sevgili Jettelim,
nce eline bir mendil alarak rahat bir keye ekil. u anda eskisinden de gl
olmalsn. Tanr isterse, ok yaknda greceiz. Hem de umduumuzdan nce.
Mombasa'ya gelir gelmez sana gndermi olduum son mektuptan bu yana pek
ok ey oldu, bu yzden kafam hl karmakark. Nairobi'ye geldiimin hafta,
kimi grdysem bana, "ngilizce bilmiyorsan bouna i arama," deyince mthi
moralim bozuldu. Ama, srf bam sokacak bir dam bulaym diye, burada
herkesin yapt gibi, bir iftlikte almaya da hi niyetim yoktu. Bunun zerine
bir hafta nce zengin bir Musevi ailesi (Pommerd'den geliyorlar) Walter
Ssskind'le beni evine davet etti.
Dorusunu istersen davet konusunda pek kafa yormadm, hemen kabul ettim.
Sohrau'da yaayan annem de yoksullara her zaman sofrasn aard. Ancak bu
kez farklyd, benim iin tam bir mucize oldu. Bizi davet eden Rubens ailesi elli
yldan beri Kenya'da yayor. Yal Rubens de Nairobi'deki Musevi cemaatinin
ba; cemaat, bir snmac bu lkeye ayan basar basmaz (bizim gibi) hemen
onlarla ilgileniyor.
Rubens'ler (be yetikin erkek ocuk) senin ve Regina'nm hl Almanya'da
yayor olduunuzu renince neredeyse ilgna dndler. Burada herkes, her
eyi bizden farkl dnyor: Babam ve sen, benim bir bama yolculua
kmam istemezken haklymsmz da; szlerinize kulak vermediim iin
utanmalymm da... Sonradan duyduuma gre, Rubens bana epeyce
kfretmi, bense bu sylediklerinden bir ey anlamadm tabii. Musevi
cemaatinin, Regina ile senin iin gmenler brosunun avans olarak istedii yz
sterlini de vereceini rendiimde, inanmazsn, bsbtn aklm kart.
Cemaatin byle bir eyi stlenmesine bir trl akl erdiremedim. nce bamz
sokacak bir yerimiz olsun, en azndan birka kuru kazanaym diye, beni hemen
bir iftlie postaladlar.
Senin anlayacan, zaman yitirmeden, bir an nce yola kn. Mektubumu
okuduunda, tek ncelik verecein ey bu olmal. in banda geri biraz budala
gibi davrandm ama, imdi artk bana inanabilirsin.. Breslau'da Regina'yla
geirecein her gn senin iin bir kayptr. Hemen Kari Silbermann'a git.
Gmen ilerini en iyi o bilir, seni, bana her zaman son derece iyi davranan
Alman Seyahat Acentesi'ndeki adama gnderecektir. Vapur biletlerini en kolay
nasl alacan o sana syler; nasl bir gemiyle seyahat edecein ya da
yolculuunun ne kadar srecei nemli deil. Mmknse yatakl bir kamara
al. Pek houna gitmeyecek biliyorum ama ikinci snf kamaradan ok daha ucuz,

tek kuruumuzu bile hesaplamak zorundayz. nemli olan bir an nce gemiye
binerek denize almanz. Ancak o zaman hepimiz rahat uyuyabiliriz.
Yannza alacanz sandklar iin vakit geirmeden Danzig firmasyla
balantya ge. Biliyorsun, son anda unuttuumuz bir eya olur diye,
sandklardan birini bo brakmtk. Bu kurak yerler iin en nemlisi buzdolab.
Bir de mutlaka bir gaz lambasna ihtiyacmz olacak. Gittiim iftlikte elektrik
yok. Ayrca sivirisinekler iin iki de cibinlik al. Hatta, paran yeterse tane
olsun. Rongai geri pek stma blgesi saylmaz ama nasl bir yere gideceimizi
de bilmiyoruz. Eer buzdolabn koyacak yer kalmazsa, paketlerden Rosenthal
porselen takmn kar. Buradaki yaantmzda buna ihtiyacmz olmayacak,
zaten sadece iek motifli tabaklarmz deil baka eylerden de vazgemek
zorunda kalacaz.
Regina'nm ve tabii senin de lastik izme ile bir Manchester pantolona (senin de)
ihtiyac olacak. Arkadalarna veda ederken sana armaan vermek isteyenler
olursa, onlardan Regina'nn iki yl daha rahata giyebilecei bir ift ayakkab
rica edebilirsin. Ayakkab satn alacak kadar zengin olacam, en azndan
imdilik dnemiyorum."
Hereyi toparladnda, yanna alacaklarnn listesini yap. Beraberinde
getirecein her eyay tek tek saymalsn. Aksi halde hepimiz iin byk znt
olur. Birilerine bir eyler gtrmen konusunda srar etseler de sakn kabul etme.
Zavall B'yi hatrla! Hamburg gmrnde ba beladan kurtulduysa bunu srf
iyiniyetine borlu. ngiltere'ye gidip gitmeyecei ne malum, ya da yanma ald
kitaplar ne kadar iine yarayacak? Senin yapabilecein tek ey, gelecekteki
planlarna ilikin azn sk tutup kimseye bir ey sylememen.. En iyisi bu.
Biriyle konutuunda, sonunun nereye varaca bilinmez, mr boyu tanan
bile, insanlarn iinin ne olduunu bilemezsin ki ...
Kendimle ilgili syleyeceklerimi imdilik ksa kesmek istiyorum, yoksa kafan
bsbtn karacak. Rongai yaklak bin metre yksekte bir yer, ama korkun
scak. Akamlar ise ok souk oluyor (yannda mutlaka ynl bir eyler getir).
iftlikte ounluk msr yetiiyor. Ancak bu msrlarla ne yapacam henz
kestiremedim. Bunun dnda be yz kadar ineimiz, bir sr de tavuumuz
var. Yani, st, tereya ve yumurtadan yana bir skntmz yok. Yalnz ekmek
piirme tarifi getirirsen iyi olur.
Boy'un (iftlik ua) piirdii ekmek bizimkilerin hamursuzuna benziyor ama
lezzeti ondan da kt. Boy, sahanda yumurtay olaanst yapyor, omleti ise
beceremiyor. Rafadan yumurta piirirken de her seferinde ayn arky
tutturuyor.. Gel gr ki yle uzun bir ark ki, sonunda yumurtalar kat oluyor.
Grdn gibi artk burada bana yardm eden bir Boy var. Uzun boylu, tabii
siyah (ltfen, btn insanlarn beyaz olmadn Regina'ya anlatmaya al), ad
da Owuor. Srekli glyor, dorusu u sralarda bana ok iyi geliyor,
skntlarm hafifletiyor.
Burada erkek hizmetkarlara Boy deniyor. Ama Boy varm yokmu hi nemli
deil. nk burada, bir iftlikte alacak istediin kadar eleman bulabilirsin.

Yani artk bir hizmeti kzm yok diye dert edinme. Burada o kadar ok insan
var ki. Dorusu hepsini kskanyorum, nk dnyada olup bitenlerden
habersizler, stelik geinecek paralar da var.
Bundan sonraki mektubumda Ssskind'den daha ok sz ederim. Melek gibi bir
insan. Bugn Nairobi'ye gidip postay getirecek. Onun sayesinde mektuplar en
az bir hafta nce elimize gemi oluyor. imdilerde bizim iin en nemli ey sk
sk haberlememiz. Senden her cevap geliinde mektuplar numaralyorum ve
hangi mektubunu yantladm da bir yere not ediyorum. Yoksa hayatmz
imdikinden de zor olur. Mmknse Babana ve Liesel'e hemen yaz ki, bizi
merak etmesinler.
Seni ve ocuumuzu belki de en ksa zamanda kollarma alacam dndke
kalbim sevinten pr pr ediyor, mektubumun anneni zeceini dndke de
iim daralyor. Bundan byle iki kzndan sadece biri yannda olacak, o da
bakalm daha ne kadar? Ama annen olaanst bir kadn, eminim, kzyla
torununun Breslau'da yaamaktansa Afrika'da olmalarn tercih edecektir.
Regina'ya benden kocaman bir pck, sakn onun hanmevlad olmasna izin
verme. Yoksullarn doktora verecek paras yoktur, bilirsin.
Bu mektubun seni nasl telalandracan biliyorum, ama artk gl olmalsn.
Hepimiz iin. zlemle kucaklarm.
Senin Yal Walter'in
Not: Rubens'in oullarn eminim seveceksin, delikanl ocuklar. Eskiden
gittiimiz dans kurslarndaki genlere benziyor.. kisini de bekar sanyordum,
ama sonradan rendim ki, bizim gibi snmaclar gndeme geldiinde, onlar
desteklemek amacyla, eleri bri masasnda buluuyormu.
Bu konu artk onlara da bkknlk getirmi.
15 ubat 1938, Rongai
Sevgili Babacm
Umarm bu arada Jettel'den haber alm ve olunun ifti olduunu
renmisindir. Annem hayatta olsayd, herhalde "gzel ama zor," derdi, yine de
iten atlm bir avukat ve noter bundan daha iyisini hayal edemezdi. Daha bu
sabah gn doarken inein karnndan bir buzay kardm, vaftiz edip Sohrau
adn verdim ona. Ancak, bir tayn ebesi olmay daha ok isterdim, biliyorsun
ata binmeyi senden renmitim.
Beni niversiteye gndermekle hata ettiini sakn dnme. Belki bugn sana
byle grnebilir. Bu durum daha ne kadar srebilir ki? Benim patron iftlikte
deil, Nairobi'de yayor. Buradaki dolabnda bir yn kitab var. Brittanica
Ansiklopedileri ile bir de Latince szlk elime geti. Eer Latince bilmeseydim,
bu vahi doa ortamnda asla ngilizce renemezdim. imdi hi deilse
rmaklar, lejyonerler ve sava hakknda insanlarla sohbet edebiliyorum, hatta
"Ben vatan olmayan bir adamm" bile diyebiliyorum. Ama at pat ngilizce
paralamam ne yazk ki sadece szde kalyor, yani ie yaramyor. nk

iftliktekilerin hepsi siyahi, yerlilerin Svahili dilini konuuyorlar. Sylediklerini


anlayamamam onlara mthi komik geliyor.
u sralar Prusyallar zerine bir kitap okumaktaym. Dilini beceremesem de en
azndan bildiim konular kitapta bulurum diye dndm. Byle bir iftlikte
gnler bana nasl uzun geliyor, hayal bile edemezsin. Yine de yaknmak
istemiyorum.. Regina ile Jettel'i birka gn sonra burada greceim umuduyla
yazgma krediyorum...
kiniz iin ise ok endieliyim. Ya Almanlar Polonya'ya girerse? Polanya
vatandaln semeyip Alman vatandalnda kalm olmanz onlarn
umurunda bile deil. Onlarn gznde hl yahudisiniz, savata aldn
madalyalarn da sana bir yarar olacan sakn umma. 1933'ten sonra bunlar
hepimiz yaadk.. Eer oteli satm olsaydn, o zaman sen de g etmeyi
dnrdn. Her eyden nce bunu Liesel iin yapmalydn, henz 32 yanda,
zavallck hayatn yaayamad bile.
Berlinli eski bir bankacya (u anda yapt i, bir kahve retim iftliinde
uvallar saymak) Liesel'den sz ettim, hlen Sohrau'da yaadn syledim.
Bana, buradaki gmenler brosunda bekar kadnlara pek iyi gzle
baklmadn syledi. Ancak zengin ngiliz ailelerin yannda ocuk bakcs
olarak i bulabiliyorlar.. Eer ikiniz iin yz sterlinlik bir garanti verebilseydim,
g etmeniz iin size srar ederdim. Yoksa, Jettel'le Regina'y buraya
aldrabilmem bile byk bir ltuf benim iin.
Belki de Leobschtz'deki Baro'yla grebilirsin. Barodakiler, son gne kadar
bana son derece drst davrandlar. ten karldmda, o gne kadarki btn
vekalet paralarn, benim iin muhafaza edeceklerini sylediler.. Senin bir
otelinin olduunu ama hi parann olmadn sylersen, baro mutlaka sana
yardm eder.. Polonya'daki Almanlar'n yllarca hangi koullarda yaadklarn
Leobschtz'te herkes ok iyi bilir.
Bense, Liesel'le bugne kadar ne kadar az ilgilendiimi ancak burada
dncelerimle babaa kaldmda fark edebildim. yi yrekli, fedakr Liesel,
annemizin lmnden sonra, daha iyi bir erkek kardee laykt, sen de
katlandn tm fedakrlklar iin, sana ok ey borlu olan bir oula...
Bana bir ey gndermene gerekten hi gerek yok. iftlikte para vermeden
saladm yiyecekler bana yetiyor. Zaman geldiinde bir gn, Regina'y okula
gndermeye (okul burada korkun pahal, ocuklarn okula gitme zorunluluu
da yok) yetecek kadar para kazanabileceim bir i bulacam umuyorum.
Sadece gl tohumlarn gnderirsen sevinirim. Tanr'mn unuttuu bu topraklarda
hi deilse baba evimin bahesinde yetien ieklere kavumu olurum.
Liesel'de ukrutun (sauerkraut bir eit lahana) tarifini gnderirse iyi olur.
Duyduuma gre burann topra lahana yetitirmeye uygun.
kinizi sevgiyle kucaklyorum.
Walter
27 ubat 1938, Rongai

Sevgili Jettel'im
Bugn 17 Ocak tarihli mektubun geldi. Keke Nairobi'den gnderilmi olsayd.
Elime gemesi mucize. Bu lkede uzaklklar hayal bile edemezsin. Komu
iftlik benim iftlikten 55 kilometre mesafede. Walter Ssskind amurlu, kt
yollardan bana ancak saatte gelebiliyor. Yine de Sabbat'* birlikte kutlamak
iin her hafta bendeydi. Dindar bir aileden geliyor. Patronu emrine bir araba
verdii iin ok ansl. Benim patronum Bay Morrison ise, yerlemek zere le
yaptklar zorlu yolculuktan sonra srailli ocuklarn yayan dolamaya
altklarn sylyor.. Ssskind beni buraya getirdiinden beri iftlikten hi
ayrlmadm.
Ne yazk ki burada at yok. iftlikteki tek eek de beni her biniimde srtndan
frlatp atnca, feleimi ardm. Ssskind halimi grnce glmekten krld.
Afrika'daki eeklere at gibi binilemeyeceini syledi. Buradaki eekler,
Almanya'da gl kylarnda grmeye altmz benzerleri gibi kendilerini yle
ucuza satmyorlar anlalan.
Buraya geldiin zaman, yamurun yatak odasnn iine yamasna herkes gibi
sen de alacaksn. nsanlar hibir ey olmam gibi, sessizce yamurun altna
kovalarn koyuyor, sonra suya kavutuklar iin bayram ediyorlar. Su ok
kymetli. Getiimiz hafta her yer alev alevdi. Heyecandan neredeyse lecektim.
Neyse ki Ssskind ziyaretime gelmiti de, fundalk yangnlar konusunda beni
aydnlatt. Byle yangnlar burada sk oluyormu.
Breslau'daki gnlerin artk sayl. Hatrlar msn, bir mays ayyd, gelecek iin
nasl da byk hayaller kurmutuk. Sizi burada greceimi dndke bugn
de ayn heyecan yayorum. imdi ikimiz de tek bir eyin nemli olduunu
biliyoruz bir an nce bugnleri geride brakmak...
ngilizce derslerine mutlaka devam etmelisin, retmeninden holanp
holanmaman u noktada o kadar nemli deil. spanyolcay brakabilirsin.
spanyolca sadece, Montevideo iin vize alabilseydik gerekecekti. iftlikteki
insanlarla anlaabilmemiz iin Svahili dilini renmemiz gerekecek. anslyz,
Tanr bu kez bizden yana. nk Svahili renmesi ok kolay bir dil. Rongai'ye
geldiimde tek bir szck bile bilmiyordum, imdi ise Owuor'la anlaacak kadar
ii ilerlettim. Evdeki eyalardan birini elimle iaret ediyorum o da bana adlarn
sylyor, pek de houna gidiyor. Bana Bwana diye sesleniyor. Burada beyaz
adamlara byle diyorlar. Sen Memsahib olacaksn, Regina da Toto. Toto
Svahili'cede ocuk demek.
kinci mektubuma kadar, Svahili dilini daha iyi konumay umuyorum. O zaman
Owuor'a, orbay pudingden sonra yemek istemediimi syleyebileceim.
Aklma gelmiken, o pudingi olaanst yapyor. lkinde azm hprterek
apr upur yeyince, o da azn aprdatarak beni taklit etti, o gnden beri de her
gn ayn pudingi piiriyor.
Aslnda u skntl gnlerimde daha sk glmem gerekir, ama insan yalnzken
glemiyor ki. Hele beynine en anlara direnemedii geceler, hi...

Keke sizden bir haber alabilseydim, acaba vapur biletlerinizi alabildiniz mi?
Vatandan ayrlmann bu denli nemli olaca kimin aklna gelirdi ki? imdi st
samaya gideceim. Daha dorusu Boy'larn nasl sadklarn seyredeceim,
ineklerin de adlarn reneceim. Srf kendimi unutabilmek iin.
Mektuplarm alr almaz ltfen hemen yaz! Ve ltfen telaa kaplma. nan,
sizleri dnmediim bir an, bir gn bile yok.
kinize kocaman bir pck, annene ve kardeine de..
Senin Yal VValter'in
15 Mart 1938, Rongai
Benim Sevgili Jettel'im!
Bugn 31 Ocak tarihli mektubun geldi. Endielerin ve korkularn iin sana
yardmc olamadmdan, mektubun beni hayli zd... Bugnlerde ok zc
eyler duyduunu tahmin edebiliyorum. Ama gryorsun; kaderin sillesini yiyen
sadece biz deiliz. stelik, lkesini terk eden tek insan da ben deilim. Burada,
geimlerini saladktan sonra ailelerini getirmek isteyen bir sr erkek var; onlar
da aynen benim durumumda, tek anszlklar, Rubens gibi kurtarc bir
meleklerinin olmamas. Bana inan, ok yaknda birbirimize kavuacaz. Bu,
bizim Tanr'ya borcumuzdur. Hollanda ya da Fransa'ya gitseydik daha m iyi
olurdu diye, ii kurcalamann da bir anlam yok. Seim yapacak durumda
deildik, ayrca neyin iyi olacan kim bilebilir?
Regina'y anaokuluna almak istemiyorlarsa da artk hi nemi yok. Yllardr
tandn insanlarn sana selam vermemelerinin ise gelecekteki mutluluumuzda
bir rol olmayacak, inan. nemli ile nemsizi birbirinden ayrmay renmenin
zaman geldi artk.. Bundan sonraki hayatmzda, senin el bebek gl bebek
yetitirilmi olmann hibir deeri yok. Srgnde, insann gemiine baklmyor,
nemli olan erkekle kadnn ayn ama iin elele vermesi.. Bunu
baaracamzdan eminim. Ah bir gelebilsen ve bir balayabilsek!.
Her ikinize de kocaman bir pck
Senin Yal Walter'in
17 Mart 1938, Rongai
Sevgili Ssskind
Boy, bu mektubu ka gnde sana ulatracak, bilmiyorum. 40 derece atele
yatyorum kafam yerinde deil. Eer bana bir ey olursa, yatamn yanndaki
sandn zerinde bir kutu var, karmn adresini orada bulursun.
Walter
4 Nisan 1938, Rongai
Benim Sevgili Jettel'im!
zlemle beklediim, iyi haberini aldm mektubun bugn geldi. Mektubu,
Ssskind tren istasyonundan bana getirdi, gzyalarna boulduumu grnce
dehete kapld. Gznn nne getirebiliyor musun, o koca adam da benimle

birlikte alad. Neyse ki, burada bizi Alman deil de snmac olarak kabul
ediyorlar. yle olunca alamaktan utanmyorsun.
Gemiye bineceiniz Haziran ayma kadar zaman bana yle uzun geliyor ki.
Doru anmsyorsam, "Adolf Wormann" lks bir gemi, btn Afrika'y
dolayor. Demek ki, her limana urayp bir sre orada kalacaksnz, anlalan
yolculuunuz benim "Ussukuma" gemisiyle yaptmdan daha uzun srecek.
Zaman olabildiince iyi deerlendir ve keyif almaya bak, ama ne olur ne olmaz,
yine de, yeni yl eyll aynda kutlayan kiilerle ahbaplk kurmay tercih edin.
Yoksa baz tatsz sorunlar kabilir. Ben yolculuum esnasnda kamaramdan
hemen hemen hi kmadm, oysa insanlarla bir arada olmak iin son ansmd.
Yazk! kiilik kamara nerimi dinlemedin. Oysa, burada ihtiyacmz olan
paradan epey tasarrufumuz olacakt, kamarada yabanc bir yatak arkadann
ocua hibir zarar olmazd. Evet, ad Regina ama, sonuta kralie deil ya,
bunu artk iyice kafasna koymal.
u anda yle mutluyum ki, bu yzden seninle tartmak istemiyorum. imdi
nemli olan zihnini toparlayarak, sandklar nasl yanna alacanz dnmen.
Onlara ok ihtiyacmz olduundan deil, ama duyduuma gre, eyasn
sonradan gnderip, hl gelmesini bekleyenler varm. Buzdolabnn bizim iin
ne denli nemli olduunu korkarm hl anlayamadn. Bu tropik yerlerde
buzdolab gnlk ekmek kadar gerekli. Bu yzden mutlaka bir tane tedarik
etmeye al. Ssskind bana Nakuru'dan et getirebilir, ama buzdolab olmazsa et
bir gnde kokar. Bay Morrison da patron olarak bu ii cok ciddiye alyor.
Tavuklar bile ancak kendisi iftlie geldiinde kesiliyor. En azndan,
yumurtalarn yememe izin verdii iin memnunum.
Tebrik ederim, petrol lambasn almsn. En azndan karanlkta yolu bulmak
iin Bay Morrison'un kymetli tavuklaryla yataa gitmek zorunda
kalmayacaz. Gece elbisesini almasaydm da olurdu. Burada onu giyecek yerin
olmayacak. Rubens ayarnda insanlarn, seni kendi topluluklarna davet
edeceini sanyorsan ok yanlyorsun. Birincisi, burada eski yerleik zengin
Musevilerle, bizim gibi ulsuz snmaclar arasnda byk bir uurum var;
ikincisi Rubens ailesi Nairobi'de yayor, Rongai'den, BreslauSohrau arasndaki
mesafeden de ok uzakta.
Afrika hakkndaki yanl hayallerle zihnini bulandrmak istemiyorum. Buraya
geldiimde neyle karlaacam ben de bilmiyordum, Ssskind'in buraya
geldikten iki yl sonra doal grd eylere ben hl aryorum. Suaheli'ceyi
daha iyi konumaya balaynca, Owuor'un benimle nasl candan ilgilendiini de
daha iyi fark etmeye baladm.
Bir ara hastalanmtm. Bir gn ateim ykseldi. Owuor, Ssskind'i armam
iin srar etti. Ssskind gece ge vakit geldi, hemen tehisi koydu. Stma. Neyse
ki yannda kinin varm, ksa srede iyiletim. Beni grdnde sakn korkma.
ok zayfladm, yzm de olduka sar. Anlayacan, kz kardeinin bana
ayrlrken armaan ettii, benim de o zaman hi de gerekli bulmadm minik
ayna ok ie yarad. Ama ne yazk ki aynack ou kez tatsz ykler anlatyor.

Hastalandnda, bir doktora telefon bile edemediin, stelik ona deyecek


parann da olmad bir lkede, ilalarn ne denli nemli olduunu iyice
anladm. zellikle tentrdiyot ve kinine gereksinimimiz var. Annen mutlaka
bizim gibi insanlarn halinden anlayan ve bu ilalar almana yardm edecek bir
doktor tanyordun Bir ocua ne kadar kinin verilmesi gerekir, onu da ren.
Seni korkutmak istemem ama, bu lkede insann kendi kendisinin doktoru
olmay renmesi gerekiyor. Ssskind'in yardm olmasayd, iim harapt. Tabii
yanmdan bir an bile ayrlmayp, beni ocuk gibi besleyen Owuor'u da
unutmuyorum. Owuor sadece bir tek ocuumun olduuna bir trl inanmak
istemiyor. Kendisinin yedi ocuu var, yanl duymadysam tane de kars.
Bir dn, btn ailesini gvence altna almak zorunda. Ama hi deilse bir
vatan var. Bu yzden ona ok gpta ediyorum, okumas olmadndan, dnyada
olup bitenlerden bihaber olmasna da... in garibi, benim Bay Morrison'dan ok
farkl bir Avrupal olduumu fark etmie benziyor
Regina'ya benden sz et, babasn tanyacak m bakalm? ocuk bu olup
bitenlerden ne anlayacak ki? En iyisi gemiye bindiinizde onunla konuursun.
Gevezelik etse de artk nemli deil. Fazla veda ziyaretlerine de gitme!
zldnle kalrsn. Babam, Sohrau'ya son defa onlar grmeye gitmemenizi
anlayla karlayacaktr. Hatta iine bile gelir. Kaec'i ve anneni benim iin p.
Ayrl gn her ikisine de ac gelecektir. nsan sonunun nereye varacan
dnemiyor.
kinizi de sevgiyle kucaklyorum.
Senin Yal Walter'in
4 Nisan 1938, Rongai
Benim sevgili Regina'm!
Bugn zellikle sana yazlm bir mektup alyorsun, nk baban seni grecei
iin ok mutlu. Bugnlerde daha da uslu olmalsn, akamlan dua etmeyi
unutma, elinden geldii kadar da annene yardm et. mzn birlikte
yaayaca iftlik eminim ok houna gidecek. Burada bir sr ocuk var. Ama
onlarla oynayabilmen iin nce dillerini renmelisin. Burada her gn prl prl
bir gne var, yumurtalardan minik sevimli civcivler kyor. Geldiimden bu
yana iki buza dnyaya geldi. Ama bir tek eyi iyice kafana koy: Afrika'ya,
sadece kpeklerden korkmayan insanlar alyorlar.. Bu yzden cesur olmaya
al. Hayatta cesur olmak ikolatadan ok daha nemli.
Yanacklarnda yer kalmamacasna bol pckler... Annene, Bykanneye ve
Kaete Teyze'ye de birkan verebilirsin.
Baban
1 Mays 1998 Rongai
Sevgili babam ve Sevgili Liesel'im!
Gl tohumlarn, Sauerkraut reetesiyle, Sohrau'dan en yeni haberleri
gnderdiiniz mektubunuz dn geldi. Bu mektubun benim iin ne ifade ettiini

keke szcklere dkebilseydim! Kendimi, sevgili babacm, bir an iin bir


zamanlar cepheden mektup gnderdiin o kk olun gibi hissettim. Her
mektubun cesaret ve vatana sadakat duygularyla doluydu. Ama en byk
cesarete, insann vatansz kaldnda ihtiyac olaca, o gnlerde hibirimizin
aklna bile gelmemiti.
Avusturyallar'in Reich'a getirilmelerinden bu yana, sizler iin eskisinden de ok
endieleniyorum. Almanlarn ekler'e de ayn ans tanmayacaklarn kim
bilebilir. Ya Polonya'nn gelecei ne olacak?
Afrika'ya gelir gelmez, sizler iin bir eyler yapabileceimi sanmtm. Ancak,
yirminci yzylda insanlarn btn dertlerinin geim ve ban sokacak bir dam
olabileceini hi dnemezdim. Jettel ve Regina buraya gelene kadar ne yazk
ki yapacak bir ey yok. Yumurta, tereya, st ve stne bir de aylk kazancnn
olaca bir i bulmak aslnda daha sonra da epey zor olacak.
En azndan, gmenlere danmanlk yapan bir Musevi brosuyla temasa
geebilirsiniz. Srf bunun iin Breslau'ya bile gitmeye deer. Hi deilse Jettel'le
Regina'y da grm olursunuz. nk onlarn Afrika yolculuuna kmadan
nce bir kez daha Sohrau'ya gelmelerini istememitim. Mektuplarndan Jettel'in,
buna ok sinirlendiini fark ettim.
Ama her eyden nce sevgili babacm artk bo hayallere kaplmayn.
Almanyamz bitti, ld. Bizim sevgimizi tepti.. Her gn biraz daha yreimden
karp atyorum. Sadece bizim Schlesierland'mz asla boyun emeyecek..
Burada vatandan bunca uzakta, dnyada neler olup bittiini nasl rendiimi
belki de merak ediyorsunuzdur. Startler'lerin ayrlrken bana armaan ettikleri
radyo gerek bir mucize. Alman kanaln evdeki kadar net alyorum. Dostum
Ssskind'in dnda (o komu iftlikte yayor, buraya gelmeden nce de iftilik
yapyormu) benimle Almanca konuan tek kii bu radyo. Acaba Bay Gbbels,
Rongai'de yaayan bu yahudinin, anadiline duyduu zlemi, onun yapt
konumalarla giderdiini duysayd houna gider miydi dersin?
Bu zevki de sadece akamlar tadabiliyorum. Gndzleri ise, yerlilerle
konuuyorum, hepsinden iyisi bu, bir de ineklere davalarm anlatyorum. Melul
gzl bu hayvanlar her eyi yle iyi anlyorlar ki.
Ssskind, yaam alglamaktaki mizahi igdmn, bu lkede diki tutturacak
denli gl olduunu iddia ediyor. Bunu sylerken korkarm baz eyleri
kartryor. Aslnda, Wilhelm Kulas olsayd iyi bir kariyer yapabilirdi. Burada
teknisyenlere mhendis diyorlar, ok abuk da i buluyorlar, Bense, "lkemde
iken adalet bakanydm" diye iddia etsem bile, bu beni hibir yere gtrmez.
Onun yerine ben de, iftlik hizmetkrma, "Kalbimi Heidelberg'te braktm"*
arksn rettim. Her szc renmekte bu kadar zorlanan birini, yumurta
piirme saatinin yerine rahatlkla kullanabilirsin. Rafadan yumurtalarm, onun
sayesinde ayn evdeki kvamnda piirebiliyorum. Grdnz gibi ben de
burada kk baarlarmla avunuyorum. Daha bykleri ne yazk ki zaman
alacak.
Hepinizi zlemle kucaklyorum.

Sizin Walter'mz
25 Mays 1938, Rongai
Benim Sevgili na'm, benim sevgili Kaete'im Bu mektubu aldnzda, Tanr izin
verirse, Jettel ve Regina yola km olacaklar. u anda ne hlde olduunuzu
tahmin edebiliyorum, ama inan, Breslau'yu ve sizleri dndke, neler
hissettiimi szcklere dkmekte zorlanyorum. Biz ayrldktan sonra Jettel'i
avutmak iin elinizden geleni yaptnz, benim mark Jettel'im, tandm
kadaryla eminim epey banz artmtr.
Jettel iin endielenmeyin. Buraya alacana inanyorum. Son yllarda,
zellikle de son aylarda yaadklarndan sonra,
* "leh hab mein Herz in Heidelberg verloren", Almanlarn ska syledii pek
sevilen nl bir sarkdr, .N
eminim bir tek eyin nemli olduunu anlamtr: birlikte ve gven iinde
olmamz. Biliyorum sevgili na, benim gibi fkeli biri, Jettel'in de, suyuna
gidilmedii zaman hemen ly karan, dikkafal, inat bir ocuk olmas, seni
her zaman endielendirmitir, ama bunlarn hibirinin bizim evliliimizle bir
ilgisi yok. Jettel, hayatmn byk akyd, her zaman da yle kalacaktr. Bazen
hayatm zorlatrsa da.
Gryorsun, Afrika'nn hi batmayan kzgn gnei insann dilini nasl da
zyor, ama zaman geldiinde insan baz eyleri aka syleyebilmelidir.
Bence imdi tam sras: Sevgili na'm, yeryznde senden daha iyi bir
kaynvalide daha yoktur.. Sakn kzarm patateslerinden sz ettiimi sanma,
rencilik gnlerimden sz ediyorum. Evine geldiimde henz ondokuz
yandaydm, bana olun gibi davrandn. Ne kadar uzun zaman geti ve ben,
yaptklarnn karln ne kadar az verebildim!.
imdi hepiniz gl olmalsnz!. Amerika ile mektuplamanzdan ok
mitliyim. Her frsat deerlendirin. Biliyorum, dualarla aran pek iyi deildir,
bense Tanr'nn yardmna snmay ihmal etmiyorum. Umarm bir gn ona
teekkr edecek frsat bana verir.
Jettel ve Regina burada prensesler gibi arlanacaklar. Regina iin, sedir
aacndan ba ksm ta sslemeli harikulade bir karyola yaptrdm (burada
yaamak iin hibir eyim yok geri ama istediim kadar aac kesebiliyorum).
Tac nce kadn zerine izdim, sadk hizmetkarm ve arkadam Owuor,
elinde ba ile yar plak dev gibi bir adam getirdi, bizim tac bir gzel
yonttu. Btn Breslau'da eminim byle gzel bir paray daha bulamazsn.
Yamur yadnda Jettel'in ayaklar amura batmasn diye, evle dardaki
baraka tuvalet arasndaki patikay tahta dettim. Burada en kk bir ii bile
insann kendisinin yaptn grnce, umarm ok armaz. Evden tuvalete
gitmek dakika sryor. shal olunca tabii daha az.
Belediyeye ve bizimkilere yardm eden kim varsa, herkese selamlarm ilet,
kendinize iyi bakn!. Bunlar yazmak bana aptalca geliyor ama, insan
hissettiklerini baka nasl ifade edebilir ki?

Sonsuz sevgilerimle, Sizin Walter


20 Temmuz 1938, Rongai
Benim sevgili Jettel'im
Bugn Southampton'dan yazdn mektubunu aldm. Bir bana yaayan yalnz
bir adam olarak nasl rahatladm, nasl mutlu oldum bilemezsin.. Nihayet,
nihayet, nihayet... Artk korkmadan birbirimize yazabileceiz. "Adolf
Wormann" gemisinin postalar toplad urak limanlarn adlarn vermeyi akl
ettiin iin sana hayranm. Bunu o zaman hi dnmemitim. Demek bu
mektup Tanca'ya gidecek. Doru hesapladysam, orada senin eline gemi
olacak. Nis'e yazmak iin zaman ok az. Umarm, ok hayal krklna
uramadm. Posta beklemenin ne demek olduunu ok iyi bilirim.
Regina ilk siyah adamlar Tanca'da grecek. Bizim kk korkak tavan umarm
ok rkmez. Yolculuk heyecann yenmi olmasna ok sevindim. Belki de onu
olduundan fazla nazl sanyorduk. Senin, ne hlde olduunu dnebiliyorum.
Annenin Hamburg'a kadar sana elik etmesi houma gitti. mitsiz bir yrein
hl bakalarn dnebilmesi ne gzel!
Buzdolabn satn almadn diye tasalanma. Etleri ve tereyan, bir gzel yeni
gece elbisenin iine sarar, sonra da hepsini yakc gnete rzgra salarz. aka
deil, ipekli kumalar iinde olmasa bile, insanlar yiyecekleri burada byle
soutuyor, bizde bir kere deneyebiliriz. Hi deilse, gece elbisenin bir ie
yaradn grnce iin rahatlar. Dn muz aldm. Sakn yarm kilo ya da bir kilo
sanma, koca bir hevenk, zerinde en az elli muz var.. Regina bunu grnce
aracak. Burada kadnlar arada bir, ellerinde koca muz hevenkleri ile gelip
iftliklere satyorlar. lkinde, sadece adet muz satn almak istediimi gren
btn siyahiler bama toplanp neredeyse glmekten leceklerdi. Muz burada
ok ucuz (hatta bizim gibi, bir ie yaramaz Museviler iin bile) ve de yemyeil,
ama tad olaanst. Keke her eyin tad burada byle gzel olsa.
Geleceksiniz diye, galiba Owuor da seviniyor. gndr benimle kst. Cmle
kuracak kadar Suahelice'yi rendiimde, her gn ayn pudingi yemek
istemediimi itiraf edince, deli oldu. Pudingini ilk yediim gn ne kadar
beendiimi syleyip duruyor. Bu tatlyla ilk tanmamzda azm
aprdattm anmsatp, yznde alayc bir ifadeyle beni szp durdu. Ben de
st dkm kedi gibi kalakaldm. Suahelice'de, "deiiklik" szcnn
karln, (tabii byle bir szckleri ayet varsa ), elbette bilmiyordum.
Buradaki insanlarn zihniyetini anlamak epey zaman alacak, ama hepsi de ok
sevimli, eminim ok da akll. En azndan insanlar bir yere hapsetmeyi ya da
lkelerinden kovmay asla akllarna bile getirmezler. Yahudiymiiz,
snmacymz, ya da kaderin cilvesi bu ya, hem yahudi hem de snmac
olmamz kimsenin umurunda deil. yi bir gnmde, bazen bu lkeye
alabileceimi dndm oluyor. Belki de bu siyah adamlarn anlar
unutmaya yarayacak bir ilalar (ilaca burada Daua diyorlar) vardr.

imdi benim iin ok ilgin bir olay anlatmak istiyorum. Bir hafta nce Heini
Weyl aniden kageldi. Hani u, Tauentzien Meydannda byk amarhanesi
olan adam. ten atldktan sonra nereye g edeceimizi bilmediim bir srada
babamn tavsiyesi zerine ona gitmitim. Adam bana sadece elli sterlin
istiyorlard, bu yzden Heini o zaman bana Kenya'y nermiti.
imdi onbir aydr burada; bir otelde i bulmay denedi ama olmad. Garsonluk
beyazlara pek uygun bir i saylmyor, daha iyi bir pozisyon iin ise ngilizce
bilmek gerekiyor. Sonunda Kisimu'da bir altn madeninde menajerlik buldu (ki
burada herkes menajer, ben bile). Kisumu'nun korkun scak bir iklimi var, hatta
stma blgesi diye de biliniyor, ama o btn bunlara ramen iyimserliini
kaybetmedi. Rongai, Nairobi'den Kisuma'ya giden yol zerinde olduundan,
cebindeki son paras ile satn ald bir arabayla kars Ruth'la birlikte bize
urad. Btn bir gece laklak yaptk, Breslau'dan anlarmz tazeledik.
Owuor'da puding fkesini unutup, sadece Bay Morrison iin kesimine izin
verildii halde, elinde bir tavukla geldi. Sylendiine gre tavuk ayaklarnn
dibine cansz dvermi.
iftlie birinin ziyarete gelmesi ne byk nimet bilemezsin! nsan lm de
yeniden dirilmi gibi oluyor.
Weyl'ler'in dediklerine gre, Fritz Feuerstein'la iki erkek kardei Hirschl
tutuklanmlar. Schlesinger'in bir mektubundan, Hans Wohlgemut'la
kaynbiraderi Siegfried'i de gtrdklerini rendim. Bunu oktandr
biliyordum, ama Breslau'dan ayrlana kadar sana bu tutuklamalar yazmak
istemedim. Yahudi bir avukata gitmeyi bir trl kabullenemeyen, bizim iyi
yrekli, sadk Greschek'in, Cenova'ya kadar trende bana elik ettiinden de sana
hi sz etmedim. O da bana buraya bir mektup gnderdi. Cevaplamadm iin
umarm beni anlayla karlamtr.
Tanr'nn ne sevgili kullaryz, artk ekinmeden, korkmadan birbirimize mektup
yazabiliyoruz. "Adolf VVrmann" gemisinde, bitiiinizdeki masada Naziler
varsn hayranlkla Hitler'den sz etsinler, kulak asma. Hi nemli deil! Byle
krlganlklar zengin insanlarn harcdr, bunu artk iyice kafana koy. Sizin iin
sz konusu olan u anda VVrmann gemisinde olmanzdr, yoksa kimlerle
seyahat ettiiniz deil.
Mideni bulandran bu insanlar bir ay sonra grmeyeceksin bile. Owuor'a
gelince, o zaten insanlar nasl inciteceini bile bilmez.
Ssskind, patronunun, Mombasa'ya giderken arabasn almasna izin vereceini
umuyor. yle olursa, ikinizi de gemiden alr, direkt buraya getiririz. Direkt
dediime bakma, asfaltlanmam yollardan en az iki gn, ama bir geceyi
Nairobi'de Gordon ailesinin yannda geirebiliriz. Gordon'lar drt yldr orada
yayorlar, yeni gelen herkese de her an yardma hazrlar. Ama eer Ssskind'in
patronu, bir snmacnn lm korkusundan aylar sonra karsyla ocuunu
kollarna alma zlemiyle yanp tututuunu anlayla karlamazsa da, sakn
zlme. Mombasa'daki Musevi cemaatinden kim olursa, Nairobi'ye giden trene
sizi koyar, oradan Rongai'ye devam etmenize de yardm eder. Buradaki

cemaatler mkemmel alyor. Ama ne yazk, sadece lkeye girilerde yardmc


oluyorlar.
Kavuacamz ana kadar, haftalar, gnleri deil, artk saatleri sayyorum.
Kendimi dn gecesi gerdee girecek damat gibi hissediyorum.
Sevgiyle Sizi Kucaklayan Yal VValteriniz
II. BLM
Owuor, Regina'y arabadan indirirken, "Toto" diyerek glmsedi. Kk kz,
nce hafife yukar frlatp, sonra tekrar yakalayarak gsne bastrd. Kollar
yumuak, scak, glerken grnen dileriyse bembeyazd.. ri gzbebekleri
yzn adeta aydnlatyordu. Kafasna geirdii koyu krmz takke, Regina'nn
uzun yolculua kmadan nce kek piirmek iin kum sandna koyduu
stste geirilmi bakralara benziyordu. Takkeden incecik pskll siyah bir
ponpon sallanyor, kenarlarndan minicik siyah lleler sarkyordu. Owuor'un
pantolonunun stne giydii uzun beyaz gmlek, uslu ocuklarn resimli
kitaplarndaki neeli meleklerin elbisesine benziyordu. Yass bir burnu, kaln
dudaklar vard, kafas kapkara bir mehtaba benziyordu.. Alnna biriken terler,
gnein vurmasyla rengrenk inci tanelerine dnyordu. Regina hayatnda
hi byle minik inci taneleri grmemiti.
Owuor'un teninden yaylan bal rayihal gzel koku, tm korkulan silip
spryor, kck bir kz adeta yetikin biri oluyordu. Regina, bedenindeki
tm yorgunluu ve aclar koparp alan bu byl havay iyice iine ekebilmek
iin azn alabildiine at. imdi Owuor'un kollarnn kendisine g verdiini
daha iyi hissediyor, dilinin zldn fark ediyordu.
Regina, gzel, yabanc szc tekrarlad, "Toto!"
Koca adam, gl elleriyle kk kz usulca yere indirdi. Kulaklar gdklayan
grtlaktan bir kahkaha patlatt. Birden yksek aalar yerlerinde yle bir
dndler, bulutlar dans etmeye koyuldular, kara glgeler gnein aklna
sndlar.
Owuor yeniden gld, "Toto!"... Sesi tok ve scackt. Regina'mn geceleri hayal
ettii, byk hznl ehirdeki, birbirleriyle fsldaan, alaan insanlarn sesine
hi benzemiyordu.
Regina, "Toto!" diyerek sevinle karlk verdi.
Gzlerini yle bir at ki, gnn aydnlnda ldayan noktacklarn ateten bir
top olup sonra kaybolduunu grd. Baba, kk beyaz elini annenin omzuna
koymutu. Baba ve anneye yeniden sahip olma duygusuyla, Regina'nn aklna
birden ikolata geldi. rkek rkek kafasn sallad, annda teninde souk bir
rzgrn temasn hissetti. Acaba ikolatay aklna getirirse siyah adam bir daha
hi glmeyecek miydi? Yoksul ocuklara artk ikolata yoktu. Babas avukatl
brakalberi Regina da yoksullatm biliyordu. Anne gemideyken her eyi
anlatm, aptalca sorular sormayp, sylenenleri ok iyi kavrad iin de

Regina'y vmt. Ama imdi kavurucu scakla birlikte nemli olan bu yeni
havay solurken, hikyenin sonunu pek anmsayamyordu.
Sadece, annesinin beyaz elbisesinin zerindeki mavikrmz ieklerin kular
gibi uutuunu gryordu. Babasnn alnnda biriken inci tanecikleri de l l
parldyorlard, geri Owuor'un yzndekiler gibi gzel ve rengrenk deildiler
ama, yine de Regina'y elendirmeye yetiyordu.
"Gel, ocuum," Regina annesinin seslendiini duydu, "bir an nce gneten
kamalyz". Babasnn elini kavradn hissetti, ama parmaklar artk onun
deildi, sk sk Owuor'un gmleine yapmlard.
Owuor kzn ellerine vurup, parmaklarn zgrlne kavuturdu.
Evin nndeki kk aaca tnemi olan byk siyah kular bararak
bulutlara doru uutular, ardndan krmz toprak zerine plak ayaklarn vura
vura Owuor da uar gibi gzden kayboldu. Beyaz melek entarisi uzakta
rzgrdan toparlack olmutu. Owuor'un gittiini grmek Regina iin kt oldu.
Gsnn tam ortasnda, her defasnda byk bir zntnn habercisi olan o
keskin acy hissetti, ayn anda, annesinin yolculua kmadan nce kendisine
sylediklerini anmsad, annesi ona, "Yeni yaamnda artk alamamalsm."
demiti. Gzyalarnn akmamas iin, gzlerini yumdu. Yeniden atnda,
Owuor'un sararm otlardan kendilerine doru gelmekte olduunu grd.
Kollarnda kk bir karaca tayordu.
"Bu Saura. Saura, senin gibi bir Toto," dedi. Regina sylediklerinden bir ey
anlamad halde, kollarn at. Owuor titreyen hayvanc ona uzatt. Srtst
yatyordu, incecik bacaklar vard. Kulaklar, sandkta koyacak yer kalmad
iin, yolculua karken yanma alamad bez bebei Anni'ninki kadar
kckt. Regina o gne kadar bir hayvan ellememiti. Ama iinde en ufak bir
korku duymad. Ban edi, salar kk karacann gzlerine deiyordu,
dudaklaryla hayvann alnna bir pck kondurdu.
"Hayvanck ackm" diye fsldad Regina; "benim gibi".
Jettel: "Aman Tanrm, hayatn boyunca bugne dek byle bir ey sylemedin."
"Bunu benim karacam syledi, ben deil."
"Bakyorum artk bir zenci gibi konuuyorsun," dedi Ssskind. Gl
Owuor'unkine benzemiyordu ama, yine de kulaa pek fena gelmiyordu.
Regina karacay skca gsne bastrd, imdi scack bedeninden gelen dzgn
kalp atlarndan bakaca bir ey duymuyordu. Hayvann gzlerini kapad.
Babas uyuyan hayvan Regina'nn kollarndan alarak Owuor'a uzatt. Sonra
Regina'y kk bir ocukmu gibi kucana alarak eve tad.
"Ne gzel!" diye sevinle bard Regina; "damda delikler var. Bugne kadar
byle bir ey grmedim".
Walter, "Buraya gelene kadar ben de grmemitim. Hele bir bekle, ikinci
hayatmzda her ey ok farkl." dedi.
Regina mutlu bir sesle: "kinci hayatmz yle gzel ki!" dedi.
Owuor daha ilk gnden ard gibi, karacann ad Saura kald. Saura, kk
evin arkasndaki byk bir ahrda kalyordu, scack diliyle Regina'nn

parmaklarn yalyor, kk bir teneke kaptan st iiyordu. Birka gn sonra


krpe msr koanlarn dileriyle ineyecek hle gelmiti. Regina her sabah
ahrn kapsn ayordu. Saura hemen yksek otlar arasndan srayarak
kalkyordu. Otlamadan dnerken de ban Regina'nn kahverengi pantolonuna
srtyordu.
Akam gne gkyznden kaybolup, iftlik siyah mantosuna brndnde,
Regina, annesinden kk erkek kardele, kk kzkardein hikyesini
anlatmasn bekliyordu. Kk karacasnn da gnn birinde gen bir olana
dneceini biliyordu.
Saura'nn bacaklar tomurcuk aan aalarn arkasndaki otlarn boyunu
getiinde, Regina da, babasnn stlerini sad ineklerin adlarn ezberleyip
tek tek syler hle geldiinde, Owuor siyah benekli beyaz kpei iftlie getirdi.
Regina, yldz parlaklnda gzleri, uzun ve nemli bir burnu olan bu sevimli
kpein boynuna hemen kollarn dolayverdi. Evden frlayan anne hayretle
seslendi: "Hani kpeklerden korkuyordun?".
"Burada korkmuyorum."
"Ona Rummler" adn verelim, dedi Baba. yle dokunakl bir sesle sylemiti
ki, Regina glmemek iin yutkundu, kkrdayarak, "Saura gibi gzel bir isim"
"Ama Rummler Alman ad. Oysa sen sadece Suahelice'yi beeniyordun"
"Rummler de houma gitti"
"Rummler ad nereden aklna geldi" diye anne hayretle sordu, "Leobschtz'deki
Kreisleiter'in adyd."
"Ah Jettel anlamyor musun, biraz elenelim. imdi gnboyu hey Rummler, seni
pis herif diye seslenir, sonra da kimse bizi tutuklamaya gelmedi diye seviniriz."
Regina iini ekerek, kk sarkk kulaklaryla sinekleri kovalayan kpein
koca ban okamaya koyuldu.
Baba her zamanki gibi anlamad eylerden konuuyordu. Gld zaman da,
Owuor'un glleri gibi dalarda yanklanmyordu. Regina kpein kulana,
gen bir prense dnen karacann yksn fsldarken, baba Saura'nn ahrna
doru bir gz att. Walter Regina'nn yksn duyduunda Regina'nn bir erkek
karde istediini anlad.
Rzgar kulaklarn okarken, annesiyle babasnn durmadan Rummler diye
seslenmelerini iitiyor, sesleri ok net duyduu halde, ne sylediklerini doru
drst anlayamyordu. Her szck, eliyle yakalamaya alt bir sabun kp
gibi hemencik snp gidiveriyordu.
Regina, Rummler'den hemen sonra iftlie gelen Aja'y da sevmiti. Son
kzlln ufukta kaybolduu, dikenli akasyalara tnemi kara akbabalarn
kanatlarndan kafalarn kardklar bir sabah, evin kapsna gelmiti. Aja,
burada ocuk bakcsnn adyd, nden ve tersten okunduunda ayn anlama
geldii iin de Suahelice'deki dier szcklerden daha kolayd. Aja da,
Rummler ve Saura gibi Owuor'un bir armaanyd.
nlerindeki imenlikte derin kuyular bulunan beyaz tatan evlerde yaayan
zengin ifti ailelerinin hepsinin birer Aja's vard. Ovvuor Rongai'ye gelmeden

nce, byle bir iftlikte, arabas, bir sr at, tabii ocuklara bakmak zere bir de
Aja's olan bir Bwana'nin beyaz adam) yannda almt.
Nehrin kysndaki kulbelerden birinde yaayan gen kadn getirdii gn
"Aja'nm olmad bir ev iyi deildir," demiti. Teekkr ederken, "senta sana"
demeyi rettii Memsahib (beyaz kadn) beenisini Owuor'a gzleriyle
anlatmaya almt. Aja'nm Saura'nnkiler gibi yumuack, iri kahverengi
gzleri vard. Minicik ellerinin ayalar, Rummler'in derisinden daha beyazd. O
da Owuor'un Jaluo kabilesinden geliyordu ama, teni onunkinden daha akt.
Sa omzuna koca bir dmle tutturduu sar atk rzgrdan aldka, kk
diri gsleri ipe dizilmi ampuller gibi srtyordu. Aja hibir eye ne
fkeleniyor ne de sabrszlk gsteriyordu. Az konuuyordu ama grtlaktan
kard ksack sesler bile gzel bir ark gibi kyordu.
Regina Owuor sayesinde dillerini nasl o kadar ksa zamanda ve mkemmel
rendiyse, Aja ile de yaamna suskunluu renmek girmiti. Her gn le
yemeinden sonra, evle mutfak arasndaki avluya karlar ve avludaki aacn
glgeliinde otururlard. Scak stle, sahanda yumurtalarn kokusunu en gzel
buradan alabiliyorlard. Kokuya doyup, dama slannca da yzn usulca
Aja'nm atksna saryordu. Sonra da kula iki yrein atnda uykuya dalar,
gne gkyznden iyice ekilip, glgeler uzaynca da, Rummler'in yzn
yalamasyla uyanrd.
Sonra sra Aja'nn uzun sapl otlarla kk sepetleri rd saatlere gelirdi.
Elleriyle otlarn arasndan ayklayarak uyandrd minik kanatl hayvancklarn,
tm dileklerini Tanr'ya ulatiran uan atlar olduunu sadece Regina bilirdi. Aja
iini yaparken bir yandan dilini aplatr, ama bunu yaparken de dudaklarn hi
kprdatmazd.
Gecelerin grltleri hep aynyd. Karanlk bastnda, srtlanlarn ulumas
duyulur, kulbelerden zaman zaman ark sesleri ykselirdi. Regina yataktayken
bile bu seslerden nasibini alrd. atya kadar uzanamayan evin duvarlar ok
alak olduundan, kendi odasndan annesiyle babasnn konumalarnn her
kelimesini duyard.
Fsldar gibi konusalar da, sesleri gndz olduu kadar yksek gelirdi. Kimi
nisbeten sessiz gecelerde bu sesler ar vzltlarna bazen de Rummler'in, dilinin
bir iki hereketiyle anan boaltrken kard homurtulara benzerdi. Ama
bazen de srtlanlarn ilk ulumalaryla, birbiri ardndan gelen korkulu
konumalarn duyulduu, bitmek bilmeyen uzun ve kt geceler de olurdu.
Ancak afakla beraber korkulu sesler yerini uyanan horozlarn seslerine
brakrd.
Bu grltl gecelerin sabahnda Walter inekleri saan obanlardan da erken
ahrlarda olurdu, Jettel de mutfakta uykusuzluktan kzarm gzleriyle fkesini,
tten ocan zerindeki st kabnda sndrrd.. kence gibi geen bir geceden
sonra Rongai'nin serin akamlan btn bir gnn kzgnln alarak bulanm
zihinleri rahatlayana kadar birbirleriyle hi konumazlard.

Sonra yaptklarndan utanarak barrlar, ite o anda iftlik yaamnn kzlarna


ne kadar yaradn fark ederlerdi. Eskiden, yabanclar kendisine sadece
glmseyerek baknca bile, utanarak ban ne eip, ellerini arkasnda
kavuturan rkek ocuk bukalemun gibi deiivermiti. Rongai'deki yaam
salna iyi gelmiti. Artk pek ender alyor, Owuor yanndayken de hep
glyordu. Sesinde ocukluktan eser kalmamt. Walter'i kskandracak kadar
kendinden emin grnyordu.
Regina'nn Owuor ve Aja ile kendi dillerinde konuabilmek iin Jaluo'ca
rendiini syledii gn, Jettel, "Annem zaten hep sylerdi," dedi, "ocuklar
abuk uyum salarlar."
"Desene senin iin de mit var."
"Bana hi de komik gelmiyor."
"Bana da."
Walter ani k yaptna hemen piman oldu. Eskiden yapt masum akalar
zler olmutu. Alayc tavr krc olduundan beri, Jettel'in huzursuzluu bylesi
akalar affedemez hale gelince, iyi gnlerinde doal grdkleri ufak
krlganlklara imdi ikisi de tahamml edemiyordu.
Jettel'le Walter1 in birbirlerine kavuma mutluluu ne yazk ki uzun srmemiti,
zaman gemeden yreklerini actan mitsizliin penesine dmlerdi. tiraf
etmekten ekiniyorlard ama, iftlikteki yalnzln getirdii zoraki birliktelik
ikisini de skyordu. Belki de bir balarna kalsalar daha az ac ekeceklerdi.
Birbirlerine baml olmaya almamlard. Kendilerinin dndaki heyecan
verici deiik yaantlarla dolu bir dnyann varlndan habersiz gnn her
saatini birlikte geirmek zorundaydlar. Evliliklerinin ilk yllarnda iken, alay
edip burun kvrdklar hatta skc bulduklar kk kasaba dedikodular, imdi
geriye dnp baktklarnda elenceli ve heyecanl geliyordu. Eskiden olduu
gibi, kk atmalar sonrasnda bir sre iin ayrlp, sonra da anmsadklarnda
kendilerine masum grnen atmalar srasndaki ineleyici szleri unutturan
mutlu kavuma anlar da artk gemite kalmt.
Walter'le Jettel birbirlerini tandklar gnden beri hep kavga etmilerdi.
Walter'in, itiraz kabul etmeyen, parlamaya hazr takn bir yaradl, Jettel'de
ise; ocukken ok gzel olup, gen yata dul kalm bir anne tarafndan
prensesler gibi el stnde yetitirilmi bir kadnn kendine gveni vard.
Uzun nianllk dneminde sradan, sama eyler yznden kan atmalarn
stesinden gelemeyip hl yoluna gidememekteki beceriksizliklerinden hep
yakmmlard.. Bu kk kavgalar ve sonrasnda gelen barmalar, birbirlerine
olan sevginin bir paras olarak kabullenmeyi ancak evlilikleri srasnda
renmilerdi.
Regina dnyaya gelip alt ay sonra da Hitler iktidar olunca birbirlerine
eskisinden daha sk sarlmlar, ama kendi yarattklar bu cennette
dlandklarnn o zaman farkna varamamlard. Gerekte ne olup bittiini,
imdi ancak burada Rongai'deki yaamn tekdze aknda anlyorlard.
Genliin verdii o inanlmaz gle, oktan dlandklar bir vatana

tutunabileceklerine dair hayallerini be yl inatla srdrmlerdi. imdi


grebildiklerini o zaman neden fark edememi olduklarna zlp,
cehaletlerinden, uza gremeyilerinden utanyorlard.
Zaman hayallerine galip gelmiti. 1 Nisan 1933'te, Almanya'nn batsndaki
Musevi iyerlerinin boykotu, durumu kabullenenlerin gelecee dair umutlarn
krmt. Yahudi hkimler grevlerinden, profesrler niversitelerden
atlmlard. Avukatlar ve doktorlar geimlerinden olmular, tccarlar ilerini,
balangta bu dehetin uzun srmeyeceini zanneden btn muse viler de
inanlarn kaybetmilerdi. Almanya'nn Yukar Silezya blgesindeki yahudiler
ise, Cenevre Aznlklar Anlamas sayesinde balarna gelebilecek felaketlerden
kendilerini koruyabilmilerdi.
Walter, Leobchtz'de avukatlk stajna balad ve hatta noter olduu hlde,
kendisine neden boykotu bir asi gibi davrandklarma bir trl akl
erdirememiti. Oysa hafzasndaki Leobschtz sakinleri (birka dnda, ki
onlarn isimlerini sayabilirdi) hep dost canls ve hogrl insanlard. Yukar
Silezya blgesinde de yahudilere kar giderek artan bir fke olumasna
ramen, insanlar yine de yahudi bir avukata gitmekten vazgememilerdi. imdi
ona biraz tuhaf ve kibirli bir tavr gibi grnyordu ama o zamanlar, bu insanlar
kendisini dier yahudilerle bir tutmad iin epey bbrlenmiti.
Cenevre Aznlklar Anlamasnn sona erdii gn, Walter avukatlk grevinden
alnmt. Bu, Almanya ile ilk atmasyd ki, bunu bir trl kabullenememiti.
Bu darbe ona ar geldi. Ailesine kar olan sorumluluk duygusu gibi
igdsnn de bir daha asla dzelmemecesine iflas ettii duygusuna kaplmt.
Jettel ise, iinde eksilmeyen yaama sevinci ve ocuksuluuyla, tehdidin
bykln kavrayamamt. Kendisine hayran kk bir dost ve tandk
topluluunun odak noktas olmak ona yetiyordu. ocukken, nasl olduunun pek
de farkna varmadan sadece yahudi arkadalar edinmiti, okulu bitirince de
yahudi bir avukatn yannda staj yapm, Walter'in KC renci brosuyla olan
ilikileri sayesinde de sadece yahudilerle balant kurmutu. 1933'den sonra da
sadece Leobschtz'deki Musevilerle dostluk kurmu olmas onu rahatsz
etmemiti.. ou annesinin yandayd, Jettel'in genlii, cazibesi ve dostluu
ile hayat buluyorlard. stelik o sralar Jettel hamileydi ve ocuksu haliyle
dokunakl bir grn vard. ok gemeden Leobschtz'ller tarafndan da
tpk annesi gibi martld, balangta duyduu korkularn aksine, kk ehir
yaam houna gitmeye balamt. Sklnca da Breslau'ya gidiyordu.
Pazar gnleri ounluk Tropau'ya gidilirdi. ekoslavakya snrnda, ksa bir
yry mesafesindeydi. Lezzetli nitzeller ve zengin pasta eitlerine olan
dknlnn tesinde, Jettel'e komu bir lkeye gezinti yapma hayali bile
yetiyordu.
Gndelik alveri, dost davetleri, Breslau'ya yaplan yolculuklar, sinemaya
gitmek, sadece yksek atele yatan bir hastann yatanda dost bir aile hekimi
tarafndan ziyaret edilmesi gibi yaamsal gereksinimlerin bir gn gelip de
ulalamayacak olmas asla Jettel'in aklna gelmezdi. Vatandan g etmenin ilk

basama olan Breslau'ya gidi, yahudileri topraklarna almay kabul edecek bir
lkenin mitsiz araylar, VValter'den ayrl ve nihayet onu bir daha
gremeyip, Regina'yla Almanya'da tek basma yaamak zorunda kalaca
korkusu, Jettel'i akln bir anda bana getirdi.. Artk hibir gelecek vaad
etmeyen anlk zevklerle geen o yllarda neler olup bittiini sonunda anlad.
Kendini dnya aklls sanp, insanlar anlama konusundaki gl igdsne
inand iin, stne stlk sorumsuzluundan ve iyiniyetli oluundan adeta
utan duydu.
Rongai'de kendi kendisini sorgulay, sululuk duygusu ve huzursuzluu iyice
artt. Jettel, iftlie geldii ay iinde ev, ineklerin ahr ve ormandan baka bir
ey grmemiti.. lkeye geldiinde, bedenini halsiz brakan, kafasn
sersemleten kuraklktan olduu kadar hemen ardndan balayan yamurlardan
da nefret etmiti. Gnlk yaamn, umutsuzca balklarla boumak, mutfaktaki
oca iin kuru odun toplamakla snrlamt.
Her an, stma ve Regina'nn lmcl bir hastala yakalanmas korkusu
iindeydi. Her eyden te, Walter'in iini kaybedip, Rongai'yi terk etmek
zorunda kalacaklar ve barnacak bir yuva bulamayacaklar panii ile yayordu.
Jettel, gerekleri grme konusundaki keskin igdsyle, her geliinde
Regina'ya pek de dosta davranmayan Bay Morrison'un, iftlikte olup
bitenlerden kocasn sorumlu tuttuunun da farkndayd.
Msrlar nce ok kurumu, sonra da slanmlard. Budaydan rn
alnamamt. Tavuklar bir gz hastalna yakalanmlard, gnde en az be
tanesi telef oluyordu. nekler yeterince st vermiyorlard. Yeni doan son drt
buzadan hibiri iki haftadan fazla yaayamamt. Walter'in, Bay Morrison'un
istei zerine at kuyudan su kmamt. Byyen sadece atdaki deliklerdi.
Byk yamurlardan sonra Menangai'i kzla boyayan ilk allk yangnn kt
gn kavurucu bir scak vard. Owuor yine de Walter ve Jettel iin evin nne iki
iskemle att. "Epeydir uykuda olan bir yangn seyretmelisiniz," dedi.
"yleyse sen neden kalmyorsun?"
"Bacaklarm frla diyor."
Gne batm ncesindeki bir saat iin rzgr olduka kuvvetliydi, bulutlar
iftliin zerine kmelenmi, youn dumanlardan gkyz grilemiti. Kargalar
tnedikleri aalardan utular. Ormandan maymunlarn sesleri geliyor, srtlanlar
zamansz uluyorlard. Hava keskin ve boucuydu. Konumak zorlayordu ki
Jettel aniden yksek sesle "Artk dayanamyorum." dedi.
"Korkma, ilk defasnda ben de ev yanacak sandm ve itfaiyeyi armak
istedim."
"Ben yangndan sz etmiyorum. Artk burada olmaya dayanamyorum."
"Buna mecbursun Jettel, bize kimsenin yardm edecei yok."
"Peki burada sonumuz ne olacak? Be sent bile kazandn yok, son paramz da
bitmek zere. Regina'y okula nasl gndereceiz? Bir ocuk iin burada hayat
yok, btn gn Aja ile aacn altnda pinekliyor."

"Bunu bilmediimi mi sanyorsun? ocuklar buradan epey uzaktaki yatl okula


gidiyorlar. Bize en yakn olan Nakuru'da ve ayda be sterlin ediyor. Ssskind
renmi. Eer bir mucize olmazsa, birka yl sonra bile bunu verecek gcmz
olmayacak."
"Hep bir mucize bekliyoruz."
"Jettel, Yce Tanr bizi hi skntda brakmad. Yoksa burada olup, imdiki
durumumuz iin yaknmazdn. ok kr hayattayz, bizim iin en nemlisi de
bu.Jettel szleri aznda geveleyerek, "Bunu artk duymak istemiyorum," dedi.
"Hayattayz, peki ne iin? Buzalarn ldn, tavuklarn zbarp telef
olduklarn grdke, telalanp zlmek iin mi? Kendimi lden farksz
hissediyorum. Bazen bunu istediim de oluyor."
"Jettel, bunu bir daha syleme! Tanr akna, gnah karmay brak!"
Walter ayaa kalkarak, Jettel'i sandalyesinden hafife kendine doru ekti.
Umutsuzluk ve aresizlik iinde ne yapacan kestiremiyordu, fkesi, btn
iyiniyetini, aklselimini ve hakkaniyet duygularn yoketmiti. Ama sonra
Jettel'in hkrklarn tutarak sessizce aladn farketti. Solgun yz ve
aresizlii Walter'in yreini burktu. Sonunda acma duygusu galebe geldi,
serzenilerini, fkesini iine att. Bu kez efkatle karsn kendisine doru ekti.
Bir an kendisini, eskiden vcutlarnn birbirine dokunuunda hissettii, o
alldk tatl heyecann scaklna brakt, ama bu ufack teselliyi bile karsna
ok grd, mantyla hl direniyordu.
"Bamz kurtardk. Devam etmek zorundayz."
"Bu da ne demek oluyor imdi?"
"Jettel," dedi Walter fsldayarak, gn dndan beri iine att gzyalarn
daha fazla tutamayacan hissediyordu, "dn Almanya'da sinagoglar atee
vermiler. Yahudilere ait iyerlerinin camlarn krmlar, insanlar evlerinden
alp lesiye dayak atmlar. Btn gn bunlar sana sylemeye altm ama
yapamadm."
"Nereden biliyorsun? Byle bir eyi nasl syleyebilirsin? Bu lanet olas iftlikte
bunlar nereden rendin ki? "
"Bu sabah saat bete svire Radyosu'nu dinledim"
"Sinagoglar yakamazlar. Kimse byle bir ey yapamaz."
"Pekl yapyorlar. Bu eytanlar yapar. Onlarn gznde biz insan bile deiliz.
Yaklan sinagoglar sadece bir balang. Nazileri artk kimse durduramaz.
Regina'mn ne zaman ve nasl okula gideceinin hibir nemi kalmadn imdi
anladn m?"
Walter Jettel'le gzgze gelmeye ekindi, sonunda cesaret edip ona baktnda,
sylediklerinden hibir ey anlamadn fark etti. Oysa ne Jettel'in annesi ve
Kaete, ne de kendi babas ve Liesel iin bu cehennemden kurtulmalar yolunda
en ufak bir umut kalmt. Sabahleyin radyonun dmesini kapatt andan
itibaren Walter, gerei sylemeye karar vermiti, ama o an gelince sanki dili
tutuldu. Yreindeki acdan ok konuamamak onu kahretmiti.

Walter baklarn, Jettel'in titreyen vcudundan glkle uzaklatrmay


baardnda, damarlarndaki kan dolamnn hzlandn hissetti. imdi
kulaklarna yeniden baz sesler geliyordu. Kpeklerin havladklarn, kargalarn
ayakladklarn, kulbelerden yanklanan konumalar ve ormann
derinliklerinden davullarn bouk tnlamalarn duyuyordu.
Owuor scaktan kavrulmu otlarn arasndan eve doru koarak geliyordu.
Alacakaranlkta l l parldayan beyaz entarisiyle, kanatlarn am koca bir
kua benziyordu. Walter onu byle grnce elinden olmadan glmsedi.
"Bwana," dedi Owuor soluk solua, "Sigi na kuja."
Bwana'nin baklarndaki aresizlik houna gitti. Yzndeki bu aptal ifadeyi
seviyordu. Byle anlarda onu, hl ana st emen budala bir eee, kendisini de
avn yakalamak zere kafasn uzatan a bir ylana benzetirdi. Bwana'sindan
daha akll olduunu bilmek, azda henz inenmemi bir ttnn leziz tadna
benzer bir duyguydu Owuor iin.
Owuor'un bu zafer sarholuundan aylmas uzun srd. Ama heyecan dinince,
bir bir szler dklverdi. Ama Bwana'nin hibir ey anlamadn grnce,
sylediklerini yineledi.
Owuor sadece "Sigi," diyor, pantolonun cebinden zor bela bir ekirgeyi
karyordu. Yol boyunca koarken hayvan canl tutmak zor olmutu ama henz
kanatlarn rpmaktayd.
"Bu," dedi Owuor, kk ocuuna bir ey anlatmaya alan bir annenin ses
tonuyla, "bir Sigi'dir. Sadece bir tane, senin iin yakaladm. Dierleri gelirse,
burada ne varsa hepsini kemirip, yok edecek."
"Peki ne yapmalyz?"
"ok grlt olmal. Ama bir az yetmez. Sadece senin barmann bir yarar
yok, Bwana."
"yleyse bana yardm et, ne yapmam gerektiini bilmiyorum."
"Buradan uzaklara srebiliriz." dedi Owuor: "Tencere ve kaklarlarla, davul
alar gibi ses karmalyz. Ama bardak krmak daha iyi. Cam krlmasndan her
hayvan rker. Bunu bilmiyor muydun Bwana?"
III. BLM
ekirgeler tarlalardan uzaklara srldkten sonraki gn gne tepelerin ardndan
yzn gstermiti ki, kulbelerde yaayanlardan, tarlada alanlara, hatta
komu iftliktekilere kadar btn blge halk, Owuor'un sadece tencerelere kak
alan sradan bir iftlik hizmetkr olmadn grmlerdi. O stn yetenekleri
olan biriydi. Sigilerle savanda, Massai'lerin oklarndan bile hzl davranmt.
Ovvuor, btn erkekleri, kadnlar, hatta, analarnn eteklerine yapmadan
koabilecek gte ocuklar bile seferber etmiti.
Hepsinin bir azdan avaz avaz barlar, tencerelere ve demir ubuklara
vurularak karlan grlt, en ok da kayalara atldnda paralanan camlarn
kard keskin sesler, ekirgeleri, daha msr ve buday tarlalarna kadar

inmelerine frsat vermeden, taa uzaklara srmt. Kk hayvancklar, zavall


akn rdekler gibi, oraya buraya kamlard.
Byk zaferinden sonra Owuor'un gzn uyku tutmad, arkadalarnn yksek
sesle yaptklar btn akalara da kulaklarn tkad, duymazlktan geldi. Becerisi
ve yeteneinden neredeyse sarho olmutu, doast sihirli bir gce sahip
olduunu bilmek onu keyiflendiriyor, her "sigi" dediinde diline ho bir tat
yaylyordu.
Bu uzun ve olaanst gecenin ertesi gn, bakrataki son st tkenmeden
Bwana inekleri samadan dnd. Yumurta piirme arksna henz balam
olan Owuor'a seslendi. Memsahib, batan gne rengindeki krmz rts
dizlerinin zerinde, sandalyesinde oturmu, glmsyordu. Regina, Rummler'in
ban dizlerinin arasna alm, yerde melmiti. Kpei sarsarak uyandrmak
zereydi ki, Owuor odaya girdi.
Bwana'nin elinde kaln siyah bir top vard. Katlanm topu aarak ondan bir
palto yapt, sonra da Owuor'un elini alarak kuman zerine koydu. Palto,
yamurla slanm toprak kadar yumuackt. Yakann kenarnda her iki taraf da
kaplayan parlak kuma, srta gelen ksmdan daha da yumuakt. Paltoyu,
Owuor'un omuzlarna koyarken, Bwana ayn yumuak ses tonuyla "Bu senin
Owuor," dedi.
"Bwana, bana paltonu mu hediye ediyorsun?"
"Bu palto deil, bir cppe. Senin gibi bir erkek cppe giymeli."
Owuor hemen bu yabanc szc dilinin dnd kadar sylemeye gayret etti.
Ne Jaluo ne de Svahili dillerine benzedii iin, az ve grtla ile sylemekte
zorlanyordu.
Memsahib'le Regina glmeye baladlar. Rummler de koca azn at. Ama
Bwana hl kprtsz duruyordu. Gzlerini uzak bir safariye dikmi, tepesine
rzgrn esintileri ulaamayan, byyememi ksr bir aaca benziyordu.
Sonunda Bwana'smm sesini duydu: "Bu cppedir, aklna geldike bu sz
tekrarla ki benim kadar iyi syleyebilesin."
Owuor, o gnden sonra tam yedi gece bu cppeyi giydi.. ini bitirip de
kulbelerdeki adamlarn yanma giderken, gizlice bir alln arkasna geiyor,
siyah paltosunu srtna geiriyordu. Cppenin; kanatlarn aan bir kartal gibi
rzgrdan dalgalandn grdke, ocuklar, kpekler, hatta gzleri iyi grme
yen yal erkekler, korkak tavuklar gibi ayaklyorlard. Gne vurduka siyah bir
inci gibi parldayan, aymda geceden daha karanlk olan cppesinin bedenine
temasn her hissettiinde Bwana'sindan rendii sihirli szc sylemeye
alyordu. Gnein ufukta ykseldii sekizinci gn, kelime, nihayet Owuor'un
azna att kk bir lokma poo kadar yumuamt. Eh artk, paltoyla ilgili
daha ok ey renmenin zaman gelmiti, zaten epeydir bunun iin
sabrszlanyordu.
Mutfaktaki oca yakt bir sabah, kendisini huzursuzlandran soruyu bir kez
daha kafasnda evirip evirdi, sonunda merak sabrna galebe ald ve Bwana'yi
aramaya koyuldu.

Walter, su deposunun yannda durmu, eliyle oluklara vururak, daha ne kadar


ime suyu kaldn kontrol ediyordu. Owuor merakla sordu, "Cppeyi ne
zaman giymitin?"
"Henz Bwana olmadm gnlerdeki cppemdi, Owuor. e giderken
giyiyordum"
"Cppe," diye tekrarlad Owuor, gzel szcklerin iki kez sylenmesi
gerektiini Bwana'nin nihayet anlam olmasna seviniyordu. "Bir adam
cppeyle alabilir mi?"
"Elbette Owuor, elbette. Ama Rongai'de ben srtmda cppemle alamam."
"Bwana olmadan nce ellerinle mi altn?"
"Hayr, aklmla. Bir cppe giyebilmek iin akll olmak gerek. Rongai'de akll
olan sensin, ben deil."
Mutfaa iinin bana dndnde, Owuor, Bwana'nin, o gne kadar alt
beyaz adamlardan neden ok farkl olduunu, artk iyice anlamt. Yeni efendisi
Bwana, yle szler sylyordu ki, tekrarlandnda dili kuruyordu ama, kulakta
ve aklda kalyorlard.
ekirgelerin yenilgiye uratld haberi Sabbatia'ya ancak sekiz gn sonra
ulaabildi, iftliindeki ineklerde ilk kazkl humma olaylar grld halde,
Ssskind apar topar Rongai'ye geldi.
Daha arabasndan inerken, "Aman Tanrm!" diye haykrd. "Sen tam bir ifti
olmusun. Bunu nasl becerdin? mrm boyunca bunu baaramadm. Son
yamurlardan sonra bu canavarlar iftliin yarsn kemirdiler."
Birlikte ho ve neeli bir akam geirdiler. Jettel zel gnler iin saklad son
patateslerini kard, Owuor'a Silezya usl Himmelsreich yemeinin* nasl
yaplacan gsterdi, Goethe caddesindeki kk dkknda alan annesine
gtrd kurutulmu armutlardan sz etti. O akam, ii hznl ama yine de
neeyle, Breslau'dan ayrlalberi srtna geirmedii krmzmavi izgili bluzu ile
beyaz eteini giydi. Ssskind onu grnce hayranln gizlemedi:
"Senden daha gzel bir kadn dnemiyorum. Eminim, Breslau'daki btn
erkekler peine dmlerdir."
"yleydi,1 diyerek Walter onaylad, kocasnn eski gnlerdeki gibi kendisini
kskandn grmek Jettel'in houna gitti.
Regina o gece yatana gitmedi. minenin nnde uyumasna izin vermilerdi.
Arada bir kulana gelen konumalardan uyandka, Menangai kraterinin**
mine, al yangnlarndan arta kalan koyu renk kllerin de ikolata olduunu
hayal ediyordu. Zihninin bir kesine de baz szckleri depolamaya gayret
ediyordu. Ezberlemeye epey zorlanmt ama, en ok houna giden szck,
Reichsfluchtsteuer olmutu.***
* Kurutulmu meyveler, domuz eti ve un kftesi ile yaplm o blgenin yerel
yemei .N
** Nakuru'nun kuzeyinde bir krater. *** Reich'tan ka iin denen vergi.
Bu arada Walter, Ssskind'e Leobschtz'deki ilk davasn anlatyordu, hi
beklemedii halde, davas baaryla sonulanm, bu gzel olay hayvan kesim

enliinde Greschek'le kutlamlard. Ssskind'de Pommern'deki gnlerini


anmsamaya gayret ediyordu ama, yllar, insanlar ve yerleri birbirine
kartryordu.
"Glmeyin, bir gn sizin de banza gelecek. Afrika'da yaamann en gzel
yan, her eyi unutmanzdr." dedi sonunda.
Ertesi gn Bay Morrison iftlie geldi. iftlikteki rnn ekirgelerden
kurtarld haberi hi kukusuz Nairobi'de de duyulmutu. nk Walter'in
elini skmak o gne kadar yapmad bir eydi. Daha da dikkati eken, nceki
ziyaretlerinde hi allmadk biimde, kendisine ay yapan Jettel'in mimiklerine
bir ekilde karlk vermesi oldu. Rengrenk iek desenli Rosenthal ayn
yudumluyor, gm tutacakla porselen kaseden eker almak zere her
uzandnda beenisini ifade eder tarzda ban sallyordu.
Bay Morrison mutfaklar ve tavuklar ziyaretinden sonra eve dndnde
bandaki apkasn kard.. Yz daha da genlemi grnyordu; ak sar
salar, al gibi kaim kalar vard, bir fincan ay daha istedi, bu nc
oluyordu. Elindeki eker tutacayla bir sre oyaland, bir ara yine ban sallad.
Sonra birden ayaa kalkarak, Latince szlkle Brittanica ansiklopedilerinin
olduu dolaba yneldi, ekmeceden fildiinden yaplm halka eklinde bir
peetelik kararak, Regina'nm eline sktrd.
Halka yle gzeldi ki, Regina kalbinin hzl hzl attn hissetti. Bir hediye iin
teekkr etmeyeli o kadar uzun zaman olmutu ki, "senta sana" demekten baka
bir ey aklna gelmedi, oysa bir ocuun Bay Morrison gibi nfuzlu bir adamla
Suahelice konumamas gerektiini ok iyi biliyordu.
Ama Bay Morrison azndaki iki altn diini gstererek glnce, pek de yanl
bir ey yapmadn fark etti.. Heyecanla evden dar frlad. Geri Bay
Morrison'u sklkla gryordu ama o gne kadar bir kez bile glmsememi
stelik daha nce kendisini fark etmemiti bile. Bu kadar deimi olduuna
gre, belki de karacas insan klna girmi ve Mr. Morrison olmutur.
Oysa Saura dikenli akasya aacnn altnda uyukluyordu. Regina bunu grnce,
hayal krklna urad. Yanlmt, deien bir ey yoktu. Beyaz fildii
halkann iinde sihirli bir g yoktu demek, bu durum onun gzelliini dorusu
biraz azaltmt. Neyse, Regina yine de zlmedi, Saura'nn kulana eilerek,
"Gelecek sefere," dedi sadece, karacasnn kafasn sallamasn bekledi ve sonra
da ar admlarla evine dnd.
Bay Morrison apkasn kafasna geirmiti, imdi her zamanki gibi
grnyordu. Sa elini yumruk yaparak, pencereden dar bakt. Bir an iin,
Owuor'un ekirgelerin geldii gnk haline benzedi, ama onun gibi, cebinden
kanatlarn rpan kk hayvancklar deil, alt tane kt para kard, tek tek
masann zerine koydu.
"Every month," dedi ve arabasna doru yrd. nce arabann almasyla
martan kan grlt, sonra Rummler'in ulumas duyuldu, ardndan kalkan toz
bulutunda araba gzden kayboldu.
"Tanr akna, Bay Morrison ne dedi? Sen bir ey anladn m Jettel?"

"Evet, anladm saylr. Month ay demek. Bunu ok iyi biliyorum. Kursa


giderken bu szc renmitim. Kelimeyi doru telaffuz eden tek kii de
bendim. Ama retmenin bunun iin beni tebrik ettiini ya da hi deilse
bayla onayladn m sanyorsun?"
"u anda bu o kadar da nemli deil. Dier kelime ne anlama geliyor?"
"Hemen kkreme. Onu da rendik ama, anmsayamyorum."
"Hatrlamalsn. Burada alt sterlin var. Bir anlama gelmeli."
Jettel, "month, ay demek" diye tekrarlad.
kisi de o kadar heyecanlanmt ki, bir sre kt paralar masann zerine
itekleyip, evirip evirmekle oyalandlar.
Sonunda Jettel'in birden aklna geldi, "Hay Allah, bir szlmz vard." Bir
sand kartrarak, iinden heyecanla sarkrmz ciltli bir kitap kard: "te,
ngilizce bin sz" diyerek gld, "Bin sz spanyolca da var."
"Onlar artk iimize yaramaz. spanyolca Montevideo iin gerekiyordu. Sana bir
itirafta bulunaym m Jettel? kimiz de iimizde sfrz. Hangi kelimeyi
aramamz gerektiini bile bilmiyoruz."
Regina bedenini alev gibi saran scak bir bekleyiin heyecanyla yere meldi.
Annesiyle babas durmadan tek bir szc tekrarlyorlard, herhalde
kendilerine yeni bir oyun bulmulard. En iyisi imdilik bu oyuna katlmamak ve
keyfine varmakt. Bu yzden Owuor'Ia Aja'y da armad. Rummler'in
kulan kemirmeye devam ediyordu ki, annesiyle babasnn sevin lklaryla
kendine geldi. Birden babasnn, "Morrison'un ne sylediini belki sen
biliyorsundur," dediini duydu.
Annesiyle babasnn yabanc szckler, kafa sallamalar ve omuz silkmeleriyle
oynadklar bu oyuna sonunda kendi de katlabilecekti demek, ama biraz da iin
keyfini karmak istiyordu dorusu. Anneyle baba, sabrszlkla yemek
verilmesini bekleyen karn ackm Rummler gibi kokuyorlard hl.. Keyifle
azn at, halka peetelii eline geirdi, usul usul bileine doru iteledi.
Anlamad sesleri aklnda tutmay iyi ki Owuor'dan renmiti. Azn
amasna gerek yoktu, sesleri nce belleine hapsediyor, her istendii zaman da
hatrlyordu.
Morrison'un ne dediini bu yntemle hatrlad. "Every month" deyiverdi.
Annesiyle babas hayret ederek kendisini pohpohlaynca, birden sihiri
tekrarlamay unuttu. Yine de babasnn, "Sen akll bir ocuksun!" diye kendisini
vmesi houna gitmiti. Bunu sylerken, ibii krmz beyaz bir horoza
benziyordu, sonra yeniden gzleri sabrszlktan kan anana dnm babas
oluverdi. Masann zerindeki kitab ald, sonra tekrar brakt, ellerini
ovuturarak i geirdi, sonunda, "Ben devenin biriyim, deeri sfr olan bir hi,"
dedi. "Neden?"
"nsan szlkte arad kelimelerin harflerini tek tek heceleyebilmeli, Regina."
"Babann cesareti az, o sadece dnmesini biliyor, harekete geen ise hep ben
oluyorum." dedi Jettel, kitaptan okumay srdrd: "Aver, iddia etmek anlamna

geliyor. Aviary bir ku kafesi. Bu daha da sama. Bir de avid diye bir kelime
var, hrsl demekmi."
"Jettel, btn bunlar samalk. Byle bir yere varamayz." "nsan iinde
aradn bulamyorsa szlk ne ii yaryor?" "Peki yleyse, ver bana. Bir de
E'ye bakaym. Evergreen," diye bu kez Walter okumay srdrd, "her dem
yeil, demekmi."
Regina ilk kez babasnn Owuor'dan daha tumturakl tkrdn fark etti.
Rummler'in ban okamay brakarak, neeyle ellerini birbirine rpt.
"Kes sesini Regina. Kahretsin. Bu ocuk oyunu deil. Evergreen olmal, tabii
ya, Morrison her zaman yemyeil olan msr tarlalarndan sz etmi olmal.
Dorusu ok tuhaf, bunu ondan hi ummazdm."
"Hayr," dedi Jettel, hafif bir sesle; "Buldum. Gerekten buldum. Every, her,
anlamna geliyor. Duydun mu Walter, every month, her ay demek. Baka ey
olamaz. Acaba Bay Morrison, bize her ay alt sterlin vereceini mi sylemek
istedi?"
"Bilmiyorum. Bekleyelim bakalm, bu mucize bir kez daha olacak m?"
"Hep bir mucize der durursun," diyen Regina, pusuda sabrszlkla bekleyen bir
av gibi atld. Acaba babas, annesinin sesini taklit ettiini fark etmi miydi?
"Bu kez baban hakl," diye fsldar gibi konutu Jettel, "hakl olmal." Ayaa
kalkarak Regina'y kendine doru ekti yanana bir pck kondurdu. pc
tuz tadndayd.
Mucize gerek oldu. Her ayn banda Bay Morrison iftlie geliyor, nce iki
fincan ayn iiyor, tavuklarn ve mutfaklar kolaan ediyor, msr tarlalarn
tefti ediyor, nc fincan ay iin eve dnnce de alt kt sterlini tek tek
usulca masann zerine koyuyordu.
Jettel, Rongai'deki yaam tamamen deitiren kader gnnden sz aldnda
tpk Owuor gibi bbrleniyor, "Grdn m?" diyordu. "Bir ngilizce'yi bile
renemedikten sonra o gzelim tahsilin ne ii yarar?" Regina da bildii bu
szleri dudaklarn kprdatmakszm iinden tekrarlyordu.
"Hibir ie yaramaz Jettel, hi, benim cppem gibi."
Walter bunu sylerken, gzleri artk yorgun grnmyordu, stma geirmeden
nceki gnlerde olduu gibi salkl bakyor, hatta Jettel kk zaferinin keyfini
karrken o da glyor, "ah benim kk Owuor"um diye ona iltifat ediyor,
geceleri de her ikisinin oktandr kaybettikleri scak birlikteliin tadna
varyordu.
Akasya altnda oturduklar gn, Regina "Gece bana bir erkek karde yaptlar,"
diye anlatt.
"ok iyi," diye yantlad Aja, "nk Saura artk ocuk deil."
Akam olduunda Walter, "Regina'y okula gnderelim," diye nerdi. "Ssskind
gelecek defa Nukura'ya gittiinde, bunun iin ne gerekiyor rensin."
"Hayr," diye itiraz etti Jettel, "henz erken."
"Ama sen deil miydin o kadar srar eden! imdi ben de istiyorum."

Jettel yzne ate bastn hissetti, ama yine de sklganln yenerek, "Ben,"
dedi, "ekirgelerin iftlii basmadan nce neler olduunu unutmu deilim. O
gn sylediklerini anlamadm sandn, ama dndn kadar aptal deilim.
Regina yedi yama gelince de okumay renebilir. u anda anne ve Kaete iin
paraya ihtiyacmz var."
"Bunu nasl dnebiliyorsun?"
"imdilik geinecek kadar paramz var. Neden bir sre daha byle gitmesin?
ok iyi hesabn yaptm. ayet paraya dokunmazsak, onyedi ayda, anneyle
Kaete'i buraya getirtecek yz sterlini biriktirmi oluruz. ki sterlin de geriye
kalr. Greceksin, baaracaz."
"Eer bir ey olmazsa."
"Ne olacak ki? Burada bir ey olmaz."
"Ama bizim dmzdaki dnyada, Jettel. Almanya'da durum hi de iyi
grnmyor."
Jettel'in byk bir evkle fedakrla hazr olmas, her ay kck bir kutuya alt
sterlini koyarken paralan tekrar tekrar sayarken duyduu sevin, onlar
kurtarmaya yetecek miktar tam zamannda bir araya getireceine olan sonsuz
inan, Walter'e, gnn her saati hatta ou zaman geceleri dinledii haberlerden
daha dayanlmaz geliyordu.
Breslau ve Sohrau arasndaki mektup trafiinin aras giderek uzuyordu;
mektuplar da korkuyu saklamak iin gsterilen btn gayretlere ramen,
ylesine endie doluydu ki, Walter umut etmenin artk bir cinayet olduunu,
karsnn nasl olup da hl fark etmediini kendisine sk sk soruyordu. Bazen
de onun gerekten saf ve temiz yrekli olduunu dnnce zlyor ve onu
kskanyordu. Ama bu ezilmiliin kendi kurtuluuna bile artk minnettarlk
duymayacak kadar ona ac verdii gnlerde mitsizlii, Jettel'e ve onun bitmek
bilmeyen hayallerine kar nefrete dnyordu.
Babas, btn abalarna karn, oteli satamadn, evden hemen hemen hi
dar kmadn, Sohrau'da hlen sadece yahudi ailesinin kaldn,
kendisinin durumunun ise, her eye ramen iyi olduunu ve ikayet etmek
istemediini yazyordu. Sinagog yangnndan sonra gnderdii mektupta,
"Liesel belki Filistin'e gider," diyordu. "Eer benim gibi kocam birinden
ayrlmaya onu raz edebilirsen." 9 Kasm 1938'den sonra yazd mektuplarnda
ise, "Yaknda grmek zere," eklindeki dilek szcklerine artk
rastlanmyordu.
Breslau'dan gelen mektuplarn her satrnda sansr korkusu seziliyordu. Kaete,
"Bizi epey skntya sokan" kimi kstlamalarn olduunu yazyor, her seferinde,
'aniden seyahate kan, bir daha da kendilerinden haber alnamayan" ortak
dostlardan sz ediyordu. na, artk oda kiralayamadn haber veriyor, "Sadece
belli zamanlarda evden kyorum." diye yazyordu. Regina'nn eylldeki
doumgn armaan ubat aynda postaya verilmiti. Walter dehetle, ifreli
mesajn ne olduunu anlamt. Kaynvalidesi ile kaynbiraderinin artk uzun

vadeli planlar yapmaya cesaretleri kalmamt, Almanya'y terk etme umudunu


da yitirmilerdi.
Jettel'i gerekle yzletirmek zorunda olmas ona ac veriyordu, ama bunu
yapmazsa da gnah ilemi olacan biliyordu. Ama Jettel'in biriktirdii paray
sayarken, istediklerini gerekletirmek iin ok iyi hesabn yapm bir ocuktan
fark olmadn grdke, kafasndan geenleri sylemeyi her defasnda
erteliyordu. Suskunluunu yenilgi kabul ediyor, bu konuda zayf davrand iin
de kendisinden nefret ediyordu. Jettel'in arkasndan yataa gitti, nnde durdu.
Zaman durmu gibiydi. Austos ortasnda Ssskind'in iftlik hizmetkr, elinde
bir mektupla gelmiti.. Mektup yle diyordu: "Sonunda Sabbatia'da lanet olas
dou sahili hummas grld. Bu yzden imdilik Sabbat' unuttuk. Tek
yaptm ineklerim iin dua etmek oluyor, ne kadarn kurtarabilirim diye ona
bakyorum. Eer sizin inekler ortalkta dolatlarsa, artk ok ge. O zaman
salgn Rongai'ye de gelmi demektir."
Walter mektubu ona gsterince, Jettel "Niye?" diye sordu fkeyle, "Gelemiyor
mu? Hasta deil ki."
"nekleri telef olurken en azndan iftlikte kalmak istiyor. Ssskind de iini
kaybetmekten korkuyor. Her gn yeni snmaclar geliyor ve iftliklerde
almak istiyorlar. Yerimize kolayca bir bakasn alabilirler."
Ssskind'in cuma gnleri iftlik ziyaretleri haftann olay oluyordu, bir nebze de
olsa yeniden normal bir hayata dnyorlar, sohbetler ediyorlar, birbirlerine
bireyler alp vererek kk deiiklikler yapp vakit geiriyorlard. imdiyse
artk o heyecanlardan, sevinlerden eser kalmamt. Yaamlar
yeknesaklatka, Jettel Ssskind'in Nairobi ve Nakuru'dan getirecei haberleri
daha bir zlemle bekliyordu. Ssskind, Kenya'ya en son kimin geldiini, nerede
i bulduunu hep bilirdi. Ama daha ok onun keyifli halini, esprilerini,
iltifatlarn, gelecee dair iyimserliini zlyordu. Onun bu iyimser hali Jettel'in
gelecee olan gvenim de artryordu.
Walter bu duruma daha ok zlyordu. nk Ssskind onun iin, zellikle
iftilkte yalnz geirdii, stelik de stmal gnlerinde onu skntlardan kurtaran,
biricik dostu olmutu. Bunalma dmemek, Almanya'ya kar duyduu
dayanlmaz zleme kendini kapp koyvermemek iin bu dostunun kendine
gvenen gl karakterine ihtiyac vard. Ssskind onun gznde, vatansz olma
yazgsnn stesinden gelmi bir adamn tek kantyd. Dahas, yaamla tek
balantsyd.
Sabbatia'l Bwana'nin artk iftlie gelmemesine Owuor da zlyordu. Pudingi
yerken hi kimse onun kadar gzel azn oynatmyordu. Srtnda siyah
cbbesiyle, "Kalbimi Heidelberg'te braktm" arksn sylerken, yksek sesle
glen bir tek Sabbatia'l Bwana'ydi. Ssskind'in yine ziyarete gelmedii bir
gnn gecesiydi, Owuor yaknd: Sabbatia'daki Bwana davula benziyor. Davula
Rongai'de vuruyorum, bana Menengai'den cevap veriyor."
I Eyll akam, Walter, "Ssskind'i bizim radyo da zlyor," dedi. "Aks
bitmi, Ssskind gelip arabasn altrmazsa, aky dolduramayacaz".

"Haberleri artk dinleyemiyor musun?"


"Hayr Regina. D dnya bizim iin l artk."
"Radyo da m ld?"
"Evet, o da bitmi, lm. imdi sadece senin kulaklarn yeni haberleri duyacak.
Hadi topraa uzan da bana gzel eyler anlat."
Sevin ve gururdan Regina'mn ba dnd. Owuor, ona yamurdan hemen sonra
dmdz ve hareketsiz yere uzanarak topraktan gelen sesleri nasl dinleyeceini
retmiti. O gnden sonra da, daha grnmeye balamadan arabalarn geldiim
duyuyordu ilkinde Ssskind'in arabasnn geldiini sylemi ama babas bir trl
Regina'mn duyduklarna inanmak istememi ve kzarak; "hadi oradan, sama!"
demiti, Ssskind'in gerekten geldiini ona haber verdiklerinde ise hi de utanr
grnmemiti. imdiyse artk kafasna iyice dank etmiti, l bir radyodan
hibir ses duyamyordu, Regina'mn kulaklar olmazsa, inekleri saan yal sar
Cheroni'den fark kalmayacakt. Regina kendini akll ve gl hissediyordu.
Ama buna ramen Menangai dalarndaki safariye uzanan seslerin peine
dmek iin acele etmedi. Ancak radyonun bozulmasndan sonraki akam
Regina eve giden tal patikaya boylu boyunca uzand, ama topraktan, rzgrda
aalarn fsltlarnn dnda en ufak bir ses gelmedi. Ertesi sabah da
sessizlikten baka bir ey duymad, ancak leye doru kulaklar kprdad.
lk sesi duyduunda, karmamak iin, soluk bile almaya cesaret edemedi.
kincisini, bir kuun bir aatan dierine uu sresindeki kadar ksa bir zaman
diliminde iitti. Regina nce kulaklarnn bu sesi fazla grltl algladn
zannetti, duyduu belki de sadece davullarn tamtamlaryd. Hayal krklyla
yerinden dorulmak istedi, grtla kurumutu, tam o srada topraktan gelen
iddetli bir sarsnt onu olduu yerden yle bir frlatt ki, telala komaya
balad. Artk babas, onun, arabay grmeden, sadece sesleri duyarak gelenleri
anladna inanacakt.
Sesi daha gl ksn diye ellerini azna gtrerek haykrd: "Baba abuk ol,
ziyaretimiz var. Ama gelen Ssskind'in arabas deil!"
Dik yamac soluyarak trmanan kamyon, o gne kadar Rongai'e gelen
benzerlerinden ok daha kocamand. plak vcutlarn birbirine srterek
kulbelerinden frlayan ocuklar eve doru komaya baladlar. Arkalarndan
srtlarnda bebekleriyle kadnlar, ellerinde su dolu su bakalaryla gen kzlar,
havlayan kpekleri kovalayarak nlerine srdkleri keiler grnd.
Hizmetkarlar (babo) apalarn frlatp atarak, tarlalarn, obanlar ineklerini
braktlar.
Kollarn balarnn zerine kaldrarak, yeniden ekirgelerin saldrsna
uramasna baryorlar, normal zamanlarda kulbelerinden, sadece geceleri
duyulan arklar sylyorlard. Merakl ve cokulu insanlarn glleri
Menangai dana arpp yanklanyordu. Her ey balad gibi aniden
sessizleiverdi ve bu sessizlikte kamyonet durdu.
nce krmz topraktan ince bir toz bulutunun havaya ykseldiini, sonra da
yere szldn grdler.

Aja ve Owuor'la, Walter, Jettel ve Regina evin nndeki su tanknn yannda


kmldamadan duruyorlar, korkudan balarn kaldramyorlard. Ama hepsi de
ofrn yanndaki adamn kamyonetin kapsn ap yavaa aaya
szldn grdler.
Adamn srtnda, haki renkte ksa bir pantolon vard, altndan kpkrmz
bacaklar grnyordu, siyah parlak izmeleriyle, her adm atnda imlerdeki
sinekler uuuyordu. Bir elinde, gneten daha parlak beyaz bir kt tomar
tutuyordu, dier eliyle de bann zerindeki yass yeil tabaa benzer kasketini.
Yabanc konumak zere azn amt ki ayn anda Rummler havlamaya
balad.
"Bay Redlich," diye emreder tonda seslendi, "come along. I have to arrest you.
We are at war."
Henz kimse yerinden kprdamamt. Ardndan kamyonetten bildik bir ses
duyuldu, seslenen Ssskind'di. "Tanr akna, sylesene Walter, bilmiyor
musun? Sava patlad. Hepimizi gzaltna alyorlar. Gel, bin arabaya. Regina ve
Jettel iin dert edinme. Kadnlar ve ocuklar Nairobi'ye gtrecekler."
IV. BLM
Genler, tehdit altndaki anavatanlar iin ne kadar zlseler de, gittikleri ngiliz
okullarnn ve Oxford'da geirdikleri elenceli gecelerin anlar belleklerinde
ylesine tazeydi ki, savan k bile onlarn keyfini bozamyor hatta
hayatlarn ilgin hale getirdiini dnyorlard. Nairobi'deki polis tekilatnda
ve Afrika'nn dier blgelerindeki askeri birliklerdeki grevlerinden dnen
smrge yaamlarnn tekdze gelgitlerinden bkm olan asker emeklileri iin
de durum farkl deildi. imdi birden iin rengi deimiti, artk sadece hayvan
hrszl, yerli kabilelerin zaman zaman patlak veren atmalar ya da kkl
ingiliz ailelerin birtakm kskanlk kavgalar deildi sz konusu olan, kavga
imdi smrge krall iin yaplmaktayd.
Smrge be yldr aralksz Avrupa'dan snmaclar topraklarna kabul etmiti,
imdi bu insanlar resmi makamlarla yeni vatanlarn kar karya getirmiti.
Adlar yazlmas kadar sylenmesi de zor olan bu insanlar, zaten savatan nce
de bozuk iveleri ve ar hrslar yznden, ll ngilizler'i yeterince
fkelendirmiti. Buna ramen disiplinliydiler ve ynetilmeleri de kolay
oluyordu. Yetkili makamlar yine de uzun sre kent dzenini snmaclardan
korumaya zen gstermiler, Nairobi'deki yerleik toplumsal ve ekonomik
dzenin bozulmamas iin, snmaclar iftliklere yerletirmilerdi.
Sava baka talepleri de beraberinde getirmiti. Snmaclar, gerek doduklar
lke, gerekse konutuklar dil, aldklar eitim ve kltrleri ile kendilerini;
konuk eden lkeden ok, dmana daha yakm hissedebilirlerdi. Bu durumda
nemli olansa bu dnce ve duyguda olan insanlarn smrgeye zarar
vermesini nlemekti. Yetkililer bu nedenle abuk ve kararl hareket etmek
zorunda olduklarn biliyorlard. Pek de alk olmadklar halde bu zor grevin

de stesinden kolayca geldiler. ehirde ve birbirinden uzak mesafedeki


iftliklerde dman varsaylan ne kadar yabanc varsa hepsi gn iinde
Nairobi'deki asker makamlara teslim edildiler, bunlarn artk "mltecisnmac
statsnde olmayp 'enemy alliens' olduklar da aceleyle ilgili makamlara
bildirildi.
lk Dnya savanda ve ayn benzer deneyimleri yaam olanlarla, orduda grev
yapm eski subaylar ne yaplmas gerektiini biliyorlard. Onalt ya zerindeki
btn erkekler gzaltna alnyor, hastalar ve bakma muhta olanlar da yine
gzhapsinde tutulmak kaydiyle hastanelere bltrlyordu. Nairobi'den yirmi
mil uzaklkta Ngong blgesindeki King's African Rifles ikinci alay
komutanlmdaki barakalar acil olarak boaltlarak hazr hale getirildiler.
iftliklerdeki adamlar toplamakla grevlendirilen askerler inanlmaz bir hzla
ve olaanst titiz hareket ettiler, 'enemy alliens' harekatnn bandaki Albay
Whidett, elde ettikleri baarl sonucun ardndan yapt ilk konumada, "biraz
fazla titiz" diye itiraf etmek zorunda kald.
Kamlanm vatanseverlik duygularnn sarholuundaki gen askerler, baskn
halindeki tutuklamalar srasnda 'bloody refugees' diye adlandrdklar
mltecilerin bavullarn hazrlamalarna bile frsat tanmamlar, bu
igzarlklar yznden de slerini zor durumda brakmlar, ama ok da abuk
iin iinden syrlmlard. stlerinde sadece bir pantolon, gmlek, apka, bazs
da srtnda sadece pijamasyla Ngong'a teslim edilmiti. Anavatanda olsayd bu
sorun tutuklu kyafeti ile zmlenirdi.
Fakat Kenya'da beyazlarla siyah tutuklularn benzer kyafetleri giymeleri detten
saylmad gibi ho da gelmiyordu. lkenin hapishanelerinde bir tek Avrupal
olmad iin di fras, don ya da lif gibi gnlk gereksinmeleri karlayacak
sradan eyler bile bulunmuyordu. Bu durum karsnda savan daha ilk
gnlerinde bteyi zorlamamak, Londra'daki sava bakanln da tatsz
sorularla kkrtmamak iin, vatandalardan uygun balar yapmalar istendi..
"East African Standart" gazetesine bu konuyla ilgili alayc okuyucu mektuplar
gelmeye balad.
Ama, gzhapsine alnanlarn kendi gardiyanlar ile ayn haki niformay
tamalar daha da byk sknt yaratt. Mecburiyet sonucu oluan bu durum
zellikle asker evrelerde byk kzgnla neden oldu. Sebepse vatanlarna
hizmet eden ngilizlerle, potansiyel saldrgan kabul edilen snmaclarn ayn
kefeye konulmasyd. Gazetelerde bu konuya deinen ilgin haberler kyordu,
gya karlatklarnda birbirlerini srtarak selamlyorlar, ilerinden biri
ngilizce konutuundaysa hemen nbeti gardiyana, ftursuzca cepheye
nereden gidilecei soruluyordu. Sunday Post gazetesi okurlarna u ilgin
neriyi de getirmiti, "Srtnda ngiliz niformasyla birini grdnzde,
gvenliiniz iin nce brakn "God Save the King"* arksn sylesin.
"Standard" Gazetesi de haberi, "skandal" balkl bir yorumla vermiti.
Gazete; gvenlik riski gznnde bulundurularak kadnlarla, ocuklarn biraz
bekletildikten sonra alnmas gerektiini

' Tanr Kral Korusun.


yazmt. Askeri yetkililer, dmanla herhangi bir balantya geme olasln
nlemek amacyla, kameralarla radyolara el koymay yeterli grmt. Dier
taraftan 1914 Birinci Dnya Sava srasnda da kadnlarla ocuklarn kamplarda
topland hatrlatlmt. Tm bunlarn tesindeyse, erkeklerin korumas
olmakszn savunmasz kadnlar iftliklerde tek balarna brakmak ngiliz
onuruna ve sorumluluk anlayna hi de yakan bir davran deildi. Sonunda
brokratik ilemler bir yana itilip aceleyle karar verildi: Sava ktnda hibir
kadn saatten fazla bir iftlikte tutulmayacakt.
Gzaltna alman kadnlar ve ocuklar askeri barakalara yerletirmek mmkn
olmad, ama Albay Whidett tatmin edici bir zm buldu: lkenin dalk
blgelerinde yaayan iftilerin hafta sonu tatillerini geirdikleri Norfolk ile lks
New Stanley Otelleri, 'enemy alliens' ailelerinin yerletirilecekleri karargh
olarak kullanld.
Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra iftliklerinden Nairobi'ye getirilen
kadnlar karlatklar manzaraya epey ardlar. Savan soukkanl yzne
henz alamam, sava eitimi almam, mterilerini gleryzle karlamaya
alm otel personeli 'enemy alliens' ailelerini de 'hogeldin' diyerek byk bir
cokuyla karlamt. Doktorlar, hemireler, anaokul bakclar ve retmenlerin
de ayn otellere yerletirilmesi iin emir verildi. Aileler sava sebebiyle acil
olarak arldklar iin zorlu koullarla karlacaklarn dnyordu. Ama ok
gemeden ok zel bir durumla kar karya olduklarn fark ettiler. Ne bulac
hastalklar ne de ruhsal sorunlar vard. Tek sorun insanlarn birbiriyle
anlamakta zorluk ekmeleriydi. Bu zorluk en kolay Suaheli diliyle
zlebilirdi, ancak, smrge hkmetinin yetkilileri bu dili buraya yeni
geldikleri halde onlar kadar iyi bilmiyorlard.
Norfolk Oteline en son Nakuru, Gilgil, Sabbatia ve Rongai'den insanlar
getirdiler. Jettel, mehul bir gelecek iin duyduu korkuyu, Walter'den ani
ayrksyla yaad oku, yolculuu srasnda ayn yazgy paylaanlarn
kendisini teselli eden ve yattran szleriyle abuk atlatm, yalnz ve monoton
geen iftlik yaantsndan sonra beklenmedik bir anda gelen bu durumu adeta
bir kurtulu, bir nimet saymt. Otelin canl havas ve zarafetinden ylesine
bylenmiti ki, nce dier kadnlar gibi o da, yaamndaki bu keskin dnm
noktasnn nedenini bir an iin hafzasndan silip atmt.
Regina'nn da gzleri kamamt. Rongai'de, kamyona binmemekte direnmi,
onu zorla ieri sokmak zorunda kalmlard. Yolculuk boyunca da hep alam,
durmadan Owuor, Aja, Suara, Rummler ve Babasn armt. Ama otelde
insann gzlerini kamatran parlak klar, yksek pencerelerdeki mavi kadife
perdeler, altn ereveli tablolar ve gm vazolardaki krmz gllerle, insan
kalabal ve tablolardan daha da heyecan verici o gzelim kokular... Btn
zntleri bir anda yokoluverdi sanki. Az bir kar alm, annesinin eteine
yapm, bir halde beyaz kolal kepleriyle karsnda duran hemirelere
gzlerini dikti.

Akam yemei servisi henz balamt. Yemekte, sadece Norfolk ve Kenya


deil btn Afrika'da pek nl olan zenle hazrlanm komple mnlerden biri
vard. Daha nce iki lks gemide deneyim kazanm Gney Afrikal ef a,
Avrupa'nn bir yerlerinde sava oluyormu, bu sebeple de yemek salonunda srf
kadnlar ve ocuklar oturuyor diye, alt kaliteli standarttan vazgemeye
niyetli deildi.
Bir nceki gn Mombasa'dan zel olarak stakozlar, yayladan kuzu,
Naivasha'dan da taze fasulye, kereviz ve patates getirtilmiti. Et yemei iin,
Norfolk Oteli'nin ok zel nane sosu, Fransz usul graten, ince biskvi
dilimlerinde tropik meyveler ve ngiltere'nin Cheshir, Cheddar peynirleriyle
donanm, bar arlarna pek de uygun den bir peynir taba sunulmutu.
A, tabaklar dolusu stakoz ve kuzu porsiyonlarna el srlmeden tekrar
mutfaa tanmasn, konuklarn ilk akamki ar yorgunluklarna verdi. Ama et
ve deniz rnlerine kar srarl bir itiraz olunca, Nairobi'deki Musevi
cemaatinin bir temsilcisinden aklama yapmas rica edildi. O da, Musevi yemek
tarifleri hakknda bilgi verebileceini, ama ocuklarn nane sosunu neden
tatllarnn zerine dktklerine akl erdiremediini syledi. Bunun zerine
kendini tutamayan a nce "bloody war"* ardndan da 'bloody refugees'e
lanetler yadrd.
Narfolk byk bir oteldi, ama buna ramen bu kadar ok konuu arlamaya
alk deildi. Bu yzden odalar ikierli gruplara ayrld, ocuu olan iki kadn
bir oday paylamak zorunda kald. Yardmclar iin de ayrca zel oda
istemeye ekindiler. Norfolk'da aja ve yardmclar olmadan yaamak detten
deildi ama bu olaand yolculua yardmclar olmadan kmlard, bu
yzden pek de sknt ekmediler. Zaten normal koullarda otel idaresinin
prensibi de Avrupallarn siyahlarla ayn yerde kalmalar uygun deildi.
Regina yatan, kendisinden birka ay byk olan bir kzla paylat. lk gece
onlar iin epey zor oldu, nk ikisi de ailesinin tek ocuuydu ve bu kadar sk
fkla pek alk deillerdi, ama ok gemeden korku ve ekingenlikleri geti.
nge Sadler, srtnda Drindl' ile topa gibi bir ocuktu.** Geceleri de mavi yeil
kareli fanila bir gecelikle uyuyordu. Sevimli, bana buyruk Szck anlam kanl
sava ama buradaki kullanm pis savatr. .N Bavyerallar'n giydii zel bir
elbise. .N bir kzd. Yeni bir arkada kazand iin mutluluunu gizlemiyordu.
lk gnler, ngrid'in konutuu Bavyera ivesini ngilizce sanmt, ama yeni
arkadann konumasna ok abuk alt, okuma yazma bildii iin de ona
gpta etti.nge Almanya'da sadece bir yl okula gitmiti, bildiklerini Regina'ya
retmeye de hazrd. nge baz geceler uyanp aladnda her defasnda annesi
onu yattryordu. Geride brakt yaamnda Owuor nasl kalbini fethettiyse,
gndzleri o kadar enerji dolu ve gl grnd halde kendi Aja's kadar
yumuak ve efkatli bir ekilde kzn teselli eden anne de abucak Regina'nn
kalbine giriverdi. Regina Bayan Sadler'e Saura'y anlattnda, i sepetinden
mavi bir yn yuma kararak, ona bir karaca rverdi.

Sadler ailesi Yukar Pfalz blgesinde Weiden'de yayorlard, sava kmadan


alt ay kadar nce Kenya'ya gelmilerdi. ki erkek kardeinin bir konfeksiyon
maazas vard, nc erkek karde ziraatiydi. Her nn ei de,
gemilerindeki aal yaamlarn dnp dert edinmemeye azimli
grnyordu. Nairobi'deki nl bir maazaya kazak ryorlar, bluz dikiyorlard.
Kocalarn da Londiani'de bir iftlik kiralamaya ikna etmilerdi. Alt ay sonra ilk
rnlerini bile almlard.
nge Weiden'de 9 Kasm faciasn yaamt, anne ve babasnn maazasnn
vitrinlerinin nasl krldn, kumalarn ve elbiselerin sokaklara atldn,
evlerinin talan edildiini grmt. Babasyla iki amcas evden zorla alnp
gtrlmler, sille tokat Dachau kampna atlmlard. Drt ay sonra eve
dndklerinde nge n de tanyamamt. Norfolk'a geldiklerinin ikinci
haftasnda, geceleri alad iin utanan nge, anne ve babasyla hi
konumad yaantsndan baz blmleri Regina'ya anlatt.
nge anlattklarn bitirince, Regina, "Benim babam kimse dvmedi," dedi.
"O zaman o yahudi deil."
"Bu doru deil."
"yleyse siz Almanya'dan gelmediniz."
"Yoo, Almanya'dan geliyoruz," dedi Regina, "vatanmzdan; Leobschtz,
Sohrau ve Breslau'dan."
"Almanya'da btn yahudiler dayak yedi. ok iyi biliyorum. Almanlardan nefret
ediyorum."
"Ben de," diye Regina sze kart: "Almanlardan nefret ediyorum."
inde yeni uyanan bu nefreti, nge'yi, sokaklara atlan elbiseleri ve Dachau'da
olanlar bir an nce babasna anlatmaya karar verdi. Geri babasn, Owuor, Aja,
Saura ve Rummler'i dndnden daha az aklna getiriyordu, ama vicdann
szlatan ayrlk acsn hissettike onu daha da ok zlyordu. nk topraa
uzanp yattnda, kendilerini Rongai'den uzaklara gtrecek olan kamyonetin
sesini ilk o duymutu.
Kelebeklerin, kzgn le scanda zerlerinde sar bulutlar gibi uutuu,
beyaz nilfer ieklerinin salmd kk ayn kenarnda oturduklarnda,
nge'ye azndaki baklay karverdi: "Sava ben kardm."
"Sama, sava karan Almanlar. Buradaki herkes bunu biliyor."
"Bunu babama da sylemeliyim."
"O da oktan biliyordur."
Regina ancak aralarnda geen bu konumadan sonra btn kadnlarn savatan
sz ettiklerini fark edebildi. Epeydir, geldikleri gnk kadar neeli
grnmyorlard. Sk sk, "bir gn tekrar iftlie gittiimizde," diye
tekrarlyorlard, kadnlardan hi biri de, Nairobi'ye geldikleri gnk o keyifli ruh
halini hatrlamak bile istemiyordu. Norfolk'ta karlatklar bu deiik hava
iftlik hayatna duyduklar zlemi artryordu.
Sska, sevimsiz otel mdrnn ad, Applewaith'di, adn sylemekte zorlanan
insanlara kar nefretini saklamaya gerek duymuyordu. O gne kadar zel ya da

i hayatnda en ufak bir alverii olmadndan ocuklardan da nefret ediyor, bu


yzden de gen annelerin mutfakta bebeklerinin stn stmalarna, bebek
bezlerini balkonlara asmalarna, ocuk arabalarn da aalarn altna
koymalarna izin vermiyordu. Davetsiz konuk, daha da kts "Enemy Alliens"
gzyle bakt kadnlara bu nefret duygusunu da ska hissettiriyordu.
Birlikte olma mutluluunun getirdii cokunun ilk heyecan geince, kadnlar
tela ve sululuk duygusu iinde gerekle yzyze geldiler. Hemen hepsinin
Almanya'da akrabalar vard, imdi anne ve babalar, kardeleri ya da dostlar
iin artk oradan kurtuluun olmadn apak gryorlard. Artk
deitirilemeyecek olan bu kesin sonu bilmek, kendi geleceklerinden de emin
olamama duygusu karsnda aresiz kalyorlard. Byle durumlarda, kararlar
tek balarna alan, ailelerinin sorumluluunu stlenen kocalarn zlyorlard.
Aciz olduklarn grdke bsbtn aresizlie kaplyorlar, nce aralarnda
kk ekimeler balyor, sonra da yenilgiyi kabullenip, areyi gemie
snmakta buluyorlard. ster istemez srklendikleri ataletle birlikte her gn
anlarnda yeniden tazelenen gemi gnlerinde ne kadar mutlu olduklarn
anlatmakta birbirleriyle yaryorlard. Gzyalarndan utanyorlar, dahas,
"bizim orada" ya da "evdeyken" diye konuurlarken, iftlikleri mi yoksa
Almanya'y m kastettiklerini artk pek kestiremiyorlard.
Jettel snma ve tesselli bulma ihtiyacyla kvranyordu. Rongai'de Owuor'un
neeli mizacn, nceden olduu gibi hi de mnzevi grnmeyen, aksine
gvenli ve gelecek vaad eden gnlerin allm akn zlyordu. Walter'le
yapt, geriye dnp baktnda ise imdi kendisine bir akaym gibi gelen
kavgalar bile zlyor, daha adn and anda alamaya balyordu. ini her
dknde de, "Eer kocam burada neler yaptm bilseydi, beni hemen
aldrrd," diyordu.
Jettel'in byle kendisini umutsuzlua kapp koyverdii gnler kadnlar
ounlukla odalarna ekiliyorlard, ama bir akam Jettel'in acs nceki gnlere
gre daha younlam, hkrk sesleri dayanlmaz hale gelmiti, birden Elsa
Conrad ummadk biimde patlayverdi, yksek sesle, "Yaygaray kes de, artk
bir eyler yap!" diye bard, ardndan: "Benim kocam gtrselerdi burada
ylece oturup alar mydm sanyorsun? Siz gen kadnlar Tanr hepinizin
cezasn versin." dedi.
Jettel aknlktan hkrklarn kesiverdi, "Ne yapabilirim?" diye sordu, sesinde
alamaktan eser yoktu.
Norfolk'a geldikleri ilk gnden beri Elsa Conrad, herkesin byk bir sayg
duyduu bir otorite olarak kabul grmt. Ne insanlardan ne de tartmaktan
ekiniyordu, topluluktaki tek Berlinli'ydi ve stelik de bir tek o Musevi deildi.
D grn de gsteriliydi. Elsa'nm tombul ve hantal bir grnm vard ama
o kendine zen gsteren bir kadnd, gndzleri dolgun vcudunu yerlere kadar
uzun iekli elbiselere saryor, akamlar da derin dekolteli tuvaletler giyiyordu.
Bana atekrmzs trbanlar saryordu. Bebekler onun trbanlarndan yle bir
rkyorlard ki Elsa'y her grdklerinde yaygaray basyorlard. Sabahlan saat

ondan nce yatandan kalkmyordu, kahvaltsn odasna getirmeleri iin Bay


Applewaithe'i ikna etmiti.
Hep kk ayrntlar yznden yaknan kederli annelere, ocuklarla kadnlara
bkp usanmadan tler veriyordu. Sadece geldiinin ilk gnlerinde ondan
biraz rkmlerdi. Hazrcevapl insanlar kkrtan tavrn affedilir klyor,
esprileri canl mizacyla uyum salyordu. yksn anlatt zamansa herkesin
gznde bir kahraman oluvermiti.
Elsa Berlin'de bir bar iletiyormu, holanmad mterilerine asla dn
vermezmi. Sinagog yangnndan ksa bir sre sonra bir gn yannda iki kiiyle
bir kadn barna gelmi, daha mantosunu karmadan yahudilerle ilgili fkeyle
atp tutmaya balam. Elsa kadn hemen yakasndan tuttuu gibi kapnn nne
koymu ve ardndan barm: "Srtndaki pahal krk nereden geliyor
sanyorsun? Onu yahudilerden aldn, seni pis fahie!"
Bu olay ona alt ay gzhapsine malolmu, ardndan da hemen Almanya'dan
srlm. Parasz pulsuz Kenya'ya gelmi, bir hafta gemeden de Nanyuki'deki
skoyal bir iftin yanna ocuk bakcs olarak girmi. ocuklarla pek
anlaamam ama gemide kulaktan dolma rendii krk dkk ngilizce'siyle
annebabayla nisbeten iyi bir iliki kurmu, onlara skat retmi, aya da
omletin, kfte kzartmasnn nasl yapldn gstermiti. Sava ktnda ise
sko aile Elsa'dan ayrlrken yle zlm ki kamyonetle gitmesine gnlleri
raz olmam. Norfolk'a kadar onu arabalaryla gtrmler, kucaklayp
uurlarken, ngilizlerle Chamberlain'e da lanet yadrmay da unutmamlar.
Elsa zafere alkt. Ertesi akam, gelecek iin endielerini dile getirirken, "Peki
ne yapmam gerekiyor?" diyen Jettel'i taklit ederek, "Sava devam ederken,
kocalarnz tutuklanrken siz burada pinekleyip, sinek mi avlayacaksnz? Ne
yle bana aval aval bakyorsunuz? Siz hi elstnde tutulduunuz gnleri
unutamaz msnz? Nazik popolarnz kaldrn da yetkililere bir iki kelime
yazn. Onlara yahudilerin Hitler yanda olmadklarn yazn, elbet bunu
anlayacaklardr. inizdeki kibar hanmlardan biri mutlak okula gitmitir, bir
mektup yazacak kadar ngilizce biliyordur." dedi.
Pek sonu alnamayaca bilinmekle birlikte, bu neri kabul grd. nk
herkes ngiliz ordusundan ok Elsa'nn fkesinden korkuyordu. Elsa, gzel
konumasn bildii kadar organize etmeyi de iyi beceriyordu, hemen kollan
svad, yeterli derecede ngilizce bilen drt kadnla, gzel yazs olan Jettel'i
mektuplar yazmakla grevlendirdi. Mektuplarda insanlarn durumlar hakknda
bilgi verilecek ve grleri aklanacakt. Bay Applewaithe, otelden dar
kmasna izin verilmeyen insanlarn mektuplarn postaya vermenin kendi
grevi olduunu alacak bir abuklukla kabul etti.
Eylemin bu kadar abuk baarya ulaacan Elsa bile beklemiyordu. Askeri
makamlar mektuplarn ierii ve ifade tarzndan ok durumun yeniden gzden
geirilmesi gerektii zerinde durdular. Londra'dan gelen ilk tepkilerden sonra,
Nairobi'dekiler yaptklarnn doruluu ile ilgili bir kukuya dtler:

snmaclar sorgulamadan gzaltna almak m doruydu yoksa nce siyasi


eilimlerini renmek mi daha aklc olacakt...
stelik asker tarafndan toplanlp gzaltna alnan iftilerin, iftlik sahiplerine
hem ucuza alt hem de sorumluluklarnn bilincinde, gvenli insanlar
olduklar da biliniyordu. "East African Standart" gazetesindeki okuyucu
stunlar, sava tutuklularnn zellikle de Nairobi'de, neden lks otellerde
barndklarna dair hemen her gn saysz soruyla dolup tayordu.
Norfolk ve New Stanley otellerinin sahipleri de srarla onlarn serbest
braklmalarn istiyordu. Albay Whidett nce esnek davranmann doru
olacan dnd. lk adm olarak evli iftlerin ocuklarn grmelerine izin
verdi, sonrasn da dnecekti. Bay Abblewaithe'in mektuplar askeri
makamlara teslim etmesinden tam on gn sonra askeri kamyonetler yeniden otel
kapsnda grndler. Kadnlar ve ocuklarn, Ngong'daki erkekler kampna
gtrme emrini almlard.
Erkeklerin durumu da ayn eleri gibi olmutu.. Gzaltna alndktan sonra,
yalnzlk ve suskunluklarndan kurtulup, yeniden yaama dnmlerdi. Yalnzlk
ve tekdzelikten kurtuluun cokusunu yayorlard. Almanya'da son kez
grdkleri akrabalar ve dostlaryla yeniden bulumulard. Gemide birlikte
yolculuk yaptklar kader arkadalar sevinle birbirlerinin kollarna atlmlar,
birbirine tanmayan insanlarsa baz ortak dostlar kefetmilerdi. Gnler ve
geceler, birbirlerine yaptklar ilerden, umutlarndan ve gelecee ilikin
dncelerinden sz ederek gemiti. Beladan syrlanlar bakalarnn
ektiklerini duyduka, kendi aclarn unutmulard. Yeniden dinlemeyi
renmiler, en nemlisi iindekileri szcklere dkebilmilerdi. Sanki btn
engeller bir anda yok olmutu.
Karlar ve ocuklarndan baka tek bir kulun bile olmad yalnz iftlik
yaantsndan sonra, kendilerini birden erkekler topluluunda bulmaktan hepsi
de pek memnundu. En azndan imdilik geim skntlar, sorumluluklar yoktu,
iten atlma korkular da kalmamt. Konumalarna ara verip soluklanmak bile
yreklerini rahatlatyordu. Sessizliin ardndan her defasnda ayn sz
tekrarlayan Walter oluyordu, "Nihayet yahudilerin de kendilerini dnen bir
kral var."
Kampa geldii ilk gnlerde, sanki uzun bir yolculuktan sonra, hemencecik ili
dl oluverdii uzak akrabalarna kavumu gibi oldu. Gilgil'de alt yldr
iftilik yapan Frankfurt'lu eski avukat Oscar Hahn, Berlin'de doktor olup
imdilerde ise Nairobi'deki hastanenin amarhanesini yneten Kurt
Piakowsky, Kisumu'da bir altn madeninde menajer olarak i bulan Erfurtlu di
doktoru Leo Hirsch, Walter'in rencilik yllarndan dostlaryd, hepsi de birlikte
geirdikleri gnlere ait anlardan, ortak arkadalarndan ve rencilik
zamanlarndaki neeli gnlerinden sz etmeye can atyorlard.
Breslau'dan eski dostu Heini Weyl, Kisumu'da yakaland sarhumma ve amipli
dizanteriye karn yaam evkinden ve akac mizacndan hibir ey
yitirmemiti. Onun gibi Breslaulu olan Henry Guttmann da herkese gpta edilen

edilen iyimser mizal bir genti. Henz ok genti, bu yzden Almanya'da


mesleini ve tm yaamn yitirmek gibi bir sknts olmamt, kk bir grupta
gemiinden ok gelecei olan birka seilmi kiiden biriydi. Eldoret'teki
iftliiyle beraber bir yl iinde sfr tketen Max Bilawasky, Kattowitz'den
geliyordu ve Leobschtz' biliyordu.
Gleiwitz'te iken bisiklet ticareti ile uraan Siegfried Cohn, Nakuru'da kazanc
yerinde bir mhendisti, Silezya'nm kat aksann ngilizler'in genizden gelen
tnsyla dzeltmeyi becererek, yeni yaamnn diline de uyum salamt.
Ratibor'da bir ayakkab maazas olmu, Thika'da bir kahve iftliine kapa
atm, bir yolculuu srasnda da Sohrau'da Redlich'lerin otelinde gecelemiti.
Walter'in babasn ok iyi anmsyor, Liesel'in gzelliinden,
yardmseverliinden ve yapt nefis pastalardan hayranlkla sz ediyordu.
Gzaltna alman erkeklerin hepsinin anlataca ok ey vard. Belleklerinin
derinliklerine gml bu anlar ruhlarna serin bir emeden akan su gibi
ferahlk veriyordu. Ama keyifli havalar kadmlarnki kadar uzun srmedi, ok
gemeden gerekle yzyze geldiler. Anadillerini konuma mutluluunun ve
anlarnn, kaybettikleri vatan toprann, kendilerinden zorla alman
zenginliklerin, yitirilen onurlarnn, gurur ve gvenlerinin yerini asla
alamayacan ok abuk fark ettiler.
Alelacele kapatlan yaralar yeniden deilince ncekinden daha da ok ac
vermeye balamt.
Dlanmlktan bir an nce kurtulup, Kenya'da kk salp yerlemek iin
yreklerindeki bir nebzecik umut da savan patlak vermesiyle snp
gitmiti. Almanya'da braktklar akrabalarn Kenya'ya getirme hayalleri de bir
anda suya dmt. Ne kadar imkansz grnse de uzun zaman buna
inanmlard oysa Walter de kabul etmekte ne kadar direndiyse de, babasna,
kzkardei ve kaynvalidesiyle grmcesine artk yitirilmi gzyle bakyordu.
Bir gn derdini Oscar Hahn'a at ve: "Bizimkiler Polonyallardan yardm
alamazlar. Almanlarn gznde ise onlar Polonyal yahudi. Kader bir kez daha
ne kadar baarsz olduumu gsterdi."dedi.
"Sen deil hibirimiz baaramadk. imdi deil, daha 1933'te. Almanya'ya hep
inandk ve gerekleri gremedik, gzlerimizi kapadk. Kendimizi
koyvermemeliyiz. Sen sadece oul deil, ayn zamanda bir babasn."
"Kendini asacak ipin parasn bile kazanamayan iyi bir baba."
"Byle bir eyi aklndan karmalsn" dedi Hahn fkeyle: "Yaamak
isteyenlerimizin birou lecek, kurtulanlarn tek seenei, ocuklar iin
hayatta kalmak. Kurtulmak sadece ans deil, grevimiz de olmal. Hayata
gvenmek de. Almanya'y kalbinden sk at artk. Ancak o zaman yeniden
yaama sarlabilirsin."
"Denedim. Ama yapamadm."
"nceleri ben de byle dnrdm, imdiyse, saylamayacak kadar ok fahri
grevlerde bulunmu, bomba gibi bir staj yapm bir zamanlarn o nazik avukat
aklma geldike ayorum, eskiden hayal meyal tandm adam bana yabanc

geliyor. Hadi, Walter! Artk brak bunlar da, buradaki zamann deerlendir,
biraz rahatla, kendinle bark ol. Buradan kurtulduumuzda her eye yeniden
balayabilirsin."
"Beni deli eden de bu ya. Kral bize yardm etmezse, ben ve ailem ne olacaz?"
"Hl Rongai de bir iin var."
"Hl demen ok gzel."
"Bana Oha desen nasl olurdu?" diye glmsedi Hahn "Karm buras iin bana
bu ad uygun buldu. Bana Oscar kadar Alman ad gibi gelmiyor. Benim Lilly'im
mkemmel bir kadn. O olmasayd, Gilgil'deki iftlii satn almaya cesaret
edemezdim."
"Tarm ilerinden o kadar iyi anlyor mu?"
"Hayr, o konser solistiydi. Ama hayat her ynyle ok iyi biliyor. Schubert'ten
liedler sylediinde, hizmetkarlar zevkten drt ke oluyorlar. neklerin de st
bollayor. Umarm yaknda sen de tanrsn."
"Sen de Ssskind'in teorilerine inanyorsun demek?"
"yle."
Ssskind, askeri makamlarn tutumu ve gelecekte neler olabilecei konusunda
varsaymlarn yapld tartmalardan birinde: "Rubens gibi adamlar btn
yahudileri 'enemy alliens' gibi grmekten bir sre sonra vazgeecekler, bizi
sava boyunca burada kapal tutamazlar, greceksiniz." demiti, "Eminim, yal
Rubens'le ocuklar bizim kendilerinden ok nce Hitler'e kar olduumuzu
ngilizlere oktan anlatmlardr."
Albay VVhidett, gerekten de nceden hi hazrlkl olmad bir yn sorunla
uramak zorunda kalyordu. Rubens'in be erkek kardeinin, tabii babasnn da,
hi aksatmadan brosunu ziyaret etmelerinin mi, yoksa Londra'daki sava
bakanlyla aralarndaki gr ayrlklarnn m daha tatsz olduuna karar
veremiyordu. Albay sava kana kadar, Avrupa'da olup bitenlerin, Jaluo ile
Lumbwa arasndaki srp giden kabile savalarndan daha az ilgisini ektiini
itiraf etmekten utanmyordu. Ama onu en ok artan Rubens ailesini her
ziyaretine gidiinde, onlarn tm olaylarn ok edici ayrntlarndan haberdar
olduklarn bildii halde hibir ey bilmiyormu gibi davranmalaryd.
Whidett Boarding Okulu'na gittii ilk yl karlat, hrsl bir renci ve son
derece kt bir kriket oyuncusu olarak belleinde kalan Dave ve Benji
kardeleri hesaba katmazsa, o gne kadar hi Musevi tanmamt.
Rubens ailesinin kendisinden nce Kenya'yla balantsnn olmas stelik
ngilizce'yi de Oxford'un kdemli rencileri kadar mkemmel konumas
VVhidett'i ciddi bir ekilde dndryordu. Bu yzden gnlden istemese de,
"kendilerine hakszlk yapld" sylenen snmaclarn kaderiyle ilgilenmeye
balad.
Bylece VVhidett, iftlikte altklar iin dmanla iliki kurmalar olanaksz
grnen snmaclarn serbest braklmas nerisini kabul etti. Doru
yaptndan pek emin deildi ama, bu karar zellikle askeri evrelerde kabul
grnce epey ard. Daha sonra alnan kararn gerekli olduu da anlald.

Norfolk ve New Stanley'den hareket eden kamyonetler bir pazar leden sonra
kampa geldiler. Srtlarnda haki niformalaryla erkekler tel rglerin nnde
grndnde ocuklar rkek rkek el salladlar, anneler de en az onlar kadar
gergindiler. Kadnlarn ou, st dzey davetin verildii bir partiye gider gibi
giyinmilerdi. Bazlarnn zerinde en son Almanya'da giydikleri dekolte
kyafetler vard, birka da elinde, ocuklarn otel bahesinden kopard minik
solmu iekleri tutuyordu.
Walter uzaktan Jettel'i grd. Karsnn zerinde krmz bir bluz vard, yolculuk
iin ald beyaz eldivenleri de giymiti. Gece elbisesi aklna gelince, fkesini
zor tuttu. Ayn anda karsnn ne kadar gzel olduunu fark etti, ama sonra en
samimi anlarnda bile karsna drst davranmad ve onu kandrd aklna
geldi, nabznn heyecanla att gnler artk gemite kalmt. Kendisini bir an
yalanm, tkenmi ve gvensiz hissetti.
Regina da ona imdi yabanc geliyordu. Ayrlmalarnn zerinden henz drt
hafta gemi olduu halde kz sanki serpilmi, boy atmt. Rongai'de Aja ile
aacn altna oturduklar gnlerden ok daha farklyd. Walter karsyla
konuacak ortak konular bulmak iin, nce karacann adn hatrlamaya alt,
ama bir trl ad aklna gelmedi. O srada Regina'nm koarak kendisine doru
geldiini grd.
Regina taz gibi srayp, sska kollarn babasnn boynuna dolaymca Walter,
birden kzn karsndan daha ok sevdiini fark etti. Gizleyemedii bir sululuk
duygusuyla, bu gerei asla ikisinin de renemeyeceine dair kendine sz
verdi.
"Baba, baba!" diye kulana haykran Regina'nm sesiyle, kendine geldi, imdi
biraz daha rahatlamt. "Bir arkadam var artk, gerek bir arkadam. Ad
Inge. Okumasn da biliyor Annem de bir mektup yazd."
"Ne mektubu?"
"Gerek bir mektup ite. Seni ziyaret edebilmemiz iin."
"Evet," diye atld Jettel, Walter'i kucaklayabilmek iin, Regina'y iyice teye
itekleyerek, "Seni serbest brakmalar iin bir dileke yazdm."
"Benim Jettel'im ne zamandr dileke nedir biliyor?"
"Senin iin bir eyler yapmak zorundaydm. ylece oturup sinek avlayacak
deildik ya. Belki yaknda yine Rongai'ye dnebiliriz."
"Jettel, Jettel, sana ne yaptlar byle? Hani Rongai'de lesiye mutsuzdun."
"Btn kadnlar tekrar iftliklerine dnmek istiyorlar."
Jettel'in sesindeki marur ifade Walter'i hznlendirdi. Dahas yalan sylerken
ona bakmaya cesaret edememesi pek bir dokundu, ama karacann ad gibi,
houna gidecek, onu okayacak, pohpohlayacak szckler bulmakta zorland.
Regina'nm konutuunu duyunca rahatlad.
"Almanlardan nefret ediyorum baba, Almanlar'dan nefret ediyorum."
"Kimden rendin bunu?"

"nge'den, babasn dvmler, Dachau'daki btn pencereleri yere indirmiler,


elbiseleri de sokaklara atmlar. nge, Almanlardan nefret ettii iin geceleri
alyor."
"Almanlar deil Regina, Naziler"
"Naziler de mi var?"
"Tabii var."
"Bunu nge'ye sylemeliyim. imdi Nazile/den de nefret edecek. Naziler de
Almanlar gibi kt m?"
"Sadece Naziler kt. Bizi Almanya'dan onlar kovdular."
"nge bunu hi sylemedi."
"Hadi imdi git onu bul, babann sylediklerini ona anlat!"
"Regina'nm akln bsbtn kartyorsun," diye Regina'nn arkasndan sylendi
Jettel ama Walter'in yantlamasna frsat vermeden, "Biliyor musun" diye alak
sesle konumasn srdrd, "sava kalberi artk annem ve Kaete iin hibir
mit kalmad."
Walter iini ekti, sonunda karsyla her eyi aka konuabilecei iin
rahatlad.
"Evet biliyorum. Babamla Liesel de kapana kstrldlar. Sakn bana nasl
stesinden geleceimizi sorma, ben de bilmiyorum"
Jettel'in aladn grnce, dayanamayp onu kucaklad, epeydir kendisinin
aktamad gzyalarnn hi deilse karsn ferahlattn dnnce teselli
buldu. Sonra kafasndan geenleri bir an nce sylemeye karar verdi, korkusuna
teslim olmamalyd:
"Jettel, artk bir daha Rongai'ye hi dnmeyeceiz."
"Neden? Nereden biliyorsun?"
"Bu sabah Bay Morrison'dan mektup aldm."
antasndan mektubu kararak Jettel'e uzatt. Onun mektubu okuyamayacan
biliyordu, ama kendisini toparlayabilmesi iin zamana ihtiyac vard. Birka saat
nce Ssskind'in kendisine tercme ettii satrlar Jettel'in gzleriyle yercesine
okumasn seyretti.
"Sevgili Bay Redlich" diye balyordu Morrison'nun yazd ngilizce mektup:
"iftliimde bugn iin bir Enemy Alien'e i verme imkanmn olmadn
zlerek size bildirmek zorundaym. Kararm anlayla karlayacana eminim.
Gelecek iin en iyi dileklerimle. Sayglarmla, William. P. Morrison"
Jettel srarla anlayamad kelimelere bakyordu.
"Mektuba deil, yzme bak Jettel. Morrison iime son verdi."
"Buradan ayrlrsan nereye gideceiz? Regina'ya ne diyeceiz? Her gn
Owuor'la Aja'y sorup duruyor."
"En iyisi brakalm Inge sylesin," dedi Walter yorgun bir sesle; "Owuor'u ben
de zleyeceim. Hayatmz ayrlklarla geiyor."
"Dierleri de byle mektuplar aldlar m?"
"Bizden birka kii.. Ama ouna gelmedi"
"Neden biz? Neden hep biz?"

"Kendine bir Nebbich setiin iin Jettel. Keke Amcan Badmann'n szn
dinleseydin. Daha nianmzdan nce bunu sana sylemiti. Gel, brak alamay.
te dostum Oha da geliyor. ok ansl, Naziler onu daha 1933'te defterden
sildiler. imdi Gilgil'de bir iftlii var. Onu tanmalsn, utanmana gerek yok.
Onun hereyden haberi var. Hatta bize yardm etmeye sz verdi. Nasl
yapacan bilmiyorum ama, bunu sylemesi bile houma gitti.
15 Ekim 1939 gn, Ngong Kampndaki kara tahtada, snmaclar arasnda
farkl yanklar uyandran, iki duyuru aslmt. ngilizler'in "Royal Oak" sava
gemisinin bir Alman denizalt tarafndan batrld haberi, askerin kt
ngilizce'siyle yazld iin, duyuruyu nce ok az kii anlayabilmi, Scapa
Flow krfezinde kimin saldrd, kimin zafer kazand anlalmadndan da
ilgiden ok aknla neden olmutu. Buna karlk kusursuz bir Almanca ile
yazlm olan ikinci duyuru byk heyecan yaratmt, duyuruda iftliklerde
belli ve srekli bir ii olan Enemy Alliens'larn serbest braklabilecekleri
bildiriliyordu. Birka gndr etrafta dolaan bu sylenti yeni bir haberle
beslendi; Nairobi'deki askeri makamlar smrd edilecek olan erkeklerin Gney
Afrika'ya srgn edilmelerini planlyorlard.
Uzun aramalardan sonra Walter'i bir baraka tuvaletin arkasnda bulan Oha,
"imdi iftliime bir menajer bulmak zorundaym" dedi.
"Niye? Birka gn sonra buradan gideceksin ya."
"Ama sen gitmeyeceksin."
"Hayr, bana byk piyango vurdu. Regina'yla Jettel'e de. Kadnlarda ve
ocuklar da m Gney Afrika'ya gnderecekler?"
"Tanr akna sylesene, sen hibir ey anlamaz msn? iftliimi sen idare
edeceksin. En azndan bir i bulana kadar. Bir ibirlikinin bir dierini ie almas
eminim yasak deildir. Ssskind, senin iin dzenlediim i anlamasn
tercme ediyor.
Ssskind hukuk ilerinden pek anlamad, yazmalar konusunda da acemi
olduu halde, Albay Whidett'i memnun etmiti. Albay, savan geri kalan
gnlerinde, yaantsnn dengesini bozacak insanlarla uramaya hevesli deildi,
tek istedii mmkn olduu kadar ok sayda snmacy serbest brakmakt.
Bylece Albay sadece Walter'le Hahn'm kamptan ayrlmalarn salamakla
kalmad, New Stanley Oteli'nden Lilly'yi, Norfolk'tan da Regina ile Jettel'i
aldrarak, iki erkekle birlikte Gilgil'e gnderdi.
Ngong'daki son akam, Walter "Btn bunlar bizim iin niye yapyorsun?" diye
sormutu.
Hahn, "Aka sylemek gerekirse, ayn renci birliinden olan bir dostuma
yardm etmenin grevim olduunu dnyorum," diye cevap vermiti, "ayrca
benim iin zor bir ey de deil. stelik sana ok altm, benim Lilly'imin de
evresinde yeni dostlara ihtiyac var."
Hahn'n iftliinin ad Arkadia'yd. Yumuak yeil imlerle rtl tepelerde
dolanan ineklerle koyunlar, byke bir sebze bahesinin iindeki kumlukta
einip duran tavuklar, zenle ekilmi msr tarlalar, etrafnda gller, karanfiller

ve Afrika menekelerinin yetitii yemyeil imenlerin nndeki beyaz tatan


eviyle, Arkadia tam bir Alman malikanesini anmsatyordu. Evin etrafn
evreleyen yollar tala denmiti, mutfak binasnn d duvarlar beyazmavi
kareliydi, dardaki baraka tuvalet yeil, evin ahap kaps lake boyalyd.
Yksek bir sedir aacnn altnda, eflatun begonvillerin sarmalad bir ardak,
altnda yuvarlak bir masa etrafnda dizili sandalyeler vard. Evin ua Manjala,
yemek servisi yaparken giydii beyaz Kanzu'sunu, Lilly'nin verdii gm bir
kemerle tutturmutu. Lilly bu kemeri hayatnn son karnaval enliinde
kullanmt. Kaniin ad Bajazzo'ydu, siyah kvrck lleleri, gnete minik kara
elmas paracklar gibi parldyordu.
Walter'le Jettel, Arkadia'ya geldikleri gn, yolda kaybolup da kurtarclar
tarafndan "Bir daha sakn ola ki tek banza sokaklarda dolamayn" uyarsyla
evlerine teslim edilen ocuklar gibi akndlar. Sadece ev sahiplerinin
kendilerini karlarken gsterdikleri itenlik deil, evin scak, samimi havas da
onlar cesaretlendirmiti. Gzlerini kamatran zenginlik, bunca bolluu birarada
gremedikleri bir vatan hatrlatyordu.
Yeil deriden yuvarlak masalar, yumurta kabuu rengindeki perdelerin nnde
duran Frankfurt tarz ar dolap, duvarlar gri kadife kapl minik odack, iekli
ngiliz keteniyle kaplanm koltuklar ve dore sslemeli maun komodin, Oha'nm
annesiyle babasndan kalma mobilyayd, gm sofra takmyla, kristal
bardaklar ve porselenler Lilly'nin eyiziydi. Ktphane azna kadar kitap
doluydu, duvarlara nl Hollandal ressamlardan Frans Hals ve Vermeer'in
kopya tablolar aslmt, oturma odasnn duvarnda da, bir prensin ta giyme
trenini temsil eden bir tablo vard. Regina her akam bu tablonun nne oturur,
Oha'nn anlatt ykleri dinlerdi. minenin nnde krmz kadife rtl
piyano, zerinde aldan bir Mozart bst duruyordu..
Gne batar batmaz Manjala elinde renkli kadehlerin iindeki ikilerle grnr,
hemen arkasndan, sanki Lilly her gn Alman kasaplarndan, frnlarndan ve
smrge dkkanlarndan alveri yapabilirmi gibi bildik yemekler servis
edilirdi. Lilly'nin hizmetkarlar arrken, ya da tavuklara yem verirken, giderek
arkya dnen seslenmeleri, Oha'nun Frankfurt aksanyla konumas, Jettel'le
Walter'e yabanc bir dnyadan sesler gibi gelirdi. Akamlar da Lilly gemi
gnlerindeki ark repertuvarndan paralar sylerdi.
Kapnn nnde uaklar melerek oturur, kadnlarsa srtlarnda bebekleriyle
ak pencerenin nnde durarak arklar dinlerlerdi, Lilly ara verince, kani
arka ayaklarnn zerinde dorularak geceye doru melodik havlamalarna
balard. Walter'le Jettel'in gemi gnlerinde byle gzel mzikli bir yaantlar
pek olmamt ama, bu gece konserleri onlara ila gibi geliyor, btn
skntlarn bir anda unutarak, kendilerini umuda ve genlik gnlerine gtren
romantik duygulara brakyorlard
Walter'le Jettel'in, Oha'nm konukseverliinden aldklar haz kadar, Oha da ayn
ekilde onlarn varlndan mutluluk duyuyordu. nk Lilly evresinde yeni
dinleyiciler olsun istiyordu, ne kendisi ne de iftlikteki insanlar artk Lilly'i

tatmin edemiyordu. Ama Oha yeni konuklarn evlerine gelmesiyle balayan bu


mutluluun uzun srmeyeceini de ok iyi biliyordu.
Lilly'ye; "Bir erkek ailesinin geimini salayabilmeli." dedi bir gn.
"Yine eskisi gibi konumaya baladn Oha. Hep bir Alman'dn ve Alman
kaldn."
"Ne yazk ki yle. Sen olmasaydn ben de Walter gibi aresiz bir durumda
olurdum. Biz hukukular bir sr samalktan baka bir ey renmedik."
"arkc olmak daha iyi."
"O da ayet senin gibi olursa... Aslnda ben Gibson'a bir mektup yazdm."
"ngilizce bir mektup mu yazdn?"
"Tercme edersen ngilizce olacak. Gibson'un Walter'e ihtiyac olabileceini
dndm. Ama imdilik ona bir ey syleme. Sonra hayal krklna urar."
Oha, kendisinden birka kez Pyrethrum* ald Gibson'u fazla tanmyordu.
Onun uzun zamandan beri, Ol'Joro Orok iftlii'nde ayda alt sterline almaya
raz olacak bir adam aradn biliyordu. Geoffrey Gibson'n Nairobi'de bir sirke
fabrikas vard, Pyrethrum ve keten tohumu yetitirdii iftliine de ylda drt
kezden fazla gitmiyordu. Fazla dnmeden kararn verdi.
Gibson'nun teklifi kabul ettiini duyan Oha Walter'e, "Tam sana gre bir i,"
dedi sevinle, "orada ne inekleri ne de tavuklar kesmek zorunda kalacaksn,
sadece bir ev yapacaksn o kadar."
Kk bir kamyonetin Ol'Joro Orok tepelerine ulatran balkl yolu, soluyarak
trmanmasndan on gn sonra, sedir aalarnn arasndaki kk evin ats
tamamlanmt. Hintli marangoz Dij Jiwan, yeni Bwana'si iin, otuz kadar iiyi
de yan
* Tarm ilac pire otu.
na alarak, kl renkli kaba talan st ste koyup evi yapmt. Evin dam, ot,
tezek ve kerpile henz rtlmemiti ki, Regina dikey uzanan yerli kulbelerin
aksine bu evde yatay olan kalaslarn zerine son kez kp oturabildi.
Regina, siyah sal, ak esmer tenli Dij Jiwan'm kucanda atnn tam ortasna
trmand. Ol'Joro Orok'a geldii gnden beri, henz dnyadan habersiz bir
ocukken, Aja'syla aacn altnda uzanp yatt gnlerdeki gibi, bu damn
zerinde saatlerce, ses karmadan oturmutu.
Damn zerinde, babasnn karl olduunu iddia ettii tepelere gzlerini dikerek
bir sre manzaray doyasya seyretti. Sonra baklarn karanlk ormana evirdi,
gne doarken bu ormandan maymunlarn ayaklamalar, akamlar da auri
kabilesi yerlilerinin, aldklar davullarn sesleri duyulurdu. Bedeninin iyice
snmaya baladn hissedince, sesinin var gcyle aada duran annesiyle
babasna bard: Ol'Joro Orok'dan daha gzel bir yer yok."
Sesi, bir zamanlar Menangai Yanarda'ndan gelen yanttan daha hzl, daha net
ve daha yksek yankland. "Ol'Joro Orok'dan daha gzel bir yer yok!" diye
tekrarlad.
"Bizim kz Rongai'yi abuk unuttu."
"Ben de unuttum," dedi Jettel; "Belki de burada daha mut luyuz."

"Yok canm, btn iftlikler ayndr. Birlikte olmamz nemli."


"Benden ayrldktan sonra kampta korktun mu?"
"ok," diye yantlad Walter, Ol Joro Orok'daki beraberliin de ne kadar
sreceini kendi kendine sordu. "Owuor iin zlyorum," diye iini ekti,
"buradaki en iyi dostumuzdu."
"O zaman henz 'enemy alliens' saylmyorduk."
"Jettel, ne zamandan beri alayc konumaya baladn?"
"Elsa Conrad, alay etmenin en iyi savunma silahmz olduunu syledi."
"Sen, sen ol kendi silahlarn kullan."
"Burasnn sanki Rongai'den daha ssz olduuna dair bir his var iimde."
"Benim iimde de... Hele Ssskind yokken."
"Ama bir bakma iyi," diye Jettel kendini teselli etti, "Oha'yla Lilly'nin
Gilgil'deki iftliine o kadar uzak deil."
"Araba olursa sadece saat."
"Ya arabasz?"
"O zaman Loebschtz'e gitmekten daha kolay deil."
Jettel, "Greceksin yine oraya gideceiz," diye iddial konutu. "Ayrca Lilly
bizi burada ziyarete geleceine sz verdi."
"nallah insanlarn buras iin ne sylediklerini gelmeden nce duymaz."
"Ne sylyorlar ki?"
"OF Joro Orok'a akallarn bile bir yldan fazla dayanamayacaklarn".
Gerekten de Ol'Joro Orok, Regina'nm sevdii birka sesle yaplm
dermeatma minik bir dkkandan ibaretti. Dkkann sahibi Hintli Patel. varlkl
olduu kadar, evrede korkulan biriydi. Dkkannda un, pirin, eker ve tuz,
kutu iinde ya, puding, reel ve baharat satyordu. Nakuru'dan gelen tacirler
kendisine uradnda, onlara Mango, papaya, lahana ve prasa sunuyordu.
Dkkanda bunlarn dnda bidonlarda benzin, lambalarda kullanlmak zere
ielerde parafin, evredeki iftiler iin alkol ve ince yn battaniyeler, ksa haki
pantolonlar ve siyahi yerliler iin de kaba kumatan gmlekler bulunuyordu.
Onun dkkanndan al veri yapan insanlar sadece dkkanndaki zengin mal
eidi yznden deil, ayn zamanda postaclk grevini stlendii iin de
insanlar huysuz Patel'i ho tutuyorlard. Thompson elaleleri, tren
istasyonundan haftada kez gelen araba, postay Patel'e teslim ederdi. Hele biri
Patel'i kzdrmaya grsn ki alveri yaparken kararsz olan insanlar onu ska
kzdryorlard hemen mektuplarna el konulmak suretiyle cezalandrlrd.
Zavallcn bu ekilde d dnyayla btn balants kesilmi olurdu. Kurnaz
Hintli, kendi memleketlisinin pirince dknl kadar, Avrupallar'n da
mektuplara ve gazetelere merakn abuk kefetmiti. Bu yzden onlar istedii
gibi kullanyordu.
Suratsz ve huysuzdu ama, yine de snmaclara kar iinde kk bir sempati
besliyordu. Geri fazlaca eli sk olmalarndan holanmyordu ama en azndan
ibirlikiydiler, bu yzden ngilizler'in onlardan holanmadn biliyordu.

Kendisi de ngilizler'den nefret ediyordu, nk onu siyahiler gibi kk


gryor ve aalyorlard.
Patel'in Duka'smdan alt mil uzaklkta, ekvatordan bin metre ykseklikte
kurulu olan Gibson'un iftlii, evredeki btn iftliklerin en byyd. lk
keten tarlas ekilmeden nce, Kimani bu iftlikte yaamt, buna ramen bir
yere giderken hl yollar kartrr, hangi yoldan gideceini uzun uzun
dnrd. Kimani 45 yalarnda, ufak tefek zeki bir Kikuyu yerlisiydi. iftlikte
yaplacak iler iin uaklara o emir verir, Bwana olmad zamanlar da kimin ne
kadar cret alacan o tayin ederdi.
leden sonra gne gkyznden yava yava ekilip glgeler su deposuna
dt m, Kimani elindeki uzun demir ubukla deponun ince inkodan
gvdesine vurarak gnlk mesainin bittiini duyururdu. Her akam piirilen
poo hamurunun msr istihkakn o datt, hem de son derece dakik olduu
iin, iftlik alanlar kendisine byk sayg duyard. Hatta tarlalarda
almayan, msrdan pay almayan nehrin te yakasndaki Nandi'ler bile
Kimani'yi sever ve sayarlard.
Kimani, Gilgil, Thompson's elaleleri ve Ol'Kalao iftliklerinde det olduu
zere, kendisinin de bu iftlikte hep bir Bwana's olsun istemiti. Sorumluluunu
tad bu topraklarda bir Bwana olmadktan sonra, saygnlkm, itibarm
onun iin hibir nemi yoktu. Yeni ev gururunu okuyordu. Akam mesaisinden
sonra havaya hafif bir serinlik yaylnca, srtn, evin hl scak olan duvarlarna
dayard. Evin mimar Dij Jiwan'a yaratt bu gzellikler iin byk bir saygs
vard, oysa Hintliler'den en az Lumbwa kabilesi yerlileri kadar holanmazd.
Kimani, gzleri l gznden farksz Bwana ile, iinden ocuk kmayacak
kadar karn dmdz olan Memsahib'ten pek holanmt. Bu yzden teden beri
yabanclara kar duyduu kukuyu hemen iinden atverdi, her zamanki
suskunluunu da brakt, dili zld. Walter'i ormann kysndaki tarlalara ve
sadece yamurlarla beslendii zaman suya kavuan nehre kadar gtrd.
Tarlalarda Pyrethrum'un ve keten tohumlarnn ldayan mavi ieklerini eline
alarak, Walter'e topran ne kadar krmz olduunu, bitkilerin geliip
bymeleri iin belli aralklarda ekilmesi gerektiini anlatmaya koyuldu.
Kimani ok gemeden, Walter'in bunlardan habersiz olduunu anlamt, uzun
bir safariden gelen Bwana's bir erkein bilmesi gereken toprak ilerinden
anlamyordu.
Dij Jiwan evi tamamladktan sonra, yerli kulbelerindeki gibi kubbesi yuvarlak
bir mutfak yapt, derin bir ukurun zerine, birbirinden farkl byklkte
delik olan tahtay oturturken ise son derece isteksizdi. nk bunu Walter'in
srar ile yapyordu, tuvaletin tasarm ona aitti, Kimani'nin tarlalaryla
vnd kadar, Walter de bu tuvaletle gururlanyordu. Ahap kapnn
zerindeki oymal kalp ilemesi, iftlikte yle bir heyecan yaratt ki, Dij Jiwan
bir gn bile kullanmad halde, sonunda tuvaletle barmak zorunda kald.
Hintli, yabancs olduu bu tuvaleti kullanmyordu, nk dini, ona
barsaklarn iki kez ayn yere boaltmay yasaklyordu.

Mutfak tamamland gn, Kimani yannda erkek kardeim diye tantt bir
adamla geldi, ad Kania'yd, odalar sprecekti. Tarladan alp getirdii
Kinanjui'in grevi ise yataklar yapmakt. Kamau'nun ii bulak ykamakt,
saatlerce evin nnde oturuyor, gne vurunca l l olana kadar bardaklar
parlatyordu. En son kapda Jogona grnd. Henz ufack bir ocuktu, rp
kadar incecik bacaklar vard.
Kimani Regina'ya onun iin, "Bir Aja'dan daha iyidir," demiti
"Eskiden bir karaca myd?"
"Evet."
"Ama konumuyor."
"Konuacak. Kessu."*
"Ne yapacak?"
"Kpek iin yemek yapacak."
"Ama bizim kpeimiz yok ki?"
"Bugn bir kpeimiz yok," dedi Kimani, "ama Kessu olacak."
Kessu gzel bir szckt. Yarn, hemen, herhangi bir zaman, belki anlamna
geliyordu. Kafalarn, kulaklarn ve azlarn dinlendirmek isteyenler Kessu
derlerdi. Sabrszlna gem vurmay bir tek Bwana beceremiyordu. Her gn
Kimani'ye, Memsahib'e mutfakta yardm edecek bir uak bulup bulmadn so
ruyordu, Kimani yant vermeden nce dileri birbirine kenetli, havay yle bir
iine ekiyor, sonra:
"Mutfakta bir uan var ya Bwana." diyordu.
"Nerede Kimani, uak nerede?"
Kimani her gn yinelenen bu konumay pek seviyordu. ou zaman azyla
birtakm sesler karyordu. Bunun Bwana'yi kzdrdn biliyordu ama bunu
yapmaktan da bir trl vazgeemiyordu. Bwana'yi sknetle yola getirmek
mmkn deildi nk. Yolculuu ok uzun srmt. Kimani'nin duruma
aklk getirmemekteki srarl direnii VValter'in cann skyordu. Jettel'in
mutfakta yardma ihtiyac vard. Ekmek hamurunu tek bana youramyor,
ime suyu dolu ar bidonlar glkle kaldryordu; bulak Kamau'yu
ikidebir tten ocaa bakmas ya da yemei mutfaktan eve kadar tamas iin
bile yerinden kprdatamyordu.
Kendisinden her yardm istendiinde, "Bu benim iim deil," diyerek, yeniden
nndeki bardaklar parlatmaya koyuluyordu.
Her gn sregelen bu kavga Jettel'in cesaretini kryor, Walter'i de
sinirlendiriyordu. Ev ilerine yardm edecek yeterli sayda hizmetkar olmazsa
iftlikteki insanlarn nnde gln duruma deceini biliyordu. Onu en ok
korkutan, Bay Gibson'un bir gn aniden kp gelerek, yeni iftlik yneticisinin,
mutfakta bir yardmc bile bulamayacak kadar aciz olduunu grecei
dncesiydi. steini gerekletirmek iin ok zaman kalmadn
hissediyordu.
Kimani'yle iftliklerde turlarken kendisine dosta "Jambo" diye seslenen ya da
evlerde almak yerine, Memsahib'e mutfakta yardm etmeye hazr grnen

erkekleri her defasnda sorguya ekerek yokluyordu. Ama her gn ayn ey


oluyordu. iler sklgan bir tavrla balarn te yana evirip, Kimani'nin
kard seslere benzer bir eyler homurdanyorlar, gzleriyle uzaklara bakp,
aceleyle koarak oradan uzaklayorlard.
lk kez evde mineyi yaktklar akam Walter, "Sanki bir lanet dolayor
zerimizde," dedi. Kania btn gn mineyle uramt, iini sprm,
temizlemi, odunlar da nnde piramit gibi kmelemiti. imdi de keyifle
bada kurmu oturuyordu, mineyi bir kk bir kt paras atarak
tututurdu, hafife alevi fleyerek korlatrd, scak odaya yayld.
"Tanr akna, mutfak iin bir uak bulmak neden bu kadar zor oluyor?"
"Bunu bilebilseydim oktan birini bulurdum, Jettel."
"Ne biim kumandansn sen, emret birini bulsunlar."
"Komutan olarak pek deneyimim yok."
"Ah u senin nezaketin yok mu.. Norfolk'ta btn kadnlar, kocalarnn
uaklaryla nasl gzel baettiklerini anlatyorlar."
"Neden bizim bir kpeimiz yok?" diye Regina araya girdi.
"Baban bir mutfak yardmcs bulamayacak kadar aptal olduu iin. Annenin
demin ne sylediini duymadn m?"
"Kpek mutfak hizmetkar deil ki?"
"Tanr akna Regina, bir kez olsun dilini tutamaz msn?"
"Bunda ocuun hibir kabahati yok."
"Devaml Rongai'deki bolluktan sz edip szlanmandan bktm usandm."
"Ben," diye patlad Regina, "Rongai iin bir ey sylemedim."
"nsan bir ey sylemeden de, bir ey syler."
Jettel'in birden aklna geldi; "Sen demiyor muydun, btn iftlikler birbirinin
ayndr diye.." dedi.
"Ama bu Tanr'nm belas iftlik iin deil. minesi var ama mutfak hizmetkar
yok."
"mineyi beenmiyor musun baba?"
Regina'nm karsndakini kollar gibi konumas, Walter'in fkesini alevlendirdi.
Kendisine ocuka ve gln gelen bu srarc tavr artk ne grmek ne de
bununla ilgili tek kelime sylemek istiyordu. Pencerenin yannda gece
kullanlmak zere hazrlanm lamba duruyordu.
Walter kendisininkini ald, iine parafin koydu, yakt, fitilini iyice kst, lamba
imdi odaya lgn bir k veriyordu.
Jettel korkuyla "Nereye gidiyorsun?" diye bard.
Walter, "Meyhaneye" diye grleyerek yantlad onu ama bir an sonra hemen
pimanlk duygusu boazn tkad. "Bir erkek tek bana da iemeye gidebilir,"
diyerek, sanki uzun zaman iin veda ediyormuasna el sallad.
Gece souk ve zifiri karanlkt. Sadece kulbelerin nnde yaklan atein
uzaktan krmz nokta halindeki parltlar grnyordu. Ormann kylarndan,
gece ge vakit ava km bir akaln ulumalar duyuluyordu. Walter'e, sanki
akal kendisiyle alay ediyormu gibi geldi, elleriyle sk sk kulaklarn tkad,

ses dinmek bilmiyordu. Grlt neredeyse onu ldrtmak zereydi, bir ara
kpek havlyormu gibi bir hisse kapld. Kimani'ye "Neden bir mutfak
hizmetkar bulamyoruz?" diye sorduu zaman, onun kendisine aalayc bir
tonla cevap verirken kard seslere benziyordu.
Walter, yavaa Kimani'nin adn seslendi, ayn alayc ses daha gl bir ekilde
yankland. Beynindeki isyann yava yava midesini artmaya baladn
hissetti. Kapnn nne kusmamak iin kendini evden dar att. rmek onu
rahatlatamad. Alnna biriken terler, ellerindeki uyuma, gzlerindeki hafif
perdelenme, ona stmay ve Ol'Joro Orok'da onu doktora gtrebilecek bir
komusu dahi olmadn hatrlatt.
Gzlerini ovuturdu, kuru olduunu anlaynca biraz rahatlad. Ama yine de
yznde hafif bir slaklk vard sanki, birden gsnn zerinde iddetli bir
bask hissetti, bir an sendeledi. Sa taraftan bu kez daha kuvvetli bir kpek
havlamas iitince, bsbtn iradesini kaybetti, elindeki lambay imlerin
zerine frlatt, vcudu kaskat kesilmiti. Bir anda tm bedenim bir ate bast.
Sonra nereden geldiini tam olarak anlayamad bir koku alglad, ona anlarn
canlandran bir koku... indeki heyecan bastrmaya alt. Bir an sonra
prtkl bir dil yzn yalamaya balad, hissettikleri hayal gcnn bir rn
deildi, gzel, tatl bir gerekti...
"Rummler," diye fsldad Walter, "Rummler, seni lanet olas hayvan. Nereden
ktn byle? Beni nasl buldun?" nceleri hi aklna getirip de kpeine
sylemedii okayc szleri birbiri ardna sralamaya balad, kpein gl
ensesini kavrayarak kendine doru ekti, terden buharlaan derisini koklad.
Walter heyecandan tyleri dikenleen hayvan, biraz da utanarak byk bir
cokuyla gsne skca bastrp okarken, rkerek evresine bakmay da ihmal
etmedi. Kapld bu duygu selinin sarholuunu herhangi birinin grmesinden
korkuyordu sanki. Birden bir glgenin kendisine doru geldiini fark etti.
Walter hantal bir hareketle uzand, imenlerden lambay ald. Bedenini
sarmalayan olaanst sevin ve sklganlktan ancak syrlabildi. Lambann
fitilini ykseltti. nce sadece kara bir buluta benzeyen glgeyi grd, sonra
glge koarak gelen, gl, kuvvetli bir erkein siluetine dnt. Gnlerdir
rzgr esmiyordu ama Walter, glgeyi her adm atta saa sola savrulan bir
paltoya benzetti.
Rummler nce inler gibi havlad, ardndan daha gl sevinli bir uluma
duyuldu, bir an baka hibir ses duyulmad, daha sonra bildik bir ses gecenin
sessizliini bozdu.
"Kalbimi Heidelberg'de braktm" arksn syleyen Owuor lambann sar
nda belirdi. Siyah cppenin altndan beyaz malahnn ucu parlyordu.
Walter gzlerini kapad, bitkin bir halde ryadan uyanmay bekledi, ama ite
elleri hl kpein srtndayd, Owuor'un sesi de yanbamdayd: "Bwana,
ayakta uyuyorsun."
Walter kenetlenmi dilerini aralad ama konuamad. Owuor'un vcudunu
bedeninde ve cppesinin ipekli pervazn enesinde hissetmiti ki, ancak o

zaman ryada olmadn anlad ve kollarn ona doru at. Przsz cildi,
geni burnu ile Owuor'un yzn babasna benzetti, birka saniye bunun keyfini
kard.
"Owuor, seni gidi koca herif, nereden geliyorsun byle?"
"Koca herif..." Owuor yabanc szc sindire sindire tekrarlad, abuk
becerdii iin de keyiflendi. "Rongai'den," diyerek gld, cppesinin altndaki
pantolonunun cebini kartrd, kk, zenle katlanm bir kt kard.
"Tohumlan getirdim," dedi, "ieklerini artk burada da yetitirebilirsin."
"Bunlar babamn iekleri.."
Owuor "Bunlar babann iekleri' diye tekrarlad, "iekler seni aradlar."
"Sen beni aradn Owuor."
"Memsahib'in Ol'Joro Orok'da bir as yok."
"Evet yok. Kimani ona bir a bulamad."
"Kimani bir kpek gibi havlad. Onu kpek gibi havlarken duymadn m,
Bwana?"
"Evet duydum. Ama niin havladn bilmiyordum."
"Kimani'nin azyla konuan Rummler'di. Sana, onun benimle safaride
olduunu syledi. Uzun bir safariydi Bwana. Neyse ki Rummler'in iyi koku alan
bir burnu var. Yolu o buldu."
Owuor Bwana'nm yapt akaya inanp inanmadn grmek iin bir sre
bekledi, yoksa Bwana'si, hl bir inek kadar aptal myd? Safaride bir erkein
kpein burnuna deil, zekasna ihtiyac olduunu bilmeyecek kadar aptal
myd...
"Owuor Rongai'ye son kez eyalar almaya geldiimde sen yoktun."
"Evinden ayrlan bir erkein gzleri hznldr. Gzlerini grmek istemedim."
"Sen akll birisin."
"Bunu ekirgelerin geldii gn de sylemitin," dedi Owuor sevinle.
Konuurken sanki gemii geri getirmek ister gibi uzaklara bakyordu, yine de
gecenin karanlnda en ufak kprtlar dahi hissedebiliyordu. "Hah ite
Memsahib kidogo!" diye sevinle bard.
Kapnn nnde Regina grnd. Rummler kzn plak bacaklarn yalarken,
Regina Owuor'un adn birka kez bararak kucana atld. Owuor onu tekrar
yavaa yere brakrken, Regina kpein zerine eilip, hayvann vcudunu
gzyalar ve pckleri ile slatt, bir yandan da durmadan konuuyordu..
"Regina ne zrvalyorsun? Sylediklerinden bir tek kelimesini bile
anlamyorum."
"Jaluo'ca Baba, Rongai'deki gibi Jaluo'ca konuuyorum"
"Owuor, Regina'nn Jaluo dilini bildiinden haberin var myd?"
"Tabii haberim vard Bwana. Jaluo benim anadilim. Burada Ol'Joro Orok'da
sadece Kikuyular ve Nandisler yayor, ama Memsahib kidogo benim dilimden
konuuyor. Senin yerini onun sayesinde bulabildim. Bir erkek, kendi dilinin
konuulmad bir yere gitmez."

Owuor'un kahkahas ormanlarda ve karla rtl dalarda yankland. Kulaklar


bu gl yanklanmay ne kadar da zlemiti, derken yine sesini alaltt. "Bunu
sen de biliyorsun Bwana," dedi.
V. BLM
ngiliz smrgesinin en nl gllerinin zerindeki dik bir yamaca kurulu olan
Nakuru School, zel okul masrafn kaldracak gte olmayan, buna ramen bir
eitim yuvasnn geleneklerine bal ve iyi bir isim yapm olmasna deer veren
iftilerin tercih ettii bir okuldu. Devlet okulu olduu ve bavuran her
renciyi seim yapmadan kabul ettii iin, Kenya'nn ileri gelen saygn
ailelerine gre, sradan bir eitim kurumuydu ama, parasal durumlar uygun
olmayan anne babalar bu okulla yetinmek zorunda kalyorlard. Tek tesellileri
mdrn olaanst bir insan olmasyd, bu, duyduklar utanc biraz olsun
hafifletiyordu.
Mdr, Kralie Victoria dneminin ngiliz geleneklerine sk skya bal bir
Oxford'luydu. Eitim konusunda yeniliki fikirlere ak deildi, sorumluluu
altndaki ocuklarn ruhsal durumlarna anlay gstermek ya da onlar
rahatlatmak gibi bir dncesi de yoktu, bu trden davranlar prensiplerine
aykr buluyordu.
Genliinde Oxford krek takmnda ve Birinci Dnya Sava'nda Victoria Kros
madalyas ile dllendirilen Arthur Brindley, ngilizlerin tipik zelliklerine
sahip biriydi, son derece ll ve mesafeliydi, anavatannn eitim sisteminde
ngrd tm ilkeleri harfiyen uygulard. Anne babalar, dinlemekten ve
duymaktan holanmadklar, zaten pek de anlayamayacaklar birtakm terbiye
kurallar ile skmazd. Okulun parolas ona yetiyordu. Byk toplant salonunun
orta duvarnn zerinde sar metalden iri puntolarla "Quisque pro omnibus"
yazlyd, ayn yaz, rencilerin giydikleri okul niformalarnn yakalarna,
kravatlarna ve keplerinin kurdelelerinin dikilmi olan armalara da ilenmiti.
Bay Brindley, iki yannda ar masif yuvarlak stunlar bulunan okulun beyaz
tatan yaplm ana binasndaki odasnn penceresinden, dary seyrederken
hele bir de iyi gnndeyse pek gururlanrd. Okul yatakhanesi olarak kullanlan,
ondle inko daml, ak renk ahaptan yaplm alak binalar, ona Wiltshire
Kontluunun bir kynde geirdii ocukluk gnlerini hatrlatyordu. Brindley,
zel okul merakls, etiket dkn birtakm kendini beenmilerin, bu kk
evlerle, "personel karargah" diye alay etmelerini iine sindiremiyordu. Erkek
retmenlerin lojmanlarnn arkasndaki gl bahesiyle, kadn retmenlerin
kaldklar evler ve hokey sahasnn arasnda alabildiine uzanan imlik de
zengin ngiliz malikanelerine benziyordu, en azndan Brindley'e yle gryordu.
Flamengolarm suya vuran yansmalaryla pembemsi ldayan gl, gzellikleri
grmeyi seven ngilizler'i cezbetmeye yetiyordu.
Mdr son zamanlarda, ngilizler'in kkl geleneklerine pek de aina olmayan
ocuklar okuluna almak zorunda kalmt. Her geen gn bunlarn says da

artmaktayd. nk sava ktktan sonra Kenya'daki yetkili makamlar, beyaz


ocuklar iin okula gitme mecburiyeti getirmiti. Smrge hkmeti, sava
tehdidi altnda olan anavatandaki eitim sisteminin aynsn burada da
uygulamak istemiti ki, bu Arthur Brindley'e gre, anne babalarn karar verme
zgrlklerini kstlad gibi, gereksiz ve abartl bir zorlamayd.
ngilizler'in yaam tarzna uymayan bu durumu, Arthur Brindley savan
getirdii kanlmaz sonular olarak kabul ediyordu.
Okula gitme zorunluluu, zellikle de lkenin merkezindeki Nakuru School'da
gze arpan baz deiiklikler getirmiti. Okul yeni uygulamayla Bur
kabilesinden ocuklar da kabul etmek zorunda kalmt, neyse ki bunlarn
saylar ok fazla deildi. ou, Eldoret'deki Afrika okullarna gnderilmiti.
evre blgelerden Nakuru'daki okula denlerin hepsi de serketi, ngilizce'leri
yetersiz olduu haldejngiltere'ye duyduklar nefreti saklamyorlard. Yatlaryla
anlamaya yanamadklar gibi durmadan vatan zlemlerini dile getirmekte de
saknca grmyorlard. Ama yine de bu kk asilerle anlamak, balangta
sanldndan daha kolay oldu. nemsenmek gibi bir beklentileri yoktu,
retmenler de sadece, bu haar kk asilerin ete kurup okul dzenini
bozmamalar iin onlara gzkulak oluyorlard.
Snmaclarn ocuklar mdr iin daha byk bir sorundu. Avrupallarn tipik
veda sahnelerindeki el sallamalar, kucaklamalar ve pcklerle anne babalar
tarafndan okula teslim edilen ocuklar, tpk Charles Dickens'in romanlarndaki
acnas kk kahramanlara benziyorlard. Okul niformalar ucuz kumatan
yaplmt, byk bir olaslkla Nairobi'de okul malzemeleri satan dkkandan
alnmam, Hintli terziler tarafndan dikilmiti. ocuklardan hibirinin
niformasnda okul armas yoktu.
Bu ise okulda renciler arasnda olmas gereken eitlii bozuyordu, ayn
niformay tamamak eitlik geleneine aykryd, bu da kayt srasnda onlara
ncelik tannmamas iin yeterli bir sebep saylabilirdi. Ancak mdr,
yrrlkteki uygulamalara gre hareket etmezse, Nairobi'deki st dzey okul
yetkilileriyle tatsz tartmalara neden olacan biliyordu, bu da Arthur
Brindley'in cann skyordu.
Ama yahudi ocuklarnn sadece armalar olmad iin bir tr hedef olarak
gsterilmeleri de drstlk anlayyla badamyordu. Pazar gnleri de ayr bir
sorundu, kiliseye giderken kz ocuklarnn det olduu zere beyaz elbiseler
giymeleri gerekiyordu, ama bu ocuklarn beyaz elbiseleri yoktu. Mdr,
kzlarn kiliseye gitmesi istendiinde zorluk karma sebeplerinin de bu
olduuna emindi.
Bay Brindley'in dost meclislerindeki tanmlamasyla bu "Lanet olas kk
snmaclar" bir baka ekilde de mdrn sinirine dokunuyorlard. Hibirini
glerken grmemiti, belki de bu yzden olduklarndan daha byk
grnyorlard, stelik ngilizler'in lml mizalaryla badamayan anlamsz
bir hrslar vard. Ciddi grnml, vaktinden nce olgunlam bu yaratklar,
ngilizce'yi kvrmaya baladklar anda ki alacak kadar ksa srede

beceriyorlard bunu sadece sportif baarlarn konuulduu bir toplulukta,


bilgilikleriyle, uzman pedagoglar bile tedirgin eden bir igzarlkla hemen
dikkati ekiyorlard. Edebiyat ve tarihte olduka iyi bir niversite eitimi
yapm olan Brindley dnsel baarlara kar nyargl deildi. Ama uzun
yllarn deneyimiyle ifti ocuklarnn ders srasnda, insana huzur veren
ataletini smrgedeki yaam biiminin tipik bir yansmas olarak kabullenmeyi
renmiti. Hayatnda hi dinle ilgisi olmamt. Bu yzden, ocuklardaki bu
abartl renme hevesinin kknn yahudi dinine mi dayand konusu kafasn
kurcalyordu. Bu arada yahudilerin kklkten beri parayla geleneksel bir
balar olduu savn da dnmyor deildi, belki de sadece okul harlarndan
kurtulmak istiyorlardi. nsanlarn zel yaamlarna burnunu sokmaktan nefret
ediyordu ama, birok snmac anne babann ocuklar iin birka kuru okul
parasn biraraya getirmekte ok zorlandklarn, hatta okulca tayin edilen cep
harln bile veremediklerini fark etmiti. Sylemesi zor bir ad olan kzla,
onun alt ay nce Nakuru School'a ilk kez getirdii fkeli adam da mdre
olduka ilgin grnmlerdi. Inge Sadler, okuyup yazabildii halde, ilk
geldiinde bir tek kelime ngilizce konuamyordu.. Hatta kzn retmeni,
ngilizce okumayazmay bilmesinin avantaj deil, tersine engel olabileceini
sylemiti. Varlkl bir evde ay servisi yapan yerli bir hizmetkar
grnmndeki, bu rkek kz ilk gnler hep suskun kalmt.
Neredeyse su gibi ngilizce bilen Inge suskunluuna son verip konumaya
baladnda, btn R harflerini kula trmalarcasna aznda yuvarlayarak
sylemesine kimse aldr etmedi. Ardndan artc bir gelime gsterdi. Dil
bilmeyen bir ocuu snfna almamak iin hararetle direnen Bayan Scriver bile
sonunda nge'ye iki snf atlatmay kendisi teklif etti. Ders yl ortasnda okulda
byle bir deiikliin yaplmas o gne kadar allm bir ey deildi, bu yzden
daha az yetenekli rencilerin bir iltimas kokusu alabilecei dncesiyle, okul
idaresince bu i pek ho karlanmad. Bu trden uygulamalar ou zaman anne
ve babalarla istenmeyen tartmalara yol ayordu.
Yine, sylenmesi zor bir ad olan Ol'Joro Orok'tan gelen kz renci de, aynen
Londiani'li kk gayretke gibi Mr. Brindley'in prensiplerini zorlamt. Emsal
gsterip bakalarna ak kap brakmak mdrn ilkelerine aykryd. Regina
tpk Inge gibi, Nakuru School'a geldii ilk gnler evresinde olup bitenlere
sessiz bir seyirci olarak kalm, birisi kendisiyle konutuunda da sadece
kafasn sallayarak karlk vermiti. Sonra, Bay Brindley'i artan bir atakla,
sadece ngilizce'yi bildiini deil, bu dilde okuyup yazabildiini de
retmenlerine gstermiti. Regina da imdi iki snf ste ykselmiti. Sonuta,
o gne kadar birbirinden hi ayrlmayan iki kk snmac yine bulumulard,
herkesin dikkatini eken bu hrslar kukusuz bir sre sonra evrelerinde
huzursuzluk yaratacakt.
Brindley, iinden kamad bylesi durumlar dndke her defasnda i
geirirdi. Her zamanki alkanlyla gzlerini biber tarlalarna evirdi. Srad
yeteneklere kar duyduu fke birden kendisine ok anlamsz geldi. Ayrm

gzetmeden btn rencilerine eit davranma konusundaki prensiplerini


inemesine neden olan bu iki kz ocuun, arkada evresinden kendilerini
dlamalarn yine de manidar buluyordu. Siyah sal iki kk yabanc,
bekledii gibi, yine allarn arasnda oturmutu. Belki de teneffslerde bile ders
alyorlar, ders dnda da yasak olduu halde, aralarnda Almanca
konuuyorlard. Mdr bu olaslklar dnnce bsbtn can skld.
Oysa mdr yanlyordu. Inge Regina'yla, ancak zorda kalnca Almanca
konuuyordu. Norfolk'taki bu eski arkadayla, ummad bir anda yeniden
bulumak onu fazlasyla mutlu etmiti, stelik toplumdan dlanm bir
snmac olarak evresinde fazla dikkati ekmemeyi de kuvvetli igds
sayesinde oktan renmiti. nge bylelikle bilmeden Regina'y da suskun
dnyasndan karmaya yardmc olmutu.
Regina ilk kez nge'nin yanma oturunca, nge, "Artk ngilizce'yi rendin,
fsldaarak konumamza gerek kalmad," dedi.
"Hayr" diye yantlad Regina, "imdi bizi herkes anlayabilir." Karakterleri farkl
iki yat kz ocuu ortak bir yazgda bulumutu. nge, Regina'y, kendisini
yalnzln cenderesinden kurtaran iyilik perisi gibi gryordu. nk Regina,
okuldaki kz rencilerle kolay iliki kurabiliyordu, bu kzlarn
arkadalklarndan da holanyordu ama imdi nge'yle birarada olmak ona
yetiyordu. Kzlarn balangta evrelerine uyum salayamamalarnn tek nedeni
dil bilmemeleri deildi, ikisi de bunun farkndayd. Smrge ocuklar
kendilerine benzemiyordu, karakterleri ok farklyd. Okulun kat disiplinine pek
aldr etmiyorlar, birlikte olmann keyfini karyorlard, geride braktklar
gemileri onlar hi ilgilendirmiyordu, onlar iin nemli olan bugn doyasya
yaamakt.
Bir zamanlar yaadklar iftliklerden, anne babalarndan, stelik en ufak zlem
duymakszn, pek ender sz ediyorlard. Okula yeni gelen kz rencilerin sla
zlemini kmsyorlar, onlara yabanc gelen her eyle alay ediyorlar, derslerde
gsterilen baarlar kadar bedensel zaaflardan da ayn derece nefret ediyorlard.
Ne sabahn altsnda alnan souk du ve kahvaltdan nce yaplan mukavemet
kousu, ne de len yemeinde kuzu etinin yannda verilen frnda kzarm
patatesler, hatta yaa byk erkek rencilerin hnzrlklar, verilen yazl
cezalar ve dayaklar, evde anne babalar tarafndan kat bir disiplinle yetitirilmi
bu ocuklar tembelliklerinden silkeleyebiliyordu.
Pazar gnleri evlerine program gerei mektup yazmay da isteksizce
yapyorlard, nge ve Regina iin ise mektup yazmak, haftann en nemli
olayyd. Ama yine de bir konuda dertliydiler, nk anne ve babalarnn
ngilizce mektuplar okuyamayacaklarn biliyorlard, bir retmenden yardm
istemeye de cesaret edemiyorlard. Inge yazdklarnn anlalmas iin, ktlarn
kelerine izdii minik resimlerden, Regina da Svahili'ceden medet umuyordu..
kisi de byle davranmakla okul dzenine kar geldiklerini ok iyi biliyorlard,
bu yzden kilisede dua edip yakararak Tanr'dan yardm diliyorlard.

Inge her Pazar, "Yahudiler kilisede dua edebilirler," diye Regina'ya anlatyordu,
"Dua ederken ha iareti yapmamalar yeter."
Inge kararl, azimli, pratik bir kzd, arkada gibi alngan deildi, ondan daha
gl, kuvvetli ve becerikliydi. Hayalci deildi, Regina gibi hayal kurma ve
canlandrma yetenei de yoktu. ki arkada, anlamak iin artk eskisi gibi
anadillerine bavurmak zorunda kalmaynca, Inge, annesinin masallarn
dinleyen bir ocuk gibi Regina'nm anlattklarnn tadn karmaya balad.
Regina en ufak bir ayrnty karmakszm, byk bir zlem iinde ve anlarnn
cokusuyla Ol'Joro Orok'taki hayatn, anne ve babasn, Owuor ve Rummler'i
anlatyordu. Huzurlu, mutlu bir dnyann ykleriydi bunlar.. Anlattka tatl bir
scaklk bedenini saryor, gzlerinde yalar birikiyordu, yine de bu ykler
umarsz ve zorba bir dnyann en byk tesellisiydiler.
Regina karsndakini dinlemeyi de seviyordu. Londiani'deki iftlii ve
Norfolk'ta geirdii gnlerden ok iyi anmsad annesini sorunca, Inge anlarn
denizine dalyordu. ki ocuk da okuldan nefret ediyordu, snrlarndaki kz
rencilerden korkuyor, retmenlere de gvenmiyordu. Anne ve babalarnn
kendilerinden ok ey beklemelerini ar bir yk gibi srtlarnda hissediyorlard.
"Babam, kendisini utandrmamam ve snfn en iyisi olmam gerektiini
sylyor," diye anlatyordu Inge.
"Bunu benim babam da sylyor," diye Regina kafasyla onaylyordu. Tatilden
bir nceki son Pazar gn de yle eklemiti, "Hep babam deil de bir
Daddy'im* olsun isterdim."
* ngilizce baba, bir ngiliz baba, anlamna geliyor. .N
Regina'nn hayallerinden her zaman biraz ekinen Inge, kesin bir ifadeyle, "O
zaman baban senin baban olmazd," dedi
"Yo yine babam olurdu. O zaman ben Regina olmazdm. Daddy'im olsayd, ben
de Jariet olurdum. Uzun sar rglerim, ok kaim kumatan yaplm bir okul
niformam olurdu. Janet olsaydm, heryerime de arma koyardm. yi hokey
oynayabilirdim ve dierlerinden daha iyi okuyabildiim iin de kimse gzlerini
dikip bana bakmazd.
"Okumay beceremezdin," diye Inge itiraz etti. "Janet de okuyamyor. yldan
beri burada ama hl birinci snfa gidiyor,"
Regina srarla, "Ama bu onun Daddy'sinin umurunda bile deildir," dedi,
"herkes Janet'ten holanyor."
"Belki de Bay Brindley tatilde onun babasyla ava gittii iindir."
"Benim babamla hibir zaman ava gitmeyecek."
Inge hayretle sordu, "Senin baban ava gider mi?"
"Yooo, Tfei yok ki."
"Benim babam da gitmiyor," diye Inge rahatlam bir ifadeyle yantlad. "Ama
bir silah olsayd, btn Almanlar7! vururdu. Almanlardan nefret ediyor.
Amcalarm da onlardan nefret ediyor."
Regina Inge'nin sylediini dzeltti, "Naziler. Evde Almanlardan nefret etmeme
izin vermiyorlar. Sadece Nazilerden edebilirim. Ama savatan nefret ediyorum,"

"Neden?"
"Btn kabahat savata. Bunu bilmiyor muydun? Savatan nce okula gitmek
zorunda deildik,"
"ki hafta ve iki gn sonra" diye Inge hesaplamaya koyuldu," her ey bitmi
olacak. O zaman evimize gidebileceiz." O anda aklna gelen bir fikir ok
houna gittii iin glerek, "Senle ikimiz yalnzken ve bizi kimse duymad
zaman, sana Janet diyebilirim," dedi.
"Sama, Bu sadece bir oyun. Kimse yokken ve bizi kimse duymad zaman,
Janet olmak istemiyorum."
Bay Brindley de tatili zlyordu. Yalandka ay sren okul dnemi bile ona
ok uzun geliyordu. Artk ocuklarla olan bir hayat ve grlerini, dncelerini
ideallerini paylamayan kendinden gen meslektalaryla ayn toplulukta olmak
ona eskisi gibi zevk vermiyordu.
Tatile kmadan nce dnem sonu snav ktlarn okuyup not att gnlerde,
gc yle tkeniyordu ki, ilerini yetitiremiyor, pazarlar bile almak zorunda
kalyordu.
Hayatnn mavisiyah mrekkepler arasnda gidip gelen bir ksrdngye
dntn grp bsbtn umutsuzlua kapld hlde, kk snmaclarn
(yannda kimse yokken onlara hep byle derdi) her zaman olduu gibi yine
olaanst bir baaryla snavlarda en iyi dereceleri aldklar dikkatinden
kamyordu.
Giderek azalan hogrs onda bir eit depresyon yaratsa da, yine de kat
prensiplerini brakmt. Kendisinin bile ard mizacna ters den bir inatla,
bir okulun asl grevinin rencilerini sadece sportif baarlarna ynlendirmek
deil, onlarn dnsel geliimlerini de eitmek olduuna kendisini inandrmt.
Bay Brindley genelde kendi kendine konumaktan nefret ederdi. Ama imdi
yksek sesle dnrken elinde olmadan glmsedi. Ayn anda o gne kadar
telaffuzunu zor sand Regina'nn adnn hi de yle olmadn fark etti.
Sonuta o da uzun yllar, hem de zevkle Latince okumutu. Sadece kafasn
kurcalayan, Almanlar'n hangi akla hizmet edip, byle iddial adlar koyarak
ocuklarn skntya soktuklaryd. Galiba Almanlar hrsl ve biraz da kendini
beenmi bir ulustu, kk de olsa baz ayrntlarla bile dikkati ekmek
istiyorlard.
Pencerenin pervazna ylm bir yn dosya arasndan Regina'mn yazd
kompozisyonu ekip kararak okumaya balad. Kendisine yaktramad bu
davranndan tr hakl bir neden bulmak iin de kendini hi zorlamad.
Yaznn daha ilk satrlar merakn uyandrd, tamamn okuduunda ise
hayranl artt.. Sekiz yandaki bir ocukta byle bir anlatma o gne kadar hi
rastlamamt. Regina ngilizce'yi sadece yanlsz yazmakla kalmamt, ok
zengin bir kelime haznesi ve mthi bir hayalgc de vard. Tanmad,
bilmedii bir dnyadaki olaylarla ilgili abartl betimlemeleriyle okuyan
fazlasyla duygulandran kyaslamalar, Brindley'in zellikle ilgisini ekmiti.
Snf retmeni Bayan Blandford, sayfann altna, "Well done!" diye not

dmt. Tatile kma ncesinin sevinciyle olmal Brindley de heyecanla


Regina'nn karnesini alarak her zamanki eik yazsyla snf retmeninin
vgsn aynen tekrarlad..
Gerek olmadka tek bir ocukla uramak Brindley'in tarz deildi.
Heyecanlarnn duygusalla dnmesini her zaman ok iyi dizginlemeyi
becermiti, byle bir meslekte duygusal olmak budalalkt. imdiyse durum
farklyd, Regina'yla kompozisyonu onu rahat brakmyorlard. steksizce dier
yazlar okumaya balad, ama bir trl kafasn toplayp dikkatini
younlatramad. ine pek ender doan bir duyguyla, istemeye istemeye
unuttuunu sand bir gemie dald. Pepee gznn nne gelen
grntleriyle, gemii onunla alay eder gibiydi.
Saat bete, ay servisini odasna getirtti. Oysa bunu sadece hasta olduu
zamanlar yapard. Okulun toplant salonundaki akam ayinine gitmek iin acele
etmek zorundayd. Kalabalkta Regina'nm yzn seince ok ard; sra
Paternoster * okumaya gelince kzn dierleriyle birlikte dua etmeden, sadece
dudaklarn kmldattn fark etti, glmemek iin kendini zor tuttu. Ertesi gn
Regina'y yanna artt.
Mdr, ocuklarn duygularn saklayacak beceriye sahip ve cesur olmalarna
nem verirdi, bu yzden kk kzn rkek hli yreini szlatt. Brindley, kta
Avrupas'ndaki ocuklarn ounun yeteri kadar salkl olmad, bir de stne
okul zamannda srekli zayfladklar aklna gelince mthi fkelendi.. Belki de
yemek alkanlklar farklyd. Evlerinde de mutlaka hanmevlad gibi elstnde
tutuluyorlar, sorunlarnn zmnde tek bana braklmyorlard.
Genliinde talya'ya yapt bir yolculuk srasnda buna benzer ok gzlemleri
olmutu, anneler utan verici bir marklkla ocuklarn adeta gklere
karyorlar, sofrada nlerindeki yemei yemeye zorluyorlard. O zamanlar bu
kk despot prensleri ve ssl prensesleri kskand aklna geldike bugn bile
hl ierliyordu. Dncelerini yine babo dalgalanmaya brakmt.. Son
gnlerde bunu ska yapyordu. Kemiini nereye sakladn unutan yal bir
kpee benzetti kendini.
"Syle bakalm gerekten bu kadar akll msm, yoksa snf birincisi olmamak
seni utandrd iin mi bu kadar alkansn? diye sordu. Sesinin tonundan pek
holanmad. Utanarak, "Bunu sylemek benim grevim deil," diye iinden
geirdi, kzcazn btn suu snfn en iyisi olmak iin ok almak olmutu,
eskiden olsa bir ocukla byle konumak meslek ahlakna ters derdi.
* (Sevgili Babamz)
Regina Bay Brindley'in sorusunu anlamamt. Her szc tek tek biliyordu
ama, hepsi bir araya gelince anlam verememiti. Kalbinin hzl atlarndan
rkm bir halde sadece kafasn bir o yana bir bu yana evirip, damann
kurumas geene kadar bekledi..
"Sana derslerinde neden bu kadar iyisin? diye sordum."
"Paramz olmad iin Sir."

Mdr, Museviler hakknda bir eyler okuduunu hatrlad, hemen her konu
aldnda paradan sz etmek yahudilerin adetiymi. Ancak sadece byle bir
gerekeye dayanarak genelleme yapmay doru bulmuyordu. Bir an kendisini,
yeni domu bir hayvan yavrusunun annesini kazayla vurup ldren avcya
benzetti ve aniden tatsz bir sancnn midesine saplandn hissetti. akaklar da
zonklamaya balamt.
Tek istedii rf ve detleriyle, karmaadan uzak sakin bir dnyada yaamakt.
Yalanmakta olan bir insann tek dayana buydu nk. Brindley Regina'y
yerine gndermek iin bir anlk tereddt geirdi, ama sonra, henz
balamadklar bir konumay bitirmek ona gln grnd. Acaba kk kz ne
konuulduunun farknda myd? Hevesli olduuna gre elbette farkndayd.
"Babam," diye Regina araya girdi, "ayda sadece alt sterlin kazanyor, buraya,
okula ise be sterlin veriyoruz."
"Bu kadar kesin nerden biliyorsun?"
"Ah evet Sir, bana babam syledi."
"Sahi mi?"
"Bana her eyi syler Sir. Savatan nce beni okula gnderememiti. Buna ok
zld. Annem de ok zld."
Mr. Brindley, okul harlarnn miktarn aklamakta hi bu kadar
zorlanmamt, stelik kk bir kz renciyle, Hintli bir tacir gibi paradan
konumak zorunda kalmas ona komik geliyordu. Syleyeceklerini
bitiremediine gre, en iyisi konumay bandan almakt, onurlu ve disiplinli
bir adam olarak yapmas gereken de buydu, yine de merakn yenemeyip sordu.
"Allahn belas savan bununla ne ilgisi var?"
"Sava kt zaman," diye Regina anlatmaya koyuldu, "okula yetecek kadar
paramz vard. imdi artk teyzemle anneannem iin para ayrmamza gerek
kalmad."
"Neden?"
"Almanya'dan Ol'Joro Orok'a gelemiyorlar nk."
"Almanya'da ne yapyorlar?"
Regina yznn alev alev yandn hissetti. Korktuu zaman yznn renginin
deimesinin iyi bir ey olmadn biliyordu. Acaba, Almanya'dan her sz
aldnda annesinin aladn sylemeli miydi? Belki Bay Brindley alayan
annelerden hi haberi yoktu, duyunca sinirlenebilirdi. Zaten alayan
ocuklardan da nefret ediyordu.
"Savatan nce," diyerek yutkundu, "anneannemle teyzem mektup yazmlard."
"Little Nell," dedi Brindley alak bir sesle, nihayet bu ad syleme cesaretini
kendinde bulduu iin biraz akn ama ayn anda garip bir ekilde rahatlam
hissetti. Regina odasna girdii anda onu Little Nell'e benzetmiti, ama o zaman
bunu ona syleyememiti. Yllar sonra Dickens'in zellikle bu romann
anmsamas garipti. Oysa Little Nell ona gre Dickens'in en kt romanlarndan
biriydi, fazla duygusal, ar melodramatikti, ngiliz mantalitesiyle de hibir

ilgisi yoktu, imdiyse roman sanki iini styordu, hatta gzel bile grnyordu.
Yalandka baz eylerin deimesi ok garipti.
"Mdr yznde ciddi bir ifadeyle Little Nell," diye yineledi. Bunu sylemek
artk ona hi ters gelmedii gibi elendiriyordu da, "demek bu lanet olas okul
bu kadar pahal olduu iin derslerinde ok iyisin?"
"Evet Sir," diyerek Regina kafasn sallad. "Babam, paray sokakta bulmadk
diyor. nsan yoksul olunca dierlerinden daha iyi ve gl olmaldr."
Regina rahatlamt. Babasnn szlerini Brindley'in anlayaca bir dile aktarmak
kolay olmamt. Eh ne de olsa rencilerinin adlarn bile aklnda tutamyordu,
Tanr bilir dnyada yoksul insanlarn olabileceinden bile habersizdi, yine de
onu anladn umuyordu.
"Demek istiyorum ki, baban Almanya'da ne yapt?"
Eli ayana dolanan Regina yine suskunlat, babasnn bir zamanlar avukat
olduunu acaba ngilizce nasl syleyebilirdi? Bulmutu; "Babam," dedi, "ie
gittii zaman siyah bir palto giyerdi, ama iftlikte onu giymesine gerek yok.
Paltosunu Owuor'a hediye etti. ekirgelerin iftlii bast gn."
"Owuor da kim?"
"Bizim a," diyen Regina, babasnn alad geceyi anmsad. Tatl
gzyalaryd onlar. "Owuor Rongai'den Ol'Joro Orok'a yryerek geldi.
Kpeimizi de getirdi. Ben Jaluo'ca bildiim iin yolu bulup, bize kadar
gelebildi."
"Jaluo mu? Hey Tanrm, o da nesi? "
"Owuor'un konutuu dil," diye yantlad Regina, ararak. "iftlikte Owuor'la
kendi diliyle konuan bir tek ben varm. Dierlerin hepsi KikuyuTu. Daji
Jiwan'in dnda. O Hintli. Bir de biz varz tabii. Biz Almanz, ama Nazi
deiliz," diye ekledi telala. "Babam her zaman, insanlar kendi dillerinde
konumaldr diyor. Owuor da byle sylyor."
"Baban ok seviyorsun, deil mi?"
"Evet Sir, annemi de seviyorum."
"Annenle baban karneni grnce sevinecekler, yazdn gzel kompozisyonu
okuyunca da."
"Okuyamayacaklar Sir. Ama hepsini onlara ben okuyacam, kendi dillerinde.
Almanca da biliyorum."
"Artk gidebilirsin," dedi Brindley, pencereyi aarak. Regina kapya
yaklatnda, ekledi. "Arkadalarnn burada konutuklarmzla ilgileneceini
zannetmiyorum. Onlara anlatmana gerek yok."
"Hayr Sir, Little Nell bunu yapmayacak."
VI. BLM
Pazartesi, aramba ve cuma gnleri Thomson elalelerinden Ol'Joro Orok'a
yola kan kamyon, darack yollardan geerek tepesine arpan aalarn
dallarndan saa sola yalpa vura vura Hintli Patel'in dkkanna parafin, tuz, ine

gibi acil mallarn dnda, mektup, gazete ve paketlerle dolu bir uval tard.
Kimani kamyon gelene kadar dut aalarnn glgesinde oturur beklerdi.
Uzaktan kendisine doru sis dalgalar gibi gelen kzl toz bulutunu hayal meyal
sezdii anda, uyumu ayaklarn yle bir silkeleyip yerinden dorulur,
bedenini ata hazr bir ok gibi gererdi. Kimani haftann gn tekrarlanan bu
bekleyileri seviyordu; nk Bwana'si, msr, keten ve yamurlardan ok,
kendisine mal ve posta getiren Kimani'yi nemsiyordu. Bu yzden de iftlikteki
btn adamlar Kimani'yi kskanrlard.
zellikle de Owuor, her seferinde Kimani'nin posta gnlerine el koymaya
alrd ama her defasnda, hakk olmayan bir ganimete ulaamayan talihsiz bir
avc gibi eli bo dnerdi. Kikuyular'n kulbelerinde de geri bir sr gen
vard, hepsi de Kimani'den daha soluklu ve bacaklar da daha gl kuvvetliydi,
Patel'in Duka'sndan iftlie hi yorulmadan gidip gelebilirlerdi. Ama Kimani
zeksyla hakkn kimseye kaptrmyordu.
Sabahn erken saatlerinde kulbesinden frladnda gkteki yldzlar daha
kaybolmam, gkyzndeki sisli karanlk hafiften syrlp gnein yzn
gstermeye balad afak vaktiyse oktan, pis kpek, Patel'in dkknna
varm olurdu. Kamyon onu deil, hep Kimani kamyonun yolunu beklerdi. Kara
maymunlarn beyaz yelelerini savurarak aatan aaca srayp gsteri yaptklar
uzun ormanlk yol epey zorluydu. ki yamur mevsimi arasndaki yakc
scaklarda, Kimani dkkna giderken kemiklerinin szladn hissederdi.
Tabanlar kor atee basmasma ale alev yanard. Gnboyu sadece su itii
halde, iindeki sonsuz sevin onu doyurmaya yeterdi. Memsahib hep yola
kacann bir akam ncesinde gzel yeil iesini suyla doldururdu.
Mektup gelmedii zamanlar en kt gnlerdi. Patel iftlie mektup gelip
gelmedii sorusunu hayr anlamnda kt kt kafasn sallayarak cevaplarken,
tpk avnn en iyi paralarn kargalara kaptrm kurta benzerdi. Bwana iin
mektup lmeye yatmadan nce iilen birka damla su kadar nemliydi. Kimani,
Patel'in pis kokulu dkknndan elinde sadece un, eker, ve Memsahibe
verilmek zere yarm teneke sar sv yala dndn gren, Bwana'nm keyfi
kaar, beti benzi atard. Eline tututurulan bir tek gazete bile onu neelendirirdi,
sevinli bir i ekile kk gazete paketini alr, Kimani'nin gnboyu sadece
hayvanlarn bartlaryla trmalanan kulaklar, bu tatl i ekile adeta bayram
ederdi.
Bwana iftlie geleliberi ksa iki de uzun yamur mevsimi gemiti.
Bwana'siyla yeni yaamna balarken kafasnn kesmedii ok eyi Kimani bu
sre iinde renmiti. (Her ne kadar yeni domu bir bebek kadar yava olsa
da) Gnein, geceleri mehtabn, kuruyan bir cildi slatan yamurun ya da don
durucu soukta grl grl yanan bir atein, radyodan gelen ve insanda uyku
brakmayan seslerin, hatta Memsahibin yata ile iftlikten hayli uzaktaki
Nakuru'daki okuldan evine gelen kz Regina'nn sevinle ldayan gzlerinin
Bwana'yi mutlu etmeye yetmediini artk biliyordu.

Bwana'nin tek istedii, tek ihtiyac olan ey gazeteleriydi. Beyni onlarla


besleniyor, dili onlarla zlyordu.
Evden, keten tarlalaryla yeni aan pyrethrum plantasyonlarna giden yolda
Bwana durmadan savatan sz ederdi. Birbirlerini ldren beyaz adamlarn bu
heyecanl ykleri, eski zamanlarda Massai kabilesinin, bykba hayvanlaryla
karlarn almak iin barl komularyla yaptklar savalar anmsatrd.
Anlatlanlar Kimani'nin kulaklarna tatl tatl esen rzgrn okamas gibi gelir,
yreiyle ise Bwana'nm konumalarnda gemie ait gizli bir hzn hissederdi.
nk Bwana's Ol'Joro Orok'a yapt uzun yolculuunda kalbini beraberinde
getirmeyi unutmutu. Bir keresinde Bwana pantolonunun cebinden zerinde
rengrenk lekeleri olan mavi bir resim kararak, elinin en uzun parman
minicik bir noktaya koymutu.
"te buras dostum," demiti, "Ol'Joro Orok." Sonra parman biraz ileriye
gtrerek alak bir sesle, "Burada babamn kulbesi vard. Oraya bir daha hi
gidemeyeceim," diye eklemiti.
Kimani glmt, nk kocaman eliyle mavi resmin zerindeki iki noktaya
birden ayn anda dokunabilirdi, acaba Bwana's ona ne demek istemiti..
Kimani'nin, Patel'in dkknndan getirdii gazetelerin zerindeki resimler buna
benzemiyorlard. Resimleri hep Bwana qna gsterir ve onlarn ne anlama
geldiklerini aklard.
Resimlerde aalardan da yksek binalar vard, ama bu binalar uaklardan atlan
silahlarla tpk yangndan mahvolmu ormanlar gibi, yerle bir edilmilerdi.
Yksek bacal gemiler, tpk iddetli yamurlarla kabaran nehirlerdeki kk
talar gibi suyun altndan gidiyorlard. Resimlerde hep l adamlar vard. Kimi
iini bitirip de uyumak istiyormu gibi sakin, yerde uzanm yatyor, kimiyse
gnete uzun sre kaldktan sonra gbeklerinden atlam l zebralara
benziyordu. Btn ller silahlarn yanna brakmt, anlalan bu silahlarn
onlara hi faydas olmamt, nk beyazlarn savanda her erkein mutlak bir
silah olurdu.
Bwana savatan ne zaman sz alsa hep babasn anlatrd. Konuurken de
Kimani'nin yzne hi bakmaz, gzlerini karlardan tepesini gremedii yksek
daa evirirdi. Durmadan oyuncan isteyen sabrsz bir ocuun sesiyle
konuurdu ve "Babam lyor" derdi.
Kimani'ye bu szler, kendi ad gibi bildik gelirdi, azn atnda soraca
soruyu oktan bilirdi:"Baban lmek mi istiyor?"
"Hayr lmek istemiyor"
Kimani de her defasnda ayn yant verirdi: "Bir erkek istemezse lmez."
nceleri, neeli olduu zamanlarda yapt gibi, konuurken dilerini gsterirdi,
ama zamanla i geirmeye alt. Her eyi bu kadar ok iyi bilen Bwana'smm
pek de akll biri olmamas onu zyordu, akll olsayd yaamak ve lmenin
insanlarn deil, yce tanr Mungo'nun ii olduunu bilirdi.
Bwana, mektuplara yklm binalar ve len insanlarn resimleri olan
gazetelerden daha fazla dknd. Kimani mektuplar artk tanmaya balamt.

Bwana iftlie geldiinde, btn mektuplarn ayn olduunu sanrd. imdiyse


eskisi kadar aptal deildi. Mektuplar bir anann karnndan kan ikiz karde
deillerdi. Tpk insanlar gibiydiler, birbirlerine hi benzemiyorlard.
in srr puldayd.. Pulsuz bir mektubun bir kt parasndan fark yoktu, en
ksa safariye bile kamazd. zerinde, yz kadna benzeyen ak renk sal bir
erkek resmi olan tek bir pul, bir adamn yryerek uzun yolculua kabileceini
anlatrd.. Kimani Patel'in Duka'smdan ounlukla byle mektuplar getirirdi. Bu
mektuplar Gilgil'deki Bwana'dan geliyorlard. Gilgil'deki Bwana neeli bir
adamd, gbeini hoplata hoplata glerdi, ei Memsahib de bir kanarya kadar
gzel akrd.
Sk sk iftlie ziyarete gelirlerdi, byk yamurlarda yollar bala
bulandnda Ol'Joro Orok'a gelemedikleri zaman ise mektup yollarlard.
Nakuru'dan atlan mektuplar, okulda yazmay renen Memsahib kidogo
gnderirdi. Sar zarflarn zerindeki pullar Gilgil'dekilerle aynyd, ama Kimani
daha Bwana sylemeden bu mektuplar kimin yazdn bilirdi. Kk
Memsahib'ten gelen mektuplar grdnde gzleri sevinten ldar, o zaman
derisi korktuu zamanlardaki gibi koku salmazd.
zerine ok sayda pul yaptrlm olan mektuplar uzaktan gelirdi. Bwana
bunlar Kimani'nin elinde grr grmez, zerine atlad gibi alr, hemen zarf
yrtarak, okumaya koyulurdu. Bir pul vard ki, Bwana'nin tepesini attrrd. Bu
da kollar bacaklar olmayan bir erkein resmiydi ama erkek dierleri gibi
sarn deildi. Alnnn zerine den perem, Patel'in le gibi kokan kpeinki
kadar siyaht. Gzleri kckt, burnuyla dudaklar arasnda kara tylerden bir
topak al vard.
Kimani zellikle bu pula uzun uzun bakmaktan pek holanrd.
Adam sanki konumak istiyormu, sesiyse dalardan zor yanklanacakm
gibiydi. Bwana bu pulu grdnde gzleri yuvalarna ker, elinde taze
bilenmi keskin palasyla lgn bir haydutun saldrsna urayp da kendini nasl
savunacan bilemeyen bir adam gibi olduu yerde ta kesilirdi.
Dudaklarnn zerindeki siyah ty topakl adamn resmi Bwana'yi ileden
karr, bedeni rzgra salnm yelkenli gibi saa sola yalpalanrd. Bwana
iinde kabaran mthi bir fkeyle bu mektubu amadan nce her seferinde
"Jettel' diye seslenirdi. Sesi artk kendini lme terk etmi bir hayvannki kadar
clz kard.
Kimani, Bwana'nm zellikle de kendisini korkutan bu mektuplar almak
istediini bilirdi. Mektupsuz gnler huzursuz bir ocuk gibiydi, ba gsne
dp uyuyakalana kadar, ylece oturur, gn boyu avcuna ald kumla oynar
dururdu. Kimani, byle zamanlarda, Bwana'sinm, damarlarndaki kan
hzlandrarak, bedenini canlandracak bir heyecana ihtiyac olduunu
dndke, kahrolur, dama kururdu.
Epeydir de onu heyecanlandracak byle bir mektup gelmemiti. Ama keten
tohumu rn toplanmadan bir gn nce Kimani Patel'e, postay sorduunda,
Hintli duvardaki ahap raftan bir mektup ekip kard. Ancak Kimani hi de

memnun grnmedi. Mektubun o gne kadar eve gtrdklerinden farkl


olduunu hemencik fark etti.
Zarfn kd incecikti, Patel'in elinde, sonbahar yapraklarnn zerinde
yrndnde, kardklar ses gibi hrdyordu. stelik zarf da o gne kadarki
benzerlerinden kkt. stnde renkli pul da yoktu. Onun yerine Kimani,
zarfn ortasnda minik kertenkelelere benzeyen, incecik izgilerle izilmi siyah
bir daire grd. Zarfn sa kesinde krmz bir ha ldyordu. Uzun zaman a
kalm bir ylan benziyordu. Uzaktan Kimani'nin zerine atlayacak gibi
duruyordu. Bir an, bu krmz han Patel'in de houna gidebileceini bu yzden
mektubu kendiine vermeyeceini aklndan geirdi. Ancak Hintli oral deildi,
parman eker uvalna daldrd diye, bir Kikuyu kadnyla tartyordu,
kfrederek, mektubu tozlu masannn zerine koydu.
Kimani ancak ormana vardnda, Patel'in kt baklarndan kurtulup krmz
ha incelemeye koyuldu. Ormann koyu glgelerinde, ha dkkndakinden
daha ltl parldyordu, gn nda bile hep gecenin renklerini grmeye alk
Kimani'nin gzleri iin tam bir lendi bu. Kimani bir gzn ksp, kafasn
salladnda da ha dans etmeye koyuluyordu. Elinde olmadan glmsedi,
kendini mrnde ilk kez iek gren bir maymun yavrusuna benzetti.
Bu gzel krmz han Bvvana'snn da houna gidip gitmeyeceini merak
ediyordu, yoksa bu da tpk siyah sal adam gibi yine fkelenmesine mi yol
aacakt? Kafasn ne kadar yorsa da bir trl karar veremiyordu. Kararszl,
mektubun gelmesine duyduu sevinci silip sprd, bacaklar hantallat.
Yorgunluk belini bkt, gzkapaklar arlat.. imdi ha ona dkknda
grndnden farkl geliyordu. Sanki renkleri kaybolmutu.
Kimani irkildi. Gecenin iyice yaklatn fark etti. Yola lambasz kmt..
Gcn yeniden toparlayp acele etmezse, iftlie varmadan kurtlarn sesini
duyabilirdi. Kendi yandaki bir adam iin bu hi de iyi olmazd. Yolun son
kalan blmn komak zorunda kald, ilk tarla grndnde soluk soluayd.
iftlie henz gece inmemiti. Kamau evin nnde her zamanki gibi bardaklar
parlatyordu. Batmakta olan gnein son kzll elindeki bezde yansmalar
yapyordu. Owuor mutfan nndeki tahta bir sandn zerine oturmu, gm
bir atalla trnaklarn temizliyordu. Kimani'nin her seferinde kann kaynatan,
Bwana'yi da gldren arky tutturmutu.
Kk Memsahib yannda kpeiyle, sar otlarn arasndan sraya sraya,
kapsnda kalp figr olan eve kouyordu. Elinde, henz yakmad, kt kadar
hafif lambay sallayp duruyordu. Kania sprgesiyle havaya tozdan dairecikler
izmekle meguld. Pek bir gururland dileri daha beyaz grnsnler diye
aznda minicik bir kam parasn iniyordu. Bwana her zaman olduu gibi
postann gelmesini pusuda beklerken, evine yaklamakta olan dmann henz
fark etmemi bir sava gibi dimdik, hareketsiz kapnn nnde
duruyordu.Yannda Memsahib vard. Srtndaki siyah kumatan elbisesinin
zerinde minik beyaz kular san ieklerin zerine doru uuyorlard.

Uzun yolu komaktan soluk solua kalan Kimani, Memsahib'le Bwana'si


kollarn aarak kendisini karlarken her zaman iinde duyduu sevin bu kez
sabah sisi gibi, grnd anda kayboluvermiti. Tenini yalayan serinlie
ramen ter taneleri hala yznden aa szlyordu. Kimani kendini yalanm
hissetti, tpk ocuklaryla torunlarn, torunlaryla kardelerini kartran yal
bir adama benzetti...
Bwana'nn omzuna dokunan elinin her zamanki keyifli scakln duyamaymca
da ard. Annesinin memesini arayp bir trl bulamayan mzmz bir ocuun
sesiyle:
"Mektubu Kzlha araclyla gndermiler," diye fsldar gibi konutu Walter.
"Byle yaplabileceini bugne kadar bilmiyordum."
"Kim gnderdi? Sylesene. Mektubu daha ne kadar elinde tutacaksn? Asana.
ok korkuyorum."
"Ben de korkuyorum Jettel!"
"Hadi a!"
Walter zarfn iinden ince kd karrken, Sohrau'da ehir parkmdaki
sonbahar aalar aklna geldi. Hatrlamamak iin ne kadar direndiyse de, yrei
burkularak, tm ayrntlaryla bir kestane aacnn hayali gzlerinin nnde
belirdi. Aniden melekeleri donuklat.
"Babam ve Liesel'den mi?" diye Jettel hafif bir sesle sordu.
"Hayr, annem ve Loete'den. Okumam ister misin?"
Jettel, evet anlamnda ban sallaymcaya kadar geen zaman frsat bilen
Walter, aceleyle ilk iki satra gz atarken, karsnn yzn grmemesi iin zarf
iyice yzne yaklatrd. Mektubun byk bir sknt iinde yazlm olduu
belliydi.
"Canlarm," diyerek Walter okumaya koyuldu, "ok heyecanlyz. Yarn
Polonya'ya almaya gidiyoruz. Bizi unutmayn. Annen ve Kaete."
"Hepsi bu mu? Nasl bu kadar ksa olabilir?"
"Hepsi bu Jettel, hepsi bu kadar. Sadece yirmi kelime yazmaya izinleri var. Bir
fazlasna naslsa gz yummular."
"Neden Polonya? Baban her zaman Polonyallarn Almanlar'dan daha kt
olduunu sylerdi. Bunu nasl yapabilirler? stelik Polonya'da sava var. Orada
durumlar Breslau'dan daha kt olacak. Yoksa Polonya zerinden baka bir
yere g edeceklerini mi dnyorsun? Kuzum bir ey sylesene? "
Jettel'e merhamet edip, son kez yalan sylese acaba gnah affedilir miydi?
Kendiyle hesaplamas uzun srmedi.
Gerei daha kolay kabullenebilecei szckleri aramaktan vazgeti, "Jettel,
unu iyice kafana koy. Annen byle olmasn istedi. Aksi halde bu mektubu
yazmazd. Bouna mide kaplmayalm. Polonya lm demek."
Regina o srada Rummler'le tuvaletten ar ar eve doru geliyordu. Elinde
tuttuu lambay yakmt, kpek gl tarhlar ile mutfan arasndaki asfalt yolda
glgeleri kovalarken ayaklaryla emeye alt yerdeki koyu lekeler, uup
havalandka hrsndan uluyordu.

Walter, Regina'nn gldn grd, ama ayn anda sanki ba


beladaymasna "Anne!" diye seslendiini duydu. nce kznn ylan
grdn zannetti, Owuor bu sabah uyarmt. "Olduun yerde kal!" diyerek
grledi. Bartlar artp, karanlktaki dier sesleri bastrnca, anne diye
seslenenin Regina deil, Jettel olduunu fark etti.
Walter karsna doru kollarn atysa da, ona kadar uzanamad, sonunda birka
kez adn syleyebildi. Acma duygusunu yitirdii iin utanyor, bu utan,
uzuvlarn fel eden panie dnyordu.
Ona ebediyet kadar uzun gelen ksa bir sreden sonra Jettel'in artk
barmadn fark etti. Kollar yana sarkm, omuzlar titreyerek nnde
duruyordu. Walter sonunda kendini toparlayarak ona dokunup elini tutacak
cesareti buldu. Sessizce karsn eve doru gtrd.
Akam ayn demlemeden mutfaktan kmamay det edinmi olan Owuor,
gzlerini odun ynlarna dikmi, yanan minenin nnde duruyordu. Epeydir
Regina da oradayd. Lastik izmelerini karm, sanki hi dar kmam gibi,
RummlerTe pencerenin altnda oturuyordu. Kpek yzn yalarken o aznda
bir tutam sa iniyor, gzlerini yere dikmi, kpein ar vcudunu sk sk
gsne bastryordu. Walter kznn o anda aladn biliyordu. Ona artk
herhangi bir eyi aklamak zorunda kalmayacakt.
Jettel "Annem, bir ocuum daha olursa buraya gelmeye sz vermiti", dedi
"Regina dnyaya geldiinde bana sz vermiti. Hatrlamadn m?"
"Hatrlamadm Jettel, hatrlamadm. Anlar sadece insana ac verirler. Hele
uraya bir otur."
"O her zaman szn tutard."
"Alamay brak Jettel. Bizim gibilerin alamas doru deil. Kurtulduumuz
iin demek zorunda olduumuz bedel bu. Bu hibir zaman deimeyecek. Sen
sadece annenin kz deilsin, ayn zamanda bir annesin de."
"Kim syledi bunu?"
"Tanr syledi. Kampta, umudumu kaybettiim bir anda Oha araclyla, Tanr
syledi bana. Sen hi zlme Jettel. Her ey yoluna gidene kadar ocuumuz
olmayacak. Owuor Memsahib'e bir bardak st getirir misin!"
Owuor odunlardan hangisini mineye ataca konusunda ksa bir tereddt
geirdikten sonra yerinden doruldu. Walter'le konutuu halde, Jettel'e bakarak,
diliyle aznn iinde geveledi: "St nce stacam Bwana. Memsahib bu
kadar ok alarsa, bir oul sahibi olamazsn." Kafasn evirmeden kapya
yneldi.
Jettel byk bir aknlkla, "Owuor" diye seslendi eskisi gibi kararl bir sesle,
bunu nereden biliyorsun?"
Regina, "iftlikte herkes annemin bir bebei olacan biliyor" diye sze kart.
Rummler'in kafasn eteinin altna sokarak szlerini srdrd: "Babamdan
baka herkes biliyor."
VII. BLM

Dr. James Charters, tanmad iki kadn o ok sevdii grkemli avkpekleri


tablosunun nnde dururken grdnde, sol kann attn fark etti.
Kendisinden en az iki adm tedeydiler ve skmak zere ellerini uzatmlard. Bu
halleriyle Avrupa'dan geldikleri belliydi. Mrekkep hokkasnn yannda duran
kk sar karta kaamak bir bak kukusunu doruluyordu. Charters, kartn
zerindeki yabanc isimler arasnda Stag's Head Oteli'nin, kadn hastann
konsltasyonu iin yaptrd randevu kaydn grd
Sava ktndan beri otellerin danmalarna artk pek gven kalmamt.
Anlalan, smrge hayatn deitiren mterilerini pek deerlendirmeyi
bilemiyorlard. Stag's Head Nakuru'daki tek oteldi, burada kalanlar sadece
evredeki iftilerdi, ocuklarn okula gnderdikleri ya da doktora gidecekleri
veya blgedeki yetkili makamlarda ileri olduu zaman, byk ehrin tatl
hayatndan km almak zere, birka gnlne bu otele gelirlerdi. Charters'n
eski gzel gnler diye and sene ncesine kadar, ou Amerika'dan gelen
avclar da arada bir Stags'a urard. Hepsi de sert yapl, sempatik ocuklard,
jinekologa ihtiyalar olmadndan, bir doktorun mesleki konularda kaygszca
sohbet edebilecei kimselerdi.
Charters yeni hastalarn aslnda gereinden fazla bekletmeyi sevmezdi,
imdiyse iinde bastrmakta zorland bir szlanmayla daha da tatsz eyler
dnmeye balad.. Nakuru'da yaamak artk ona zevk vermiyordu. Sava
olmasayd teyzesinin lmnden ve kendisine kalan beklenmedik mirastan sonra
Londra'da stajn yapabilirdi. Harley Street teden beri en byk hayaliydi. Ama
Naivaa'l bir iftinin kzyla yapt ikinci evlilik yznden tm ideallerinden
vazgemiti.. Kars her defasnda onu Londra'ya gitmekten caydrmay
baarmt, imdiyse beklenmedik sava yle byk bir panik yaratmt ki, artk
kimse onu Londra'ya yerlemeye ikna edemezdi. Bu yzden kendini
beenmilik duygusuyla teselli buluyor, statsne yaktramad hastalar
kabul etmiyordu.
Charters pencerenin kenarna yapm l bir sinei dikkatle parmaklaryla
kazrken, bir yandan da, yaz masasnn nnde zerleri yeni kaplanm
koltuklara teklifsizce gelip oturan iki kadn kaamak baklarla camdan
gzlyordu. Muayeneye gelen hi kukusuz gen olanyd; doktoru byle zor bir
durumda brakan, henz birka haftadr Charters'm yannda alan Bayan
Collins'ti. Yeni ie balayan kadn son derece savruk olduu gibi, doktorun
duyarl olduu eylere kar da son derece ilgisizdi. Kadnlardan daha yal olan
azn ap konumasayd herkes onu mutlaka ngiltere'den gelen bir Lady
zannederdi, kendisine ynelttii ipe sapa gelmeyen sradan konumalar
Charters'a bir nebze dahi ilgin gelmiyordu. Uzun boylu, zayf, bakmlyd,
kendine gvenen bir hli ve Charters'm kadnlarda pek beendii gzel sar
salar vard. Bu edal kadn biraz Norveli'ye de benziyordu.
Muayeneye gelen hasta en az alt aylk hamileydi. Charters'm grd kadaryla
kadnn durumu, hamilelii normal seyreden kadmlarnkine pek benzemiyordu.

Srtnda, Charters'a 1930'lu yllarn Avrupas'nn modasn anmsatan iekli bir


elbise vard. Beyaz dantel yakas ok glnt, tuhaftr ki, doktora Kralie
Victoria zamannn kk burjuva kadnlarn artryordu, bu snftan
birileriyle o gne kadar hi olmamt. Elbisesi daha ok gsn ortaya
karyordu, top gibi duran karnndan, Charters, doumunun yaklatn
hesaplyordu. Kadn hamileliinin ilk aynda mutlaka iki kiilik yemek yemi
olmalyd. Yabanc uluslarn insanlarn yanl alkanlklarndan hibir ey
vazgeiremiyordu. Kadnn yz solgundu, gergin grnyordu, evlilik d
ocuk bekleyen bir hizmeti kz kadar da rkekti, sanki hamilelik kaderin ona
verdii ar bir cezayd. Kesinlikle ac ekiyor olmalyd. Charters hafife
ksrd.. Fazla olmasa bile Avrupallar'la baarl deneyimleri olmutu. Ar
duygusal oluyorlard, acya dayanma konusunda da gl deillerdi.
Savan ilk aylarnda Charters Manchester^ yahudi bir fabrikatrn karsna ikiz
doum yaptrmt. Sava yznden gemi seferleri birden azaltlnca yahudi ift
zamannda ngiltere'ye dnememiti. Adamlar stelik son derece de drst
kmlard, Charters'in meslek evresinde doktorlar iin tazminat paras dedii
olduka yksek miktardaki creti szlanmadan demilerdi. Ama bu olay yine
de belleinde kt bir an olarak kalmt. Yahudi rknn, genellikle, nemli
anlarda dilerini skmasn bilecek disipline sahip insanlar olmadn grmt.
Doktor James Charters daha o zamanlar, kendi grlerine uymayan hastalar bir
daha muayene etmemeye karar vermiti. Hele grnd kadaryla, doru
drst bir hamile elbisesi bile alamyacak durumda olan bir kadn iin asla...
Bugn dndyse her iki taraf da rahatsz etmeyecek bir yol bulmakt.
Charters birka kez pencereyi ap kapattktan sonra, yapacak bir eyi
kalmaynca yzn ziyaretilerden yana dnd. Hayret, sarn kadn
konumaya balamt. Tam korktuu gibiydi. ivesi berbatt, imdilerde
oynamakta olan filmlerdeki Norve aksannn ekiciliinden eser yoktu.
Sarn "Adm Hahn," dedi, "yanmdaki de Bayan Redlich. Kendisini pek iyi
hissetmiyor. Drt aydan beri..."
Charters ikinci kez hafife ksrd. Bunu zellikle yapt. Durum iyice akla
kavumadan daha fazla yz gz olmaya frsat vermek istemiyordu.
"Ltfen creti dnmeyin."
"Dnmyorum."
"Hi kukusuz," dedi Lilly onaylayarak. Mimiklerinin kendisini ele
vermemesine zen gstererek, sklganln saklamaya gayret etti. "Ama her ey
halledildi. Bayan Williamson bunu sizi sylememizi nerdi."
Charters kendini bu ad nereden duyduunu anmsamaya zorlad. Tand
insanlarn dnda bu ismi nereden duyduunu hatrlamak iin yine aradan bir
zaman geti. Bayan Williamson'un hastalarndan biri olmadn sylemek
zereydi ki, birden bu adda olan bir di doktorunun iki yl nce Nakuru'ya
yerletii aklna geldi. Zavall Bayan isimdeki Williamson Polo Kulb'ne
girmek istemiti de, yahudi olduundan kabul edilmemiti. Bu yzden kulpte
epey tatsz bir hava olmutu.. Ayn bugn olduu gibi, o zaman da doktor daha

ilk muayenesini yapmaya davranmadan kadn insan kkrtrcasma paradan sz


etmiti.
Charters neredeyse sert bir k yapmak zereydi ki, Avrupallar'in, kt bir
niyetleri olmadn sadece patavatsz olduklarn dnerek kendini
toparlamaya alt. Bu arada heyecanla anlatmaya devam eden sarn kadnn
mitralyz gibi pepee sralad kelimeleri kesemediini hayretle fark etti.
imdi de Almanya'da bir sr tanmad adamn kafa kartran hikyesini
dinlemek zorundayd, byk bir olaslkla hamile kadnla yakn balants olan
kiilerdi.
Doktor, "Bayan Redlich'in Stag's Head'e gelii nasl oldu?" diye Lilly'nin szn
kesti. Herkesin pek bir vd nezaketine uymayan bu sert kna kendi bile
kzd.
"Hamilelii batan beri zor gidiyordu. Arkadamn iftlikte tek bana ocuu
douramayacam dndk."
Yant Charters'a mantkl grnd, baka soru sormaya gerek yoktu. Hafife
glmseyerek, iindeki sknty yenmeyi baard.
Jettel'ten yana ban evirmeden ve yzne bakmadan, "Herhalde ngilizce
bilmiyor deil mi?" diye sordu.
"Pek bilmiyor. Hatta hemen hemen hi bilmiyor. Bu yzden birlikte geldik. Ben
Gilgil'de yayorum,"
"ok iyi yaptnz. Ama herhalde douma kadar burada kalmayacaksnz,
tercmanlk yapmak iin hastanede yanmda durmayacaksnz!"
Lilly kekeleyerek, "Hayr," diye cevap verdi, "bu kadar uzun boylu dnmedik.
Bayan Williamson bize yardm edecek doktor olarak sizi tavsiye etti."
Charters bir an duraklad, ama suskunluu uzun srmedi, dncelerini
aklamann tam zamanyd "Bayan Williamson epeydir burada yaamyor,"
diye yantlad: "Yoksa size mutlaka Bayan Arnold'u nerirdi. Kendisi tam sizin
istediiniz gibi biri, olaanst bir doktordur."
k bir zm bulduu iin sevindii halde, kendini tutarak memnuniyetini
gizlemeyi baard. yi yrekli, yal Janet Arnold gerekten onun kurtarcs
olmutu. Bazen onun Nakuru'da yaadn bile unutuyordu. Yerlileri tedavi
etmek iin hurda Ford'uyla yllarca en cra blgelerdeki iftliklere gidip
gelmiti. Yal kz, Florence Nightingale ve dik kafal rlandallarn bir
karmyd; ngiliz geleneklerine, aristokratik zevklerine deer vermeyen bir
karaktere sahipti. Ezelden asi olan Dr. Arnold bir sr Hintliyi, Gine'liyi (ve
tabii ok sayda siyahiyi), tek kuru bile almadan tedavi etmiti, krk bir kolun
tedavisine bile verecek paralar olmayan cebi delik Avrupallar da elbette
hastalar arasndayd. Tabii bu arada Janet Arnold'un, gekin yana, ngiliz
mizacna uymayan paldr kldr konumalarna aldr etmeyen hastalar da
vard.
Sayfalarn evirmekte olduu takvimi elinden brakarak, "Yazk ki size
yardmc olamayacam, nk en yakn zamanda gzel bir tatil yapp,
dinlenmeyi dnyorum," dedi, sonra da glmseyerek szlerini srdrd:

"Bayan Arnold'dan memnun kalacaksnz. Kendisi birka yabanc dil biliyor,


belki sizin dilinizi de biliyordur."
Son cmleyi allm nezaketine yakmayan bir uygunsuzlukla syledii iin
rahatsz oldu, ardndan kendinin de beendii bir alakgnllkle hemen ekledi:
"Dr. Arnold iin size seve seve bir tavsiye mektubu verebilirim."
"Teekkr ederim," dedi Lilly. Kabaran hiddetinin biraz dinmesini bekledi,
sonra, doktorun yapmackl sakin ses tonunu taklid ederek ama bu kez Almanca
olarak, "Seni kendini beenmi pis domuz, doktor olacak lanet kpek!" dedi.
"Biz daha nce de kimsenin yahudileri tedavi etmediini ok grdk." Charters
akn bir ekilde kalarn oynatarak, "Pardon, ne dediniz?" diye sormutu ki,
Lilly oktan ayaa kalkmt bile; kesik kesik soluk alrken, bir yandan da
omuzlarn dikletirmeye gayret eden Jettel'i kolundan ekerek sandalyesinden
kaldrd. Jettel'le Lilly sessizce odadan ktlar. Lo koridora geldiklerinde ikisi
de ks ks glyordu. Sonra birdenbire sessizletiklerinde usul usul aladklarn
fark ettiler.
Lilly, Jettel'in doumuna kadar en az iki hafta Nakuru'da kalmay planlamt,
ama daha geldiinin ertesi gn kocasndan mektup alnca Gilgil'e dnmek
zorunda kald.
"Oha'dan kurtulur kurtulmaz tekrar gelirim," diye Jettel'i teselli etti. "O zaman
VValter'i de getiririz. u gnlerde nemli olan yalnz kalmaman ve bouna
kuruntu yapmaman."
Jettel, "Dert etme" dedi, "ben ok iyiyim. Charters' bir daha grmeyeceim ya,
asl nemlisi bu."
Lilly'nin scak dostluu, kendisine ila gibi gelen iyimserlii olmadan geirdii
bir gnn ertesinde Jettel, yalnzln dipsiz karanlklarna gmlverdi. "Bir an
nce dnmek istiyorum" diye Walter7 e yazd. Ama mektuba yaptracak pulu
yoktu, kt ngilizce'siyle de otel resepsiyonundan pul istemeye utand. Henz
bir hafta gemiti ki, gnderemedii mektup ona kaderin bir uyars gibi geldi.
nk imdi her eyi daha farkl gryordu. Charters ve onun aalayc tavr
hi de zannettii kadar kendisini rencide etmemi, aksine ona uzun zamandr
kendine itiraf edemedii bir eyi ortaya karacak cesareti vermiti..
WalterTe ikinci bir ocuk istemedikleri halde, bunu ikisi de bir trl dile
getirmeye cesaret edememilerdi. Dnceleriyle babaa kald u anda
yalancktan sevinli grnmeye hi gerek yoktu. Her ey gn gibi ortadayd,
bebei olsun istememiti; acil durumlarda doktor bulamamann devaml korkusu
iindeyken, bir bebekle tek bana bir iftlikte yaacak kadar kendini gl
hissetmemiti, ama artk bu zayflndan hi de utanmyordu. Stag's Head
Otelinin parasn Hahn ailesiyle Nakuru'daki Musevi Cemaatinin demesini
kabul etmektense, bu utanca katlanmak daha kolayd.
Otelin dinlenme salonlarndaki lksle byk tezat tekil eden, derme atma
kck oda, Jettel iin; kendisini dlayan bir dnyaya kar koruyan bir
snak gibiydi. Odasndan kmamay tercih ediyordu. nk otel
mterilerinden hibiriyle ahbaplk kuramyor, kitaplktan bir kitap alp

okuyamyordu. Akam yemeinden sonra smokinlerini ve tuvaletlerini giymi


otel mterileri ne zel, salonda yaplan radyo yaynlarn bir iki kere dinlemek
istediyse de, sonra bundan da vazgemek zorunda kalmt. Elbiselerinden
sadece ikisi vcuduna oluyordu; cildi kurumu ve adeta kararmt. Salarn zar
zor kck bir tasta ykyor, dier mterilerin baklarndan srekli kama
ihtiyacn duyuyordu. Odasndan belli zamanlarda kyordu, yemek saatleri,
doktor ziyareti ve onun srarl tavsiyeleri sonucu bahede gnlk gezintiler...
Bayan Arnold, Jettel'in karnn her yokladnda kkrdayarak; "Bebeklere
yry gerekli," diyordu.
Doktor meslek hayat boyunca, hep tabiata ve insann kendi doasna gvenmi
ve inanmt. Jettel'in durumundan endie ediyordu ama bunu ona hibir zaman
hissettirmemiti. Her aramba yanndan drt pulla birlikte Stag's Head'e
geliyor, sallantl masann zerine ngilizcetalyanca szlkle, Sunday Post
gazetesinin son nshasn koyuyordu. Ancak, daha ilk konsltasyonda bunlarn
hibirinin faydasnn olmadn grmt.
Janet Arnold viskiye zaaf olan, st ba at gibi kokan ama olaanst
scakkanl bir kadnd. Karsndakine keyiften ok gven veriyordu. Her
geliinde Jettel'i kucaklayarak merhabalayor, muayene srasnda ngrakl
kahkahalar atyor, giderken de Jettel'in karnn okuyordu.
Jettel, sala erkek kyafetleri giyen, bu ufak tefek tostoparlak kadna, skntlarn
anlatamyor, doal bir seyir izlemediini sezdii hamleliiyle ilgili olarak
konumakta zorlanyordu. Aralarndaki dil engelini amak kolay olmuyordu.
En kolay Svaheli'cede anlaabiliyorlard, ama ikisi de bu dilin, doktor yardm
olmakszn ocuklarn douran anne adaylarna daha uygun olduunun
farkndaydlar. Bu anne adaylar da tabii ki yerli siyahilerdi.. Dr. Arnold,
maceral meslek yaamnda kulaktan dolma rendii eitli dillerdeki
szcklerle, nemli bulduu bir ka uyary anlatmaya abalyordu. Jettel'in
anladna ikna olana kadarda birka dili kartrarak derdini anlatmaya devam
ediyordu. oka da Afrika dilleriyle ya da Hinducayla konumay deniyordu.
Bazen de bouna bir gayretle, ocukluunda Galler'de rendii dilden medet
umuyordu. Bayan Arnold Birinci Dnya Sava'nn balarnda henz gen bir
doktorken Tanganika'da bir Alman askerini tedavi etmiti. imdilerde onu pek
hatrlamyordu ama mrnn son demlerinde Alman asker sk sk "Kahrolas
mparator" deyip durmutu. Almanya'dan geldiini tahmin ettii hastalarna
sylemek zere bu iki szc iyice aklnda tutmutu. Bu epey ie de yaram,
ok defa karlkl glmelerle anlama salanmt ki, Doktor Arnold'a gre bu
iyilemeye iaretti.. Hi deilse bir kere olsun neeli grmek istedii Jettel'in
kendi anadiline hibir tepki gstermemesine bu yzden can sklmt.
Jettel iin, acsn ve mitsizliini birileriyle paylamak yeni bir deneyim olsa
bile iftlikteyken duyduu konuma ihtiyacn imdi artk zlemiyordu.
VValter'in yokluunu daha az hissetmesine ayordu, hatta onu kendisinden
uzakta Ol'Joro Orok'ta olduunu bilmekten memnun bile oluyordu. nk
kocasnn aresizlii kendi acizliini bsbtn artryordu, bu yzden mektup

almak onu daha ok sevindiriyordu. Mektuplar, tasasz gnlerindeki sevgi ve


efkat szckleriyle bezeliydi. Yine de evliliklerinin bir kader ortakl olarak
srp srmeyeceinden endieliydi.
Jettel hamileliinin sonucundan pek mitli deildi. Daha ilk aynda, Breslau'dan
gelen annesi ve kz kardei iin btn mitlerini bir anda yok eden mektubun
okunu hl zerinden atamamt. Mektubun kendisini de tehdit eden bir
felaketin iareti olacann nsezisine kar mcadeleyi gze alamamt. Yeni
birine hayat vereceinin, dncesi bile ona aka ve gnah gibi gelmiti.
Annesinden sonra leceinin alnna yazl olduu dncesini ne yapsa bir trl
kafasndan atamyordu. Sonra iinde kar koyamad bir acyla, annesiz
kalacak olan bebecikle nasl ba edeceklerini bilemeyen Walter'le Regina aklna
geliyordu. Bazen de Owuor'un glerek ocuu koca dizlerinin zerinde sallad
gzlerinin nne geliyor, sonra birden gece yars uykusundan frlayp, kocas
Walter yerine Owuor'a seslendiini fark ediyordu.
Korku ve hayallerle iyice bunalmaya baladnda Jettel kendisine bunca yakn
hissedip ulalamaz grnen Regina'y zlyordu. Nakuru School ile Stag's
Head aras sadece drt mil kadard, ama okulun disiplinli ynetimi Regina'nm,
annesini ziyaretine izin vermiyordu. Ayn ekilde Jettel'in de kzn grmesine
izin yoktu. Geceleri Jettel tepede okulun klarnn yandn grr ve
Regina'nm pencerelerden birinden kendisine el salladn hayal ederdi. Zaman
zaman dald bu hayllerden gerek dnyaya dnmesi uzun zaman alrd.
Anne ve babasndan uzun sredir ayr kald hlde hi yaknmayan Regina'da
aslnda zlyordu. Otele hemen her gn bozuk bir Almanca ile yazlm ksa
mektuplar geliyordu. Regina kocaman matbaa harfleriyle yazd mektuplarnda
annesinden pul gndermesini rica ediyordu. Jettel'i kznn ricasndan ok, yazm
yanllar ve anlalmayan cmleler duygulandryordu. Her mektup yar
Almanca yar ngilizce "Du must take care von dir, that du nicht grang wirst"1
diye balyordu. Hemen her mektubunda da "Ich will dir besooken, aber ich
erlaube es nicht. Wir sind hier soldiers"2 gibi yanllarla dolu abuk sabuk
cmleler yer alyordu. "leh freue mir auf das Baby"3 cmlesinin de her
defasnda alt krmz mrekkeple izilmi oluyordu, sk sk da "I make wie
Alexander the Great. Du must nicht have anst4 diye tekrarlyordu.
Jettel mektuplar byk bir sabrszlkla bekliyordu, nk ona gerekten cesaret
veriyorlard. iftlikteyken Regina'yla o kadar sk beraber olamad iin
zlrd, imdiyse kznn ball ve kendisine gsterdii ihtimam, bu skntl
gnlerinde tek dayana oluyordu. Jettel sanki yeniden annesiyle sk bir ba
kurmu gibiydi. Ald her mektuptan sonra, on yandaki Regina'nm artk
ocuk olmaktan ktn daha iyi anlyordu.
Mektuplarnda hi soru sormuyor, annesiyle babasn zen her eyi ok iyi
seziyordu. Annesinin bebek beklediini Walter'den nce bilen o deil miydi?
Doum ve lm hakknda her eyi biliyor, bir kadnn doum sanclar tuttu mu
kulbelere koan ilk o oluyordu. Ama Jettel orada neler grdn kzyla

konumaya hibir gn cesaret etmemiti. Zaten kzyla pek nadir sklmadan


konuabilmiti. Ama imdi Regina'yla dertlemek iin sabrszlanyordu.
1 "Kendine iyi bak, hastalanmamaya dikkat et."
2 "Seni ziyaret etmek istiyorum ama, bana izin vermiyorlar, biz burada askeriz."
3 "Bebek iin ok seviniyorum."
4 "Tpk Byk skender gibi yapyorum, sakn korkma."
Kzma mektup yazmak kocasna yazmaktan daha kolay geliyordu. Bedeninde
olan deiiklikleri ayrntlaryla ona anlatmak ihtiyacmdayd, ruhsal skntlarn
yazarak rahatlyordu da. Otelin mektup formlarn iri, okunakl yazsyla
doldurup da nne sayfalar yldnda, yeniden Breslau'lu kk Jettel
oluveriyordu, tpk en ufak bir skntsnda teselli bulmak iin bir st katnda
oturan annesine snd zamanlardaki kk Jettel gibi__
Temmuz sonlarnda Gilgil'de byk yamurlar balaynca kocasnn Hahn'larla
birlikte otele kageleceine dair son umudu da suya dt. Nakuru'da gnler ve
geceler scaktan kavrulmaktayd. Otel bahesindeki imler alev alev yanyor,
kular daha sabahtan tmez oluyordu. Derin soluk aldnda, tuzlu glden esen
keskin havayla insann safras kabaryordu. len oldu mu tm yaam
duruyordu.
Regina'dan posta gelme olaslnn olmad her pazar sabah, Jettel yataktan
kalkmamaya ve yemek yemee direnir, btn gn uykuyla geirmek isterdi.
Gne ktnda nemli scak yle boucu olurdu ki, Jettel sonunda giyinip
yatan ucuna iliirdi. Hareketsiz, ylece orada otururdu. Kavurucu scakta
neredeyse tm suyu ekilip kurumu olan gle saatlerce gzlerini dikerdi, o anda
btn istei kulukaya yatm bir flamingo olmakt.
Sabahlar bitkin ve bkkn uyanr, alacakaranlk bast m huzursuzluu balard,
ruhsal durumundaki ini klar yznden grltlere kar daha duyarl olurdu.
Hizmetkarlarn mutfakta atei yakmalarn, yemek salonunda uaklarn atal
bak krtlarn, bitiik odada kk kpein iniltilerini ve daha otelin ana
kapsna gelmeden nce her arabann motor grltlerini duyard. Kendisiyle
ayn koridor zerindeki odalarda kalan mterileri pek ender grd halde,
adm atlarndan, seslerinden ve ksrklerinden onlar tanrd. Chai, u plak
ayakl Kikuyu, sabahlar saat on birde akam zeri saat bete ay servisini
getirdiinde, Jettel'in kapsn almaya gerek kalmazd, Jettel Chai'in kapya
geldiini tahmin ederdi. Sadece Regina geldiinde Jettel hibir ey duymazd.
Temmuz aynm son pazar gnyd, Regina kapy kez tklad, ardndan
yavaa at. Jettel sanki daha nce hi grmemi gibi kzma gzlerini dikti. Ne
bir sevin gsterisi, ne bir tepki, beyni boalm gibiydi, olup bitenleri
anlamaktan ciz bir uyuukluk iinde, sadece hangi dilde konumas gerektiini
aklndan geirdi. Sonunda beyaz elbiseyi tand ve Nakuru School'da haftalk
kilise ziyaretlerinin beyaz elbiseyle yaplmasnn det olduunu hatrlad..
Belli gnlerde Ol'Joro Orok'a gelerek, Patel'in dkknnn nndeki aacn
altna diki makinesini kurarak diki diken, Hintli terzi bu elbiseyi eski bir masa
rtsnden bozarak yapmt. Elbisenin boyun ksmnda ve kollarndaki pliler

iin kimse onu caydramam, bu ssler iin de fazladan ilin almt. Jettel
bir an, elbise bittiinde arada geen konumalarn her kelimesini anmsad.
Walter de elbiseyi grnce, "Redlich'lerin otelinde masa rts olarak kalsayd
daha houma giderdi," demiti.
Jettel, VValter'in yksek ve sert ses tonundan yle fkelenmiti ki, hemen
savunmaya gemek istemi, ama szckler boazna tkanmt. yice
gerginleince de, gzlerinden bir anda yalar boanmt.
Regina, yksek ve yabanc bir ses tonuyla "Mami" diye seslendi. Ardndan
fsldar gibi efkatle "Anne," dedi.
Avn elden kardn fark edememi bir taz gibi soluyordu. Yz yangn
ormanlar kadar kzarmt. Alnna bulam kzlms bir toz taneciinden terler
akyordu. Salarndan szan kirli slaklk beyaz elbisesine damlyordu.
"Regina kou at gibi burnundan soluyorsun. Nereden kp geldin byle? Seni
buraya kim getirdi? Tanr akna sylesene ne oldu?"
"Ben kendim geldim," dedi Regina sesinde sevinli bir gururla. "Kiliseye
giderken kap geldim. Bunu her pazar yapyorum."
Jetel, Stag's Head'e geldiinden bu yana ilk kez kendisini bedence ve kafaca
rahatlam hissetti, ama hl konumakta zorlanyordu. Regina'nn terlemi
bedeninden yaylan tatl koku, Jettel'in arzusunu kamlyor, bir an nce kznn
terli vcudunu kucaklayarak kalp atlarn duymaktan baka bir ey
dnemiyordu. Kzn pmeye davrand ama titreyen dudaklar bunu engelledi.
Regina "Kalbimi Heidelberg'de braktm" arksn sylemeye balad ve
sklarak birden susuverdi. En basit tonlamay bile bildii hlde beceremedi. "Bu
Owuor'un arks, onun kadar gzel syleyemiyorum. Owuor gibi akll deilim.
Bir gece bize geldiini biliyor musun? Rummle/le. Babam onu grnce alad."
"Sen iyi ve akll bir ocuksun," dedi Jettel.
Regina, duymaya hasret kald okayc szleri iyice belleine yerletirmenin
keyfini tatt bir sre. Sonra yataa annesinin yanna oturdu, imdi ikisi de
susuyordu. Birbirlerine skca sarlmlar, sabrla, yeniden buluma
mutluluunun cokuya dnmesini bekliyorlard
Jettel aklndan geirdii szleri sylemeye henz cesaret edemiyor, ama sessizce
kzn dinlemeyi srdryordu. Regina nasl bir zlem ve zenle ka plann
tasarladn, gruptaki kzlardan ayrlarak otele nasl geldiini anlatyordu. Uzun
ve kark bir hikyeydi bu, Regina Owuor'un konuma sanatndan kapt
tekrarlarla, hep ayn ses tonuyla anlatmak istediklerini aktaryor, Jettel ise tm
gayretine karn kznn sylediklerini takip etmekte zorlanyordu.
Suskunluunun Regina'y yava yava hayal krklna urattn fark
ediyordu. Kzma, "Bebek olacak diye neden bu kadar seviniyorsun?" diye
sormasna, kendi bile ard.
"nk ona ihtiyacm var."
"Neden bir bebee ihtiyacn var ki?."
"Babam ve sen lnce yalnz kalmamak iin."

"Fakat Regina byle bir eyi nasl dnebiliyorsun? Biz o kadar yal deiliz ki.
Neden lelim? Bu samalklar kim aklna soktu?"
"Senin annen de lecek," diye Regina yant verdi. "Babam, kendi babasnn da
leceini syledi. Liesel teyzem de lecek ... Ama babam, bunlar sana
sylemememi tledi, Fam so sorry."
"Bykannenle bykbaban ve teyzelerin Almanya'dan kamadlar. Bunu sana
anlatmtk. Ama bizlere bir ey olmaz. Biz artk buradayz, biz mz."
"Biz drdmz," diye Regina annesini dzeltti ve memnun bir ifadeyle gzlerini
kapayarak, "Yaknda drt olacaz," dedi
"Ah Regina, bir ocuk sahibi olmann ne kadar zor olduunu bilemezsin. Sen
dnyaya geldiinde her ey ok bakayd. Babann, evin iinde drt dnp dans
ettiini unutamyorum. Bugn ise her ey yle korkun ki."
"Biliyorum," diye Regina ban sallad, "Warimu'nun yanndaydm. Warimu
neredeyse lecekti. Karnndan, nce bebein ayaklar kt. Ben de ayaklarn
ekerlerken yardm ettim."
Jettel midesinin bulantsn zorlukla bastrarak; "Ve bunu yaparken korkmadn
yle mi?" diye sordu.
Regina "Tabii ki korkmadm," diye yantlarken, acaba annesi aka m ediyor
diye aklndan geirdi. "Warimu avaz avaz barnca ii kolaylatrd. O da hi
korkmad. Hi kimse korkmad."
Regina'dan uzun zamandr saknd scak gven duygusunu hi deilse biraz
olsun verebilmek Jettel iin ikenceydi, bu ikenceye katlanmak, yenildiini fark
etmekten daha zor oldu. Regina ona, kendisi kadar savunmasz grnd.
"Korkmayacam" dedi.
"Bana sz ver,"
"Sz veriyorum,"
"Bunu bir kere daha sylemelisin. Hepsini bir kere daha sylemelisin" diye
Regina srar etti.
"Bebeim olunca, korkmayacama dair sana sz veriyorum. Bebein senin iin
bu kadar nemli olduunu bilmiyordum. Dier ocuklarn bir kardee senin
kadar sevineceklerini sanmyorum."
"Biliyor musun," diye Jettel ekledi, "Tpk seninle konutuum gibi ben de bir
zamanlar annemle dertleirdim,"
"Ama sen de Boarding School'da okumuyordun."
Jettel, yeniden geree dnerken zntsn gstermemeye gayret etti.
Yerinden dorularak Regina'y kucaklad. "Katn fark edilirse ne olur?" diye
skkn bir ifadeyle sordu, "Sana ceza vermezler mi?"
"Verirler, ama I don't care."
"Umurumda deil mi demek istiyorsun?"
"Evet, umurumda deil."
"Ama hibir ocuk cezalandrlmak istemez,"
"Ben istiyorum," diye Regina gld. "Biliyor musun bize ceza verdiklerinde, iir
ezberlemek zorundayz. Ben de iiri seviyorum."

"Ben de severek iir okurdum. Yine iftlikte bulutuumuzda sana Schiller'in


an iirini okurum. Hl ezberimde"
"Benim mutlaka iirlerim olmal."
"Ne iin?"
"Belki gnn birinde beni hapse atarlar. O zaman elimde ne varsa alrlar.
Elbiselerimi, yemeimi.. Salarm da keserler. Bana kitap da vermezler, ama
iirleri benden asla alamazlar. Onlar benim kafamda nk. Kederlendiimde
iirlerimi okurum. Her eyi kafamda btn ayrntlaryla tasarladm, ama bunu
kimse bilmiyor. Inge'nin de benim iirlerimden haberi yok. Ona anlatrsam
btn by bozulur."
Jettel srtna bak gibi saplanan ve soluk aldka daha da iddetlenen sancya
karn Regina gidene kadar gzyalarn tutmay baard. zntsn bastrd.
Her zaman kendisine gvenilir bir dayanak olan umutsuzluuna dnmek iin
sabrszlanyordu ki birden yaama bakaldrmak iin iinde duyduu
dayanlmaz istek onu artt. Jettel, kendisine yol gsteren Regina iin
savamaya karar verdi. Uyumaya giderken ona elik eden sadece bedenindeki
arlard.
Ayn gece, doum sanclan tuttu. Drt hafta erken. Ertesi sabah Doktor Janet
Arnold bebeinin l doduunu haber verdi.
VIII. BLM
Memsahib'siz geen son gn Owuor iin, taze bir ekerkamnn z kadar
tatlyd, ona dolunayl bir geceden de daha uzun gelmemiti.. Gne doduktan
hemen sonra Kania'ya, ocakla dolabn ve odun istifinin arasndaki tahta
demeyi kaynam suyla iyice ovalayarak fralatt. Kamau btn tencereleri,
bardaklar ve tabaklan, Memsahib'in ok sevdii minik tekerlekli kk krmz
arabay da scak alkalik katkl svya daldrarak ykad. Jogona kpee yle
uzun banyo yaptrd ki, sudan ktnda nerdeyse kk beyaz bir domuzcua
benziyordu. Kimani Owuor'un srarlarna sonunda boyun emek zorunda
kalarak, iftlik hizmetkrlarnn da yardmyla, kargalar evin nndeki gl
aalarnn zerinden kovalad. Owuor geri Bwana ile kargalar hakknda hi
konumamt, ama aklselimi ona beyaz kadnlarn da bu konuda siyahilerden
farkl olmadn sylyordu. Karga uursuzluktu. lm grenler, karga sesini
ve kanat rplarn duymaktan holanmazlard.
Owuor boynundaki siyah atknn kuma kadar yumuak bir bezle uzun sapl
mutfak kan, yz parldayan metala yansyana dek ovalad. Kak,
Memsahib'in sevdii un, tereya ve soanla yaplm koyu kvaml kahverengi
sosun iinde yeniden yerini bulacakt. Burnu uzun zamandr duymad bu
kokuyla karncalanmaya balaynca, Owuor'un keyfi yerine geldi.
Artk iler, sadece Bwana iin alt Rongai'deki l geen gnler kadar kolay
deildi. iftlikte yalnz olduu zamanlar, orbasn soutur, pudingin de
durmaktan rengi kaard. Dama, frndan kan ekmein tadn bile alamazd.

Memsahib'in karnndaki ocukla Nakuru'ya getirildii o meum gn, Bwana'nn


gzleri artk eskisi kadar Owuor'a heyecan vermez olmulard. O gnden sonra
Bwana'si Tanr Mungo'nun sesini duyamayan, akl sadece szlayan kemiklerinde
yal bir adama dnmt.
Owuor, onu bu hlde grnce hep, yetenekli bir oban olmayan bir kz arabas
gibi, Bwana'sinin da akln idare edecek bir tanrs olmadn, dnmt,
ancak ok gemeden yanldn anlad. Bwana ona l ocuundan sz ederken
Owner7 dan nce Tanrnn adn azna alarak "auri ja Mungo" demiti. A bir
aslann nnden kaan ceylana dilerini gstermesi gibi, lm de Owuor'a
dilerini gsterseydi ayn eyi sylerdi. Ama Owuor, bir insann ocuu iin
Tanr Mungo'yu uykusundan uyandrmasn doru bulmuyordu. ocuklara Tanr
deil, onlar isteyen kii el uzatmalyd.
Owuor eve ve mutfaa eski huzur dolu gnlerin gelmesini beklerken bir yandan
da, Bwana'nin geceleri uykudayken, damandaki tuzlar kurutmay becerecek
kadar akll olmadn dnerek zlyordu.
Memsahib ve kz olmad gnler Bwana kulaklarn sadece radyodaki yaynlar
dinlemek iin aard. Bwana'yi yeniden yaama dndrme gayretleri o haftalar
Owuor'u ok yorgun drmt.. Srt tayamad yabanc ykn altnda
arlamt Bu yzden uzun bir yolu kotuktan sonra, tek istei aacn altna
uzanp bulutlar seyretmek olan bir adamn keyfiyle, o gn sadece kk
MemsahibTe oyalanarak geinnip kendini avuttu.
Aacn altnda yanyana oturduklarnda, Owuor sol gzn ksarak, gkyzne
bakt ve "ok iyi," dedi.
Regina da "yi/'diye tekrarlarken, Owuor'u onun anlad dilde, yumuak bir ses
tonuyla pohpohlamay ihmal etmedi.
Regina iin de Jettel'in doumdan dnnden nceki gn her zamankinden
farklyd, ne daha nceki ne de gelecekteki gnlere benziyordu. Keten tohumu
ekili tarlann kenarna oturmu, ayaklaryla sert krmz amuru kartrp
duruyordu. amur bedenini styordu; OwuorTa yalnz olduu zamanlar, sadece
gndzleri uyumaya alk olduu halde, tatl bir uyku hli beynini
uyuturuyordu. Yine de hayalleri onu brakmyordu, yar kapal gzlerle
dncelerinin kta rengrenk daireler izerek gkyznde gnee doru
uumalarn seyrediyordu.
Babasnn bir gn nce karkoca HahnTarla Nakuru'ya gitmesi iyi olmutu.
Byk yamurlardan sonra yollar amur iinde kalmt, kurak aylarda en fazla
saat sren yol, byle gnlerde neredeyse eziyetli bir safari oluyordu.. Regina
bezgin bir tavrla srtndaki bluzu kard, pantolonunun cebinden bir Mango
alp srd, bunu yaparken o anda kadere meydan okuduunu fark etti ve kalbi
hzl hzl atmaya balad. Eer meyveyi, suyunun bir damlasn bile aktmadan
yemeyi baarrsa, Tanr Mungo bugn ya da en azndan birka gn iinde
mthi bir mucize yaratabilirdi.
Regina, aslnda, tanmad ama gvendii bu Yce Tanrya, yarataca
mucizeler ya da yapaca iyiliklerle ilgili talimat verilmeyeceini ok iyi

biliyordu. Tevekklle ban eerek dileklerini iine att, yznden bir ey fark
edilmemesi iin de epey gayret sarf etti. Bu arada elinde tuttuu Mango'yu
unutmutu. Gsne akan lk scakl hissedip tenindeki sar lekeleri grnce,
Mungo'nun kendisiyle ilgili olumsuz karar verdiini anlad. Demek gvendii
Tanr, yreini daraltan cendereden onu kurtarmaya henz hazr deildi..
Elinde olmadan yaknd, sonra da Mungo kendisine gcenmesin diye hemen
gzlerini dalara evirdi. Regina yitirdii kardeinin yasn unutmak iin epey
mcadele etmi, yine de becerememiti, kedinin fareyi kovalamas gibi,
yreindeki yas atmaya altka, znts her defasnda geri tepmiti.
Kafasnda dolaan tilkiler sadece gndzleri onu rahat brakm, geceleri ise
dnceleriyle babaa kalmt; demek annesiyle babasnn gelecekteki
hayatlarnda, yine kendisinden baka biri olamayacakt.
Regina, annesinin kulbelerde yaayan dier kadnlara benzemediini biliyordu.
Kadnlardan birinin ocuu ld m, ok beklemesine gerek yoktu, iki yamur
mevsimi aras karn yeniden iiveriyordu. Regina, "Acaba annem yeni bir
bebein doumuna sevinmek iin daha ne kadar bekleyecek?"diye aklndan
geirirken, hrsla Mango'nun ekirdeini srd, dileri szlaynca, bir an
kafasndaki kt dnceler uuverdi. Ama annesiyle babas aklna gelince
znts yeniden depreti.
Annesiyle babas, doann nimetleriyle ilgilenmezlerdi. Kulaklar yamurun
sesini duymaz, ayaklar sabahlar den iin yeni bir yaama uyann
hissetmezdi. Babas, Sohrau'dan sz ettiinde, gzel anlarn anlatr, annesi de
Breslau'yu safariyi zledii zamanlar hatrlard. Regina'nn, okuldayken
arkadalarna "home" tatildeyken ise "bizim oras" diye betimledii Ol'Joro
Orok ise annesiyle babasna hibir ey ifade etmiyordu. Onlar sadece Ol'Joro
Orok'ta gecenin karanlk renklerini grrlerdi, genelde konumay sevmeyen
ancak gldklerinde sesleri karan insanlar nemli deildi.
"Greceksin Rummler," dedi kpeine dnerek, "bir daha bebek
yapmayacaklar."
Regina'nn sesiyle uyanan kpek, sinek girmi gibi sa kulan oynatt, azn
kocaman ap esneyerek, silkindi. Sesin yanklan onu rktm olmalyd.
"Aptal bir leten farkn yok Rummler," dedi Regina glerek, "hibir eyi aklnda
tutamyorsun." Burnunu kpein gneten buharlaan nemli derisine srtnce
biraz rahatlad. Sonra yannda oturan Owuor'a dnd:
"Owuor, biliyor musun, sen ok akllsn. nsann gzleri slakken, derisi
nemlenmi bir kpei koklamas iyi oluyor."
"Sen gzlerinle kpein derisini slattn," dedi Owuor. "imdi ikimiz de
uyuyacaz."
Ertesi gn gne dalarn arkasnda henz kaybolmuken, Regina uzaktan
hrlayan bir motorun grltsn duydu. Saatlerce ormann kenarnda oturarak
tamtam seslerini dinlemi, karnnn altnda yavrusunu tayan bir anne maymunu
gptayla seyretmiti. Henz ok derinlerden gelen ilk sinyali yakalamt ki,
yerinden frlayarak, bir solukta yumuak toprakl yolun sonuna varp, hareket

hlindeki cipin basamana atlamay becerdi, yolun son blmn birlikte


katettiler.
Oha direksiyonu kullanrken, bir yandan da kendi ektii ttn kokluyordu.
Yannda, Jettel vard, vcudundan hl, hastanede zerine sinen keskin sabun
kokulan yaylyordu.. Arkada Lilly, Walter ve Manjala oturuyorlard. Manjala
amura saplanan arabalarla baetmeyi herkesten iyi becerdiinden, Hahn ailesi
yamur zamanlarnda onu yanlarndan hi ayrmazd. Kk beyaz kani kpek
aralksz uluyordu, oysa ne henz akam olmutu ne de Lilly her zamanki gibi
ark sylyordu.
Rzgr kmt, Regina iftlie gelene kadar, dncelerini toparlayp, gzlerini
annesine altrmaya alt. Jettel, sanki deimi gibiydi. Tatil iin ocuklarn
okuldan almaya gelen zayf, uzun boylu, ngiliz annelere benziyordu.
Konumuyordu, dudaklar kilitlenmi, belli belirsiz glmsyordu. Yz
dolgunlamt, gzleri doygun inekler kadar sakindi. Cildi eski rengine gelmiti,
prl prld, Regina gayret ettiyse de annesinin cildinin rengini bildii dillerden
hibiriyle betimleyemedi.
Owuor'la Kimani cipi evin nnde karladlar. Kimani konumad, yznde en
ufak bir mimik yoktu, ama sevincin kokusunu almt. Owuor nce dilerini
gstererek gld, ardndan "Seni aptal herif!" diye zerine basa basa kfr
savurdu, hogeldin derken ziyaretileri byle karlamay ona Bwana'si
retmiti. Gzel, sihirli bir szckt bu. Gilgil'den gelen Bwana Owuor'u ok
iyi tanyordu, yine de sanki ilk defa gryormu gibi yle bir gld ki, zevkten
drt ke olan Owuor'un salt kulaklarna deil btn vcuduna tatl bir rehavet
yaylverdi.
Regina annesini pt, eliyle dalgal salarn gstererek, hayranlkla, "ok
gzelsin," dedi. Jettel sklgan bir ifadeyle glmsedi. Alnn svazlarken,
gnlerce hasretini ektii eve rkek bir bak frlatt, yine biraz sklgan bir ses
tonuyla: "ok zldn m" diye sordu.
Regina, "Yok canm, zlmedim. Biliyor musun, yeni bir bebek yapabiliriz.
Elbet bir gn," diye yantlarken, gzn hnzrca krpmak istediyse de
beceremedi. "Daha ok genciz."
"Regina, imdi annene bunu sylemenin sras deil. nce iyice bir dinlenmesi
gerekiyor, bunu salamamz lazm.. ok hastayd. Allah kahretsin, bunlar sana
tek tek anlattm."
Jettel araya girdi, "Onu rahat brak, ne demek istediini anlyorum. Bir gn yeni
bir bebek yapacaz Regina. Bir bebee ihtiyacn olduunu biliyorum."
"Ve iirlere," diye Regina ciddi bir ifadeyle onaylad, "gryorsun ki
unutmadm."
Akam minedeki ate hl byk yamurlarn nemli kokusunu tayordu, az
sonra scaa yenik den odunlar fkeli kor alevlere dntler. Oha ellerini
alevlere tutmutu, birden sanki biri ona seslenmi gibi dnp, Regina'y
kollarna alarak kaldrd.
"Nasl oldu da byle ileriyi gren bir kzmz var!"

Regina, ate basan yznn kzardn fark etti. "leriyi gren" szn
anlamam gibi, eliyle pencereyi iaret ederek, "Ama pencereler kapal ve
oktan karanlk oldu "dedi
" Sen kk bir Kikuyu'sun, Madamck," dedi Oha. "Tam bir laf cambazsn.
Biliyor musun, gzel bir hukuku olurdun, ama dilerim kader bunu sana reva
grmez."
Regina itiraz etti, "Hayr hayr, Kikuyu deil," Owuor'a bakarak, sadece ikisinin
duyaca bir ses tonuyla, "Ben Jaluo'yum!" dedi.
Owuor bir elinde bir tepsi tutuyor, dier eliyle de kk kanile, Rummler'i
okuyordu. Daha sonra, zel ve gzel gnlerde doldurduu byk cezveyle
kahveyi getirerek, minik sandvi ekmeklerle birlikte servis yapt. Henz a
deilken bu ekmekleri ilk olarak Bwana'si beenerek vmt, o zamanlar
beyaz adamlar hakknda hibir ey bilmiyordu, tek fark ettii, kabilesindeki
kardelerinden daha esprili olduklaryd..
Walter "Bunlar ne minik ekmekler byle," diye hayranln belirterek, atalyla
taban tklatt. "Bu koca eller nasl oluyor da byle kk ekmekikler
yapabiliyor? Sen Ol'Joro Orok'taki en iyi asn. Ve bu akam," diye, Owuor'un
aknln grerek, laf deitirip szlerine devam etti, "bu akam bir ie de
arap aacaz."
"yleyse hemen kedeki bakkala gidip bir ie alyorsun," diye glerek espri
yapt Lilly.
"Babam ayrldm gn bana iki ie arap vermiti. zel gnlerde ielim diye.
kincisini kim bilir ne zaman amak ksmet olacak. lkini, yce Tanr bize
Jettel'i armaan ettii iin bu akam ieceiz. Tanr'nn bazen kahrolas
snmaclar dnecek zaman oluyor."
Regina Rummler'i dizlerinin zerinden uzaklatrp, babasna doru koarak
elini avcunun iine ald, trnaklarnn etine battn hissedene kadar skt.
Babasnn gzlerinde yalar birikmiti. Regina ona bu yzden hayrand,
grtlaktan gelen bir kahkahayla glerken bile, rahata gzlerinden yalar
aktabiliyordu, bunu babasna da syleyecekti ki, telatan dili dolannca onun
yerine, "arap ierken alaman m lazm?" diye sordu
arab, renkli likr kadehlerinden itiler. Sedir aacndan yaplm masann
zerindeki kadehler, yamurdan sonra ilk arlar bekleyen ieklere benziyordu.
Owuor mavi, Reginada krmz kadehleri aldlar. Baazmdan kayp giden iki
minik yudumdan sonra Regina kadehi petrol lambasnn titrek na tutarak
yine hayale dald, elindeki kadeh imdi periler kraliesinin ldayan atosuydu.
Bundan kimseye sz edemeyeceini dnnce zntsn iine att, ama
Almanya'da perilerin olmadn ok iyi biliyordu. Sohrau, Leobschtz ve
Breslau'da perilerin yaamadna emindi. yle olsayd annesiyle babas
kendisine bunlardan sz ederlerdi.
"Ne dnyorsun Regina?"
"Bir iei."
"Bu kz tam bir gurme, araplardan iyi anlyor," diye vd onu Oha.

Owuor arabn lezzetini hissedebilmek, ayn zamanda aznda tutabilmek iin,


kadehe sadece dilini daldrp duruyordu. O gne kadar hi tatlyla ekiyi bir
arada tatmamt. Dilindeki karncalanmalar yeni bir sihire benziyordu, Owuor
bunu uzun uzun betimlemek istiyordu ama nasl balayacan bir trl
kestiremiyordu.
"Bunlar,", dedi birden kafasna gelen bir esinle. "Tanr Mungo'nun glerken
dkt yalara benziyor,"
"Assmanshausen arapevi'ni her zaman byk bir keyifle anarm", diyen Oha,
ienin etiketini a doru evirdi." "Pazarlar sk sk oraya giderdik."
"Hem de ok sk," dedi Lilly. Elini yumruk gibi skmt. "Belki hatrlarsn,
arapevinde keyfettiimiz bir gn pencereden ilk defa SA'lar* yry
yaparken grmtk. Attklar naralar bugn hl kulaklarmdadr."
"ok haklsn," diye yantlad Oha, barl bir sesle, "geriye dnp, eskileri
anmak doru deil.. nsanlar bazen merakl oluyorlar ite. Benim gibi."
WalterTe Jettel bu arada eski gnlerindeki keyfili sohbetlerine dalmlard,
kadehlerin Emmy Teyze mi yoksa Cora Teyzenin mi nian hediyesi olduunu
tartyorlard. Karar veremedikleri gibi, Leobschtz'de GuttfreundTerde
geirdikleri son akam yemeindeki sazan balnn siyah turplu mu yoksa
Polonya soslu mu olduunu da hatrlayamadlar. yle heyecanlanmlard ki,
eskileri hatrlamakta kendilerine fazla gvendiklerini, dndklerini
aktarmakta epeyce zorlandklarn ge farkettiler. Guttfreund'lardan en son kart
1938 Ekimi'nde gelmiti
Jettel: "Bayan Guttfreund ok becerikliydi, her zorluktan syrlmasn bilir,
mutlak bir kar yol bulurdu" diyerek o gnleri hatrlad birden.
Nazi hcum ktas askerleri. .N
"kar yol" diye mrldand Walter ardndan/'artk kar yol yok, sadece dn
olmayan yol var." dedi.
Ama gemie dnmlerdi bir kez, anlar pelerini brakmyordu: "Belki bu
yeil masa rtsnn de nereden geldiini bilmiyor sundur," dedi jettel zafer
kazanm bir kumandan edasyla, "Bouna kafan yorma, ben syleyeyim.
Bilschofski vermiti"
"Hayr yanlyorsun, Weyl'in maazasndan almtk."
"Annem her zaman Bilschofski'lerden alveri yapard. rt de eyizimden
kalmadr. Buna da m itirazn var?"
"Sama. rt bizim oteldeydi. Kullanlmad zamanlarda oyun masasnn
zerini rtyordu. stelik Liesel Breslau'ya geldiinde hep VVeyl'de alveri
yapard." Walte/in ani bir kla "Hadi Jettel, brak artk bunlar!"demesi
herkesin dikkatini ekti, kadehe uzanan eli titriyordu.
Jettel'e bakmaya ekiniyordu. Karsnn Weyl'in lmnden haberi olup
olmadn bilmiyordu. lkeden ayrlma dncesini bile bir trl
kabullenemeyen yal adam tutuklandktan hafta sonra hapiste lmt.
Walter bu trajediyi bir an iin kafasnda canlandrmak istediyse de sadece

dkknn koyu renkli ahap kaplamasyla, Liesel'in otel amarlarnn


zerlerine iledii isimler gznn nne geldi.
Walter Kenya'ya geldiinden bu yana azna iki koymamt. Bu yzden azck
itii arap ban dndrmt, hafiften zonklamaya balayan akaklarn
ovalad. Birbiri ardndan kafasna ylan grntleri belleinde tutmaya
almaktan gzleri yorulmutu. minedeki odunlar hrtl seslerle yanarak
paralara blnrken, rencilik yllarnn arklarn duyar gibi oldu, birlikte
sylemek isteiyle birka kez Oha'ya bakt. Oha piposunu dolduruyor, bir
yandan da byk bir dikkatle, yannda uzanm olan kanii gzlyordu, kpek
uykusunda kouyormu gibi garip hareketler yapmaktayd.
Jettel kendinden gemi bir hlde hl Bilschofski'lerin zarif masa rtlerini
anlatyordu. "Breslau'da Damast marka rtler iin ondan daha iyi bir adres
bulamazdnz. Annem peeteleriyle birlikte on iki kiilik beyaz masa rts
takmn zellikle ona sipari vermiti."
Lilly de eyizini anlatyordu. "Wiesbaden'de satn almtk. Luisen caddesindeki
gzel maazay hatrlyor musun?" diye kocasna sordu.
"Hayr hatrlamyorum," diyen Oha pencereden darya karanla doru bakt,
"Wiesbaden'de Luisen caddesinin olduundan bile haberim yok. Eer byle
giderse biraz sonra hepimiz birden "Du schner Rhein"* arksn sylemeye
balayacaz. Dilerseniz siz sevgili bayanlar yle bir salona gein ve bir sonraki
tiyatro galasnda ne giyeceinizi tartn, ne dersiniz?"
Walter onaylad, "ok doru! Biz de Oha'yla sakin sakin nemli hukuk
davalarnn fezlekesini karrz."
Oha azndan piposunu alarak, "Bu, Polonya sosuyla yaplm sazan baln
tartmaktan bile daha korkun!" dedi kendisinin bile ard bir sertlikle
konumutu: "Davalarmdan bir tekini bile hatrlamyorum. stelik bir zamanlar
ok da iyi bir avukattm. yle diyorlard. Ama o artk bir baka hayatta kald."
"Benim ilk vakam" diye Walter konumay srdrd, "Greschek'in Krause'ye
at davayd. Elli marklk bir i iindi, ama bu Greschek'in umurunda deildi.
Onun huyudur, her davaya maydanoz olur, burnunu sokard. O olmasayd,
avukatlk bromu 1933 ylnda kapatmak zorunda kalabilirdim. Dnebiliyor
musun, Greschek Cenova'ya kadar bana refakat etti.? Oradaki mezarl birlikte
ziyaret ettik.. Tam bana gre bir mezarlkt."
Ah Benim Gzel Ren Nehrim"
Oha fkeyle, "Kes artk! Bsbtn akln m kardn? Henz 40'nda bile
deilsin ve hl gemite yayorsun. Carpe diem. Sana bunu okulda
retmediler mi? Yaamak iin renmedin mi?"
"O bir zamanlard. Hitler yaamama izin vermedi."
Oha bu sefer daha yumuak bir sesle, "Peki Hitler'in seni ldrmesine izin mi
vereceksin? Burada Kenya'nn ortasnda seni ldrecek ha. Bunun iin mi
lkenden katn Walter, Tanr akna, artk bu lkede kendini evinde, vatannda
hissetmelisin! Her eyini bu lkeye borlusun. Masa rtlerini, u sama sazan

balklarn, kahrolas hukuk ilerini ve bir zamanlar kim olduunu kafandan sil
at. Almanya'y da unut. En azndan kzn rnek al!"
"O da unutmad ki!" diye Walter inatlat, sonra da neeli bir sesle, "Regina"
diye seslendi, "Almanya'y hala hatrlaybiliyor musun?"
Regina "Evet," diye aceleyle yantlad. Cevabn vermeden nce bir sre bekledi,
perisini krmz likr kadehine uurluyordu. Btn gzlerin pr dikkat zerine
dikilmesi onu rahatsz etmiti, babasn hayal krklna uratmak istemeyiinin
basksn tm arlyla zerinde hissediyordu.
Regina yerinden dorularak kadehi masann zerine brakt. Sadece ingilizce
konuan perisi kulan ekitiriyordu. Kadehi masaya koyarken kan ses onu
cesaretlendirdi: "Pencere camlarn nasl krdklarn biliyorum," dedi, annesiyle
babasnn yzndeki hayret ifadesi iini sevinle doldurdu, "ve btn kumalar
sokaklara attklarn ve btn insanlarn nasl tkrdklerini. Ve bir de yangnn
olduunu... ok byk bir yangnd."
"Fakat Regina, btn bunlar sen yaamadn ki. Bunlar sadece nge grd.. Biz
o gnlerde orada bile deildik."
" Onu rahat brak" dedi Oha. Regina'y kendine doru ekerek, "ok haklsn
kzm" dedi. "Burada bir tek akll olan sen varsn. Owuor ve kpeklerin dnda.
Almanya'dan aklnda kalanlar, gerekten bir yn cam paras ile yangnlar ve
nefretten baka bir ey deil."
Regina, birka saniyelik bir suskunluun ardndan bu vg dolu szleri bir soru
sorarak uzatmaya hazrlanyordu ki, babasnn gzlerini grd. Uzun
havlamalardan sonra yorgunluktan bitap dp yeniden kuyruunu toplayan bir
kpeinki gibi gzleri nemlenmiti. Rummler mehtap olduu geceler hep alar
gibi ulurdu. Regina, kpeini^ korkudan vcudu terleyip kokmaya balamadan
yattrmay baarrd.
Babasn Rummler kadar kolay teselli edemeyeceini dnnce, boazna bir
yumru tkand, gcn toparlayarak, boazmdakileri bir iki ksrkle temizledi.
Alamasn byle gizlemeyi rendiine sevindi.
"Almanlardan deil" diyerek Oha'nn dizlerine iliti, "sadece Nazilerden nefret
etmelisin. Biliyor musun Hitler sava kaybederse, hepimiz yine Leobschtz'e
dnebiliriz."
IX. BLM
Bwana iftlie geleli drt yamur mevsimi gemiti. Kimani o gelmeden nce,
iki karsyla alt ocuu ve babasnn yaad kulbelerin te yakasnda neler
olup bittiinden pek haberi olmazd. Keten tarlalar, pyrethrum ve
sorumluluunu tad tarlada alan boylarla uramak ona yetiyordu.
Yabanc bir memleketten gelen siyah sal Bwana'smdan nce tand btn
ak tenli sar sal Mesungu'lar* Nairobi'de yayorlard. Onlar da ounluk
yeni ekilen tarlalardan, odunlardan, yamurlardan, yeni toplanan rnlerden ve

alanlara verilecek cretlerden konuurlard. iftlie geldiklerinde her gn ava


karlar, ayrlrken bir Kwaheri bile demezlerdi.
Konuurken kelimelerden resim yapabilen Bwana's** onlara hi benzemiyordu.
Bu Mesungular, kendi dillerinden baka bir dil bilmiyorlard, gnlk konumada
kullandklar atpat Svahiliceyi konuurken de azlan dillerine dolanp
szckleri doru drst telaffuz edemiyorlard. Kimani ise Bwana'yla ok iyi
anlayordu, kendi erkek kardeleriyle bile onunla olduu kadar gzel sohbet
edemiyordu. Bwana'si gzleri akken bile uyuyabiliyordu, yle bir adamd o.
En ok da kulaklaryla a
* Kendi dilinde, beyazlar anlamna geliyor olmal .N
** Afrika yerlisi iin kullanlan bir tabir, anlarn somut biimde aktarmak an
lamnda.
zindan yararlanrd. Kimani'nin daha nce gitmedii yolun izlerini kulaklaryla
bulurdu. Kimani de her gn ondan bunu yeniden yapmasn isterdi.
Zamanla bu, alkanlk haline gelmiti. Birlikte ktklar her sabah
yrynden sonra, szbirlii etmiesine, tek kelime konumakszn keten
tarlalarndan birinin yanna otururlar, byk dan gzalan beyazlktaki yksek
tepesiyle dalgalarn geerlerdi. Kimani'nin uzun sre sessiz kalmaktan uykusu
geldiinde, Bwana'snn safariyi dndn bilirdi.
yle sessizce oturup gnein scakln vcutlarnda hissetmek ikisine de iyi
gelirdi.
Ama Kimani daha ok Bwana'sinm anlattklarndan holanrd. Kimani iin bu
konumalar, gece yaan byk yamurlardan sonra kurumu topran yeniden
hayata dnmesi kadar sihirli bir eydi. Kimani karnn doyuracak yemekten,
aryan kemiklerini stmaktan daha ok Bwana'sinm anlattklarn zlerdi.
Bwana ne zaman konumaya balasa hep savatan sz ederdi. ller
memleketindeki kudretli Mesungu'larm yaptklar sava Kimani'ye ok eyler
retmiti, bu sayede hayat, ailesindeki btn dier erkeklerden daha iyi
tanmt. Agzl alevlerin insan hayatn nasl yuttuunu rendike,
Bwana'nin yeniden anlatmaya balamas iin sabrszl artyordu. Neyse ki
Bwana'nin suskunluu abuk geiyordu. Kimani'nin, midesinden ok kafasnda
hissettii aln gidermek iin, Bwana'dan iittii gzel szlerden birini
sylemesi kafiydi.
iftliin en kuvvetli iki kznn gnein batn bir daha hi grmeyeceine
kanaat getirdii gn Kimani "El Alamein"* dedi. Bwana bu sz ilk kez
sylediinde, gzlerini kocaman kocaman am, bedeni frtnann frd
tarladaki taze fidan
* Almanya anlamnda. .N 156
lar gibi oraya buraya savrulup durmutu, yine de dudaklarndan glmseme
eksilmemiti. Sonra da Kimani'ye "benim Rafikim"* demiti.
Hayatn sillesini yemi bir erkek, karsndaki biri iin iyi eyler dnd
zaman Rafikim derdi. Kimani, Bwana'nin bu sz nasl bildiine ard.

iftlikte sk duyulan bir sz deildi, stelik bir Bwana o gne kadar kendisine
asla byle bir ey sylememiti.
"El Alamein" diye Kimani tekrarlad. nemli eylerin mutlaka iki kez
sylenmesi gerektiini sonunda Bwana da renmiti.
Walter, "El Alamein'in zerinden bir yl geti" dedi ve parmaklaryla nce on
sonra da iki iaretini yapt.
Kimani, sabrszland zamanlardaki ark syler gibi bir ses tonuyla, "Ya
Tobruk ne oldu?" diye sordu.
"Tobruk da bir ie yaramad. Savalar uzun srer Kimani. Durmadan da insanlar
lr."
"Bingazi'de de ldler. Bunu sen syledin. Her gn lyorlar. Her yerde."
"Bir adam lmek isterse, ona kimse engel olmamaldr. Bwana. Bunu bilmiyor
muydun?"
"Ama onlar lmek istemiyorlar ki. Kimse lmek istemez."
Kimani, minik bir ot parasn topraktan yolmaya alrken," Babam lmek
istiyor," dedi
"Baban hasta m? Bunu bana neden sylemedin. Memsahib'in evinde ila var.
Oraya gider, ilalar alrz."
"Babam ihtiyar. ocuklarnn ocuklarn bile saymay beceremiyor.. lacn ona
yarar olmaz. Yaknda onu evinden alp, kulbelerin nne karacam."
* Refikim, arkadam, dostum anlamnda. .N
"Benim babam da lmek zere," dedi Walter, "ama hl onun iin ila bulmaya
alyorum."
"Onu kulbenin nne karamyacan iin, ila aryorsun, dedi. Kimani
kendine gre tehisini koymutu, "bu senin ban artyor, zlyorsun. Bir
erkek ocuu, lmek isteyen babasnn yannda olmal. Baban neden burada
deil?"
"Hadi imdi gel, bunu sana yarn anlatrm. Bu uzun bir hikaye. stelik gzel de
deil. imdi Memsahib yemek yapm, bizi bekliyordun"
Kimani bir kez daha "El Alamein" demeyi denedi. Yarda kesilen bir safaride
yeniden yolun bana dnmek her zaman iyi oluyordu. Ne var ki kzlerin
ld gn bu szn btn sihiri yok olmutu. iftlie dnerlerken, Bwana'si
kulaklarn tkad eve gidene kadar da yol boyunca bir daha azn amad.
Kimani rperdiini hissetti, oysa le saatlerine gre gne topra ve bitkileri
fazlasyla styordu. Bwana'nm anlattklar ona yaramamt anlalan.
Kulbelerin te tarafndaki yaam hakknda ok eyler bilmek bazen hi de iyi
olmuyordu. Bu hayat, ecel vakti gelmeden bir adam, elden ayaktan kesiyor,
gzlerinin ferini karyordu. Kimani yine de ok merak ediyordu, acaba gz
dnm a beyaz savalar, Bwana'nin babas gibi yal erkeklere lmeleri iin
eline bir silah veriyorlar myd? akaklarn zonklatan dnceleri azn ap
dile getiremedi, tek hissettii hzlanmak iin bacaklarnn verdii komuttu. Tam
eve yaklamlard ki, unuttuu ve bitirmek zorunda olduu bir i aklna gelmi
gibi hzla koarak uzaklat.

Walter, Kimani gzden kayboluncaya kadar dikenli akasya aalarnn


glgesinde kald. Kimani'yle sohbeti, yreinin kan dolamn artrmt,
heyecanlanmasnn nedeni savatan ve babalarndan sz etmeleri deildi.
Dnceleriyle, endielerini ve korkularn karsndan ok Ovvuor ve Kimani'yle
paylamaktan daha ok holandn fark etmi olmasayd.
Oysa bebein l domasndan sonraki ilk gnler durum daha farklyd. Ortak
aclar ve kadere duyduklar fke onlar yeniden birbirine yaknlatrm,
aresizlikleri iinde, teselliyi birlikte olmakta bulmulard. Bir yl gemeden
kars suskun ve mnzevi i dnyasna ekilince, aralarndaki bu ba
kopuvermiti. Yreinde alan yaralar, her gn biraz daha iyilemez biimde
derinlemiti.
Atei bana vurmu lm deindeki kzlerin son defa bir tutam ota
uzanmak iin rpnlar gibi, gemi gnlerde dolanmak Walter'i bsbtn
huzursuzlandrd, kendini bir an aalanm hissetti, bu utancn verdii fkeyle
eli aya boald. Kaderine meydan okumak iin Regina gibi sama hayaller
kurmaya balad. Sabahlar iftlikten evlerine, szde ila almak zere hasta
iiler, kadnlar ve ocuklar geliyordu, eer sradaki beinci kii srtnda
bebeiyle bir kadnsa, btn gn iyi geecek demekti.
Ya da rnein, akam haberlerinde spiker, n zerinde Alman ehrinin
bombalandn sylerse, bunu hayra yoruyordu.. Walter'in bu sama, bo
inanlar, kimi zaman onu cesaretlendiren bazense korkularn depretiren
alkanlklar hline geldi. Hayal kurmaktan geri o da holanmyordu ama,
gereklerden kamak iin tek snayd; bu kurmaca dnyaya her geen gn
biraz daha tutkuyla sarlmaktan nefret ediyor, ruhsal durumundan ciddi olarak
endieleniyordu. Ama kendi kurduu tuzaklardan her defasnda abucak
kurtuluyordu.
Walter Jettel'in de kendisiyle ayn durumda olduunu biliyordu. Kars, son
mektubu ald gnden beri annesi aklndan kmyordu.. Bir gn onun
pyrethrum bitkisinin ieklerini "yayor, yaamyor, yayor yaamyor..." diye
mrldanarak tek tek koparrken yakalamt. Onu bu halde grnce ok
geirmi, kaba bir hareketle karsnn elinden iei ekip almt. Sonradan bu
yaptna piman olmutu. Kars, "neden yaptn bunu, imdi bugn onun
durumunu bilemeyeceim," demiti. Tarlada ylece durup birlikte alamlard,
Walter, verilecek cezadan ok, mr boyu bir daha kimse tarafndan asla
sevilmeyeceinden korkan bir ocuk gibi hissetmiti kendini.
Kimani oktan kulbelerin nndeki aalarn arkasnda kaybolmutu, Walter
ise hep ayn yerde duruyordu. Dallarn hrtsna, ormandaki maymunlarn
seslerine kulak verirken, Regina gibi kendisinin de bunlardan bir nebze olsun
zevk almay diliyordu. Hi deilse eve dnene kadar gerginliinin gemesini
beklerken, aalara tnemi akbabalar saymaya balad. len scanda,
kafalarn kanatlarnn altna alm akbabalar, koca tylerden olumu kara birer
topa benziyorlard.

Saylar ift karsa, keyfini karan huzursuzluun dnda bugn baka kt bir
ey olmayacak demekti, otuzun altnda tek say bir ziyaretin olacana, sevimsiz
kularn hep beraber uup gitmesi maanda bir arta iaretti.
"Ve unu da unutmuyorum! diye aalara bakp bard," siz pis haaratlarn
olmad bir tek gn gn bile yok." Sesindeki fke onu biraz rahatlatt. Bu arada
ipin ucunu kard ve akbabalar tek tek sayamaz oldu. Birden, ku falcsnn
Latincedeki adn bulmak ona daha nemli grnd. Ne kadar zorlandysa da
karln bir trl anmsayamad.
"Biraz bildii bir eyi bile insan burada unutuyor," dedi, kendisine koarak gelen
Rummler'e. "Sen syle bakalm aptal kpek, bizi kim ziyaret edecek?"
Gnler bitmek bilmiyordu. Walter gurbete geldiinin ilk gnlerindeki iyimserlik
tellal, dostu Ssskind'i zler olmutu. O zamanki hayat imdi ona gzel
grnyor, burasyla kyasladnda Rongai ona cennet gibi geliyordu. Burada,
Ol'Joro Orok'ta karsyla kendisini bunaltan, ama bir trl dile getirmeye cesaret
edemedikleri terkedilmilik duygusunu Rongai'de, Ssskind'in scak dostluu
sayesinde hi hissetmemilerdi.
Hkmet benzini karneye balamt, ibirlikilere iftlikten ayrlrken lazm
olan belgeleri vermekte de zorluk karyorlard. Ssskind'in, gergin sinirlerini
biraz olsun geveten, yaamlarna renk katan ziyaretleri de seyreklemiti.
Dingin dnyasndan karak, Nakuru'dan yeni haberlerle kp geldiinde, hibir
mantn sarsamad bir inanla, savan birka aydan fazla srmeyeceini
syledii zaman, Jettel'le Walter'i hapseden izbe kodesin nndeki parmaklklar
ksa bir sre iin de olsa alveriyordu, kar kocann yaam bir anda
aydnlanyordu.. Sadece Ssskind geldii bu gnlerde Jettel yine Walte/in eski
gzel gnlerdeki kadn oluyordu.
Kafas Ssskind'le yle doluydu ki, aniden kp gelirse ne yapacan, ne
syleyeceini ve ondan neler dinleyeceini iyice zihninde tasarlamaya alt.
Bu arada mutfan olduu binadan baz sesler geldiine vehmetti. Ama bu
trden evhamlarn epeydir umursamyordu zaten gnlk gereksinimlerini
belirleyecek gc ancak kendinde buluyordu..
Evle mutfak binasnn arasndaki yola baknca, bir arabann drt tekeri ile
zerinde st ak bir sandk gzne arpt. Kzgn le gneine kar ellerini
siper edip, gzlerini ksarak, akn akn bakt. Hahns'larn arabasnn dnda
epeydir buralara baka bir araba gelmiyordu, acaba askeri bir ara myd, yoksa
yine son gnlerde ska grd hayallerden biri miydi, karar veremedi. Gzn
elen grnt giderek daha belirginleti, sonunda Walter su deposuyla kaln
gvdeli sedir aacnn arasnda durann, gerekten bir cip olduunu far ketti.
Eer bu gelen onu yeniden gzaltna almak zere Thomson elaleleri'ndeki
polis karakolundan bir memursa hi armayacakt. Ne garip bir rastlant ki,
tam da mttfefiklerin Sicilya'ya kartma yaptklar srada baz tutuklamalarn
olduunu duymutu. Geri tutuklamalar sadece Nairobi ve Mombasa
evresindeydi... Sava kt gnlerdeki gibi ikinci kez iftlikten ayrlma

ihtimali, yine de Walter'e ters gelmedi, ama sonucu ne karsa ksn, hayatnda
byle ani bir deiiklie hazr deildi..
Birden Jettel'in heyecanl sesini duydu.. Bazen "Martin, Martin" kimi kez de
"hayr, hayr" diye baryordu. nnden hzla koup geen Rummler, sadece
yabanc ziyaretiler geldiinde yapt gibi ulurcasna havlamaya balad.
Walter, yksek otlarda ayaklan bodur kklere taklp birka kez tkezleye
tkezleye koarken bir yandan da bu ad son defa nerede duyduunu
anmsamaya alyordu. Leobschtzdeyken mektup getiren, Almanya'dan
ayrlana dek de kendilerine dostluk gsteren postacdan bakas aklna
gelmiyordu.
Yahudilerin srekli youn bask altnda tutulmalarna ramen adamcaz 1936
Haziran aynda, karmak bir miras olay iin Walter'in brosuna gelmiti. Her
geliinde hep "Heil Hitler" diye selam vermi, giderken de utanarak
"Allahasmarladk" diye vedalamt. Adam birden gznn nne geldi. Ad
Kari Martin' di, bir by vard, Hochkretscham'dan geliyordu. Bir Noel
gecesinde, Asternweg'e elinde bir kazla kagelmiti, tabii kimsenin onu
grmediine iyice kanaat getirince. Drstlerin hayatta kalabilmesi iin
karanla gereksinimi vard.
Owuor mutfan kk penceresine yaslanm, gnete dilerini parlatyordu.
Ellerini rparak, "Bwana!" diye seslendi, arap itii gnk gibi dilini
aprdatp, "abuk gel. Memsahib alyor, askari daha da ok alyor."
Mutfaa giden kap akt. Parafin ok pahal olduu iin ancak gne battktan
sonra lamba yakldndan gndzleri ierisi neredeyse gece gibi karanlk
oluyordu. Walter'in gzleri karanlkta ekilleri seene kadar epey zorlandlar.
ekiller belirlenince, gerekten de kafasnda Leobschtz'deki postacnn kasketi
olan adam grd, karsyla skca birbirlerine sarlmlar, odann ortasnda
dansediyorlard.. Sadece sradklarnda ayrlyorlar, sonra tekrar birbirlerinin
kollarna derek, karlkl pyorlard. Walter kendini ne kadar zorladysa
da bir trl anlayamad, acaba karsyla Martin glyorlar myd, yoksa
Owuor'un iddia ettii gibi alyorlar myd?
"te Walter!" diye bard Jettel. "Martin, bak, Martin geldi. Kuzum bu kadar
skma beni, neredeyse ldreceksin. Walter de mutlaka hayal grdn
sanyordun"
Walter nihayet adamn srtndaki haki niformayla kafasnda ngiliz askerlerinin
giydii kasketi farketti. Sonra kendisine seslendiini duydu. Yznden nce
sesini tanmt. Kars nce grler gibi "Walter," dedi sonra da fsldayarak;
"galiba aklm oynatmak zereyim. Bugnleri bir daha greceimi ummazdm."
Boazmdaki yumru hzla midesine inen Walter, bacaklarnn titremesiyle
sendeleyince mutfak masasna dayanacak zaman bulamad, neyse ki dmedi.
Korkular onu her zaman heyecanlandrrd, ama imdi mutluluun verdii daha
byk bir heyecanla ban Martin Batinski'nin omuzlarna yaslad. Dostunun
son beraberliklerinden bu yana geen alt uzun ylda bu kadar bym
olacana bir trl inanamyordu.

Owuor, Memsahib'le Bwana'si ve aralarna yeni katlan gzel yzl Bwana


Askari'nin gzyalaryla slanan tenini ovuturdu. Kamau'ya masayla
iskemleleri, kaln gvdeli aacn altna koymas syledi. Bwana'si srt ard
zamanlar, yeni kan ayn aydnl kadar beyaz bir yzle bu aacn altna oturur
srtn gvdesine srterdi. Tabaklar, bak ve atallar kirli deillerdi ama Kania
onlar yine de byk tasn iinde ykamaya koydu.
Owuor'un srtnda, sadece houna giden konuklar ziyarete geldiinde giydii
Kanzu'su vard. Ayak bileklerine kadar uzun bu beyaz entarisini belinden, enli
krmz bir kuakla dolamt. Kuan kuma yumurtadan yeni km bir
civcivin tyleri kadar yumuacakt. Owuor'un tam karnnn zerine gelen
ksmda, Bwana'mn yazp, Gilgil'deki Memsahib'in kaim bir ine ve gne
renginde iplikle iledii kelimeler gze arpyordu.
Bwana Askari* Owuor'u, banda, tepesinden siyah pskl sallanan koyu
krmz renkli fesi, belinde ilemeli kuayla grdnde, gzleri aknlktan
falta gibi almt. Ardndan yle bir kahkaha att ki, sesi dalarda kez
yanklanp dnd.
"Amah Tanrm, Walter hi deimemisin, hep o eski Walter. Kafasndaki bu
apka, belinde, zerinde Redlich's Hotel yazl kuayla bu kafiri grseydi,
baban kim bilir ne kadar sevinirdi. Sohrau son olarak ne zaman aklma geldi
bilmiyorum,"
"Ben biliyorum. Bir saat nce,"
"Bugn artk hibir ey dnmeyelim. Sadece Martin'i dnelim."
"Ve bir de kendimize imdik atalm, hl yayoruz muyuz diye.."
Breslau'da tanmlard. Walter niversitede birinci, Martin ise nc
smestride okuyorlard, Jettel yznden birbirlerini
* Asker Bwana N 164
ylesine kskanyorlard ki, 1924 ylba balosu olmasayd, aralarndaki
olaanst dostluk bozulacak, neredeyse mrboyu dman kalacaklard.
Sonralar de bu baloyu talihin bir cilvesi olarak grmlerdi.. Martin'in 1937
Haziran aynda apar topar Prag'a kamasyla aralarndaki ba kopmutu.
Kaderin gerekten de bir dnm noktas olan o baloda Jettel, Silbermann
adndaki bir doktorda karar klm, gen kavalyelerine de herhangi bir aklama
yapma gerei duymadan, ellerine pasaportlarn tututurmutu..
kisi de ayn derecede zlm ve ac ekmiti. Ta ki... Silbermann olaydan alt
ay sonra Amsterdam'dan varlkl bir kuyumcunun kzyla evlenene kadar.
Martin'le Walter, aralarndaki rekabeti bu defa sadece Silbermann'a ynelterek,
hayatlarnn bu ilk ak acsna katlanabilmilerdi. Alt ay sonra Jettel'i teselli
ederek kollarna alan ise Walter olmutu.
Martin krgnlklar unutacak biri deildi, ama bunu Jettel'e yanstmayacak kadar
salam bir dostluu vard. Walter7le ou smestr tatilini Sohrau'da geirmiti,
nk bir ara neredeyse Walte/in kaynbiraderi olmak zereydi. Ancak Liesel'in
karar vermesi uzun srmt, Martin'de askda kalan iler karsnda nasl

davranacan bilemediinden onunla uramaktan vazgemiti. Sonunda


Jettel'in nikah ahidi olmutu. 1933 ylnda Breslau'da avukatlk stajn brakmak
zorunda kalarak, bir mobilya firmasnn temsilciliini stlenince, sk sk
Leobschtz'e gelmeye balamt, sanki hayatnda deien bir ey olmadna
kendine inandrmak istiyordu.. Martin, ou zamann hayal gcn kullanarak
en gzel iltifatlar bulup, Jettel'i martmakla geirince Walter'in eski kskanl
yeniden alevlenirdi. Martin'nin Regina'ya ise ar bir tutkunluu vard.
"Galiba Regina, baba demeden Martin demiti," diye hatrlatnca, Walter.
"Bu kt bellein yznden seni hep kskanmmdr. Bugn bizim iin bu altn
kadar deerli. Ne yazk ki Regina'y gremeyeceksin. Grseydin ok
severdir/'dedi.
"Neden gremiyecekmiim? Srf bunun iin buraya geldim."
"nk okulda."
"Aklma gelmedi deil."
Martin'in Neisse yaknlarndaki kk bir kyde yaayan koyun tccarl yapan
ev, oullarnn yksek renimi iin tm ihtiyalarndan feragat eden, babas,
imparatoruna bal koyu bir vatanseverdi Ama be erkek evladnn da (tpk
mparator II. Wilhelm'in oullar gibi, ki her defasnda onun adn anmay asla
unutmazd) niversite eitiminden nce mutlaka bir zanaat renmelerini
istemiti. Nitekim Martin, ilk hukuk lisansndan nce ilk snavn tesviyeci
kalfas olarak vermiti.
Kardelerden en kyd, erken yalarda kendini ispatlam, elik gibi
eilmeyen iradesiyle de hep gururlanmt. En iyi arkadalar arasnda bile hep
kavgac diye bilinirdi. Bayalklar abartl bir ekilde ortaya sererek, kendinden
hi dn vermemesi Walter'le Jettel'i her zaman etkilemiti. Bunlar imdi
nn de Ol'Joro Orok'da tekrar tekrar anlatacaklar neeli anlaryd.
"Seni ne kadar ok andk bilemezsin,"
"Farkndaym," diye yantlad Martin, "yle bir etrafma baktmda sizin hep
gemii konutuunuzu gryorum."
"Prag'dan kamayacaksn diye hepimiz ok korktuk."
"Durum ktlemeden Prag'dan ayrldm. O sralarda bir kitapda alyordum
ama geinemiyordum,"
"Ya sonra?"
"nce Londra'ya gittim. Sava knca beni orada tutmak istemediler. oumuz
Man adasna gittik, oradan eer bir zanaat biliyorsak Gney Afrika
vatandalna geebilecektik.. Rahmetli babamn hakk varm. Bir insann
elinde zanaat varsa eli altn tutar. Aman Tanrm, bu sz ne kadardr azmdan
kmamt."
"Peki neden orduya katldn?"
Martin alnn svazlad. Sklnca hep byle yapard. Parmaklaryla masay
tklatarak gzlerini evrede dolatrd, sanki bireyleri saklamak ister gibiydi.
Hafif bir sesle, "Sadece bireyler yapmak istedim" dedi, "lmnden ksa bir
sre nceydi, babam, yanmzda alan kzlardan biriyle ilikisi olmakla

sulayp hapse attklarnda, kafamda birden her ey aydnlanverdi. lk kez


sandm kadar duyarsz biri olmadm fark ettim, Sanki babamn beni asker
olarak grmek istedii gibi bir hisse kapldm. Pro patria mori,* eer ne anlama
geldiini hl hatrlyorsan! Bu tr fedakarlklar yapmam eski vatanm benden
hi istememiti. Birinci Dnya Sava'nda henz ok gentim, aziz vatanm bana
zamannda tekmeyi atmam olsayd imdikini de yaamayacaktm. Yeni
vatanm neyse ki yahudiler iin ayn eyleri dnmyor."
"Dorusu u gne kadar bunu fark etmedim," dedi Walter, "En azndan burada
Kenya'da. Buraya sadece Avusturyallar kabul ediyorlar. Onlar Friendly Aliens
olarak gryorlar. Seni nereye atayacaklar ki?"
"Her neyse, birdenbire haftalk izne kardlar. Bu cepheye gideceksin"
demektir. Nereye gnderirlerse gndersinler, umurumda deil"
Vatan iin lmek. . N
"Orduda adn nasl telaffuz ediyorlar?"
"Sadece Barret diyorlar. Adm artk Batinski deil. Vatandala kabul
edilirken dorusu olaanst anslydm, yoksa yllar sryor. in iine biraz
rvet girdi tabii. Bir memur kzla paslatm, da gibi dosyalarn arasndan
dilekemi karp, st sralara koyuverdi."
"Ben buna asla cesaret edemezdim."
"Baka ne yapabilirdim ki?"
"Admdan ve vatanmdan vazgeerdim."
"Ve yabanc kadnlarla ilikiye girerdin, Ah Walter biliyor musun, sen iimizde
her zaman en iyisiydin bense, en aklls."
Akam yemeine oturduklarnda Jettel sordu, "Peki bizi nasl buldun?"
"Daha 1938 ylnda, Kenya'ya yerletiinizi biliyordum, Liesel bunu
Londra'dayken bana yazmt" diyen Martin, parmaklaryla yeniden alnn
svazlad, "Belki de ona yardm edebilirdim. O zamanlar ngilizler hl bekar
kadnlar kabul ediyorlard. Fakat Liesel babasn yalnz brakmak istemedi.
Ondan hi haber aldnz m?"
Jettel'le Walter bir azdan, "Hayr?" diye yantladlar.
"zldm, Ama bir kere de ben aratraym."
"Annemle Kaete'den bir mektup daha aldk. Onlar douya transfer edeceklerdi."
"zldm, aman Tanrm ne aptalca eylerden konuuyoruz." Martin gzlerini
kapayarak, en anlar kafasndan atmaya alt, yine de onalt yandaki
Jettel'in ilk balo elbisesiyle gzlerinin nne gelmesini engelleyemedi. Lila, sar
ve yeil renkte metrelerce tafta zihninde dans edip duruyorlard,
"Gel," dedi efkatle, Jettel'e doru eilerek yanana bir pck kondurdu,
"imdi bana en iyi kz arkadam hakknda hereyi anlat, bilmek istiyorum.
Eminim Regina, okulunun en iyi rencisidir. Yarn da ciple etraf dolarz."
"birlikiler, permileri olmadan iftlikten kamyorlar."
Martin glerek, "Majestelerin bir avuu direksiyondaysa buna gerek yok' dedi.
Martin'in yannda Walter ve Jettel, arkada Owuor ve Rummler olmak zere
yaplan bu yolculuun ilk dura Patel'in dkkn oldu.. Martin'in kk bir

tartmay adeta byk bir savaa dndrmedeki becerisi sayesinde Patel,


yllardr savunmasz insanlara att oklarn torbasndan kararak intikamn
alma frsatn elde etti.
Sava ve beraberinde getirdii zor yaam koullan nedeniyle Patel her yl bir
olunuu Hindistan'a geri gnderiyor, onun yerine bir dier olunu Kenya'ya
getirtmek zorunda kalyordu, bu da teden beri insan dman olan Patel'i
insanlardan daha da ok nefret eder hle getirmiti. Snmaclar ngilizce'yi
Svahili'ce kadar iyi konuamadklar iin Patil'le salkl bir iletiim
kuramyorlard, Hintli tccar da, bu nefretini snmaclara sergilemekte bir
saknca grmyordu. Kendi karaborsa tezghn kurmutu. Ne istenirse hep en
azn veriyor ama bedelinden fazla para alyordu. Walter'le Ol Kaluo'dan gelen
dier iftlik alanlarnn hepsi, satn aldklar un, konserve et, pirin, puding,
kuru zm, baharat, elbiselik kuma, hrdavat cinsinden eyalar ve zellikle de
parafin karlnda iki misli fiyat dyorlard. Keyf fiyat artlar resmen
yasaksa da, Patel iin iinde snmaclar olduu iin yetkililerin gzyumacam
hesaba katyordu. Nitekim resmi makamlar da bylesi kk hileleri zararsz
gryorlard, stelik vatanperver duygularna, sava sebebiyle daha da artan
yabanc dmanlna pek de ters gelmiyordu.
Martin, snmaclarn ektii bu skntlardan ve aalanmalardan Patel'e
giderken yolda haberdar oldu. Son dut aacnn nne geldiklerinde arabasn
durdurdu, sadece Walter'le Jettel'i dkkna gnderdi, kendisi de Owuor'la cipte
kald. Patel, Gibson iftlii'ndeki bu cebi delik meteliksiz zavalllarn ancak
yanlarnda birileri varken dkknna gelebileceini hi dnemedii iin,
sonradan kendisini asla affetmeyecekti.
Patel elindeki mektubu okuyup bitirene kadar Walter'le Jettel'in yzne
bakmad. Ne istediklerini sormadan, zerinde fare pislii izleri olan un paketini,
tenekeleri ezilmi, erik brk et konservesi kutularn, nemlenmi pirinleri
hibir ey sylemeden nlerine dizdi. Mterilerinin her zamanki utanga
halleriyle tereddt ettiklerini zannedip, bildik bir el hareketiyle, ngilizce olarak,
alayc bir ifadeyle;
"Take it or leave it,* dedi
O srada kapda beliren Martin fkeyle, "You bloody fuckin'Indian," diye
bard, "you damn'd son of a bitch."** ki admda tezghn nne gelerek et
konservelerini ve pirin uvaln masadan ald gibi yere frlatp att. Ardndan
ngiltere'deyken zellikle de orduda rendii ne kadar kfr varsa sralad.
Dkknn giriinde duran Owuor'la, Walter ve Jettel sylenenlerden bir ey
anlamadlar ama, Patel'in yzn grmek onlara yetti. Suratsz, aksi, sadist bir
diktatr, birden kpekleivermiti. Owuor bu olay o akam ve daha sonralar sk
sk anlatacakt.
Patel, olup bitenleri biraz olsun anlayp deerlendirmek istiyordu ama, ngiliz
ordusu hakknda pek ok ey de bilmiyordu.. Kolundaki eritli avu apoleti
ile Martin'in bir subay ol
"Ya al ya da brak." ** "Seni kahrolas Hintli pi."

duunu dnyordu, onunla tartmay gze almayacak kadar da zekiydi.


Birka kilo pirin ya da bir iki kutu biftek iin koca bir mttefik kuvvetler
ordusuyla ilikilerini bozmaya niyeti yoktu. Kendisinden bir ey istenmesine
frsat vermeksizin, bir paravanla ayrlm yan odadan, Nairobi'den henz bir gn
nce dkknna gelmi olan taze gda maddelerini, byk teneke kutu
parafini ve iki top kuma kard. Az diline dolanarak drt tane de deri kemeri
ynlarn zerine koydu.
Martin, "Hepsi arabaya gitsin" diye sert bir sesle emir verdi, henz alt
yandayken evdeki Polonyal hizmeti kza da ayn ses tonuyla emirler
yadrd bir gn babasndan tokad yemiti. Patel korkusundan btn mallar
kendisi cipe tad. Owuor elinde sopasyla dolanp duruyor, sanki nnde bir
kadn varm gibi, ahlksz kpek Patil'in mallar tamasn seyrediyordu.
Martin, Walter'e dnerek, "Kumalar Jettel iin, btn kemerler de senin. Ben
kemerimi King George'dan alyorum," dedi.
"Drt kemeri ne yapacam Sadece pantolunum var, biri de zaten eskidi."
"O zaman birini Owuor'a verirsin, beni hatrlamas iin."
Owuor adn duyunca glmsedi, Bwana Askari* ona kemeri uzattnda
bylenmi gib dili tutuldu.. ki parman bana gtrerek selam durdu.
Kardelerini grmeye birka gnlne Ol'Joro Orok'a gelen, Nakuru'daki gen
askariler de byle yapyorlard.
Yirmi drt saati dolu dolu ve alabildiine mutlu geen ilk gn byle sona erdi.
Ertesi sabah Naivaa'ya gideceklerdi.
Martin ona kartpostal gsterdiinde Martin biraz kukuyla, "Naivaa kibar
insanlara gre bir yer," dedi, "Geri sokaklarnda yahudilere yasaktr yazl
tabelalar yok ama isteseler bayla bayla koyarlar. Ssskind bana anlatmt.
Patronuyla buraya geldii gn, adam len yemei iin otele gidince, kendisi
arabada beklemi.
"Greceiz bakalm," diye yantlamt Martin.
Naivaa, kk ama salam evlerden meydana gelen bir ehirdi. evresindeki
zengin bitki rts ve kularyla, ngiliz smrgesinin grlmeye deer
yerlerinden biri olan gln etrafndaki oteller de ngilizlerin zel kulplerine
benziyorlard. lerinde en eski ve lks olan Lake Naivasha Hotel'di. len
yemeinde begonvillerle donanm terasta rosto yediler ve Breslau'dan sonra bir
daha iemedikleri ilk biralarn itiler. Walter'le Jettel Almanca konutuklar iin
seslerini ykseltmekten ekmiyorlard, tehlikeden korkarak annelerinin
eteklerinin altna sman ocuklar gibiMartin'in niformasndan medet
umuyorlard.
Yemekten sonra glde yzen nilferlerin arasnda sandalla bir gezinti yaptlar.
Otel ynetimi nce ekinmiti ama sonra Martin'nin tehditkar ses tonundan
etkilenip Owuor ve Rummler iin de zel bir kayk verilmesini salamt.
Kapdaki Hintli kavas da, ordu mensuplarnn isteklerini zellikle dikkate almas
konusunda kendisine resmi talimat verildiini otel giriinde ve knda
hareketleriyle defalarca vurgulamt.

Bir hafta sonra, arabalaryla Kenya Mount dann en gzel grnd Naro
Moru'ya giderlerken, Walter, Owuor'la beraber Kimani'yi de yanlarna almak
iin srar etmiti.
"Biliyor musun, her gn o da birlikte seyrederiz. Kimani benim en iyi dostum.
Owuor artk aileden biri saylr. Bir sor bakalm Kimani'ye, El Alamein nedir
diye."
Martin gld, "Sen yok musun!" diyerek, Kimani'yi Rummler'le Owuor'un
arasna oturttu. "Baban bana hep senin yannda altrdn adamlarn ahlakn
bozduunu sylerdi."
"Kimani'nin ahlk bozulmaz. Beni yiyip bitiren korkularmdan aklm karacak
gibi olduum gnlerde, tek kurtarcm Kimani."
"Neden korkuyorsun ki? "
"imi kaybetmekten, sonra aklm kaybetmekten.!!"
"Hibir zaman mcadeleci bir insan olamadn. Nasl oldu da Jettel'le evlendin
hayret ediyorum."
"Ben onun nc seeneiydim. Silbermann'la evlenemeyince, seni istemiti."
"Sama."
"Hibir zaman iyi bir yalanc olamadn martin."
Naro Moru'daki otel eskiden daha gzel gnler grmt. Sava ncesi daclar
burada mola verirlerdi. Seferberlik olalberi ise mterilerine eskiden olduu
gibi donanml ve hazrlkl olamyordu. Martin'e gelince byle yerlerde yine
havasn basyordu. Hemen bir a bulup getirterek, len yemeini bahede
servis yaptrd. Owuor'la Kimani otel personeline ayrlan blmde konuk
edildiler. Yemekten hemen sonra dnp da seyretmeye geldiler. Jettel
ezlongta uyuyor, Rummler'de ayaklarnn dibine kvrlm horluyordu.
"Jettel eski gnlerdeki gibi hi deimemi," dedi Martin, sonra aceleyle, "Sen
de yle. Eski braktm Walter"sin" diye ekledi.
"Beni bir aynas bile olmayan pis bir yahudi mi sanyorsun? Biliyor musun,
Jettel'i pek mutlu edemedim."
"Jettel'i kimse mutlu edemez. Bunu bilmiyor muydun?"
"Biliyordum. Ama belki de zamannda yeterince bilemedim. Yine de onu
knamyorum, sitem de etmiyorum. Kocasn semek iin yeterince titiz
davranmad. ok zor gnlerimiz oldu. Bir ocuumuzu kaybettik."
"Siz kendinizi kaybetmisiniz." dedi Martin.
Owuor kulaklarn iyice dikmi, dadan esen rzgarn sesini dinliyordu. Bwana
askariyi daha nce bu sesle konuurken duymamt, kk akl talarnn
zerinden akp giden suyun sesine benziyordu. Kimani Bwana'nm sadece
gzlerini gryor ve tuz ksryordu.
Naro Moru dnnn akamnda Martin "imdi bir tek Regina'y grmem
kald," dedi. "Onu grmeden savaa gitmem. Onu greceim diye yle
sevinmitim ki."
"Ancak bir hafta sonra tatile kacak."
"Ben de tam o zaman dnmek zorundaym. Onu okuldan nasl alyorsunuz?"

" ayda bir bu sorunu yayoruz. O zamana kadar barmza ta basp


bekliyoruz. Uslu duruyoruz, eer bizden memnun kalrlarsa komu iftlikteki bir
Bur kzmz getiriyor"
Martin tiksintiyle, "Bir Bur mu?" diye tekrarlad, "i buralara kadar vard demek.
Gney Afrikal bir adamn nnde bunu syleyemezsin. Bur da kim oluyormu,
onu ben getiririm. Tek bama. En iyisi Perembe gn. Yarn ona bir telgraf
gndeririz."
"Byle bir eyi yapana kadar, Breslau'daki Belediye Binasnn nne gidilib
Nazilerin camlarn krarz daha iyi, bu ok daha kolay olurdu bizim iin. Okul,
ocuklarn tatilden bir gn nce bile kmalarna izin vermiyor. Doktorun
kendisi bizzat telefon ettii halde, Regina'nm Jettel'i hastanede ziyaret etmesine
izin vermediler. Okul hapishaneden beter. Regina pek farknda deil ama biz
bunu oktan biliyoruz.
"Hele bekleyip de grelim bakalm, lkesinden gelen cesur askerlerinin ricasn
reddetmeye cesaret edebilecekler mi. Perembe gn u lanet olas okulun
nne gidip, kz bana verene kadar, "Rule Britannia" arksn syleyeceim,"
dedi Martin glerek.
X. BLM
Bay Brindley elindeki kd hrtyla buruturup, "avu Martin kim?" diye
sordu.
Regina tam azn aacakt ki, yant aklna gelmedi. Skntyla dili doland, ne
zaman mdrn odasna gelse, hrsz bekleyen uykusuz bir kpek gibi hep byle
huzursuzlanrd. Ad anmsamak iin belleini zorlad, Bay Brindley'in birka
hafta nce kendisine okumak zere verdii btn kitaplar zihninden tek tek
geirdiyse de bu isim ona hibir ey artrmad.
Regina okuldaki arkadalarndan daha bilgiliydi. Inge'nin bile dnyann
gizemlerinden haberi yoktu. Onun perisi, okula gitmek zorunda kald o
korkun ay boyunca Nakuru'daki karabiber fundalklarnda yayordu, okul
tatil olunca da Ol'Joro Orok'taki ketenkeneviri tarlalarn en bynn hemen
yanndaki bir Hibiskus ieinin iinde saklanyordu. te bu peri Bay Brindley'i
ortadan ikiye ayrmt.. Herkesin tand ve korktuu bir yars ocuklar
sevmiyordu, ktyd, adil deildi, okul disiplini, ceza, sopa ve katlktan baka
bir ey bilmiyordu.
Bay Brindley'in Regina'y da byleyen ikinci yars ise, uysal ve yumuackt.
Gariptir, bu yarm adamn ad da Arthur Brindley'di ve David Copperfield'i,
Nicholas Nickleby'yi, Oliver Twist'i, yoksul Bob Cratchitt ve minicik Tim'ini
seviyordu, tabii zellikle de Little Nell'i seviyordu. Regina hatta bazen
onun Ol'Joro Orok'daki bloody Refugee'lerden bile holandndan
kukulanyorsa da bu pek ender oluyordu, nk perilerin kendini beenmi,
marur insanlar sevmediini biliyordu.

Bay Brindley'in Regina'y ilk kez Little Nell diye ardndan bu yana epey
zaman gemiti. Ama Regina sihrin etkisini gstermeye balad o gn ok iyi
hatrlyordu, sonuta bir yahudi kz ocuuna ngiliz ad yaktrmak ok zel
bir eydi
Mdr ev devleriyle akam yemei arasnda gnn tek bo geen saatlerinde
Regina'y sk sk odasna arrd. Karlatklarnn o korkun ilk dakikasnda
mdrn az bzlr, gzleri "noel hikayesindeki" pinti Scrooge gibi ate
pskrrd. Regina kapdan koarak girip yaz masasnn nnde soluunu
tutarak beklerken, Brindley sanki onu cezalandrmak iin arm gibi bakard.
Regina'ya saatler gibi gelen uzun bir suskunluun ardndan Brindley yerinden
dorulur, dudaklar hafif bir solukla alr, gzlerindeki yangnlar sner, altn
anahtarl dolaptan bir kitap ekip karrd. Bu kk anahtar ok zel gnlerde,
mavi ieklerle bezeli keten tarlalaryla yeil tepelerin tanrs Pan'nm, gnn en
uzun glgelerinin dt saatlerde ald bir flte dnrd. Kitap hep
Dickens'tan olurdu ve koyu krmz bir ciltle bal olurdu. Regina okul
kurallarn inedii bir srada sust yakalanan bir ocuun rkekliiyle,
kitab alrken, iki ruhlu mdr hep ayn eyi sylerdi: " hafta sonra kitab
getir ve bana okuduklarn anlat."
Kitab iade ettiinde, Bay Brindley'in kendisine sorduu sorular Regina pek
ender yantsz brakrd. Tatilden nceki son drt hafta, Dickens'in sadece
mdrle kendisine zel olarak anlatt olaanst gzel hikyeler hakknda Bay
Brindley'le yle uzun sohbet ederlerdi ki, Regina akam yemeine her defasnda
gecikirdi. Regina'nm nerede olduunu bilmezden gelen kantin sorumlusu
retmenin verdii cezalar, etkisine inand sihrin kendisine verdii keyifin
yannda ok hafif kalrd.
Bebein lmnden sonrasna gelen tatilde Regina ilk kez babasna bunlar
anlatmay dnd, fakat babas perilerin "ngiliz samalndan "baka bir ey
olmadna inanyordu. Regina da babasn heyecanlandrmak istemediinden
sadece Dickens'den sz ederdi.
Mdr sabrszlkla tekrarlad, "Sana avu Martin Barret'in kim olduunu
sordum."
"Bilmiyorum Sir."
"Bilmiyorum da ne demek?"
Regina mahcup bir ifadeyle, "Bana verdiiniz hibir kitapta bir avu yok,"
dedi. "Yoksa mutlaka gzme arpard Sir. Mutlak aklmda kalrd."
"Kahretsiz Little Nell. Ben Dickens'tan sz etmiyorum."
"Ah zr dilerim Sir. Bilmiyordum. Yani bilemezdim demek istiyorum."
"Ben burada Bay Barret'den sz ediyorum. Sana bir telgraf gndermi."
"Bana m Sir? Bana bir telgraf m gndermi? Bugne kadar hi telgraf
grmedim."
"Burada," diyen Mdr, kad uzatarak; "hadi oku bakalm" dedi.
Regina "Perembe seni almaya geliyorum. Mdre haber ver" yazan kad
okurken, birden sesinin Brindley'in duyarl kulaklar iin fazlaca yksek

olduunu farketti. "Bir hafta iinde cepheye gideceim" diye alak sesle devam
etti.
Bay Brnidley, "Bu isimde bir amcan var m?" diye sorarken yz bir an iin,
Noel'den bir nceki akam Scrooge'nunkine benzedi.
"Hayr Sir, sadece iki tezyem var. Almanya'da yayorlar. Her akam onlar iin
dua ediyorum, ama Almanca olduu iin bunu yksek sesle yapmyorum."
Brindley fkeli davrandn, ocua hakszlk yaptn, sabrsz ve hain
davrandn fark etti. Kendinden utand, te yandan Little Nell'in, bu kahrolas
kk yabancnn, yorgun olmad gnlerde en i sayfalarndaki btn haberleri
dikkatle tek tek okuduu ngiliz gazetelerindeki, bir yn zmsz sorunu olan
kzlardan birine benzemesine de gnl raz deildi. Her gn dzenli bir ekilde,
sava kalberi de dierlerinden daha severek okuduu African Standard
gazetesinde neyse ki kendi dnyasnn dnda olup bitenlere dair haberler
olmuyordu.
Brindley kurcalamay srdrd. "Sana bir telgraf gnderdiine gre Bay Barret'i
tanman gerek." Honutsuzluunu saklamadan, "Her ne hal ise, tatilden be gn
nce seni eve alabileceini sanmasn. Bunun okul kurallarna aykr olduunu
biliyorsun" dedi.
"Oh evet Sir, byle bir ey istemiyorum. Bana bir telgrafn gelmesi bile kafi.
Tpk Dickens'te olduu gibi Sir. Orada da zavall insanlar bir gn aniden mutlu
oluyorlar. En azndan bazen"
"Gidebilirsin," dedi Brindley, kendi sesini duymam gibi.
"Telgraf alabilir miyim?"
"Neden almayasm ki?"
Regina karken arkasndan kapy kapattnda, Arthur Brindley iini ekti.
Gzlerinden yalar akmaya balaynca, yine ttn farketti. Kendisini,
tatsz, uygunsuz sorunlar yklenmek zorunda kalan duygusal, elden ayaktan
kesilmi bir salak gibi gryordu, yeterince akln kullanamyor, yrei
hemencik yumuuyordu. Tek bir ocuk iin bu kadar zaman ayrp
uramaya deer miydi, stelik eskiden hi byle davrand olmamt. Ama
Regina'nn stn yetenei, okumaya kar duyduu ar hrs, kendi meslek
yllarnn biteviyelii iinde edebiyata yeterince zaman ayramam olmas, gibi
nedenler onu gln bir ihtirasn tutkulu esiri hline getirmiti.
Evham yapt zamanlar, hi anlamad kitaplar nne ydnda Regina'nn
aklndan neler geirdiini merak ediyor, her grmeden sonra da ocuu bir
daha yanma armamaya karar veriyordu. Ama kararn uygulayamaynca her
zaman zayflktan nefret etmi biri olarak, nasl byle onursuz davranabildiine
mthi zlyordu. Ama genliinde hatta orta yalarda farkna varmad
yalnzl, yallnda iradesini galebe alyor, kemiklerinin sodal gln nemli
havasna duyarll kadar duygular karsnda da ayn ekilde hassaslayordu.
Regina telgraf, perisi iin minik bir dek olacak ekilde drde katlayarak okul
niformasnn cebine koydu. Gn boyu telgraf aklna getirmemeyi denediyse de
beceremedi.. Cebindeki kt en ufak bir hareketiyle hrdadka, herkesin bu

esrarengiz sesi duyup kendisine bakacan sanyordu.. zerine kocaman siyah


bir damga vurulmu telgraf tanmad bir kraldan gelen bir haber olmalyd,
ayet btn yreiyle ona inanrsa, kral mutlaka kendisini ona gsterecekti
Hayaller atosunun kapsn srgleme zaman geldiinde, Bay Brindley'in
kendisine syledii ad nerden duyduunu bulmak iin belleini zorlamaya
balad, gaddar bir esir tccarnn klesini kamlamas gibi dnceler zonk
zonk belleine iniyorlard. avu Martin Barret adn, annesiyle babasnn
kendisine anlatt hikayelerde aramann sama olduunu sonunda anlad.
Yabanc bir lkeden gelen bu kraln byk bir olaslkla ingilizce bir ad vard;
ama babasnn imdiki patronu Bay Gibson'la, Rongai'deki patronu Bay
Morrison'un dnda hibir ngiliz'i tanmyorlard. Tabii bir de, yahudileri
muayene etmek istemedii iin bebein lmne sebep olan Dr. Charters vard,
ama kendisi iin tam da iyi eyler olurken Charters! iin iine katmak doru
deildi.
Mdrn avula ilgili kendisini bir kez daha sorguya ekeceini umuyor, ayn
zamanda korkuyordu da. Btn bir aramba gn teneffse her ktnda Bay
Brindley'in odasna giden koridorda dolap durduu hlde, onu gremedi.
Perembe Regina'nm en sevdii gnd, o gn Ol'Joro Orok'tan posta geliyordu,
annesiyle babas da tatilden nceki son hafta okula mektup yazan ender kiiler
arasndayd. Mektuplar le yemeinden sonra datlyordu. Regina'y da
ardlar, ama eline zarf vermek yerine, le nbeti olan retmeni ona,
"Hemen Bay Brindley'e git," dedi
Okulun yuvarlak stunlarnn tam ortasnda durduunda, sa tarafta gl tarhnn
arkasnda perisini grd, ona bekledii byk ann geldiini haber veriyordu.
Tanmad prenseslere telgraflar gnderen Kral, mdrn odasndayd. ok
iriydi, srtnda burumu haki bir niforma vard, salar fazla gne alm
buday rengindeydi, ldyan koyu mavi gzleri, le gneinde aklaan
DikDiks'in derisi kadar aydnlanverdiler.
Regina byk bir sknetle gzlerini adamn parldayan siyah izmelerinden,
kafasndaki hafif eik kasketine gezdirdi. ncelemesi bittiinde, arpan yrei
kafasndan geenlerle ayn eyi sylyordu; daha nce hi bu kadar gzel bir
erkek grmemiti. Sanki yarsndan ikiye ayrlm ayn adam o deilmi gibi
Brindley'e bakt. Mdrn iki yars da ayn anda, Owuor, "Kalbimi
Heidelberg'de braktm," arksn sylerken gibi kolayca glecek gibiydi. Yani
kt yar yok olmutu..
Hayret, Bay Brindley diini gsteriyordu ki, bu onun gerekten gld
anlamna geliyordu. "Bu avu Barret," dedi "rendiime gre, babann ok
eski bir dostu."
Regina artk bir eyler sylemesi gerektiini biliyordu, ama azndan tek kelime
kmad. Sadece ban sallad. Brindley'in yeniden konumaya balamasna
sevindi.
"avu Barret, Gney Afrika'dan geliyor, iki hafta sonra da cepheye gidecek.
Anne ve baban bir kere daha grmek istemi, seni de tatil iin eve gtrmeye

gelmi. Bu benim iin allmam bir durum. Bu okulda bugne kadar kimse
iin hibir ayrcalk yaplmad, gelecekte de yle olacak, ama sonuta
savatayz, kiisel fedakarlklarda bulunmay renmek zorundayz."
Bu cmleyi sylerken Brindley'e cesaretle bakmak daha kolay oldu, ayn anda
enesini sk sk gsne bastrd. Ne zaman fedakrlklar ve kurbanlardan sz
alsa ocuklar vatana ballklarn ve sevgilerini gstermek iin hep bunu
yaparlard. Regina yine de olup bitenleri aknlktan az ak izliyordu. nk
hereyden nce Bay Brindley'in bu kadar uzun konutuunu epeydir
duymamt, ikincisi fedakarlk, savan insanlardan yapmasn bekledii bir
eydi; genel olarak, bir ngiliz gemisinin battnn acl haberi geldiinde, neden
okulun acil gereksinimlerinden olan defter, kalem, sabahlan reel ya da akam
yemeklerinde puding bulunamamasnn aklamasyd. Henz okul bitmeden
drt gn nce kendisini tatil iin eve gtrmek zere gelen Gney Afrikal bir
avuun nasl bir fedakarlk olabilecei Regina'nm kafasn kurcalyordu ama,
yine de enesini gsnn zerinde tutmaya devam etti..
Bay Brindley kararl bir sesle, "Seni bugn Ol'Joro Orok'a gtrmek zere gelen
bir askerimizin arzusunu reddetmeyeceim," dedi
"Regina, mdre teekkr etmeyecek misin?" Regina o anda karncalanmaya
balayan boazna, bir yavru flamingonun tynn takldndan emindi, yine de
ihtiyat elden brakmayp, ciddi bir yz ifadesi taknd. Az kalsn son anda
kkrdayarak, btn byy bozacakt ki, kendini zor tuttu. Gney Afrika'dan
gelen bu asker kral, ngilizce szckleri tpk Oha gibi aznda eveleyip
geveliyordu. Koca bir cmlede sadece bir tek kelimeyi doru sylemiti, o da
kendi adyd. "Teekkr ederim Sir, ok teekkr ederim Sir." " Little Nell,
imdi git ve Bayan Chart'a, bavulunu hazrlamana yardm etmesini rica et.
avu Barret'i ok bekletmeleyim. Savata zaman ok nemli. Bunu hepimiz
biliyoruz."
Bir saat gemeden Regina rahatlamt, cierlerini iirerek derin derin soluk
alp verdi, okul sresince peini brakmayan, nefret ettii, prasa, kuzu eti ve
keskin sabun kokusunu burnundan defedip att. Bu kokular, Regina'ya gre, bir
ocuun, gzlerinde tuz topaklar olumadan iine atmak zorunda kald
gzyalar kadar okul iin tehlikeliydiler. Okul kravatnn dmn zp,
niformasnn darack eteini dizleri gne grene kadar yukarya syrrken,
rzgr tatl tatl salaryla oynayordu. Arkasna dnp her baktnda tepede ki
beyaz badanal okul binas giderek belirsizleiyordu. rili ufakl evlerin koyu
glgeleri bsbtn gzden kaybolunca bedeni, kanatlarn ilk kez rparak
umaya hazrlanan yavru bir gvercin kadar hafifledi.
Regina yine de konumaya cesaret edemedi Gney Afrikal Kraln, akl ve
yreiyle ihanet ettii bir dilee dnr korkusuyla, Martin'nin yzne
bakmaya da korkuyordu. Sadece Martin'nin direksiyonu tutan ellerine gz
atabiliyordu, Martin Nakuru'dan kp, arabasnn direksiyonunu, Gilgil'in
yukarya kvrlan tozlu yoluna doru yneltmiti ki, sordu: "Bu kart horoz neden
sana Little Nell diyor? "

Regina Kraln Almanca stelik de babasnn ses tonuyla konutuunu duyunca


gld. "Bu uzun bir hikye," dedi, "Peri diye bir ey duydun mu?"
"Elbette. Sen doduun gn bir tanesi beiinin yannda duruyordu."
"Beik nedir? "
"imdi beni dikkatle dinle, sen bana perilerini anlatrsan, ben de sana beiin ne
olduunu sylerim."
"Peki syler misin, neden yalan syledin, babamn arkadaym diye?"
"Uydurmadm, babanla ben ok eski dostuz. O zamanlar daha ok gentik.
Anneni ilk grdmde hemen hemen senin yalarmdayd."
"Ben de beni kardn dnmtm."
"Nereye?"
"Okullarn ve mdrlerin olmad bir yere. Yoksullar sevmeyen zengin
insanlarn olmad ve de Almanya'dan mektuplarn gelmedii bir yere," diye
Regina pe pee sralad.
"Seni hayal krklna urattm iin zgnm. Ama yine de kk bir yalan
syledim, senin okul mdrne. Ben iftlikten geliyorum. Annen, baban,
Kimani ve Owuor'la birlikte ok gzel gnler geirdik. Tabii Rumllerde vard.
Seni grmeden de gitmek istemedim"
"Neden?"
" gn sonra gerekten gitmem gerekiyor. Savaa. Biliyor musun, seni daha
kckten tanyorum."
"Ben br yaammdayken herhalde, bu yzden hatrlyamyorum."
"Benim de teki hayatmda. Ama ne yazk ki ben hl hatrlayabiliyorum."
"Babam gibi konuuyorsun."
Martin Regina'yla bu kadar kolay sohbet edebildiine armt. Regina'ya,
genelde ocuklarla deneyimi olan bir yetikinin allm sorularna sormay
tasarlamt. Oysa Regina 'ran okulunu anlatrken, tpk Walter'in genlik
yllarndaki esprileri yapmasna Martin hayran olmu, on bir yandaki bir
ocuun olaylara ince bir mizahla yaklamas onu hayretler iinde brakmt.
Hayalden geree artc bir hzla geilerine de uyum salayarak, onun bir
dnyadan dierine gidip gelmesini rahata takip edebiliyordu. ki yknn
ardndan Regina uzun bir ara veriyordu. Martin'nin zihninin kartn fark
edince de, bu sefer Martin'i renci yerine koyup retmen kimliiyle
anlatmaya koyuluyordu.
"Bunu bana Kimani gsterdi," dedi, "azn uzun zaman ak kalmas kafaya iyi
gelmiyor."
Thomson elaleleri ve Ol'Joro Orok arasndaki tal yol giderek daralp,
dikletiinde Regina, "Gne kzl olana kadar burada duralm" diyerek rica
etti," uradaki benim aacmdr. Onu grdm zaman az sonra evde olacam
biliyorum. Belki maymunlar da gelir. O zaman bir ey dileyebiliriz." "Maymun
da senin iin peri gibi bir ey mi?" "Yeryznde periler yok. Ben sadece varm
gibi yapyorum. Babam sadece ngilizler hayal kurarlar diyor ama, bana bunun
faydas oluyor,"

"Hadi imdi birlikte hayal kuralm. Baban kan biri"


"Yooo yoo!" diye Regina kar kt, parmaklaryla ha iareti yaparak, "o bir
snmac" Bunu sylerken, sesini alaltmt.
"Baban ok seviyorsun, deil mi? "
Regina "ok," diyerek ban sallad, ardndan telala, "Annemi de!" dedi.
Martinnin, aacnn kaln gvdesine yaslanp gzlerini kapadn grd, o da
gzlerini kapad. Kulaklarna yeni uyanan auri'lerin tamtamlar geliyordu, otlar
henz kprdamaya balamamken yeni kan rzgr hafiften tenini okuyordu.
Eve dnn mutluluuyla bedeni alev alevdi. Rahatlamak iin bluzunun nn
at, nicedir hasret kald sevin lklarn atarak keyiflendi.
Martin slk sesleriyle uyand. Epey bir sre Regina'y izlerken huzursuzluunu
fark etmedi. nce, her zamankinden daha iddetli duyumsad yalnzlnn, ne
olduunu anlayamad grltlerin, insan hznlendiren dev aalaryla
kasvetli ormann onu huzursuz ettiini sand. Yanlmt. Asl neden, oktandr
unuttuu anlaryd.
lk aklna gelen tek tek hecelerini bir trl birletiremedii yeni ngilizce ad
oldu, ardndan Breslau'ya, Jettel'i tand ilk gnlere dnd. Jettel'in plak
olmasna biraz ard, ama siyah llelerinin dalga dalga dans etmesini hayra
yordu. Yine de hl akl belleinden daha ndeydi. En son, sava anlatan
grntler gznn nnde canlannca, Avrupal erkeklerin Afrika'yla ilgili
anlattklar garip hikayeler aklna takld. Hepsi de, gemiin tm uzuvlarn fel
edip, zaman duygusunu kendilerinden alan ann gelmesinden korkuyorlard.
Martin "Kahrolas scak," diye kfretti. Sessizlii yrtan sesinden rkt, yant
sadece bir kutan gelince, o kadar da yksek sesle konumadn fark ederek
rahatlad..
Regina annesine benzemiyordu, Jettel'in gen kzlndaki kadar gzel deildi,
ama bir ocuun olmas gerektiinden daha olgundu. Baz anlarnn silbatan
yeniden canlanmas Martin'i heyecanlandryordu. Erkek olduunu o gnlerde
Jettel kendisine hatrlatmt. Regina ise imdi onda gemiten ok gelecek
duygusunu uyandryordu.
"Hadi gel," dedi, "yolumuza devam edelim. Bir an nce evde olmak istersin."
"Ben oktan evime geldim bile."
"iftlii seviyorsun deil mi?"
"Evet, ama bu benim srrm. Annemle babam bunu bilmemeliler. Onlar
Almanya'y seviyorlar"
"Bana bir ey iin sz verir misin? iftlikten ayrlrsan zlmeyeceksin."
"Neden ayrlacam ki?"
"Belki baban da asker olur."
"Ne gzel olurdu, seninki gibi bir niforma da giyerdi. Bay Brindley askerleri
bekletmek olmaz diyordu. Babam asker olursa beni kskanrlar. Bugnk gibi."
"Sz vermeyi unuttun," dedi Martin glerek, "hani hi zlmeyecektin"

Regina bir kez daha Martin'nin insanst biri olduuna inand. nemli
szckleri tekrarlamann ne kadar gzel olduunu o da biliyordu nk. "Neden
zlmemi istemiyorsun? "
"nk savatan sonra seni grmeye geleceim. Sonra bir kadnsn. Ama daha
nce cepheye gitmek zorundaym, orada bambaka bir dnya var, buradaki gibi
gzel deil. Bu yzden hi deilse senin imdiki kadar mutlu olduunu bilmek
istiyorum. ok ey mi istiyorum?"
"Hayr," diye cevap verdi Regina, "senin hl bir Kral olduunu dnyorum.
Benim Kralm. Herhalde senin iin bir sakncas yoktur?"
"Kesinlikle yok," diye Martin gld, "Tanrnn unuttuu bu yerde insan hayal
kurmay reniyor," Eildi, Regina'y omuzlarndan tutup yukarya kaldrd,
kk kzn tenine dokunduunda yine zaman kavram alt stoldu. Kendini nce
tasasz ve gen hissetti, Regina'nn arlyla soluu kesilince de, ne kadar
yalandn ve budala olduunu fark etti. Derin bir soluk alp, zntsnden
silkelenmek zereydi ki, Regina'nm sesi frsat vermedi.
"Ne yapyorsun?" diye Regina kkrdad. "Gdklanyorum,"
XI. BOLUM
1943 ylnn Aralk ay balarnda Albay Whidett'e yeni bir grev iin emir
geldiinde, btn neesi snverdi. Mount Kenya'daki Saferi Club iin zenle
hazrlanarak planlad Noel tatili berbat olmutu. stelik yeni grevi, btn bir
askerlik mesleinin en etinlerinden biri olmaya namzetti.'. Londra'daki Sava
Bakanl ona "J Operasyonunun sorumluluunu vermiti. Bu, Kenya'da slenen
askeri glerin yeniden yaplanmas anlamna geliyordu.
Smrge hkmeti, anavatan ingiltere ile dier Commenwealth yesi lkelerin
uygulad gibi, ngiliz vatanda olmayp, mttfeklerin davasna dosta
yaklaan ve i gvenlik iin de tehdit unsuru oluturmayan gnllleri de
Majesteleri Kraln ordusuna alacakt. Blgedeki snmaclarn nce "Alman
kart" bir tavr iinde olduklarn keein olarak teyit edilmesi gerekiyordu. Bu
zihniyet, iki dnya sava deneyimi yaam olan Albay Whidett'in kanaatini
glendirir dorultudayd, demek ki Sava Bakanlnda grev almak iin
salam bir ngiliz mantalitesine sahip olmak yeterli deildi..
Gelen talimata eklenmi, olduka abartl ayrntlarla yazlm bir dipnotta,
Almanya'dan gelen snmaclarn bulunduu mntkann da mutlaka dikkate
alnmas gerektiine iaret ediliyordu. Albay zellikle talimatn bu blmn
gereksiz, abartl,dahas izofrenik bir ruh halinin rn olduunu dnyordu.
Sava ktnda geerli olan kurallarn ne olduunu imdi de ok iyi biliyordu.
Sadece Almanya'nn kendi topraklarna katt Avusturya'dan gelen
snmaclarla, barbar bir saldrnn kurban ekoslovakya ile acnacak bir
durumda olan Polonya'daki snmaclar "mttefiklerin dostu" kabul edilmiler,
Almanya'dan gelenler ise gzkapal istisnasz Enemy Alliens olarak
grlmlerdi. Bugne kadar da, otoritelerin sk skya uyduklar bu

prensiplerin dna kmay gerektirecek herhangi bir olay olmamt, en azndan


Kenya'daki asker otoritelerin ortak gr byleydi.
Albay VVhidett ilk i olarak ailesini Malindi'ye tatile gnderdi, byk bir d
krkl iinde kendi iznini iptal etti, smrge ynetiminin gevek ve laubali
tarzna asla dn vermeyen bir disiplin anlayyla, kendisini yeni deiiklie
hazrlad. Bandan beri bu snmaclar kendisi iin zaten hep sknt kayna
olmutu, bu yzden onlarla ilikilerinde hep ihtiyatl davranmaya gayret etmiti,
imdiyse, merkezden gelen bu talimattan sonra onlara, allm asker
yntemlerle yardm edilemeyeceini aka grmekteydi..
Whidett Londra'dan gelen talimatn, o gne kadar genelde huzurlu olan havay
deitireceini dnyordu. Smrge ynetimi bunu, Avrupa'dan gelenlerin
byk ounluunun da iftliklerinde ok iyi koullarda yaamasna
borluydu. Bu insanlar bazlarnn sand gibi, i gvenlii ilgilendiren
konularda, herhangi bir risk unsuru oluturmuyorlard, stelik ngiliz ordusuna
hizmet eden ngiliz iftilere gerek bir destek oluyorlard, yle ki VVhidett gibi
pek ok ngiliz subay snmaclarn ne dnya grlerini de gemilerini
aratrmak gereini duymulard.
Sava zamanlarnda d dnyayla balants yok denecek kadar az, alabildiine
geni topraklarda, dank bir yerleimi olan Kenya gibi bir lkede, sadece
belirli blgelerde yaayan insanlar Majestelerinin ordusuna hizmete armak
yle sanld kadar kolay bir i deildi. Byle bir emri yerine getirmekle
sorumlu olanlar bu konuda epey zorlanacaklard. Anavatandaki otoritelerin masa
banda oturup uzaktan birtakm kuramsal kararlar vermesine benzemiyordu.
Genelde mesleki sorunlarndan sz etme alkanl olmad halde, Albay
VVhidett, Nairobi'deki subay mahfilinde, kafasndan geen bu skntlarn
aklad zaman,, "German to the Front" (Almanlar cepheye) esprisi hemen
kulaktan kulaa yaylverdi.. Albay doalama oluan bu espriye mthi
fkelendi. Subaylarn bu boboazl kendisinin ngilizler1 e zg espri
anlayama ters dt gibi, beceriksizliini, aresizliini ayan beyan herkese
ilan eden ahlkszca bir ihanetti... Kahrolas ngilizler" e nasl ulaacan
bilemedi. Acaba bu konuda kafalarndan neler geiyordu, Albay VVhidett bunu
nasl reneceini kestiremiyordu.
Albay VVhidett ne yazk ki bu konuyu gereinden fazla dnyordu ama bu
durum iine yaramad da deil, birden herey aydmlanverdi. Gemi yaamlar
epey kark olan bu ngilizler, sava balarnda da ona hayat epey zehir
etmilerdi. Ama o zamanki skntsnn, bugnknn yannda ocuk oyunca
gibi kaldn, dost evrelerinde itiraf etmekten ekinmedi. nk 1944 ubat
aynda, yani Londra'dan talimatn gelmesinin zerinden dolu dolu iki ay getii
hlde, ban artan sorunun zmn hala bulamamt.
Sonunda mthi espri yeteneiyle, uygun zm buldu "1939 ylnda, adamlar
bize yk kamyonlaryla teslim edilmilerdi, biz de onlar kamplara sokmutuk.
Herhalde Churchill imdi de bizden iftliklere gidip bizzat kontrol etmemizi

istiyor; acaba iftliktekiler hl sauerkraut yiyip, Heil Hitler diye selam


veriyorlar m diye..."
Kt deneyimleri olduu halde, Albay, ne tuhaftr ki, yine sava balad yllara
ait nostaljik anlar sayesinde kendisini kurtaran bu kar yolu bulabilmiti. Tam
o anda Rubens ailesi aklna geldi. Ailenin btn fertleri 1939'da gzaltna alman
snmaclarn serbest braklmas iin epey bir sz dellosu yapmlard.. Albay,
byk bir titizlikle inceledii evrak arasnda onlarn adlarna rastlad, istemese
de ne yazk ailenin desteine ki ihtiyac vard.
Ricadan ok emretmeye alk olduundan, sklarak yazd bir mektupla,
Rubens ailesiyle grmek istediini bildirdi. ki hafta sonra ofis odasnda
nemli bir grme yaptlar. Albay, Rubens'in oullarndan drdnn asker
olduunu renince ok ard. Biri, geri hizmet yapanlar iin hi de cennet
saylmayan Burma'da, dieri ngiliz Hava Kuvvetlerindeydi. Archie ile
Benjamin nce Nairobi'deki stde grev almlard. David ise evde babasnn
yanndayd. Demek ki Whidett'in yardm iin bavurabilecei iki danman
vard.
Whidett; "Bana kalrsa Londra'dakiler her eyi tm ayrntlaryla dnemiyor."
dedi. Rubens'lerle beraber, toplant salonuna sanki yabanc bir koku girmiti, ilk
karlatklarnda da aynen byle olmutu.. Dncelerini en doru nasl ifade
edeceini bilemiyordu, bu yzden biraz da skntl, sze girdi, "Demek
istiyorum ki, buradaki insanlarn gnll olarak kahrolas orduya neden
katlmalar gerektiini anlamyorum, ayet gitmek zorunda deilseler? stelik
sava buralardan bu kadar uzaktayken."
"Sava zannettiiniz gibi, Almanlar'n eziyet ettii insanlara uzak deil. "
Whidett ilgiyle sordu: "Eziyet grdler mi? Anmsadm kadaryla, sava
ktnda ou buraya gelmiti"
Baba Rubens, "Almanya'da insanlarn eziyet grmesi iin savan kmasna
gerek yoktu," zaten diye yantlad,
Whidett acele onaylad; "Kukusuz hayr."
"Oullarm neden askere gittiler sanyorsunuz Sir?"
"Neden askere gidilir diye kafam pek yormadm dorusu, u sefil niformay
neden srtmda tayorum diye de kendimi hi sorgulamadm."
"Keke sorgulasaydnz, Albay. Biz bunu yapyoruz. Yahudiler iin Hitler'le
sava allm bir sava deildi. Savamak istiyor muyuz istemiyor muyuz
seimini iimizden pek azmz yapabildi. nk oumuz kendini savunma
frsat bulamadan, vahice katledildi."
Albay Whidett honutsuzluunu gstermek istercesine hafife iini ekti..
Farkettirmedi ama, yaz masasnn nnde oturan bu iriyar adamn ilk
karlatklarnda da ayn imdiki gibi iac olmayan ifadeler kullanmaya pek
bir hevesli olduunu hatrlad. Yine de deneyimleri ve mant ona, yahudilerin
genelde kendi sorunlarn, olaylara tarafsz kalmayan dier insanlardan daha
kolay zebileceini sylyordu.

"Bana syler misiniz ltfen, u lanet lkede, ordunun ani bir kararla kendilerine
ilgi gsterdiini duyurmak zere sizin insanlarnza nasl ulaabilirim?"
Archie'yle Benjamin hemen atldlar, "Siz bu ii bize brakn!" Ayn anda
konutuklarn farkedince ikisi de yksek sesle gld, ardndan sanki tek tek sz
alamyormu gibi, yine ikisi birden nerdi: "ayet sizce bir sakncas yoksa,
iftliklere giderek, ordunun istediini insanlara aklarz."
Albay Whidett memnun bir ifadeyle ban edi, rahatladn saklamaya da
gerek duymad. Geri kural d zmlere kar her zaman ihtiyatlyd, ama
yarar olacan bildii ani zmlere ve uygulamalara itiraz edecek biri deildi.
Bir ay iinde Londra'dan resmi izin geldi, Archie ile Benjamin ordudaki zorunlu
hizmetlerinden ayrlarak zel grevlerine gideceklerdi. Albay, baba Rubens'e de
desteklerinin devamn rica eden nazik bir mektup yazd. Yal Rubens ikinci
kez grmeye yanamad. Bu Albay'n da iine geldi, nk iki taraf iin de
gereksiz, zel bir grme olacakt.
Yal Rubens, bir sonraki Cuma akam ayinininden sonra, gen yahudi
erkeklerin, konuk edildikleri lkeye olan kran borlarn hatrlatan ksa bir
konuma yapt, zaman yitirmeden de gereken organizasyonu yapmak zere
hemen kollan svad. David, Eldoret ile Kisumu arasndaki blgede yaayan
snmaclarla balant kuracakt. Benjamin ky blgelerini tarayacakt, Archie
de dalk arazide almalarn yrtecekti.
Archie, "Sabbatia'dakilerle ie balayacam.. Yanma tercman almadan yola
kmak istemiyorum."
"Ne demek istiyorsun yani, bizimkiler hl ngilizce renemediler mi?" diye
sordu kardei.
" nsan orduda gerekten her gn yeni bir olayla karlayor. Bizim blkte
antika bir Polonyal var. ki yl getii halde hl tek kelime bile ngilizce
bilmiyor." diye yantlad Archie. Baba Rubens sze kart, "Yaban ellere
getmek zorunda kalsalar bile benim akll oullarmn bana byle bir ey
gelmezdi. Hepsi de, Kikuyu iftliklerinde en mkemmel Oxford ngilizce'sini
renirdi.
Ol'Joro Orok'da ksa mevsim yamurlar henz balamadndan, Archie'nin, ilk
dura Gibson'larn iftlii oldu. Bylece Walterde 1944 Mart aynda Albay
Whidett gibi yeniden savan balad gnlere dnd. Yaamnn nemli dnm
noktas olacak bu haberi yine kendisine Ssskind verdi.
leden sonra ge saatlerde, Ssskind (srtnda baavu niformasyla) yannda
Archie iftlie geldi. Daha cipten inmeden Walter7 e heyecanla seslendi;
"Grmeyeli ne kadar uzun zaman oldu. Artk bugnden balayarak buradaki
gnlerini sayabilirsin. Sonunda bizi de istiyorlar." Ardndan Jettel'e doru kotu,
kadnn etrafnda fr dnp dolanrken, bir yandan da glerek; "Sen de, kellemi
keserim ki, Nairobi'nin en gzel sava gelini olacaksn" dedi.
Jettel "Bu da ne demek oluyor yine?" diye sordu.
Walter, " kerede tahmin et bakalm" dedi.

Gn klar yava yava iftlii terketmek zereydi. Rzgr iddetlenmiti,


Kimani bu yzden elindeki demir ubukla su tankna her zamankinden
kuvvetlice vurdu. Ses dada derinden yankland. Akbabalar nce ciyaklayarak
aalardan havalandlar sonra dnp yeniden salnan dallara kondular.
Rummler Archie'nin cipin trmanp, nemli derisini koltuklara srtp snmaya
alyordu. Kamau srtnda taze imen rengindeki gmleiyle, mutfaktaki
sobaya odun tayordu. Ormandan akam davullarnn bouk sesleri
yanklanyordu. Henz batan gnein etkisiyle hava hl yumuak ve lkt,
akamla beraber den ilk i tanecikleriyle havay hafife nemlendiriyordu.
Kulbelerin nnde ate yaklmt, kpekler, ulumaya balayan akallarn
kokusuna havlayarak karlk veriyorlard.
Walter parmaklarnn uyutuunu, grtlann kuruduunu hissetti. Gzleri alev
alev yanyordu. evresindekileri yeni gryor gibiydi, bildik sesleri de sanki
yeni duyuyordu. Delice arpan kalbi onu huzursuzlatryordu. Ne kadar
mcadele ettiyse de iindeki szy atamad, yaklatn hissettii nefret edilesi
ayrln acs, keskin bir bak gibi yreine saplanmt..
Birden sesini ykselterek, "Tpk Faust gibi" dedi, "bir yrekte iki ruh."
"Kim gibi?" diye Ssskind merakla sordu.
"Ah yok bir ey. Onu tanmyorsun, snmac filan deil."
"Onlara artk aklamayacak msn?" diye sordu Archie. Sesinde, kent insannn
sabrszl seziliyordu. Arabadaki kpei farkedince, ona dnerek glmsedi.
Rummler, cipten atlayp, dilerini gstererek savunmaya geti.
Ssskind Archie'yi yattrd, "Aklamama gerek yok, herkesin oktan haberi
var. Biz burada gurbettekiler aylardr, bundan baka bir ey dnmyoruz ki. "
"iftlikten ayrlmakta neden bu kadar acele ediyorsunuz? Yoksa kahraman
olmadan sava bitecek diye mi korkuyorsunuz?
"Hepimizin ailesi Almanya'da."
Archie, Ssskind'in arkasndan eve doru giderken, "zr dilerim" diye
kekeledi. Byle konutuuna piman olmutu. Dizlerindeki tuhaf
karncalanmay hissedip, oturma ihtiyacn duydu. Genliinde, bir terbiyesizlik
yapt zaman babas azarladnda da aynen byle olurdu. Sandalyelerden
birine iliir ilimez ban kaldrp evreye gz gezdirdi. nce geliigzel, sonra
daha dikkatli baknca keyfi yerine geldi; duvarda Breslau Belediye Binas'nm
tablosu aslyd. Sar paspartu, siyah erevelenmiti.
Archie o gne kadar sadece kendi evindeki tablolar ve resimleri grmt,
yemek salonunda asl olan bykbabasnn portresi, Londra'daki kuzenleriyle
safari avna ve ocukluk gnlerine ait resimler.. imdiyse karsnda duran resim
ona bambaka bir dnyay gsteriyordu, kafalarnda kocaman apkalaryla bir
takm adamlarn selam durmulard, grkemli girii, ilgin dam ve ok
pencereli bu bina onu bylemi ve artmt. Belediye Binasn gsteren bu
tablo, o gne kadar varlndan haberdar olmad bir dnyayd sanki. Kendisini
bir an, babasnn yannda alan gen hizmetkarlara benzetti, onlarn da Yahudi
bayramlarndan haberleri olmazd.

Bu kyaslama ona gln geldi.. niformasnn, beyaz eridi zerinde ngiliz


tac ili apoletli kolunu ekitirirken, bir yandan da dnyordu; acaba hava
kuvvetleri, bu etkileyici binann olduu ehri de bombalam myd ve acaba
erkek kardei Dan o srada orada myd? Bu dnce houna gitmedi, byle bir
eyi aklna getirdii iin kendi kendine fkelendi. Bir sonraki iftlie gitmek
iin artk vakit geti. Geceyi orada geirecekti.
Jettel Owuor'a kahve piirmesini syledi. Archie onun bu kadar iyi Svahali'ce
konumasna ard. Jettel'den bunu beklemiyordu, neden beklemediinin
yantn kafasnda arayp da bulamaynca, kendini budala gibi hissetti.
Glmseyerek ona baktnda birden Jettel'in ne kadar gzel olduunu far ketti,
Nairobi'de tand dier kadnlardan da ok farklyd. Tpk siyah ereveli
resim gibi sanki o da yabanc bir dnyadan geliyordu.
Kars Dorothy olsayd iftlikte kesinlikle elbise giymez, ayana bir pantalon
geirirdi, byk olaslkla da onun pantolonunu. Archie, Jettel'in yakas epey
dekolte, siyah elbisesinin zerindeki krmz karelerin gzlerinin nnde
uumaya baladn farketti, gzlerini yeniden tabloya evirdiinde, bu kez
minicik pencereler ona daha da bym gibi geldi. Galiba migren arlarndan
biri gelmek zereydi, "acaba bir viski alabilir miyim?" diye sordu.
"Karlnda burada para vermene gerek yok" dedi Ssskind.
Walter "Ssskind, ne dedi?" diye renmek isteyince:
"Sizin tablo Archie'nin pek houna gitmi" diye laf deitirdi Ssskind.
Jettel, "Breslau Belediye Binas" diye aklad. Archie'nin tekrar "sorry" dediini
duyunca bu sefer o Archie'ye glmsedi. Lambalar henz yanmadndan,
gencin bakna karlk verip vermediini gremedi. Genliinde olsayd bu
masum bakmalar bir flrtn balangc olabilirdi, ama cilve yapmay oktan
unutmutu..
Akam yemeinde kavrulmu soan, pirin pilav ve kurutulmu muz vard.
Jettel kocasndan zr dilemelerini rica etti, "Ltfen konuumuza ziyarete
hazrlkl olmadmz syler misin?"
Walter "stelik, Regina'nm ayakkab numaralan bydnden bu yana epeydir
etin yzn grdmz yok." dedi. Yapt espriyi desteklemek ister gibi
ardndan glmsemeyi de ihmal etmedi.
Ssskind "Bu Almanlar'in eski ulusal bir yemeidir," diyerek Jettel'in
sylediini tercme etti, Silezya'nm ngilizce karln renmek iin de ilk
frsatta szle bakmaya karar verdi.
Archie nndeki yemei kartrmaya endi. Birden Boarding School'a
gidiinin nc ylnda bandan geen bir olay aklna geldi; bir keresinde
yemee ge kald iin, ceza olarak stla sevmeyen bir kzla ilgili aptal bir
iiri ezberlemek zorunda kalmt. iirin imdi sadece ilk satrn anmsyordu.
Gayret ettiyse de ikinci satr aklna gelmedi.
Yemein tadn mmkn olduunca duymamak iin pirinleri, ncelikle de tuzlu
muzlar inemeden yutmaya karar verdi. Bunu yapmak ona utancn
saklamaktan daha kolay geldi. An duyarllnn nedenini bir trl

zemiyordu, belki alk olmad yemekler ya da kendisine olduka yabanc


gelen evin havasna kar iindeki isteksizlikti.. Ancak ok gemeden asl nedeni
kefetti; ailesiyle, Nairobi'deki dier yerleik yahudiler, bugne kadar
gmenlere genelde hep para yardm ya da akl hocal yaparak destek
vermilerdi, ama onlarn gemileri, yaantlar, skntlar ve duygular iin hi
kafa yormamlard. Bu sonuca varmak Archie'yi zd.
Archie'nin, bunun da tesinde cann skan bir dier ey, evsahiplerine sylemek
istediklerini her seferinde tercme etmesi iin Ssskind'e ynelmek zorunda
kalmasyd. Tabir caizse can deli gibi viski imek istiyordu, ama zaten bo
mideye duble viski yuvarlam gibiydi. Kendisini, gizlice kapy dinlerken
sust yakalanm bir ocua benzetti. Sonunda nefsiyle mcadelesine yenik
dt, evsahiplerine yorgun olduunu aklayabildi. Kendisine, Regina'nm
odasna geebilecei sylendiinde rahatlad.
Ssskind gzlerini mineye dikmiti. Tabamdaki son pirin tanelerini
syrmaya uraan Jettel, son lokmasn Rummler'in azna verdi. Walter
elindeki ba dndrp duruyordu. de sanki, Ssskind'in ziyaretinden
duyduklar sevincin kendilerini rahatlatmasn bekliyordu. Ama sessizlik
uzadka uzad, hibiri zerindeki gerginlii atamyordu. Deiiklikleri
kabullenme alkanln unutmulard, buna en ok aran da Ssskind oldu.
Yaam seyirlerinin deiecei olasln dnmek bile onlar rktyordu.
Boyunduruk altnda yaamaya katlanmak, onu krmaktan daha kolayd onlar
iin. Jettel'in, farketmeden dolan gzlerinden yalar birden boanverdi.
"Bunu bize nasl yapabilirsin?" diye bard, "Bunca eye katlandktan sonra
nasl savaa gidersin? Regina'yla biz ne olacaz?"
"Jettel yine her zamanki gibi olay karma, ordu beni daha armad bile."
"Ama bir gn aracak. Bu piyango da m bana vurdu?"
"Krk yandaym," dedi Walter, ben de ayn eyi syleyebilirim, piyango bana
m vurdu!., ingilizlerin sava kazanmak iin sadece beni beklediklerini
sanmyorum."
Yerinden dorularak Jettel'i okamaya yeltendi, ellerinin souk olduunu
farkedince vazgeti, pencereye yneldi. Evin nemli ahap duvarlarndan yaylan
bildik koku birden burnuna her zamankinden daha ho geldi. Dars zifiri
karanlkt, yine de gzellikleri hissedebiliyordu, bugne kadar sadece Regina'y
mutlu eden gzellikleri.. Regina'ya bunu nasl syleyecekti? Farkna varmadan
yksek sesle dnmt..
"Regina iin endielenmene gerek yok" dedi Jettel alamasn srdrerek:
"Orduya katlman iin zaten her akam dua ediyor."
"Ne zamandan beri?."
"Martin buraya geldiinden beri."
"Bunu bilmiyordum."
"Regina'nn ona ak olduundan da herhalde haberin yok
"Sama."

"Regina, Martin'nin kendisine sylediklerini hi unutmuyor. Onun her szne


ok nem veriyor.. Herhalde Martin'e sen rica ettin, Regina'y iflikten
ayrlrken altrmas iin.. Eskiden beri Martin'le gizli ortaklnz vard."
"Hatrladm kadaryla Martin'le asl ortaklk yapan sendin.. Bir zamanlar
Breslau'da neler olduundan haberim yok mu sanyorsun?"
"Hibir ey olmad. Senin yersiz kskanlklarn ...Her zamanki gibi."
Ssskind, "ocuklar, kavga etmeyi brakn?" diye seslendi. "Her ey yolunda
gidiyor.. Archie bana ilerin nasl yryeceini anlatt. nce bir komisyon seni
aracak, orada orduya neden yazlmak istediini syleyeceksin. Sakn aptallk
yapaym deme, ngilizler ikinizin de iftlikte kalp lmek istediinizi duymaktan
holanmazlar.
Jettel hkra hkra alayarak, "Ben iflikten ayrlmak istemiyorum," dedi,
"iftlik benim evim," Hep yapt gibi, bu kez de hi zorlanmadan, yzyle
sesine, ocuksu bir masumiyet, sahte ve inat bir ifade verebildiine
memnundu, ancak Walter'in, bu eski numarasn yutmadn farketmekte
gecikmedi.
"Jettel, srgn hayatn, eski bolluk gnlerini zlemekle geirdi.." Walter bunu
sylerken gzlerini Ssskind'e evirmiti. Szlerine devam etti: "Tabii iftlikten
uzaklamak istiyorum, ama sebep sadece bu deil. Hayatmda, yllardan sonra
ilk kez birileri bana ne yapabileceimi soruyor. nandm eyler iin bireyler
yapmak isteyip istemediimi soruyor...Babam her zaman orduya girmemi
isterdi. O da grevini asker olarak yapt." Walter'e "ngilizlerden holanmadn
zannediyordum" diye itiraz etti Jettel, "neden onlar iin lmek isteyesin ki? "
"Tanr akna Jettel, yayorum, henz lmedim. Ayrca ngilizler benden
holanmyor. Ama, eer beni istiyorlarsa orada olacam. Belki bir gn aynaya
baktmda, hayatta kalan son ie yaramaz yahudi olmadm grrm.. Eer
tam olarak bilmek istiyorsan aka syleyeyim, en byk dileim bir asker
olmakt. Sava balad gnden beri hep bunu istedim. Owuor kuzum sen ne
yapyorsun orada, koca odunu neden mineye attn, biraz sonra uyumaya
gideceiz?
Owuor Walter'in avukat cbbesini giymiti. Hafif bir sesle slk alarak elindeki
birka dal parasn da mineye att, cierlerindeki lk havay usulca alevlere
fledi. Yavaa yerinden doruldu. Konuma sras kendisine gelene kadar
sabrla bekledi.
"Bwana" dedi sonunda, avn yakalam bir srtlan gibi dilerini gsterip glerek,
"Bwana," diye tekrarlad, "iftlikten ayrlrsan ben de seninle gelirim. Rongai'de
safariye ktn gnk gibi seni yine aramaya kmak istemiyorum. Askariye*
gidersen Memsahib'in aya ihtiyac olacak!"
"Askere gideceimi nerden biliyorsun?
"Bwana biliyorsun ben kelimelerin kokusunu alrm. Ve bir de gelecekteki
gnlerin... Unuttun mu?"
* Askere

XII. BOLUM
6 Haziran 1944 gnnn sabah, uyandrma arsndan iki saat nce Walter erat
mahfilindeydi. Mahfilde henz kimseler yoktu. Camlar ak dar pencerelerden
ieriye giren ay yla aydnlanm gecenin, insan canlandran serin havas
mahfilin ahap duvarlarnda buharlayor, evreye Ol Joro Orok'taki sedir
aalarn anmsatan bir koku yaylyordu. Geceleri karanlk bast m afak
skene kadar uyuyamayan Walter, bunu nimetten sayp, dnceleri ve
hayalleriyle babaa kalyordu; rahata mektuplarn yazyor, vatanlar olma
ansna sahip, ama bunun deerini bilemeyecek kadar fantazi yoksulu askerlerin
merakl baklarndan uzakta, radyoda Almanca yayn yapan istasyonlar
kartrarak, gnlk haberleri dinliyordu. Sonra da, Nakuru'daki sodal gln
gney kysnn kavurucu scaklarndan ok Avrupa'nn souk knda sren
savaa daha yakan kaba haki gmleini pantolonuna tktryor ve mutluluun
keyfine varyordu. Yeni, gvenli bir yaamn kendisini sonsuz heyecanlandran
bir mutluluuydu bu.
Orduya yazldnn ilk drt haftasnda, musluktan sularn akmasna, elektrikle
aydnlanmaya, gnlerin dolu dolu gemesine hl alamamt, bu yzden
epeydir zlemini ektii hlde, bu rahat yaamn zevkine varamyordu. Bo
zamanlarnda yaz masasnn yanma oturarak, telefon aletini seyretmek ona
ocuka bir sevin veriyordu. Hatta srf sinyal sesini duymak iin arada bir
ahizeyi kaldrd da oluyordu.
Pilleri bitti mi diye dert edinmeden radyo dinlemenin mutluluunu tadyordu.
Hatta, Ol'Joro Orok'a geldii ilk gnden beri kendisine ikence olan azndaki
iki dii, blndeki di doktorunun kaba bir ekilde acemice ekmesinden
sonra duyduu ac, ona yaam serveninde epey yol aldnn kant olarak
grnmt, nk doktora para demek zorunda kalmamt.. Kendisini bitkin
hissetmedii, bir sredir skntsn ektii iddetli ter boanmalarnn olmad
gnler, klkrk yaran bir titizlikle, deien hayatnn bilanosunu yapmaya
baylyordu.
Walter bu bir ay iinde, Rongai ve Ol'Joro Orok iftliklerinde geirdii be ylda
olmad kadar ok ey iitmi, ok konumu ve hatta glmt. Gnde drt
n yemek yiyordu. nlerden ikisinde et oluyordu, stelik cebinden hibir
ey demiyordu. amarlar, ayakkablar hatta gereksiniminden ok
pantolonu vard, sigaralarn askerlerin ucuz tarifesinden alyor, haftada bir de
iki alma ans oluyordu, srtn iki kez dosta svazlad bykl bir skoyal
bunu kendisine salamt. ngiliz Ordusunun zel hizmetlisi olarak ald
parayla, Regina'nn okul masraflarn deyebiliyor, ayrca Jettel iin, Nairobi'ye
bir sterlin gnderiyordu. Bunun dnda ordudan ek aylk yardm da alyordu.
Daha da nemlisi Walter, eski korkularndan kurtulmutu. Her an iinden
atldn, hayatnn mahvolduunu bildiren bir mektup gelecek korkusu artk
ok gerilerde kalmt.

Asker dolabnda ktlar, mektup zarflar vard, bo ielerle dolu kl tablalarn


arasnda bir mrekkep hokkas, yannda da mrekkepli kalem duruyordu. Walter
bunlar grdke iini sonsuz bir rahatlk kaplyordu, elini uzatp kalemi kad
alarak yazmas kafiydi, ilgililer mektuplarn pullayp istedii adrese gnderiyor
lard.
Duvarda VI. George'un sararm bir fotoraf aslyd. Walter ciddi bakl krala
glmsedi. Hokkann iindeki kurumu mrekkebi sulandrmadan nce,
musluktan pasl kvete den su damlacklarn sayd, sonra da "Tanr Kral
korusun" arksnn melodisini slkla almaya koyuldu.
"Benim sevgili Jettel'im," diye yazmaya balad, sonra sanki kaderi zorluyormu
hissine kapld, rkerek, mrekkepli kalemi masann zerine brakt. Yllardr
karsna buna benzer szcklerle hitap etmedii gibi, bunlar hissetmemi
olduunu da farketti. inden gelen bylesi bir duyarlla memnun mu
olmalyd, yoksa utanmas m gerekiyordu, karar veremedi.
Yazmay srdrrken hereye ramen kendiyle barkt. Kalemi sar kdn
zerine bastrarak, "ok haklsn" diye yazd, "Tpk Breslau'da lkeyi
terketmeye hazrlandn gnlerdeki gibi yine rahata birbirimize mektup
yazabiliyoruz. Tek fark, imdi mz de daha gvendeyiz, bundan sonraki
yaantmzn bize neler getireceini huzur iinde bekleyebiliyoruz. Yalnz bir
konuda senden farkl dnyorum, u anda iinde bulunduumuz duruma
zellikle kretmeliyiz, her zamanki alkanlklarmzdan uzaklamak zorunda
kaldmz iin de ikyet etmemeliyiz. Hi deilse deneyim kazandk.
Bana gelince. Btn gn hareket halindeyim, ngilizlerin bugne kadar bu ileri
nasl olup da bensiz baarabildiine hl akl erdiremiyorum. yle bir
eitiliyoruz ki anlatamam, sanki son darbeyi indirmek iin bugne kadar biz
bloody Refugees'larn gelmesini beklemiler. Galiba benden komando ile
kstebek karm bir grev bekliyorlar. Akam olduunda hemen her zaman,
stmaya yakalanrm diye iime bir korku giriyor,umarm yaknda bu da geer.
Her neyse, btn gn amur ve balklarla bouuyorum, akam olduundaysa
bazen hl hayatta mym diye atm oluyor. Ama sakn zlme. Senin moruk
iyi dayanyor, dn baavu bana bakp sanki gz krpt gibi geldi. Geri onun
da gzleri tpk Sohrau'da bizim yal Wanja'nmkiler gibi a.. Baavu,
tabanlarm iene kadar dayanabiliyorum diye, belki de bana madalya vermek
istiyordur, kimbilir!.. Tabii adm doru drst syleyemedii iin bu konuda
fazla bir aklama yapamad.
Ayaklarmn su toplamasna ardysan, sebebini, syleyeyim, bana verdikleri
izmeler ayama kk geldi. ngilizcem yeterli olmad iin, tabii bu
skntm anlatamyorum.. Ama kafama koydum bir kere, birliimdeki hibir
snmacya bana tercmanlk yapmas iin ricada bulunmayacam. Belki
bylelikle en azndan ngilizce renirim. stelik subay eitmenler Almanca
konuulmasndan holanmyorlar. Neyse ki bana verilen kasketin byk olup,
devaml kafamdan kaydn, kendileri fark ettiler. Grdn gibi, askerlikte de
dertler bitmiyor. Deien pek bir ey yok, sadece skntlar ekil deitirdi.

Bu arada aklma geldi, Regina'ya da hayatndaki en nemli deiiklii mutlaka


hatrlatmamz gerekiyor. imi kaybetmeyeyim diye artk her akam dua
etmesine gerek yok, mttefiklerin bir an nce zafer kazanmas iin Tanrsna
yakarsn.. Benim Nakuru askeri ssnde olduumdan tabii ki haberi yok.
Herhalde fark ettin, asker mektuplarna gndericinin adresi konulmuyor..
Her ne olursa olsun, doru karar verdiimize eminim. Bir gn bana hak
vereceksin. Hollanda yerine Kenya'ya getmekle ne kadar iyi yaptmz sen
de bu arada iyice anlam olmalsn. Ayrca burada Grlitz'de bir radyo maazas
olan sempatik bir adamla tantm. Bir radyo aletini tabii, benden ok daha iyi
kullanmasn biliyor, bana Hollandal yahudiler iin de fazla umut kalmadn
syledi. Seni evinde arlayan evsahiplerinin yannda, sakn bundan sz etme.
Anmsadm kadaryla Bruno Gordon'un, 1933 ylnda Amsterdam'a giden bir
erkek kardei vard.
Umarm, en ksa zamanda Nairobi'de bir ev bulursun, hatta belki de houna
giden ve hepimize yardm dokunacak bir i. Belki bir gn, savatan sonraki
hayatmz iin biraz para biriktirebiliriz. (O zaman kimsenin askere gereksinimi
kalmaz, bizim de yeni bir geleceimiz olur.) Bir gn, Gordon'larm yannda
kalmaktan kurtulacaksn ve eskisi gibi gnlnce yaayabileceksin, o zaman
Nairobi'yi seveceine ve ehre alacana eminim. Seni bilirim, evrende hep
insan olsun isterdin. Ben anslym. ektiim eziyetlere karn, burada fazlasyla
bunun keyfini karyorum.
Bizim Birlikteki ngilizler'in hepsi de gen, ok da sempatikler. Geri ten rengi
kendilerinkiyle ayn olan bir adamn nasl olup da kendi dillerini
konuamadna akl erdiremiyorlar ama, beni yal bir dinozor gibi
grmelerinden olacak, kimi de, zaman zaman dosta srtm svazlyor.
Baavuun pek insan dostu biri olduunu sanmyorum ama buna ramen,
Leobschtz'den ayrlalberi ilk kez kendimi ikinci snftan bir insan olarak
grmyorum. Bazen, bu lkenin dilini bilmemenin de yarar olmuyor deil.
Kimani'nin yokluunu ok duyuyorum. Belki sana aptalca gelecek ama,
iftlikten ayrlrken onu bulup da, benim iin ne iyi bir dost olduunu kendisine
sylemeyemediim iin kendimi bir trl affedemiyorum. Owuor'la Rummler
yannda olduklar iin sevinmelisin, her ne kadar Owuor, Gordon'un Boy'laryla
didiiyorsa da, Ol'Joro Orok'dayken de zaten bizlerin dnda kimseyle
anlaamazd. O bizim iin bir para vatan topra saylr. Grdn gibi, eski
gnleri anarken duygusallayorum. Neyse ki ngiliz ordusu son gnlerde byk
baarlar elde etti de, benim gibi duygusal bir askere tahamml edebiliyor. Hatta
o asker birka ngilizce kfr bile rendi ve de zlemle senden gelecek postay
bekliyor. Yal Walter'ine hemen yaz!"
Walter, kendine olan gvenini yeniden kazanmt, geri; Regina'y dnd
zamanlar eski yaralar depreiyor ve zgveni sarslyordu. Umutsuzlua
kapld gnlerdeki gibi yine baaramayacandan mthi korkuyordu. Kznn
Nairobi'de yaayabileceini sanmyordu, nk Ol'Joro Orok artk onun vatan

olmutu.. Regina'y kklerinden skp almak, yapamayaca bir fedakarl


ondan istemek dncesi ona dayanlmaz geliyordu.
Askere arlm olmakla kznn gznde korkak durumuna dmesi gururunu
rencide etmiti, aresiz ve umutsuz olduu gnlerde bile bu derece onurunun
krldn hatrlamyordu. iftlikten ayrllarn kzma yazyla bildirmek
zorunda kalmt. Regina'ya bile bile verdii ilk acyd bu.. Okula gnderdii
mektupta, Nairobi'deki yaam olabildiince renkli betimlemeye gayret etmiti,
burada yeni dostlarla tanlyor, her gn birbirinden deiik olaylarla gnler
renkli geiyordu. Ne ki Walter bunlar yazarken, akl hep Sohrau, Leobschtz ve
Breslau'dan ayrld gnlerdeydi, bu yzden uygun szckleri bulmakta
zorlanmt. Regina mektubunu hemen yantlam, ama ayrlaca ve bir daha
asla gremeyecei iftlikle ilgili tek kelime bile etmemiti. Altn krmz
kalemle izip byk harflerle ve ngilizce olarak "England expects every man to
do his duty. Admiral Nelson"* diye yazmt.
* ngiltere her erkein grevini yapmasn bekliyor. Amiral Nelson.
Walter, orduya geldii gnden beri yannda bulundurduu tek kitap olan kk
szln yardmyla, zor bela cmleyi Almancaya evirmiti. Henz sekizinci
snftayken bu cmleyi grdn anmsayarak, bocalamt, acaba bu kaderin
kendisine bir oyunu muydu, yoksa kz m kendisiyle dalga geiyordu. ki
olaslk da houna gitmedi.
Regina gerekten byle mi yetimiti ya da duygularn gstermeyecek denli
ngiliz mi olmutu, belki de sadece babasna ksm, yrei yaral kk bir
kzd.. Hangisi doruydu, bilemiyordu ve bu Walter'e mthi ac veriyordu. Bu
dncelerle kafasn yorduu zamanlar bir tek eyi fark etti: Kzn, yeterince
tanmyordu, verdii tepkileri bu yzden salkl yorumlayamyordu. Kzyla
ayn dili konumuyorlard.
Aaran gnle birlikte etraftan gelen grltlere aldr etmeyen Walter
dnmesini srdrd; ayet ngilizce'yi renmi olsayd, Almanca yerine
kzyla ngilizce konuurdu. ocuklarna, yeni vatanlarnda kk saldklarnn
gvencesini vermek iin ou snmacnn byle yaptn duymutu.
Sylemekte zorland szckleri utana skla kekelemesi, el kol iaretleriyle
derdini anlatmak zorunda kalmas, afan ilk klarnda, gznde keskin
izgileriyle komik bir tablo gibi canlanverdi.
Walter Regina'nn kendisine gldn duyar gibi oldu, nce hafif, sonra
meydan okurcasna yksek sesle. Kahkahalar, nefret ettii akallarn
ulumalarn andryordu.. Kznn alay ettiini, kendisinin de bu alaylara aresiz
ve savunmasz kaldn dnerek panie kapld. Regina'ya, bugne kadar
neler olup bittiini anlatmalyd, onlar toplum dna itmek iin kimlerin neler
yaptn, ayrlmak zorunda kald vatan acsnn nasl yreini szlattn
syleyebilmeliydi, ama btn bunlar ingilizce olarak nasl aklayacan
bilemiyordu.
Kendini glkle toparlayp sakinleti, gn boyu buna gereksinimi olacakt.
Kendi yaratt kabustan bir an nce kurtulmak iin hrsla radyonun dmelerine

evirdi. Souk ter damlacklarnn ensesinden srtna doru indiini fark edince,
rperdi, gemii peini brakmyordu. Orduya geleliberi ilk kez bunu idrak
ediyordu. Alnna, vatanszln damgas bir kez vurulmutu, bunu mr boyu
silemeyecek, yaam boyunca da yabanclar arasnda yabanc olarak kalacakt.
Walter'in kulana kesik kesik kopuk konumalar geldi. Radyo tam ak
olmad halde, sesler yksek, heyecanl kimi zaman da neredeyse isterikti, yine
de kafasnn karklna iyi gelmiti. Birden radyodaki haber sunucusunun
sesinin her zamankinden farkl ktn farketti. Walter, tek tek hecelerden
szck retemeye altaysa da beceremedi. Dolaptan temiz bir dosya kad
alarak kulana gelen her sesi harflere dkmeyi denedi. Sonunda ortaya kana
anlam veremedi, spiker ksa aralarla iki szc birka kez tekrarlyordu, byk
olaslkla "Ajax" ve "Argonaut" tu. Walter, kendisine yabanc gelmeyen her iki
ad ngilizlerin genizden gelen aksanna karn anlam olmasna ard.
Gzlerinin nne, Pless'deki Prensler Okulu ve Gladisch adndaki retmen
geldi retmen, Yunanca dersinden sonra ifadesiz bir yzle defterleri datrd.
Walter silkindi, imdi anlara dalmann zaman deildi.. Yumuak ahap zeminin
zerinden, odasna doru ayak seslerinin yaklatn duydu. Gelen Sergeant
Pierce'ti.
Gnele beraber uyanmt. Admlar gl kuvvetliydi ama, bedeninde hala
gecenin yorgunluu seziliyordu.. avu ellerini, gr salarnn arasnda
geliigzel gezdirdi, hareketleri ar ve hantald, gnee yatm inek gibi birka
kez gerindi, hantal bir hareketle belindeki kayn dzelterek, evresine baknd.
Sanki gne balamak iin bir iaret bekliyordu..
Konumadan, gzlerini ksm Walter'e bakarken, doa koullarnn andrd
ypranm bir heykeli andryordu. Sonra uzuvlarna aniden bir canllk geldi,
komik hareketlerledir iki kez yerinde srayarak, hantal izmeleri neredeyse
zemine demeksizin uarcasna radyoya doru kotu. Radyonun sesini sonuna
kadar aarken, ara ara kuvvetli soluklar duyuluyordu. Solgun tenine, alk
olmadk bir kzllk, yznde de akn bir ifade belirmiti. avu Pierce,
radyoyu amak zere edii hantal vcudunu glkle yerinden dorulttu, iki
elini pantolonunun diki yerlerine koydu, derin soluklarla cierlerindeki havay
boaltp, kulaklar trmalayan keskin bir sesle bard: "They've landet."
Walter olaanst bireylerin olduunu, avuun kendisinden tepki gstermesini
beklediini hemen hissetti, yine de ona bakmaya cesaret edemedi, skntyla
elindeki kada bireyler karalad..
Pierce'in kendisini aptal yerine koyacan bile bile "Ajax" dedi sonunda.
"They've landet' diye avu bir kez daha bard, "you bloody fool, they've
landet". Walter'in omzuna okkal bir yumruk indirdi, sabrsz heyecanna ramen
yine de dosta bir tavrd bu. Walter'i oturduu sandalyeden kaldrarak, kt
basml bir haritann nne srkledi. Harita Kraln fotorafyla, ordudan gelen
bir duyurunun arasndaki panoya aslmt. Pierce, "Here" diye kkredi.
Walterde aynen onun gibi, "Burada!" diye tekrarlad. Bunu sylemek baya
houna gitmiti, hi deilse bir kez olsun Piere'en dediini anlamt. avuun

haritann zerinde dolatrp sonunda Norve zerinde karar klan, etli iaret
parman akn akn izledi.
Walter yksek sesle, "Norway" diye okurken bir yandan da dnyordu; Ne
olmutu acaba bu lkede, sonra Norve szcndeki son hece acaba gerekten
ngilizce'de "ey" diye mi okunuyordu.
Pierce "Normandy, you damn'd fool"* diyerek fkeyle Walter'i dzeltti. aret
parman nce douda Finlandiya'dan, gneyde Sicilya'ya kadar getirdi,
Walte/in hl sessiz kaldn grnce de, bu sefer dvmeli elini Avrupa haritas
zerinde tklatmaya koyuldu. Sonunda sesinin gcne gvenen bir adamn en
son aklna gelebilecek bir eyi yaparak, mrekkepli kalemi eline ald,
beceriksizce "Normandy" szcn karalamaya alt. Bir yandan da merakla
Walter'i gzleriyle kolluyordu, rkek bir ocuk gibi elini ve uzatt.
Walter tek kelime sylemeden, avuun iaret parman hafife yakalad ve
Normandiya sahilinin zerine koydu. Mttefik kuvvetlerin bu sahillere kartma
yaptklarn ise ancak kahvaltda Grlitz'li radyo satcsndan renebildi. Pierce
erlerin her sabahki tam donanml allm arazi yry yerine Walter^,
gnlk grevini yapmak zere ofisine ard, avuun yz ifadesi geri her
zamanki gibiydi, ama Walter yine de onun kendisi iin olumlu eyler
dndn vehmetti.
Akam yemeinde nane soslu kuzu kzartmas ile az pimi taze fasulye ve
Fransa'nn mucize yemeklerinden Yorkshire usul puding servis edildi,
mttefiklerin Sicilya kartmasndan beri ilk kez grlen bir ziyafetti bu. Bir
batan bir baa kk, Union Jacks armalaryla donatlm mahfilde, yemee
balamadan nce hep bir azdan "God save the king" ve "Rule Britannia", scak
vanilya soslu meyve salatas servis edilirken de, "Keep the Homefires Burning"
arklar sylendi. Askerlerin cokusu, "It's a Long Way to Tipperary" arksyla
dorua ulat.
Su bardaklarna konulan konyaktan iilen ilk yudumdan sonra ise, mahzun,
zgn gzlerden yalar boand. avu Pierce havasna girmiti. Cokulu
askerlerin, ark sylemeye ara verildiinde, zafer haberini ilk ondan duyduklar
iin birbiri ardna kendisine yadrd iltifatlar ve vgl szler gururunu
okuyor, zevkten koltuklar kabaryordu. Ama avu Pierce drst olduu gibi,
kafas da iyi ileyen bir adamd... Bakalarnn zaferini sadece kendisine
maledilemiyeceini de unutmuyordu. Bylece, herkesi mutlu eden gnn
haberinin ksa zetini vermeden nce, sofradakilerden "bloody Normandy"nin
yerinin nerede olduunu bilen Walte/i alklamalarn istedi. Walter'in iki
kadehinin bo kalmamasna da zellikle kendisi dikkat etti.
Walte/in kadehi boaldka bir konyak, bir viski ile dolduruyor, az var dili yok
bu Avrupal'nn sonunda "Cheers" dediini, hele bunu, avuun tipik
zelliklerinden biri olan gzelim Cocney aksan ile sylediini duyunca,
bsbtn keyifleniyordu.
Konyak, Walter'in gnlerdir isyan halinde olan midesine iyi gelmiti; viski ise,
geri her yudumdan sonra, zaten pek anlamad sohbeti takip etmesini biraz

daha zorlatryordu ama, souk, tatsz yal kuzu etini aznda geveleyip
datmas iin ideal bir ikiydi. Kafasnn sersemlediini hissediyorsa da,
kulaklarndaki ho uultular ona bir ekilde mutlu rencilik yllarn
anmsatyordu. Bu yzden bir sre bu uultuyu hayra yordu, sonrasnda
meye baladn farketti. me hissi nce onu pek rahatsz etmedi, sonuta
alkol, ttn ve terle iyice dumanlaan kafas biraz hafiflemiti, akaklarnn
iddetli zonklamalarna da en azndan imdilik dayanabiliyordu.
Ancak ok gemeden, gzlerinin nnde nce btn eyalar sonra insanlar
dalgalanmaya balad. avu Pierce gzlerinin nnde aniden kocamanlat.
Yz, Walter'in son olarak "Ussukuma" gemisinin gverte balosunda grd
utanlas krmzlktaki balonlardan birine benzedi. imdi de mttefik
kuvvetlerini gryordu... Normandiya kartmasnda bu ucuz balonlar
kullanmalar, Walter'e ocuka geldi. stelik son derece ihtiyatsz bir davrant,
nk balonlar pepee patlayarak havada gamal ha biiminde daireler
iziyordu, ardndan pervaszca ve yksek sesle "Gaudeamus igutur" arksn
sylenmeye balaynca Walter bsbtn fkelendi.
ark bitip de, kafasndaki anlar bir ara durulunca, Walter etrafna baknd;
anlalan orada bulunanlarn iinde bir tek kendisi alkole dayankszd. Can
skld. Bedeninden terler boand, kendini gbela toparlayp, dilerini birbirine
kenetledi, srtn sandalyenin arkalna dayayarak, olabildiince dik durmaya
gayret etti. Dilerinin arasna sktrd souk yal kuzu etinin aznda lk kan
haline geldiini hissettiinde yerinden dorulmak istediyse de, snmac
olduunu hatrlad; gereksiz yere dikkatleri zerinde toplama endiesiyle
vazgeti. Sonunda yerinden hafife kmldamad, trnaklarn sk sk masann
kenarlarna geirdi.
Kulan trmalayan yeni grltler onu ncekinden de ok rahatsz etti,
neredeyse sinirlerini dumura uratacak denli iddetliydi. Walter Owuor'un
gldn sonra da babasnn kendisine seslendiini duydu. Ancak korkulu
iniltilere dntnde sesleri ayrd edebildi. Babasnn Normandiya'da gvende
olduunu bilmek Walter'i rahatlatt, fakat kz kardeinin adn anmsyamaymca
biraz can skld. Kzkardeini, kendisini arsa bile hibir ekilde
incitmemeliydi.
Btn bu ayrntlar hatrlamak Walter'i iyice yordu, hele babasyla kzkardeini
Sohrau'da bir balarna brakp terk ettii iin yllar sonra, onunla hesaplamak
zorunda kalmas da btn vcudunu ter iinde iinde brakt. imdi tam
zamanyd, Regina'yla kars Jettel'i kanatlar altna alarak onlar cehennemden
ekip kurtard iin yal Rubens'e teekkr etmeliydi. Bundan daha uygun bir
frsat olamazd. rpermesi gemiti. Yerinden dorularak hayatlarn kurtaran
Rubens'e doru yryordu ki, yere yld, sonrasn hatrlamyordu.
Walter gn sonra kendine geldi. Sadece birka dakikalna uyandnda,
askeri barakada deilde, Nakuru'daki Ordu Hastanesinde olduunu fark etti.
Hastalarn, oynak kalalarna gptayla bakarak hayran kaldklar, ksaca Prue
diye ardklar, onba Prudence Dickinson, Walter uyandnda tesadfen

yanndayd. Ancak kadn, ateli sayklamalar srasnda Almanca konuarak,


yurtsever duygularn, rencide eden bir adamla konumaya kendini adamaya
niyetli deildi. Almanca konuulduunu duymaktansa dmanla karlamay
tercih ederdi.
Pure yine de hastann alnndaki terleri sildi, ayn dalgn hareketlerle yastn ve
zeytin yeili hasta gmleini dzeltti, dereceyi Walter'in dilerinin arasna
yerletirdi. Sonra da "Bu kadar zahmete deer mi acaba" diye kendi kendine
sylendi. lk kez, bir cmleyi tamamlayarak sylemiti. Holanmad hastalarn
yannda yapmad bir eydi bu. Espri anlayna ve keskin zekasna pek uymasa
da, kendiyle dalga gemeyi seviyordu. u sefil smrgede nefret ettii iine
dayanabilmesi iin tek yapabilecei. Walter yeniden dald, bylece kendisini
neyin hasta ettiini renmek iin yegane frsat karm oldu. Ne itii konyak
ya da viski ne de yedii kuzu etiydi onu bu hale sokan. Stmaya yakalanmt.
Walter, hayatn avu Pierce'in olay kavrayp, abuk hareket ederek, duruma
el koymasna borluydu Pierce bir asker olarak alkol konusunda epey deneyimli
olduu gibi, ocukluunda da Londra'nn Slum'larnda ok insann alkol
hezeyanlarna tank olmutu. Bu yzden tantanayla zaferi kutladklar gece,
Walter'in durumuna doru tehisi koymutu. Pierce bu Avrupal acemi aylan
subay mahfilinde kle gibi yere dp bayldn grdnde, Walter'i souk
suyla dolu bir tekneye daldrp karmak isteyen arkadalarna kulak asmam,
hemen hastaneye sevkettirmiti.. Bu baarsnn haberi Nairobi'ye kadar
duyulmutu, tam da Normandiya'ya kartma yapld bir gnde, Pearce'in,
kafas ayk bir srcy bulmas, becerikli bir askerin organizasyon yeteneinin
kant olarak alklanmt.
Aslnda u sralar Walter'den nce kendisiyle ilgilenmesi iin yeterli bir nedeni
vard, nk baavulua terfi edeceine dair ilk sylentiler kulana
alnmt.. Buna ramen bir gn bile Walter'i yalnz brakmad. Onun gibi bir
adam iin pek alldk bir ey deildi, bu yzden bazen kendisinin bile anlam
veremedii bu ilgiden kimseye sz etmemeyi zen gsterdi. Pierce emrindeki
adamlarndan sadece biriyle ilgilenmeyi, ayrcalk olarak gryor bu da onu
rahatsz ediyordu. lk kez birinin zel yaamnn iine girme nedenini,
Normandiya'da olup bitenlerden birlikte haberdar olduu kiinin bu "funny
Refugee" olmasna yoruyordu. Snmaclardan sz aldnda ska "funny"
benzetmesini yineleyip, "bloody" szcn ender kulland iin, arkadalar
zaman zaman kendisine taklrd. Ancak Pierce, dilin incelikleriyle uraacak
biri deildi, bu yzden dzeltme yapmaya gerek grmyordu.
Bir hafta sonra Walter'i hastanede ziyaret ettiinde, onu yatanda, dudaklar
morarm, cildi irin gibi sapsar, donuk bir yzle grnce dehete kapld.
Walter'in, sevinerek, gzelim Cockney aksan ile "Cheers" diyerek karlamas
ise, Pierce'i bsbtn duygulandrd. Bu ok anlaml merhabalamann ardndan
iki erkek sadece birbirlerine sessizce bakmakla yetindiler. Suskunluklar
uzaynca, Pierce "Normandy" dedi, Walter glerek karlk verdi, Pierce bunun
zerine ellerini rpt, yapt hareket hi de komik grnmedi.. kinci haftann

banda Pierce, Grlitz'li radyo satcs Kurt Katschinsky'le birlikte ziyarete


geldi ve hayatnda ilk kez, insanlarn birbirleriyle anlamasnn ne denli nemli
olduunu grd.
Haki pantolonu dizlerinde, iyi besili, konuma zrl, neredeyse kendi ana dilini
unutmu grnen, Katschinsky adndaki bu adam, gkten zembille gnderilmi
Tanrnn bir elisiydi sanki; Rahatszlnn stma olduunu anlatnca, Walter
kendi kendini bo yere suladnranlayarak, rahatlad, o ana kadar alkolle
zehirlendiini sanm, budala gibi davrandn dnerek srekli kendini
sulayp durmutu. Katschinsky, ayrca avua, Walter'in, birka mil uzaklktaki
bir okulda oniki yanda bir kz olduunu syledi. Ar vakalarda hastann
karsn ziyarete getirtmek Pierce'in sorumluluu olduu halde, Jettel'in adresini
bilmedii iin bu grevini yerine getirememiti. Birka gn sonra Pierce
yannda Regina ile hastanede grnd.
Walter kznn, parmaklarnn ucuna basarak usulca hasta odasna girdiini
grnce, hastalnn yeniden nksedip ateinin ykseldiini sand.. Bu gzel
hayalin kaybolmamas iin aceleyle gzlerini kapad. Hastalnn ilk gnlerinde
hep babasyla karsn yatann baucunda otururlarken grm, konumaya
yeltenince de hayaller kayboluvermilerdi; ayn hataya imdi bir kez daha
dmek istemiyordu.
Walter, imdi daha iyi anlyordu, kz, snmaclarn bana gelenleri henz
kavrayamayacak kadar genti. Grmemeleri ikisi iin de daha hayrlyd, en
azndan sk sk ayrlmak zorunda kalmazlard. Naslsa bir gn Regina ona
teekkr edecekti.. Walter btn bunlar kafasndan hayal ederken, Regina'nn
hala babasn anlamamakta inat ettiini sezince, kendini savunmak istercesine
elleriyle yzn kapad. Hala halusinasyon iindeydi..
"Baba, baba, beni tanmadn m?" diyen kznn sesiyle kendine gelir gibi oldu.
Sesi yle uzaklardan geliyordu ki, Walter Leobschtz m yoksa Sohrau'dan m
kendisine seslendiini ayrdedemedi. Kzn gvence altna almal, vakit
gemeden harekete gemeliydi. Bunu hissediyordu. Regina dier Alman
ocuklarndan farklyd, vatannda kalp sokaklarda babo dolamas
tehlikeliydi. Kznn bu tehlikeyi grp anlamak istememesi, Walter'i
fkelendirdi, hiddeti ona g verdi. Kendisini zorlayarak, kznn yzne bir
tokat vurmal ve onu kurtarmalyd.. Yatt yerden zorlukla doruldu, kollarn
arkasna dolamay baard. Bedenini aniden bir scaklk sard, kulann ta
dibinde Regina'nn sesi nlad, ses yle yaknd ki, neredeyse titreimleri
duyuyordu.
"Baba, sonunda kendine geldin. Bir daha uyanamayacaksn sandm."
Gerekle yzlemek Walter'i artt, ama kendine gelene kadar konumaya
cesaret edemedi.. avu Pierce'in yatann baucunda durduunu bile
farketmedi.
"Yaralandn m?" diye sordu Regina.
"Aman Tanrm, doru drst Almanca konuamadn unutmuum!"
Regina srarla sordu: "Yaralandn m?"

"Hayr, baban sadece stmaya yakalanm olan budala bir asker."


Regina marur bir ifadeyle srar etti. "Ama o bir asker."
Pierce, "Cheers!" dedi.
"Three cheers for my daddy" diye Regina ykses sesle barrken, kollarn da
bann zerine kaldrd, sonra da, tuhaf bir ngilizce konuan, bu komik askerin
sa kolunu yukar kaldrarak, kendisiyle birlikte koro halinde, "Hipp, Hipp,
Hooray" diye sevinle barmasn keyifle izledi.
Epey sonra Walter kzna dnerek, "Pierce'e sor bakalm, u cadaloz hemire
neden benden holanmad, rensin."
avu Pierce babasnn sylediklerini aktaran Regina'y byk bir dikkatle
dinledikten sonra, Onba Prudence Dickinson'u artt. nce kadna nazik bir
ekilde birka soru sordu, daha sonra fkeyle yerinde diklenerek, kollarn
kalalarna vura vura, Regina'nn akn baklar arasnda Hemire Prue'ya "a
nasty bitch" (seni pis fahie) diye bard. Kadn yz al al moru mor tek
kelime sylemeden salonu terketti.
Pierce "Babana, kadnn koca bir eek olduunu syle" dedi Regina'ya ardndan,
"Babann, sayklarken Almanca konumasna fkelenmi. Ama bence bunu
babana iyletikten sonra sylersen daha iyi olur." diye ekledi.
Regina alak bir sesle, "Babam bir ey daha renmek istiyor," dedi.
"Syle bakalm neymi."
"Artk asker olamayacak m diye soruyor."
"Nedenmi o?"
"Hasta olduu iin."
Pierce aznda ve grtlanda bir hareketlilik hissetti, hafife ksrd. Yakk
almadn bildii hlde, glmsemeden edemedi. Nasl olduysa, kk kz pek
houna gitmiti.. Salar kzl deildi ve yznde de iller yoktu ama, yine de
kzkardelerinden birini ok andryordu, hangisine benzediini karamad.
Belki beine de benziyordu. Kzlar grmeyeli epey olmutu. Her neyse,
zenginlerin o kahrolas kibar Oxford aksan ile konuan ocuk epey cesurdu..
Pierce kzn en ok da cesaretini beenmiti.
Pierce "Babana syle, ordunun ona hl gereksinimi var,
dedi.
Regina babasnn kulana eilerek, "iini kaybetmeyeceksin korkma," diye
fsldad. avu babasnn aladn grmesin diye de, hemen ona sarlarak
gzlerinden pt.
XIII. BLM
Hove Court Oteli... Kuruni demirden yaplm ana kapnn iki yanndaki,
kabuklam palmiye aalar, geni bahesinde diri, yeil ve parlak san
meyveleri ile limon aalar, dutluklar, dev kaktsleri, alabildiine boy veren
glleri; otlar ksa biilmi imenlerin evresine dizili alak daml beyaz evlerin
nndeki koyu mor begonvilleri ile, hemen hemen Nairobi kentiyle ayn

yatayd.. Gzn alabildiine uzanan bir alanda kurulu bu otel tesisleri, gelecei
gren Susex'li bir mimar tarafndan 1905 ylnda ina edildii zaman, aileleri
yanlarna gelip de kendi evlerine tamana kadar, buraya yeni g eden hkmet
grevlilerinin ilk karargh olmutu.
Mr. Malan oteli satn alana kadar, buras fazlaca ingiliz kokan devlet iinde
devlet gibiydi. Malan otel iin yeni tabelalar yaptrrken, epey dnp tanm
sonra da otelin adn kaldrmt. Bununla da kalmam, Hove Court'u, snf
ayrm yapan, etiket dkn insanlarn doru adresi olmaktan da karmt.
inibilir, tecrbeli Bombayl tccar, yeni balayan bir dnemin isteklerinin ne
olabileceini bir bakta kefetmiti. Artk buraya gelecek mteriler artk eski
vatanlarnn zlemiyle hayal kuran hkmet grevlileri ile byk servenlerine
balamadan nce, kaldklar otelde klk ve konfor arayan safari konuklar
deil, Avrupal snmaclard. gdsel bir kurnazlkla, yaamn en zor
dnemlerinde servet edinen Malan, snmaclarla iyi ticaret yaplacan
sezmiti. Bu insanlar yaamlarn yeniden kurmak zorundaydlar, alkan ve
becerikliydiler, Kenya'da yeni bir balang yapmak isteyen kendi
memleketlileri gibi, kanaatkar ve tutumluydular.
Elem ve acya ar duyarl snmaclara eski ngiliz evlerinin geleneksel
donanmn sunmaya gerek yoktu, dk fiyatlarla pekl daha iyi hizmet
gtrlebilirdi. 1930'larm ortalarna doru, Avrupa'dan ilk gmenler
geldiinde, Malan, otelin geni odalarn deitirerek, kk daireler haline
getirdi. Toplant salonlar ile kk mutfaklar ve banyolar da yktrp yerine,
perdelerin arkasnda birer kk lavabosu olan tek kiilik odalar yaptrd, genel
kullanma ak tuvaletler koydurdu. Geni bahenin arka tarafndaki bo arazide
de, sadece siyah personelin barnd, beyaz ondle teneke daml pis grnml
kk kulbelere dokunmad, onlar olduu gibi brakt. Yresel gelenekleri
dikkate alan bu uygulama pek beenildi ve son derecede mantkl bulundu.
Malan'm kiraclar, geri beyaz insanlarda grmeye alk olunmayan bir
yoksulluk ve sadelik iinde, neredeyse Bombay'daki akrabalar gibi ilkel
koullarda, st ste bir yaam sryorlard, ama Malan'in kurnazca hilesi
sayesinde, bunu hissetmiyorlard bile. Kendilerini ehrin dnda yaayan zengin
ngiliz ailelerinin yaam dzeyinde, yeni vatanlarna uyuma hazr insanlar
olduklarn hayal ediyorlard.
Sabrsz ve heyecanl bekleyiin ardndan, olduka yksek olan bir aylk
demeyi yaparak Hove Court'a gelenler uzun sre iin buraya yerleiyordu.
Hatta baz ailelerin yllarca burada yaadklar bile oluyordu.
Mr. Malan Avrupa corafyasn pek az biliyordu, stelik serveti olan insanlar
gibi kimi nyarglar da yoktu. Otel kiraclarmn seiminde tek bir lt vard.
Almanya'dan gelen snmaclar yeliyordu o kadar. nk onlar, rnein
kendine pek bir gvenen Avusturyallardan daha sessiz, sakin insanlard.
Polonyallardan daha temizdiler, her eyden nce de demelerini zamannda
yapyorlard, Malan'n deiik bir aksanla konumasn duyduklarnda, kendini

beenmi yerli beyazlar gibi yzlerini ekitmiyorlard; tabii bu arada, dil


zorluklan olduu iin, Malan'n nefret ettii ters szckleri de kullanmyorlard.
Kendisi zaten ngilizlerden teden beri nefret ediyordu, sava ktktan sonra
bile hibir ekilde haklarnda kt dnmedii Almanlar'in, deiiklerden
korktuklarn da fark etmiti, bu yzden, kendi aralarnda yaamay seviyorlard.
ou insan da ayn eyi yapmyor muydu?
Bunlar Malan'n iine gelmiti. Hove Court'da alelacele yapaca bir deiiklik
ve birka basit yenilik onu olsa olsa sadece parasal adan biraz zorlard. Buna
karlk bankadaki hesab ile itibar her yl biraz daha artt, (Hintli i adamlarnn
kk evresi dnda), stelik sahip olduu, her gn biraz daha gelien,
byyen bu otelin, kentin dier kalburst otellerinden farkl
deerlendirilebilecei olasl da onu katiyen rahatsz etmemiti.
Malan, birtakm skntlar, ikyetleri olan insanlara, zgr bir lkede
yaadklarn, istedikleri her an otelden ayrlp baka yere gidebileceklerini
syleyerek, onlar rahatlatmak amacyla haftada kez otele geliyordu. Hove
Court'taki hiyerarik dzenle ilgilenmiyordu. Penceresinin nnde dalbudak
sarm bir okalipts aac ile kan krmzs, vanilya sars ve pembe karanfillerle
donanm minik bir bahesi olan otelin en gzel dairesinde, yal Mrs. Clavy ile,
Kaplan adl kahverengi, kocam boksr kpei kalyorlard. Kpein
Almanlar'in sert ve kaba seslerine kar iddetli bir alerjisi vard. Bayan Clavy
ise sevimli biriydi.
Nianls, Birinci Dnya Sava'ndan ok nce Nairobi'ye gelmi, alt hafta sonra
da stmadan lmt. Hogrlyd, ocuklar anadillerine gre
deerlendirmiyor, ayrm yapmakszn hepsine gler yz gsteriyordu.
Bir zamanlar Londra'daki Savoy Oteli'nde garsonluk yapan Lydia Taylor,
oteldeki ikinci ngiliz'di. ngilizcenin dnda baka bir dili konuan insanlarla
bir arada yaamay umursamayan hli, byle bir durumu grmeye alk
olmayan snmaclara tuhaf geliyordu. Kadnn nc kocas kaptand,
ocuktan sadece biri kendisinin olduu iin, kaptan, ocuklarla karsna Hove
Court'ta tuttuklar iki odann aylk kirasndan baka bir para vermeye
yanamyordu.
Lydia Taylor'un, Manchester'li bir tekstil tccaryla olan ksa sreli ikinci
evliliinden kalma derin dekolteli pahal ipekli elbisesi, ua ve gne
batnmdan sonra, ark syleyerek ocuk arabasn bahede sren kocam yal
Aja's, Houve Court'da dedikosu yaplan gnlk konulard. Herkes Mrs Taylor7
m terasn kskanrd. Bebeini orada emzirir, karanlk bastnda da gr sesli
gen niformal dostlarn burada arlard. Kocas Burma'ya tayin edilip biraz
olsun soluk aldktan sonra bu dostlar ona toplum iindeki itibarn yeniden
kazandrmlard.
Soanck ieklerini yetitirdikleri sakslarn koyacak byklkteki minik
kmal pencereleri olan, bahenin, herkese gpta edilen glgeli tarafna
yerlemi olan ilk gmenlerin durumu da fena deildi. Kendilerinden sonra
gelen snmaclar bu yzden onlar mthi kskanyorlard.

Gmenlerin arasnda kaderin ltfuna mazhar olmu sekin bir grup da vard.
Stuttgart'dan gelen Schlachter ailesi bunlardan biriydi. SchlachterTerin geimini
nasl salad bilinmiyordu, ravyoli ile yufkay aarak kendi elleriyle yaptklar
makarnann tarifini sr gibi saklarlard. Sevimsiz marangoz KellerTe kars,
Erfurt'ta bir odun fabrikasnn menajerliine kadar ykselen olu, kaynvalidesi
ve ocuuyla Krakau'dan gelen Leo Slapakda bu talihli gmenler
arasndayd.. Slapak geri ikinci el eyalarn satld dkknndan iyi para
kazanyordu ama, daha konforlu bir odaya geerek, yksek kira demek
istemiyordu.
Hove Court'da en uzun sre kalan konuun Elsa Conrad olduu syleniyordu.
Geri bu pek doru deildi ama, MalanTa arasndaki rahat diyalog naslsa onun
gzndeki saygnln artrmt. Elsa Conrad sava ktktan sonra otele
yerletii halde, iki tane byk odas ve Bayan Taylor'unki kadar geni bir teras
vard. Aslnda Hove Court'un en eski kiraclarndan biri seksen yandaki
Profesr Siegfried Gottschalk't; kk ahap barakalarda kalan otelin anssz
konuklar her eye ramen onu sempatik buluyorlard.
Gottschalk Birinci Dnya Sava'nda mparator7 a sa kolunu feda etmi biriydi,
kolunu imdi hi hareket ettiremiyordu, ancak bylesine bir kadersizlik onu
yldrmam, doduu kentte profesr olarak hizmet vermeyi srdrmt. 1933
ylnn bir ilkbahar gn Frankfurt niversitesi'nin gzdnm rencileri onu
caddelerde srklemilerdi. Profesrn tatl esintili ilkbahar gnnn yreinde
at derin yaralar o belleine kaznmt. Oysa, renciler, hayatlarna yn
veren olaanst bir rehber hoca olarak grdkleri Profesr, kaderin dnm
noktas olan o meum gne kadar, sonsuz bir sevgiyle hayallerinin scack
dnyasnda elstnde tutmulard.
Gottschalk Hove Court'ta genel eilimin aksine gemiteki gzel gnlerinden
ender sz ederdi. Her sabah saat yedide yatandan kalkar, uaklarn kaldklar
barakalarn arkasndaki tepeye kadar yrrd. Gottschalk bu hizmetkarlara
"Adlati" derdi. Yrylerinde kafasnda, Almanya'dan g etmeden nce satn
ald sahra apkas, srtnda, Frankfurt'tan gelirken beraberinde getirdii koyu
renk kostmyle, boynunda gri kravat olurdu. len saatlerinin kavurucu
scanda, hatta yre adetlerinden olan yemek sonras dinlenme saatlerinde bile,
daha hafif giysilere rabet etmez, ayn kyafetleri giyerdi.
Hove Court'un kimi konuklar, lkelerinde akademik yaamla pek ilgileri
olmad iin, hali tavryla, kafas dank ve olduka garip biri olarak
grdkleri Gottschalk'a "bizim profesr" diyorlard. Bizim Profesr Lilly
Hahn'm babasyd. Profesr, kznn, Gilgil'deki iftlie yerlemesi iin srarl
yalvarmalarn, "ben evremde insan grmek istiyorum, hayvan srclerini
deil" diyerek her defasnda geri evirmiti.
Profesr yalnz kaldnda hep dnr, yaam zerine felsefe yapard:
apokaliptik svarilerin (veba, sava, alk, lm sembolleri) bu anlamsz
yarma neden zellikle de kendisi tank olmutu ve neden hl yaamak
zorunda kalyordu? On yldan beri srekli bu soruyu kendi kendine sormu,

yantn bulmak iin yzlerce kitap kartrmt. Her eye karn hayatndan yine
de ikyeti deildi. Ve bir gn kzndan onu, hi deilse birka gnlne
heyecanlandran bir mektup geldi. Kz babasndan, Gordon'larm yannda kalan
Jettel'i ziyaret ederek, kzyla birlikte Hove Court'a yerleebilmeleri iin Malan'
ikna etmesini rica ediyordu.
Kznn kendisine ykledii bu grev, geri Kilindini Liman'na ayak bast
gnden bu yana karlat en etrefilli meseleydi ama, yal adam yine de
sevindi; hi deilse zamannn azck bir blmn bile olsa, Seneca, Descartes,
Kant ve Leibniz'in dndaki yeni insanlarla geirecekti. Pazar sabah tam saat
sekizde, ceketinin yan cebinde kk bir su iesiyle Hove Court'un demir
kapsndan neeyle frlad. ofre nereye gideceini ingilizce ya da Svahilice mi
sylemesi gerektiini kestiremediinden, otobse binmeye cesaret edemedi.
Gordon'lara kilometrelik yolu yryerek gitti.
Konuksever iftin, Knigsberg'den olduklarn renince sevindi. Amcasnn
yannda tatilini geirmek zere genliinde sk sk Kngsberg'e giderdi. Jettel'in
solgun teni, koyu renk gzleri, ocuksu ifadesi ve alma odasnda asl duran
ok sevdii tabloyu anmsatan siyah lleleri onu duygulandrd.
nc fincan kahvesini itikten sonra, "Size sadece elik etme konusunda
yardmc olabilirim," dedi, "herhangi bir iltimas iin sz veremem. ngilizce'yi
bir trl renemedim nk." aresizliinden utanmt.
"Ah Bay Gottschalk, Lilly bana sizden o kadar ok sz etti ki. Ne olursa olsun
benimle birlikte Malan'a gelmeniz bile yeter. Onu hi tanmyorum nk.
"Onun insanlardan holanmadn duydum," dedi Gottschalk.
Jettel, "nemli deil, eminim, siz bana ans getireceksiniz" dedi
"Bir kadndan epeydir byle gzel bir sz iitmemitim" diyen Gottschalk
glmsedi. "Hem de bu kadar gzel olan bir kadndan. Yarn size, nce bizim
Hove Court'u gezdiririm, belki ne yapabileceimiz orada aklmza gelir."
ki gn sonra kzna mektupta yle yazyordu: "Bu byleyici lkede bundan
daha iyi bir fikir olamazd." Ancak, olaylar kendisiyle deil, rastlantyla ve Elsa
Conrad sayesinde geliti.."
Elsa Conrad, "seni pis omar" diye kfrederek, ibrikte kalan son suyu Bayan
Clavy'in boksr kpeinin su kabna boaltt srada, Gottschalk, evresinde
sar kelebeklerin uutuu duvar dibindeki Hibuskus ieklerini Jettel'e
gsteriyordu. Jettel savan ilk gnlerindeki canl, cvl cvl kader arkadan,
srtnda uzun iekli sabahl, banda krmz trbanndan hemen tand.
Heyecanla, "Aman Tanrm!" diye ona seslendi. "Sen Norfolk'tan Elsa'sm. 1939
ylnda orada gzaltna alnmtk, hatrladn m?"
Elsa hemen, "Hayatn bir barda alarak geirmi biri, grd yzleri unutur
mu sanyorsun?" dedi. Hadi ieri gel. Siz de Bay Gottschalk. Her eyi dn gibi
hatrlyorum.. Kocan avukatt. Cici, rkek bir ocuun vard. Bir iftlikteydiniz.
Nairobi'de ne iin var? Yoksa kocandan m katn?"

"Hayr, kocam orduda," dedi Jettel gururla, "Ben de," diye szlerini srdrd,
"ne yapacam bilmiyorum. Kalacak yerim yok. Regina'da yaknda tatile
kacak."
"Bu aresiz, ciz sesi bir yerden tanyorum. Hl o tkrldm, avukat ei misin?
Anlalan henz bymedin. Neyse, zarar yok. Elsa, elden geldiince herkese
hep yardm etmitir. zellikle de sava kahramanlarna. Malan'a giderken
yannda mutlak biri olmal. Sakn gcenmeyin, Profesrck ama, bu i iin
doru adam deilsiniz. Hemen yarn birlikte gideriz. Yine alamaya balama. u
zavall Hintli, gzyalarna kanmaz."
Elsa Conrad, ertesi gn, Malan'm brosuna giderek, cesur bir askerin kars
olarak tantt Jettel'in, dk bir kira karlnda kalacak yere gereksinimi
olduunu sylediinde, Malan, hiddet ve gazabn glkle bastrabildi. ok
sevdii erkek kardei bile kendisinden byle bir ey istemeye cesaret
edememiti. Ama kadnn didiken huyunu ok iyi bildiinden, kar gelmenin
anlamsz olacann farkndayd.. Bu yzden sesini karmadan, ona bakmakla
yetindi. Baklarnda sanki bir uzlama seziliyordu. stelik Malan, fkesinden
kuduran gl kuvvetli bir boa gibi kavgac olan bu kadn, Normandiya
kartmasndan sonra, ngiliz kart Hint gazetelerinde yaynlanan sava
gemilerine benzetiyordu ki, bu da onun bir bakma houna gidiyordu.
Bayan Conrad, Malan'm her zamanki kurnaz haliyle, szn kesip kendisini
susturmasna frsat vermiyordu. Gl sesi Malan'nkini bastryordu. Malan
suspus kesilmiti, zaten kadn, anlamad bir dilde, pe pee yle gerekeler
ortaya sryordu ki, Malan, hibirine yant veremiyordu. Hepsinden te Malan
kalabalk ailesini de dnmek zorundayd dizginleyemedii bir fkeyle her eyi
berbat etmemeliydi.
Kafasna sarmalad trbannn zerine ilitirdii gln karanfiliyle baheye
akseusar olarak konulan karanfillerdenbu iri yar kadn, Malan'm olaanst
durumlar ve zel mterileri iin baz odalar bo tuttuunu biliyordu. Ayrca
Horse Schoe barnn da iletmecisiydi. Bar, vanilyal dondurmas, bol krili
yerel yemekleri ve samimi havas nedeniyle Nairobi'deki ngiliz askerlerinin
buluma yeriydi, mutfanda alan personelin hepsi Hintli ve Bay Malan'm
akrabalaryd. Malan btn bunlar hesaba katmak zorundayd.
Bylece asker kars olay abuk zmlendi. Jettel'in gzlerinin, genliinde
ok sevdii inekleri hatrlatmas Malan'm yreini burkmutu, ayrca onun
Almanyal bir snmac olduunu renince bsbtn rahatlamt. Oday en
azndan bir snmacya verecekti.. Sonunda Jettel bo odaya yerleti, kpeiyle
uan da getirmesine izin verildi. Malan'm karsnn erkek kardelerinden en
ufa imdilik Horse Shoe barnn erkekler tuvaletinde hademelik yapacakt,
zaten sa elinin iki parma olmad iin, Hove Court'ta yerlemesi zordu.
Jettel, genelde yeni gelenlerin baetmek zorunda kaldklar birtakm kk
tatszlklarla karlamad. nk Hove Court sakinleri, yeni kiracnn Elsa
Conrad'n korumas altnda olduunu biliyorlard. Tek yaknd Nairobi'de
alk olmad boucu, bunaltc scaklard. Owuor'un kk elektrikli bir ocak

zerinde yemeklerini piirmek zorunda kalmas, "bizim iftlikteki o muhteem


zgrlkten sonra" burada insanlarn adeta st ste yaamas da onu artan,
cann skan olumsuz deiikliklerdi. Bunlar yetmiyormu gibi, Elsa Conrad'n
durmakszn "Srgnden nce her kapc bir konttu, ama o gnler artk geride
kald. Kendine bir i bulursan iyi edersin." eklindeki uyarlarna
dayanamyordu.
Regina Hove Court'a ilk tatili iin geldiinde, Jettel yeni yaamna, dertleip,
skntlarn paylat insanlara o kadar almt ki, kzna her gn, "Burada
iftlii unutacaksn, inan bana!" diye sz veriyordu..
Regina, "iftlii asla unutmayacam," diye yantlad.
"Baban istese de mi?"
"Babam beni anlyor. O da Almanya'sn unutmuyor."
"Burada cann hi sklmayacak, her gn otobsle ktphaneye giderek istediin
kadar kitab dn alabileceksin. Asker yaknlarna cretsiz veriyorlar.. Bayan
Conrad ktphaneden kendisine, kitap getirebilirsen sevinecektir."
"Babam burada deilken, okuduklarm kime anlatacam ki?"
"Burada bir sr ocuk var."
"Kitaplardan ocuklara m sz edeceim?"
Jettel sonunda patlad: "yleyse okuduklarn u senin aptal perine anlatrsn,"
Regina dnyadan habersiz olan annesi iin, parmaklaryla arp iareti yapt,
annesi grmesin diye de ellerini arkasna gizledi. Bu iaret, annesinin perisinden
haberi olmamas iindi. Tatilinin daha ilk gnnde, sevgili perisini bir Guajava
aacna yerletirmiti. evresine bayltc ho bir koku yayan, yeil meyveli
aaca kendi de zorlanmadan kmt. Sk ve kuvvetli dallar ona gzel bir
barnak olmu, Ol'Joro Orok'ta evinde olduu gibi gnboyu hayal kurmutu.
Yeni evresine almak onun iin kolay olmamt. Hele, dudaklar cart krmz
boyal, srtlarnda Housecoats* dedikleri uzun giysileri ile leden sonralar ge
saatlerde bahede salnarak dolaan, aatan indiinde de kendisiyle hemen
sohbete giren kadnlar onu bsbtn rktyordu.
Jettel ve Regina'yla kpeinin paylatklar, iki yatak, amar leeni, iki
sandalye ile zerinde elektrikli ocak olan kk lo odann karsnda Bayan
Clavy kalyordu. Regina, Rummler'i okayarak, ona kpei Kaplan'dan arta
kalan yiyecekleri verdii iin ondan holanyordu. Kadn kendisiyle tek kelime
konumuyor hep glmsyordu. Her gn bahede karlatklarnda birbirlerini
glmseyerek selamlyorlar, kpekleri iin zel, ince ekilmi etleri takas
ediyorlard. Her gn tekrarlanan bu olay, zamanla alkanlk hline geldi, bir
sre sonra da Regina'nn hayallerini sslemeye balayarak tatilinin gzel bir
serveni oldu. Bitmeyecek gibi gelen uzun tatil gnlerinde, eskiden olduu gibi
yine hayal dnyasna dald: imdi Rummler ve Kaplan birer at olmulard
Regina atlara biniyor ve Ol'Joro Orok'a dnyordu. Ama bir gn, hemen
yannda iki byk odal bir dairede kalan Diana Wilkins, Regina'nm sna
olan kalenin duvarlarn bir vuruta yerle bir etti.
Ev kyafeti .N

Scak ve kavurucu bir gnd, le yemeinden sonra Regina aacnn zerine


ktnda, Diana'y bir dala tnemi grd. Sk yapraklarn arasndan cildi
ay gibi parldyordu. Uzun sar sal, mavi gzl, iveli kadnn srtnda,
plak ayaklarna kadar uzanan beyaz effaf dantel bir elbise vard. Dudaklar
hafif pembe boyanmt, banda beher dilimi rengrenk kk talarla ssl
altn bir ta ldyordu.
Regina'nn kalbi birden hzl hzl arpmaya balad, armt, oktan inancn
yitirdiini hlde, nihayet bir periye hayat verebilmiti demek. Perisi kaar
korkusuyla, soluunu tuttu.Diana, "Buraya bana gelmezsen ben sana gelirim,"
deyince, Regina'y bu sefer glme krizi tuttu, sarsla sarsla glnce, utancndan
yz kpkrmz kesildi. Diana'nn sert aksan komiine gitmiti. Snmaclarn
konutuu ngilizce, Diana'nn aksannn yannda sinek vzlts gibi kalrd.
Diana memnun bir ifadeyle, "Seni hi glerken grmemitim," dedi.
"Nairobi'ye geldiimden beri hi glmedim de ondan.."
"znt insan irkinletirir. imdi yine glebiliyorsun."
"Sen Prenses misin?"
"Evet, ama buradaki insanlar buna inanmyorlar."
"Ama ben inanyorum," dedi Regina.
"Bolevikler vatanm benden aldlar."
"Babamn vatann da aldlar."
"Ama Bolevikler deil."
"Hayr, Naziler."
Diana Wilkins Letonya'dan geliyordu. 1930'lu yllarn banda, henz gen bir
kzken lkesini terketmiti. Biri ona Nairobi'de bir tiyatro alacan syledii
iin, Almanya, Yunanistan ve Fas zerinden Kenya'ya gelmi ve yerlemiti.
Hayat sanat, meslei dansetmekti, hl, eski gzel gnlerine dneceini hayal
ediyordu. imdiki ngiliz adn ve dulluk maan, gen bir subayla yapt ksa
evliliine borluydu. Hove Court sakinleri, gzelliinden ok onun bu iki
zelliini kskanyorlard. Kocas olan gen subay, evliliklerinden ksa bir sre
sonra, kskan bir rakibi tabancasyla vurmutu.
Kald daireyi Regina'ya ilk gezdirdii gn, byk bir gururla, duvardaki
kurumu kan lekelerini gstermiti. Geri bu lekeler ldrd sivrisineklere
aitti ama, viskiden ok romantizme susam olan Diana'nn sarld tek ey bu
hayalleriydi. Gen Yzba Wilkins'in, hayatnda, adndan baka hibir iz
brakmam olmas onu kahrediyordu.
"Vurulduu zaman yannda miydin?" diye Regina sordu.
"Elbette. lmeden nce bana, "Gyalarm i gibi" demiti.
"Byle gzel bir sz bugne kadar hi duymamtm"
"Biraz bekle. Bir gn sen de bunlar yaayacaksn. Bir erkek arkadan var m? "
"Evet, bir asker, ad Martin."
"Burada Nairobi'de mi?"
"Hayr, Gney Afrika'da."
"Ve en byk arzun onunla evlenmek, deil mi?"

Regina, "Bilmiyorum," dedi. Sesinde tereddt ve kuku seziliyordu. "Bunu


henz dnmedim. nce bir erkek karde istiyorum."
lk kez dncelerini ve duygularn akladn farkedince rkt. iflikte
Martin'den ayrldktan sonra, onun adn sadece gnln yazarken anyordu.
imdiyse Martin'le birlikte, len bebekten de sz etmiti. Kafas karmt.
Yreindeki frtna, nehirlerin kurak topran susuzluunu dindirmesi gibi,
sihirli bir denek dokunmuasma btn kederini silip sprmt.
Regina srlarn Diana'yla paylamasnn ardndan gnler hzla akp gitti. Her
gn annesinin alamakl ricalarn, Elsa Conrad'm da, "kendisine yat bir kz
arkada bulmasn tleyen" szlerini duymaktan bkmt. Annesine;
"Diana'dan holanmyor musun?" diye sordu bir gn.
"Holanyorum," dedi Jettel tereddtle, "ama biliyorsun, baban biraz gariptir."
"Neden?"
"Sonuta o da bir erkek,"
"Btn erkekler Diana'y seviyor."
"Sorun da bu ya. Baban, nne gelen erkekle yatan kadnlardan holanmaz."
Regina, ertesi gn, "Diana btn erkeklerle yatmadn syledi", dedi, "sadece
onlarla kanepeye gidiyormu."
"Babana bunu aklarsn,"
Diana'nm erkek diye sevdii, bahede gezinti yaparken kucanda tad
minicik kpei Rippi'yle, ua Chepoi'ydi. Regina'nm hayalinde, kpek Riga'l
bir prensti, bunu bir tek bilen kendisiydi. Chepoi, Nandi kabilesindendi, yznde
iek yaras izi vard, salar gri, iri yar bir adamd. Narin yapl elleri
yumuackt, ama gizil bir g seziliyordu. Bir kurunla hayatn kaybeden
Bwana'si, onu, lgn bir srn saldrsndan kurtardktan sonra, bir baba
efkatiyle Diana'nn tm sorumluluunu stlenmiti, Diana ona Bwana'smin
mirasyd.
Diana'nm dairesi her gece ona hayran erkeklerle dolup taard. Son hayran da
gittikten sonra, Chepoi, personelin kald konutlarn arkasndaki minik
kulbesinden karak, Diana'nm sigara dumanna boulmu, alkol kokan
smana usulca szlrd. Memsahib'in elinden ieyi alarak onu yavaa
yatana gtrrd. Hove Court'ta, Chepoi'nin Diana'y yatana yatrrken
elbiselerini de kendisinin kardna, hatta gergin sinirlerini ark syleyerek
yattrdna dair sylentiler de dolayordu.. Ancak Chepoi az var dili yok
biriydi. Gzel Memsahib'inin koruyucusu olmak ona yetiyordu Bu yzden
dilleri kadar kulaklar da kt olan bu insanlarla hi konumazd.
Tek konutuu kii Regina'yd. Jettel'in endielerine, Owuor'un kskanlklarna
aldr etmiyor, pazara giderken kz sk sk beraberinde gtryordu; pazarda et
alyor, satclarla die di yapt uzun pazarlklarn sonunda, gergin gecelerin
ardndan Memsahib'ini glendirecek olan yegne yiyecei piirmek zere
kocaman lahanalarda karar klyordu.
Nairobi'nin merkezindeki pazar, Regina iin yepyeni bir dnyayd. Yeil
papayalarn yannda ldayan turuncu renkli mangolar, krmz, sar ve yeil

muz hevenkleri, koyu yeil dikenli kabuklaryla ananaslar gzlerini


kamatryordu. ieklerle, koyu kavrulmu ekirdek kahve ve taze kartrlm
bahartlardan yaylan mis gibi kokular, bayatlam balklar ve kanlar damlayan
etlerin pis kokusuyla karyordu. Regina kokulardan burnunun uyutuunu,
kafasnn sersemlediini hissediyordu; gzellik, ilkellik ve sadelikle, irenliin
sarma dola olduu bu farkl dnya, geride brakt, gnlere duyduu acl
zlemini sonunda yok etmilerdi.
Pazarda, sisal kenevirlerinden rlm, ebemkua renklerinde, sepet ynlar
olurdu, yerliler bunlara Kikapus diyorlard. Zarif fildii heykelcikler,
perdahlanp, st cilalanm siyah ahaptan, ellerinde uzun mzraklaryla
savalar, zerlerinde, esrarengiz, sihirli insanlar ve hayvan figrl
desenleriyle, incilerle ilenmi top top kumalar, deri kemerler gz
kamatryordu.. Pullu ylan derileri, zebra ve leopard postlar, doldurulmu
sar gagal kular, manda boynuzlar, Mombasa'dan getirilmi kocaman midye
kabuklar, fil tylerinden yaplm zarif bilezikler, renkli talarla bezeli dore
zincirler, kara gzl Hintliler'in mahir elleriyle, acele paketlenip, alclara
sunuluyordu.
Hava kurun gibi ard, pazarda satclar ve hayvan seslerinden oluan konser,
Thomson's elalelerinin grlemesini bile bastryordu. Tavuklar gaklyor,
kpekler havlyorlard. Balarnda, rengi atm hasr apkalar, ellerinde beyaz
eldivenleriyle, ipek inceliinde effaf, solgun tenli yal ngiliz kadnlar,
tezgahlarn arasnda dolanyorlard. yi terbiye edilmi kpekler gibi ellerinde
kikapus'laryla uaklar arkalarndan geliyordu. Guayanallar ateli mizalaryla,
geveze maymunlar gibi konuuyorlar, renk cmb turbanlaryla Hintliler'se,
ar admlarla gezinerek, pr dikkat, mallan gzleriyle inceliyorlard.
Pazarda, srtlarnda gri pantolonlar ve renkli gmlekleri, ayaklarnda
kentsoyluluklarnm simgesi hantal postallaryla Kikuyular, eski ilkel savalara
gidiyormu grnmnde sessiz, sakin Somalililer dolayorlard.. Gzlerinin
feri gitmi, ou czzamm gazabna uram, irin kokan dilenciler sadaka
dileniyorlar, yere tnemi, ifdesiz, donuk yzl anneler, kucaklarnda bebelerini
emziriyorlard.
Regina, Nairobi'ye ve Chepoi'ye bu pazarda ak oldu. Chepoi'nin ncelikle i
arkada, ve en gvendii kiiydi artk. nk Kikuyu dilini konuuyordu ve,
pazardaki satclarla ondan daha iyi pazarlk edebiliyordu. Chepoi, bir Nandi
olduu iin, dili Svahili'ceye yatknd. Cebinde arta kalan paradan Chepoi ona
ou kez mango, ya da tad nefis bir yanm tahtaya benzeyen kzlenmi msr
alrd. Bir pazar gezisinde de Chepoi, Memsahib' inden izin alarak, kendisine
minicik renkli incilerle ilenmi bir kemer vermiti. Tatilinin en gzel gnyd
bu.
Chepoi, gzlerini aarak "Talarn her biri sihirlidir," dedi.
"Nereden biliyorsun bunu?"
"Biliyorum. te o kadar."
"Bir erkek karde istiyorum" dedi Regina.

"Baban var m?"


"Var. Nakuru'da Askari."*
"yleyse nce onun Nairobi'ye gelmesini dile," dedi. Gldnde, azndaki
sar diler parldyor, ksk sesi scack oluyordu.
Regina burnunu svazlayarak, "Kokun houma gidiyor" dedi.
"Nasl kokuyorum ki?"
"yi kokuyorsun. Akll bir adam gibi."
"Sen de aptal deilsin," dedi Chepoi, "Gensin ama hep byle kalmayacaksn."
Regina sevinle; "Kemerimdeki ilk ta ie yarad," dedi. "Bugne kadar bana
kimse byle bir ey sylememiti."
"Hep syledim, ama sen duymadn. Ben her zaman azmla konumam."
"Biliyorum. Sen gzlerinle konuursun."
ince, krmz toz bulutuyla kapl kaktslerin nnden yryerek Hove Court'a
dndler. Gnn en scak saatiydi, ama insanlar henz izbe kovuklarna
ekilmemilerdi. Yal Bay Schlachter, buz paracklarn aznda gevelerken
bir yandan pencereden darya bakyordu. Kalbi zayft, ok su imemesi
gerekiyordu. Herkes bunu biliyordu ama yine de hepsi Schlachter'lerin
buzdolabn kskanyordu.
Regina, koca gbekli, gzleri mahzun, bu yorgun adamn, kk gmi bir
kaptan buz kplerini alp azna atmasn bir sre seyretti. Sonra dnd, acaba
bir kk inci taneciinden, kendisi iin hasta bir kalp ve bol buz krecikleri
dilese miydi? Ama yal Schlachter'in, nnden geen Bayan Taylor'u grp de,
kendisine bakarak; "Ben de byle atlayp srayabilmek isterdim" dediini
duyunca dileinden vazgeti.
zerinde ak mavi bir bebe elbisesiyle, pembebeyaz bebek, Bayan Taylor'un ak
memelerinden st emiyordu. Regina haset ve kskanlkla bakt. Zihnini
boaltmak iin bir sre, Bayan Friedhaendler'in siyah kvrck tyl krk
mantosunu, sopayla vurarak temizlemesini seyretti. Kadncaz, Kenya'ya g
ederken satn ald krkn bir kez olsun srtna geirmemiti.
Bayan Clavy bahesindeki krmz karafilleriyle konumaktayd. Onlara, "size
ancak gn batmndan sonra su verebilirim" diyordu. Regina diliyle dudaklarn
slatarak, tam ona glmeye hazrlanyordu ki, Owuor'u grd. Rummler'le
birlikte kurumu bir limon aacnn altnda oturmutu. Kpek tembel tembel bir
kulan oynatyordu. Regina ona seslenirken, btn gn kpeiyle
ilgilenmedii iin sululuk duydu. ncili kemeri aklna geldi. Onu Owuor'a
gstermeliydi ama, kskanln krklemekten korkuyordu. Chepoi'yle
dostluunu, Owuor'un lesiye kskandn biliyordu nk. Owuor'un
dudaklarn oynattn, gzlerinin ldadn farketti. Ona doru koarken,
kulaklarnda gr sesi nlad.
ok sevdii arky sylyordu: "leh hab mein Herz in Heidelberg verloren"
Nairobi'de seslerin yank yapmadn herhalde unutmu olmalyd.
Regina, uzun bekleyiin zlemiyle bard:
"Owuor, Owuor, babam geldi mi?"

"Evet, Bwana geldi" diye gld Owuor, "Askari Bwana geldi", mjdeli haberi
verirken, yznde marur bir ifade vard.
Sihrin etkisini gsterdii gnk gibi Regina'y kollarna alp havaya kaldrarak
gsne bastrd. Bir an onun yzne ylesine yaknlat ki, gzkapaklarna
yapan tuz taneciklerini grd.
Alak bir sesle, "Sen ok akllsn Owuor," dedi, "ekirgelerin nasl geleceini
hl biliyor musun?"
imlerden uarak komak istiyordu, ayakkablarn karp att, sabrsz bir
telala kaldklar daireye doru komaya balad. Kapya yle bir yklenrdi ki,
neredeyse menteeleri frlayacakt.
Annesiyle babas dar bir yatakta birbirlerine sarlm bir hlde yan yana
oturuyorlard, grlty duyduklarnda ani bir hareketle ayrlnca, nlerindeki
kk sehpa salland. kisinin de yz Bayan Clavy'nin taze karanfillerinin
rengindeydi. Regina annesinin sesli ve hzl soluklarn duydu, stnde bluzuyla
etei yoktu. Annesi, iyi gnlere dndklerinde, bir bebek yapacana dair
kendisine verdii sz unutmamt demek. Acaba o iyi gnler safariye mi
kmlard?
Regina nasl davranmas gerektiine karar veremedi. Annesiyle babas pazardaki
tahta heykelcikler gibi hibir sylemeden ylece kaskat duruyorlard. Regina
yznn kzardn hissetti. Azn ap konumakta zorland.
"Baba" diyebildi sonunda. Ardndan konumasn engelleyen szckler inci
taneleri gibi pepee dklverdiler, "yoksa seni iten mi attlar?"
Walter Regina'y plak dizlerinin zerine doru ekerek "Hayr," dedi,
gzlerindeki ate dinginleti, glmseyerek yineledi: "Hayr, Kral George
benden ok memnun. Bunu sana sylememi zellikle benden rica etti." Kolal
haki gmleinin koluna hafife dokunarak iki beyaz eridi gsterdi.
Regina akn akn, "Demek onba oldun" dedi. Yeni kemerinin kk
talarndan birine eliyle dokundu, korkusunu yenmesi iin buna ihtiyac vard,
gcn toplayarak, sevgiyle babasnn yzn yalad. Kendisini her grdnde
sevinle zerine atlan Rummler'de byle yapard...
Walter, "Corporal is bloody good for a fucking refugee"* dedi. Regina kkrdad,
"You are speaking English, Daddy". **
Azndan kan bu cmle, nefret ettii, sululuk duyduu bir ansn depretirdi.
Eskiden hep, bakalarnn babasna benzeyen, vatann kaybetmemi, ngilizce
konuabilen bir Daddy'nin zlemini ekmiti. imdi babas acaba bunu
farketmi miydi? Nasl bir ocukluktu kendisininki, dnnce utand.
"Sergeantmajor (Baavu) Pierce'e hatrladn m?"
"Sergeant", diyerek babasn dzeltti Regina. Rahatlamt.
"Hayr Regina, imdi artk Sergeantmajor. ngilizler de terfi ediyorlar. Bil
bakalm, ona ne rettim!. Artk Lili Marlen'i Almanca syleyebiliyor."
"Ben de isterdim," dedi Regina. Sylediinin yalan olduunu kendi de ok iyi
biliyordu. Ama Diana her zman, "Yalan, byk sevginin tad tuzudur" dememi
miydi!

Onbalk kahrolas snmaclar iin iyi bir unvan. ' Baba, bakyorum ngilizce
konuuyorsun.
XIV. BLM
1945'in 8 Mays'nda, radyodaki btn haber yaynlarnn, "Olaanst bir olay
beklenmiyor" cmlesiyle balamasnn nedeni, Mombasa'dan Rudolf Gl'ne
kadar tm lkede havann, mevsime gre ok kuru ve scak olmasyd. zellikle
de byk yamurlardan sonraki ilk rn zaman, iftilere, dnyadaki
olaylardan nce, saat ba kendilerini ilgilendiren haberlerin verilmesine dikkat
ediliyordu. Bu yzden Nairobi Radyosu bir sreden beri hava durumu
haberlerine ncelik vermeyi det haline getirmiti.
Ne Kral V. George'un lm ile VIII. Edward'm tahttan ekilmesi ne de VI.
George'un ta giymesi ya da kinci Dnya Sava'nn patlak vermesi, bu
gelenei ykmaya yeterli nedenler olarak grlmt. Radyonun haberlerden
sorumlu yeni mdr, bu yzden Almanlar'n koulsuz teslim olmasn
ayrcalkl, olaanst bir durum olarak deerlendirmemiti. Smrge halk her
eye ramen yine de, zafer sarholuuna gmlmt, ama bu, aclar tatm
anavatandaki zafer enliklerinden doaldr ki ok farklyd.
Bay Brindley Nakuru'daki okulun batanbaa bayraklarla donatlmas iin
talimat verince, kollar svayan, retmenlerle renciler hayal glerini
harekete geirerek, olmadk yaratclklara imzalatmay baarmlard. Okulda
rengi soluk tek Union Jack bayra vard, o da her gn naslsa anabinada sallanp
duruyordu. Bunu gren renciler, vakit geirmeden renci msamerelerinde
gsteri yapan maymunlara giydirdikleri krmz kostmlerle, iyilerini ayrdklar
yatak rtlerini birbirine dikerek bayrak yaptlar.
Minik bayrakklarda eksik kalan mavi kuma iin de, gardroblar azna kadar
dolu varsl ocuklarn okul niformalar ile izci giysilerinden yararlandlar.
renciler daha sonra, bu fedakrlklarndan duyduklar gururun, dikkati
ekmemesine de byk gayret gsterdiler.
Sadece bir tek okul niformas ile rengi iyice atm bir izci giysisi olduu iin,
bu vatansever makas operasyonuna sessizce seyirci kalmak, Regina'y
zmemiti. Kader ondan daha byk fedakarlklar ya da daha byk iler
bekliyordu. Bay Brindley ordu mensuplarnn ocuklarn ertesi gnk
devlerinden kurtarmakla kalmam kendisinden beklenmeyen efkatli bir sesle,
tm rencilere talimatn duyurmutu: ocuklar, niformal babalarna,
zaferlerini kutlayan, olaylarn anna yakr birer mektup yazacaklard. O
babalar ki dnyann br ucundaki sava alanlarnda bunca baarlar
kazanmlard.
Regina'nn, verilen bu devle ilgili nce kimi endieleri olmu ve epey tereddt
etmiti. Babasnn aydr orduda grev yapt, Nairobi'den sadece birka
kilometre uzaklktaki Ngong acaba Bay Brindley'in dedii gibi gerekten uzak
bir sava alan myd? Ayrca onu Byk Britanya mparatorluu'na feda etmek

istemedii iin de gizlice utan duymaktayd. stelik babas, Burma'ya gitmeyi


kabul etmeyince, Regina byk bir i rahatlyla Tanr'ya kretmiti. Bu
durumda babasnn zaferde pay olmas ne derece hakkaniyetliydi?
Bu dnceler kafasn bsbtn kartrdysa da mektubuna, "Benim kahraman
babam" diye balad, ok sevdii iirin "Theirs but to do and die" satrlar ile de
son verdi. Babasnn ngilizce anlatmdaki bu incelii ve gzellii laykyla
deerlendirebileceini pek ummuyordu, hatta Balaclava ve Krm savalarndan
haberi olabileceini de dnmyordu, buna ramen, dnya tarihinin, belki de
gidiatn deitirecek bylesi nemli bir annda, ngilizler'in cesaretini
vmemeye eli varmamt.
Bu arada babasn da memnun etmeyi unutmad, kk harflerle Almanca olarak
u cmleyi ekledi:, "Bait faren wir nach Leobschutz."*
Bay Brindley anlamad eyleri ounluk kukuyla karlard. Mektuptaki bu
cmle naslsa gznden kamt. ngiliz iirinden yaplan nl alnty ise
byk keyifle okumu, pepee kafasn sallayarak, memnuniyetini belirtmiti,
sonra da, Regina'ya, anlatm yetenei kt olan rencilere, mektuplarn
yazmalarna yardm etmesini sylemiti.
ngilizler'in etik anlayna yakmayan bu davranyla, snfn kt
rencilerini zor durumda brakp, utandrmt. Regina'ya gelince, hayatndan
pek memnundu. Sanki yllardr dledii bir hayali gereklemi, Victoria Cross
madalyas alm kadar sevinmiti. Mdr, sava kahramanlarnn ocuklarn
odasna ay imeye davet ettiinde, Regina'dan mektubu bir kez daha okumasn
istemiti. Brindley, kk kzn kahraman babaya teekkr mektubunu okurken,
Regina'ya vgleri yadrmay da unutmamt. Mektubun sonundaki, "Bloody
good for a fucking refugee" notu neyse ki gznden kamt. Regina, Mdrn
bu tr baya ifadelerden nefret ettiini ok iyi biliyordu.
* Yaknda Leobschtz'a gitmek umuduyla, mlas bozuk bir Almanca .N
Avrupa'daki savan sona ermesi, smrgenin zaferde pay varm gibi
Nairobi'de de ayn cokuyla kutland. Delamare Avenue batan baa bayrak ve
ieklerle donand, beyazlarn hemen hemen hi alveri yapmadklar, ucuz
maazalarn minik vitrinlerine bile, acele oradan buradan toplanan Eisenhower,
Montgomery ve Churchill'in fotoraflar, Kral VI. George'un portresinin
yanbana asld..
Sokaklarda insanlar cokulu bir sevinle kucaklayor, ayakst oluturulan
erkekler korosu, "Rule Britania" ve "Hang out your Washing on the Sigfried
Line" arklarn sylyorlard; yal kadnlar apkalarnn kenarlarna ve
kpeklerinin boyunlarna krmzbeyazmavi kurdeleler balamlar; caddelerde
sevin lklaryla dolanan Kikuyu ocuklar, "East African Standard"
gazetesinin zel ekinden kesip yaptklar kattan klahlar, kvrck salarnn
tepelerine geirmilerdi. Thor's ve Norfolk'daki New Stanley Hotel
resepsiyonlar, zafer onuruna akam verilecek ziyafet iin bavurular daha
len saatlerinde geri evirmeye balamlard. Akam, grkemli bir havai fiek
gsterisi yaplacakt, ertesi gnlerde de zafer geit trenleri planlanyordu.

Mr. Malan'm vatansever duygular kabarmt. Buna kiraclarndan ok kendi


aryordu. Byk bir cokuyla Howe Court'un anakaps nndeki, dipleri ve
yapraklar neredeyse susuzluktan kabuk balam kaktsleri bol suyla sulatt, gl
tarhlarnn etrafndaki toprakl yolu iyice trpanlatt, eski bayrak direindeki
Union Jack flamasn gndere ektirdi, oteli ald gnden bu yana
kullanlmayan kendi flamasn ise onartt. leden sonra, srtnda krmzsar
bayramlk giysisi ile Bayan Malan, arlaan dallar topraa deen okalpts
aacnn altna bir mahagoni sehpa ve arkalklar ipek kumatan yaplm
iskemleleri koydurtmu, ergenlik andaki drt kz ile ayn
yudumlamaktayd. Tropik iklimde yetimi bir iee benzeyen kzlar,
aralarnda konuup kkrdyor, rzgrda salman gller gibi kafalarn sallayp
duruyorlard.
Diana, Chepoi'nin fkeli protestolarna aldr etmeksizin, srtnda ii grnen
gecelii, elinde yar dolu viski iesiyle plak ayak bahenin iinde lgn gibi
dolanyor, bir yandan da "To Hell with Stalin"* ve "Dammed Bolschewiks"**
diye baryordu ki, Bayan Taylor'un konuu olan bir binba, Ruslar'n
olaanst ve hayranlk uyandran bir fedakrlkla zaferin kazanlmasnda
paylar olduunu syleyerek sert bir sesle onu uyard. Bunun zerine Diana,
alayarak kendini bir limon aacnn altna att, nasl alamasnd, at'n kk
kz olduuna dair hayat zerine yemin ettii halde, kimseyi, hatta kpeini bile
buna inandramamt. Chepoi onu yattrmak iin hemen yanna kotu, zorbela
dairesine gtrd. ocuk gibi kollarnda tarken bir yandan da gcn yitiren
aslann hznl arksn mrldanyordu.
Profesr Gottschalk son aylarda zayflam ve suskunlamt. Zorlukla
yryordu, sanki att her adm ona ac veriyordu, eskisi gibi ocuk
arabalarndaki bebeklerle akalamyor, nadiren bir kpei okuyor, gen
kadnlara neredeyse hi iltifat etmiyordu. Yaknlar, ondaki bedensel ve moral
dn, mttefik glerin Alman ehirlerine her gn bomba yadrd
gnlerde baladn sylyorlard. Ancak herkese pek sevilen Profesr bu
konuyla ilgili olarak kesinlikle azn amaya yanamyordu. Zaferin enliklerle
kutland gn de, solgun bir yzle, dairesinin nndeki eski bir mutfak
taburesine oturmu, her zamanki gibi elindeki kitab okuyacak yerde, dalgn
gzlerini aalara dikmi, durmakszn "Benim Gzel Frankfurt'um" diye kendi
kendine mrldanyordu.
ou snmacnn durumu ondan farkl deildi. Gnlerce bitsin diye
bekledikleri savan zaferle noktalanmasndan duyduklar mutluluu, sanki da
vurmaktan korkuyorlard. Bunun kendilerine bu kadar zor geleceini
ummamlard. lerinde bazlar, Almanca bile konumak istememi, neredeyse
anadillerini unuttuklarna kanaat getirmilerdi. Mutluluklarn, cokularn
aklama konusunda ngilizce'lerinin de yeterli olmadn farketmilerdi.
Duygularn, rahata, alayarak ifade edebilen insanlar bu yzden
kskanyorlard. ngiliz komular bu gzyalarn grnce, bu sefer,

snmaclarn hala Almanya'ya bal olduklarn dnp, ngilizler'in zafer


kazanmalarna hayflandklarn dnyorlard.
Savaa katlm olan her asker kars gibi Jettel'de bu fevkalade gece de
Walter'le olamadna nce zldyse de, abucak teselli buldu. Kocasnn iki
haftada bir yapt allm ziyaretlerinde birlikteliklerin tam kvamnda
olduunu dnyor, byle zel bir gnde de, baka bir deiiklie gerek
grmyordu. Ayrca vicdan szlamayacak kadar da keyfi yerindeydi. Henz
aydr alt Horse Shoe barnda, mterilerin her akam kendisine yadrd
iltifatlardan, yllardr zlemini ektii vg dolu szlerinden koltuklar
kabaryor, ne kadar gen, gzel, ekici bir kadn olduunu duymaktan mthi
holanyordu.
Barn tezgh nal eklindeydi. Kasasnda beyaz kadnlar duruyordu. Alkol
servisi yaplmad halde, krmz duvarlar, beyaz mobilyalar ile bu scak, dost
mekan yine de bar saylyordu. Garsonlar yerliler deildi, kadnlar hizmet
ediyordu, bu yzden mterileri ounluk erkeklerdi. Barn dzenli ziyaretileri
olan ngiliz subaylar sla zlemi ekiyorlar, birileriyle iliki kurmaya ya da flrt
etmeye can atyorlard. Ne Elsa Conrad'n Berlin ivesiyle bara bara
ngilizce konumasna ne de Jettel'in kt ngilizce'sine aldr ediyorlard.
Aksine, snmac kadnlarn konumadan da, cazibelerini sergilemeleri,
holarna gidiyordu. Karlkl gzel bir alveriti bu. Jettel ngiliz mterilerine
sahip olmadklar "nemli olduklar", duygusunu vererek, gururlarn okuyor;
bu insanlarn samimiyeti ve neesi de onda, ar bir hastaln ardndan
beklenmedik iyilemeyi mjdeleyen ila etkisi yaratyordu.
Jettel, leden sonra ge saatlerde makyajn tazeleyip, salarna yeni bir model
vermeyi denerken ya da ne tuhaftr, hepsinin ad John, Jim, Jack ya da Peter olan
gen askerlerden birinin, zellikle kendisini heyecanlandran iltifatn
anmsamaya alrken, aynadaki grntsne her defasnda bir kez daha ak
oluyordu. Hatta baz gnler neredeyse Regina'nm o nl perilerine bile inanas
geliyordu. iftlikteyken, srekli sar ya da kl rengindeki, imdiyse prl prl
parlayan cildi, koyu renkli salaryla gzel bir ztlk oluturuyordu, gzleri
vgyle martlm bir ocuunki gibi parldyorlard. yice belirginleen
dolgun vcudu, umursamaz grnne kadns bir ekicilik katyordu.
Horse Shoe'de alt gnler, Jettel, Walter'le kendisinin, gelecekten korkan,
herkes tarafndan dlanm, geimini zorbela salayan snmaclar olduklarn
unutuyordu, yrei pr pr mutlu bir sevinle kaplanyor, hayatnn
gerekleriniyse belleinin olabildiince gerisine atyordu. Kendisini, bir
zamanlarn, Breslau'daki renci balolarnda, tek dans bile karmayan,
etrafnda hayranlarnn frdnd, ondrtlk gen kz gibi hissediyordu. Ona
hayranlkla slk alp, "benim gzel Memsahib'im" diyen sadece Owuor bile
olsa Jettel mutlu oluyordu...
ayet her akam "Hele bir kere bile kocan aldat, vcudundaki btn kemiklerini
krarm" diyen Elsa Conrad olmasayd, Jettel, gelecee ait hayaller kurduu
gnlerdeki gibi, ban dndren bu koketlie kendisini kapp koyverecekti;

hayalinde, Walter kaptan oluyor, Nairobi'nin en sekin semtinde bir ev


yaptryor, Jettel evrenin en sekin simalarn eve davet ediyordu; herkes
przsz aksanna hayran oluyor ve onu isvireli sanyordu.
Zaferin Horse Shoe'da da cokuyla kutlanacan bilen Jettel, lkelerinden
uzaktaki bu savalar iin kendisinin de hazrlanmas gerektiini dnmt,
bunu vatani bir grev kabul ediyordu.. Almanlar'm yenildiine dair ilk haber
etrafta dolamaya balamt ki, vakit geirmeden banyo yapacaklarn listesine
adn yazdrd. Kendi sras gelmedii halde, kocasnn ykanma listesine
alnmasnda srar eden Bayan Kellerle sk bir az dalandan muzaffer kmay
baard. Epey bir tereddtten sonra, gece iin, o gne kadar srtna geirmedii
gece elbisesinde karar kld; Almanya'dan gelirken, kocasnn defalarca
tembihlerine ramen buzdolabn unutup, onun yerine bu elbiseyi ald iin,
Rongai'ye geldii ilk gnden beri Walterle kavga etmilerdi. st ksm sar
beyaz izgili, srt kk dmeli, karpuz kollu mavi tafta elbisesini vcuduna
oturtmak iin epey urat. Duvardaki aynaya srarla bakyordu ama eski Jettel'i
gremedi. Yine de glmsedi, memnundu.
"Bu elbiseyi giymeyi hep istemitim" diyerek enesini aynaya dayad. Ona
elenceli bir oyun gibi gelen bu inad ok gemeden keskin bir baa dnt,
zafer sarhou kadnn muhteem portresi paralanverdi..
Birden soluk allar hzland, Rongai'deki iftlik evi gzlerinin nne geldi.
Walter byk bir d krklyla, Jettel'in Breslau'dan getirdii sandn
zerinde oturmu kfrediyordu. "O eyi asla srtna geirmeyeceksin. Bamza
ne iler atn bilmiyorsun." Jettel kkrdayarak, kocasnn sylediklerini, nce
duymazlktan gelmek istediyse de beceremedi, bellei ka yolunu tkamt.
Gsn evreleyen geni beyaz sar izgiler imdi demirden birer halka olmu,
ularna aslan kamlar Jettel'i anlarna srklyorlard. Walter'in Breslau'ya
gnderdii mektubu ald gn, tm ayrntlaryla yeniden hatrlyordu.. Kocas
mektubunda, gle ilgili vatandalk ilemlerinin tamamlandn yazmt.
Bunu renince Jettel rahatlam, hemen annesiyle arya kp, bu elbiseyi
satn almt. Sonra da Walter'in elbiseyi grnce, yznn ne hal alacan
dnp, ana kz lesiye glmlerdi.
Annesinin kendisinden baka kimseyle bu kadar iten glmediini hatrlaynca
Jettel'in bedenini tatl bir scaklk sarverdi. Ancak ardndan, "Walter'e iyi
davran, seni ok seviyor" deyii aklna geldi.. Bu annesini son gr olmutu,
Hamburg limannda alayarak ona el sallarken, grnts uzaklarda giderek
gzden kaybolmutu..
Jettel; annesini, onun kendisine olan sevgi ve efkatini, cesaretini, kendine
gvenini, hatta o son korkun mektubu aklna getirmemesi gerektiini
hissediyordu. Ama artk ok yaydan kmt bir kere.
nce grtla kurudu, ardndan bedenine dayanlmaz bir ac sapland, srtndan
elbiseyi karacak zaman bile bulamadan, hkra hkra kendini yatan
zerine att. Annesine, Walter'e ve Regina'ya seslenmek istediyse de
kenetlenmi dilerini aamad. Owuor, Delamare Avneue'deki enliklerden

Rummlei' eve dndnde, Memsahib'inin gnete kurumaya braklan deri


gibi yatanda ylece uzanm yatarken buldu.
Hafif bir sesle, Jettel'e "alama" derken bir eliyle de kpei okuyordu.
Owuor memnundu, uzun zamandr, ocuu gibi bakacak bir Memsahib'i olsun
istemiti.. Chepoi'nin, sahibesi Diana'y korktuu zamanlar yattrmasn, sonra
da yznde muzaffer bir ifadeyle dolamasn hep kskanlkla seyrederdi.
Nairobi'de yaamak Owuor'a geri heyecan veriyordu ama gzleri
grdklerinden keyif ald halde, kafas hep bombotu. Bwana eskisi kadar
espri yapmyordu, kk Memsahib'i Regina ise hep Chepoi'yle beraberdi,
onunla glyor, onunla eleniyordu. Owuor kendisini silahsz savaa
gnderilmi bir savaya benzetiyordu.
Chepoi'nin kendi Memsahib'ini kollarnda baheye tarken grdnde,
kskanlktan gzleri akmak akmak oluyordu. Hasetten lgna dnyordu.
Geri Owuor, Jettel'i sarho ya da yar plak bir aacn altnda uzanm yatar
vaziyette grmek istemiyordu. Byle bir durum, onu yldrm arpma
benzetirdi. Ama Owuor gibi bir erkek gcn gsterebilmeliydi.
Jettel, gne rengi elbisesiyle yatakta uzanm yatyordu, imdi Owuor'un
dledii bir ocuk olmutu. Yine de garip bir huzursuzluk beynini
kemirmekteydi. Memsahib'in krmz boyal dudaklar, can ekiirken son kez
ayaklarnn zerinde dorulmaya alan, az kanl kpe bulanm krpe bir
ceylan andryordu. Yatan zerindeki cansz bedenden yaylan korku,
zehirlenmi bir inein son st gibi kokmaktayd.
"Owuor artk alamak istemiyordum."
"Sadece hayvanlar alamaz."
"Keke hayvan olsaydm."
"Tanr Mungo bize ne olmak istediimizi sormaz, Memsahib."
Owuor'un sesi sakin ve efkatliydi, gven veriyordu, Jettel, onun uzatt
barda alarak, konumadan sessizce suyunu iti. Owuor kadnn srtna yast
koyarken, eli tenine demiti. Owuor'un souk parmaklar, bir anda Jettel'in
iindeki tm utanc, umutsuzluu alp gtrd. Bu an ne yazk ki ksa srd.
Grmek istemedii hayaller, duymak istemedii szler, eskisinden de gl bir
ekilde belleini zorluyorlard.
"Owuor btn su bu elbisede," dedi, "biliyor musun VValter'in hakk varm.
Elbise bize uur getirmedi. Onu ilk grdnde ne demiti biliyor musun?"
"Walter, avnn izlerini kaybeden fkeli bir aslana benziyordu," diyen Owuor
gld.
"Demek biliyorsun?"
"ekirgeler Rongai'ye gelmeden ok nceydi. Bwana benim henz ne kadar
akll biri olduumu bilmiyordu," dedi Owuor.
"Sen akll bir adamsn Owuor."
Owuor bu gzel szlerin belleine iyice yerlemesi iin bir sre bekledi. Sonra
pencereleri kapatt, perdeleri ekti, uyumakta olan kpei bir kez daha
okayarak, Jettel'e dnd ve, "Elbiseni kart Memsahib." dedi.

"Neden?"
"yi bir elbise olmadn sen syledin."
Jettel, Owuor'un srtndaki dmeleri zmesine izin verdi. Souk ellerini
yeniden teninde hissetmek, ona g veriyor, skntlarndan kurtaryordu.
Baklarn zerinde hissedince, bu samimi durumun gvenini sarsacan sand.
Ama sadece sinirlerinin geveyip, rahatladn fark etti. Owuor'un gzlerinde,
Rongai'de Regina'y kollarna alarak, gsne bastrp, arabadan indirdii
gnlerdeki ayn yumuak, efkat dolu ifade vard.
"Duydun mu Owuor" diye fsldar gibi konutu, "sava bitti."
"Btn ehirde herkes bunu konuuyor. Ama bu bizim savamz deil
Memsahib!"
"Hayr Owuor, bu benim savamd. imdi nereye gidiyorsun?"
"Memsahib monenu mingi'ye" diye yantlad. Owuor kkrdayarak yantlad.
Elsa Conrad' byle ard zamanlar, Jettel'in gldn biliyordu. nk bu
kadn, insann kulaklarna sdramayaca kadar ok konuurdu. "Ona gidip,
senin bugn ie gitmeyeceini syleyeceim!" diye ekledi.
"Olmaz Owuor, gitmek zorundaym."
"nce kafandaki sava bitirmelisin," dedi Owuor, "Bwana her zaman sylerdi:
nce sava bitmeli, diye. Bugn Bwana geliyor mu?"
"Hayr ancak gelecek hafta burada olacak."
"Bu onun sava deil miydi?" diyen Owuor ayayla hafife kapya vurdu.
Sabrszlanmt. Bwana'siz gnler, kadnsz geen gnlere benziyordu.
"Evet onun savayd. Hadi imdi git ve abuk gel, yalnz kalmak istemiyorum,"
"Bwana gelene kadar sana bakarm Memsahib, korkma."
Walter'in kafasndaki sava Ngong'un sakin, huzur veren doasnda balamt.
leden sonra saat drtte, yatak odasndaki pencerenin nnde durmu,
dardaki hareketlilii seyrediyordu. Dou Afrika Kraliyet Kolordusu Onuncu
Birlii'den askerler Nairobi'deki zafer kutlamalarna gitmek zere ciplerine
biniyorlard. Walter, kendi isteiyle akam nbetine kalmt, birliindeki
cokulu askerlerle, Yzba McCall, "jolly good chap" diyerek, onu daha nce
kutlamlard.
Walter enliklere gidecek havada deildi. Almanlar'in yenilgi haberi, onu ne
sevindirmi ne de rahatlatmt. elikili duygular iindeydi, bundan da
rahatszlk duyuyordu, sanki savan bitmesi kaderini tayin etmiti.. Herkes
cokuyla enlie koarken, Walter aksine o gn yalnz kalmak istemiti. O kadar
ki, haber vermeden Jettel'i ziyarete gitmek bile iinden gelmemiti.
Walter Ngong'a atanp da, Jettel Horse Shoe'da almaya baladktan ksa bir
sre sonra, evliliklerinde baz eylerin deitiini gzlemlemiti. Nakuru'dayken
kendisine sevgi dolu mektuplar gnderen Jettel, Nairobi'de onu beklenmedik bir
anda karsnda grnce kln kprdatmamt. Walter onu ok iyi anlyordu.
Kars alrken, kolunda onba eridiyle, keyifsiz bir suratla, sessiz sakin
barda oturan bir koca, srtnda subay niformalar olan kavalyelerin hayran
hayran etrafnda fr dndkleri bir kadnn renkli hayatna yakmyordu.

in garibi duyduu kskanlk Walter7 e ac vermekten ok, onu kamlam,


rencilik yllarn hatrlatmt. Eflatun kareli balo elbisesiyle onbe yandaki
Jettel birden gzlerinin nne gelmiti, erkeklerin kendisine hayran olmasn
bekleyen gzel, uar bir kelebek... Walter niversitede birinci smestriye giden
ondokuzunda bir delikanlyd, kaderin bir gn sabredenlerin de yzne
gleceine inanacak kadar da iyimserdi. Ancak bir sre sonra, asker hayatnn
tekdzeliinde, romantik kskanl, Breslau'daki anlarla yer deitirmiti.
Afrika'nn bunaltc havasnda, bu kez Breslau'nun iini stan, aydnlk
grntleri beynine mlerdi.
Walter karsnn Horse Shoe'da iini bitirmesini beklerken, Jettel'in sinirli hali
gznden kamamt. Onu daha da ok rencide eden, zel ziyaretlerden
holanmayan barn sahibi Bayan Lyons'nun ikilli baklar olmutu. Jettel'in,
kocasn oyalamak amacyla bardana koyduu buz paralarn, Bayan Lyons
kalarn kaldrarak saymt.
Mrs. Lyons ve Horse Shoe'yu ve oradaki havay hatrlamak bile, savan bittii
bu gnn akamnda, Walter'in sinirlerini bozmaya yetmiti. Yatak odasndaki
kk pencereyi fkeyle kapatt. Bir sre, zerinde l sinekler olan camdan
darya bakt, karamsarlndan ve kuruntularndan nasl kurtulacan
bilemiyordu. Gnlerdir Almanca haber dinlemedii aklna gelince rahatlad,
imdi tam zamanyd. Mahfil u anda bo olmalyd, orada iyi bir de radyo vard.
Byle byk bir zafer akamnda, radyodan gelen birtakm yabanc sesler
herhalde insanlar rahatsz etmezdi.
Walte/in Birliinde pek az snmac Almanca haberlerden holanyordu,
duyduklar anda yksek sesle protestoya balyorlard, ngilizlerin ise pek
umurlarnda olmuyordu. ou ngilizce'nin dnda, haberlerin hangi dilde
verildiini bile anlamyordu. Snmaclarn, gze arpmamak, dikkat
ekmemek iin abartl gayret gstermeleri, bir sre sonra Walter" e komik
gelmemeye balamt, aksine, gemilerini unutmalarndaki becerilerini
kskanmt. Kendisiyse hep dlanm biri olarak kalacakt.
Ana binadaki mahfile giden yolda Walter, depresyonla noktalanmas kanlmaz
olan bu melankoliden kendisini kurtarmaya alt. Anlamn kavramadan
dersini ezberleyen bir ocuk gibi, kendi kendine, hatta bazen de yksek sesle
"bugn insanlk tarihinin en mutlu bir gn" diye defalarca tekrarlad. Budalaca
bir duygusallk olduunu bile bile, savan balad ve Ssskind'in Rongai'ye
geldii gn hatrlad.
Anlar depreince, Ssskind'i yeniden grp, onunla dertlemek iin, yreinde
dayanlmaz bir arzu belirdi. Afrika'ya geldii ilk gnlerde kendisine kol kanat
geren dostunu, uzun zamandr gremiyordu, ama ilikileri hi kopmamt.
Ordu,ya nedeniyle Walter'in cepheye yazlma isteini kabul etmezken,
Ssskind Uzakdou'ya atanmt, orada da hafif yaralanmt. imdi Eldoret
ssndeydi. Son mektubu daha be gn nce gelmiti.
Ssskind mektubunda, "Galiba, Kral George'un ordusundaki gzel iimizi
kaybedeceiz. Kim bilir belki de Kral bize teekkr babnda, yine lkesiyle

komu olacamz bir grev verir. Ne de olsa byk bir Kral, eski savalarna
kendisini borlu hissediyordur" diye yazmt. 8 Mays'n sakin bir leden
sonrasnda, Walter, Ssskind'in aka yollu ya da kendisinin yle yorumlad
szlerini, ona acmasz ve anlam veremedii bir gelecee atf gibi grnmt.
niformasn srtna geirdii gnden beri asla hayal edemedii bir gelecekti bu
belki de. Omuzlarn dikletirerek, kafasn sallad, admlarn ise srklyordu.
ki saate kalmadan gne batacakt. aresizlii yreine bak gibi saplanyor,
adeta bedenini actyordu. Kafasndan atamayaca dncelerinin, karabasana
dneceini, biliyordu. Bitkin bedenini yal akasya aacnn altndaki byk
bir tan zerine brakt. Kalbi hzl hzl arpyordu. Yksek sesle. "Walther von
der Vogelweide"* dediini farkedince, sarsld. Bu Walther de kim ola ki
diyerek, kafasn kurcalad, isim ona yabancyd, iinde bulunduu durum ona
yle komik grnd ki, elinde olmadan gld. Dorulmak istediyse de
beceremedi.. Grmemekte uzun zaman inatla direndii cennet u anda btn
ihtiamyla gzlerinin nne serilmiti, oysa o hl bunun farknda deildi.
Ngong'un, koyu yeilliklerin ardnda ykselen ltl mavilikteki yumuak
tepeleri, rzgarn etkisiyle incecik bir erit gibi uuan bulutlarn izinde
uzanmaktayd. Kamburlam srtla
* 13. Yzyln ortalarnda yaam nl bir Alman lirik ozan ve yazar .N
ryla tarih ncesi hayvanlar andran koca kafal inekler, krmz toz bulutlarn
yararak kk nehire yol alyorlard. obanlarn tiz barlar imdi daha iyi
duyuluyordu. Uzaktaki bir itten koca bir zebra srs salverilmiti. Gergin
vcutlarndaki siyah beyaz izgiler gneten ltl yansmalar yapyordu.
Srnn hemen yaknnda, zrafalar uzun bedenlerini kmldatmakszn aa
kabuklarn kemiriyorlard. Walter birden, Ngong'a gelmeden nce hayatnda hi
zrafa grmediini anmsad ve onlar kskandn hissetti, nk hep yksekte
duran kafalarn kullanarak yaamlarn srdrebiliyorlard. Kendisine cennet
gibi grnen doadan ayrlmak zorunda olmas sanki onu rahatsz etmiti.
Sohrau'dan ayrlalberi hi byle bir duyguya kaplmadn fark edince kafas
kart.
Gecenin serinlii sinirlerini kamlyor, kollarnda iddetli bir me duyuyordu.
Aydnlk gkyznden koca bir yumak gibi den karanlk, kardaki sradalar
bir kez daha grmesini engelliyordu, ynn arm gibiydi, dncelerini
belli bir yere odaklandramyordu. Walter zihnini zorlayarak, bu kez tm
ayrntlaryla, Sohrau'yu anmsamay denediyse de baaramad, ne pazar yerini,
ne evini ne de nndeki aalar gzlerinin nne getirebildi, sadece bo bir
dzlkte babasyla kz kardeini grd. imdi Walter onaltsnda, Lieselde on
drt yamdaydlar, babasysa Ortaa valyelerine benziyordu. Savatan yeni
dnm, ald nianlan gsteriyor, vatann zorda brakarak terkeden olundan
hesap soruyordu.
"I am a jolly good chap" dedi Walter, babasyla ngilizce konutuu iin birden
kendinden utand.

Anlaryla bugne dnd. imdi iftlikteydi, gnn gemesi iin, tan


armasmdan gne batana dek saatleri sayyordu. fkeden yz kzard.
"Keten tohumlarn ekmek ve ineklerin klarn yalamak iin hayatta
kalmadm," dedi. Bunu hafif ve sakin bir sesle sylemiti ama, her gn barakaya
gelerek, plkte kokuan artklar kartran, sa gznn stnde kara bir
lekesi olan beyaz tyl kpek onu duymu gibi kulaklarn dikti. Beklemedii bu
sesi kulaklarndan kovmak istercesine nce bir havlad, ardndan kuyruunu
dikerek bir sre bekledi, sonra da Walter'e doru frlayarak, dizlerine yasland.
Walter, "Galiba beni anladn" dedi, "Bir kpek asla unutmaz, her zaman da evin
yolunu bulur."
Kpek almad bu scak ilgiye armt, Walter'in elini yalad. Burnundaki
incecik kllar nemlenmi, gzleri irilemiti. Kafasn hafife yukar kaldrp,
Walter'in bacaklarnn arasna srtt.
Walter kpee dnerek konumasn srdrd. "Bir eyi fark ettin mi? Aman
Tanrm, az nce evim dedim. Sana her eyi anlatacam, Dostum. Her eyi.
Bugn biten sadece sava deil, vatanm da kurtuldu. Gryorsun/ yeniden
vatanm diyebiliyorum. Kahrolas kpek, durmadan ban sallamak zorunda
deilsin. Katillerin de ii bitik ve Almanya hl ayakta, dipdiri."
Walter'in sesi hl titriyordu, ama bu sefer korku ve endieyle deil, coku ve
sevinle... Kurtulmu olmann verdii rahatlama duygusu ylesine glyd ki,
kafasndaki dncelerini sraya koyup, ruhsal deiimin nedenini zmekte
zorlanyordu. Srekli erteledii bir gerekle yeniden yzlemenin ne denli
nemli olduunu imdi daha iyi hissediyordu.
Uyuyan kpee dnerek, "Sadece sana sylyorum, artk evime dnyorum.
Baka trl yapamam. Yabanclar arasnda artk daha uzun sre bir yabanc gibi
yaayamam. Benim yamda bir adam bir yerlere ait olmal. Bil bakalm ben
nereye aitim?"
Kpek uyanmt, annesi yannda olmadan, yaban ellere cesaret eden yavru bir
kpek gibi hafiften inledi. Gn aarmaya balamt, gzlerinin kahverengisi l
l parlyordu.
"Hadi gel bakalm, seni gidi son of a bitch.* Bizim Polonyal mutfakta lahana
orbas piiriyor. Biliyor musun o da sla zlemi ekiyor, Belki sana verecek bir
kemik paras vardr. Bunu hak ettin."
Mahfile gelince Walter radyoda ne kadar dme varsa hepsini tek tek evirdi,
bulduu sadece mzik yaynyd. Sonra, kendisinden daha kt ngilizce
konuan Polonyal'yla yarya kadar dolu bir viski iesini boaltt. imdi midesi
kadar kafas da kzmt. Polonyal, buhar stnde lahana orbasn iki kaseye
paylatrrken, Walter'in "Dziekuje" arksn sylediini duyduunda,
gzlerinden yalar boand. Walter, "Bu ne demekti bilmiyorum" anlamna gelen
arknn szleriyle melodisini, akamdan beri yanndan ayrlmayan kpee
retmeye karar verdi.
Sonra de uyudu. Polonyal'yla Walter bir bankn stne uzandlar, altna da
kpek kvrld. Ayn gece saat onda Walter uyand. Radyo hala akt. BBC'nin

Almanca yayn programnda, nc Alman Reich'inin koulsuz teslim olduu


zet halinde duyuruluyor, ardndan BergenBelsen'deki Toplama Kamp'nm
tamamen boaltldna dair zel haber veriliyordu.
* Kpolu anlamna geliyor, .N
XV. BLM
Regina, trenin ak mavi kadife kapl oturma yerlerinin zerindeki bavul rafna
byk bir zenle apkasn yerletirdikten sonra, her zamanki mekanik
hareketlerle apkasnn diklenen tylerini dzeltti. apkas ilk g gnlerinde
duyduu korku ve hasretle, renk deitirmi, koyu mavi olmutu. Rahata
koltuuna gmlrken, glmemek iin azyla burnunu minik cama dayad.
Kendisini bekleyen bunca yenilikler varken, her zamanki alkanlyla nce
apkasyla ilgilenmek ona komik gelmiti. Yolculuk sona erdiinde, gneten ve
sodal gln tuzlu havasyla solmu, yllardr kafasnda tad apkas, sradan
bir kafa rtsnden baka bir ey olmayacakt. stelik kafasna da hep kk
gelmiti.
apkann evresindeki, zerinde okulun armas olan "Quisque pro omnibus"
yazl mavibeyaz izgili ensiz erit, yeni saylrd. Yaz, salam srma iplikle
ilenmiti, kompartmna szlen gne yla l l parlyordu... Regina,
arma sanki kendisiyle alay ediyormu gibi geldi. Tatile kt iin sevinmek
istiyordu ama dnceleri onu rahat brakmadlar.
insanlara, srtlarmdaki niformalar, ocuklara ise ailelerinin gelir dzeyleri ile
deer biilen bir toplumdan dlanmamak iin Regina, yllarca Nakuru
School'daki bu apka eridine sahip olmay arzu etmi ama olduka gecikmeli
olarak, ancak on yana girdiinde, eridi apkasna takabilmiti. Tren
Nairobi'ye girdii andan itibaren Regina'nn ne apkasna ne de eritlere
gereksinimi olacakt. Yunan sylencelerindeki savunmasz kurbanlarn yok
eden a devler gibi para yutan Nakuru School'da ok deil birka saat sonra
artk kendi okulu olmaktan km olacakt.
Tatilden sonra Regina, Nairobi'deki Kenya Girl's High's School'a devam
edecekti. Bu okuldan da en az nceki kadar nefret edeceini ok iyi biliyordu.
Gn bitip de akam oldu mu, stste ylp byyen kk skntlar, yine
silbatan yeniden balayacakt; Regina'nn adn bir trl becerip
syleyemedikleri iin yzlerini buruturan retmenlerle kendi yat renciler;
iyi hokey oynamak, hi deilse kurallarn renmekteki tm gayretlerinin boa
gitmesi; sporda baarsz biri iin, topun hangi kaleye deceini bilmek sanki
marifetmi gibi bir tavr taknmak, snfn en iyilerinden biri olmann sknts ya
da daha kts, yine snf birincisi olmak; bu skntlarn hepsini yeni okulunda
da aynen yaayacakt. En ac olan ise, bir anne ve babaya sahip olup, onlar ok
sevmesiydi. Onlar sevdii iin hep baarl olmak zorundayd, okulun saygn,
ama gze arpmayan bir paras olma ans yoktu..

Regina valizinin anm derisini dzeltirken dnmeye devam ediyordu;


Nakuru'da geirdii be yl iinde, sahip olmay hep arzu ettii, sonunda
bulduu tek arkada Inge'nin kendisiyle Nairobi'de ayn okulda okumas byk
anst. Inge epeydir Drindl (Bavyerallar'm ulusal giysisi) giymiyordu; inatla,
sadece tek dil bildiini sylerken de yz Regina'nmki gibi kzarmyor, yalnz
ngilizce konuuyor, bir Alman adnn olmas onu ok utandryordu. Ancak ay
saatlerinde, Regina'nn, annesinin eliyle yapp gnderdii Kochkaese'yi (bir eit
Alman yresel, keki) ngiliz ocuklarn bayld baharatl keke tercih ediyordu,
Jettel'in kekini severek yiyordu. Bir ngiliz gibi duygularn saklamay rendii
halde, uzun zamandr grmedii annesiyle babasna kavutuunda, ngiliz usul
souka el sallamak yerine, sevinle koup onlar kucaklyordu. Hepsinden
nemlisi, Regina'ya hibir zaman, "annesiyle babasnn dnda neden baka
akrabas olmad" ya da okulun toplant salonundaki akam duasnda "neden
gzlerini kapatp, dudaklarn kprdatmadna benzer, aptalca sorular
sormuyordu.
Inge aklna gelince, Regina tren penceresinin kahverengi perdesine bakp i
geirdi. Kendisiyle beraber Nairobi'ye tatile kan dier kzlara gelince, onlar
geleceklerinden baka bir ey dnmyorlard. Kendilerini ait hissettikleri birer
evlerinin ve z anadillerine sahip olmann verdii huzurlu gvenle, incecik, tiz
sesleriyle heyecanl sohbetlere dalmlard. Ama Regina artk snf arkadalarn
kskanmyordu. Naslsa onlar bir daha grmeyecekti. Pan ile Jennifer
Johannesburg'da zel bir okula bavurmulard, Helen'le Daphne Londra'ya
gideceklerdi, Nakuru School'daki bitirme snavn veremeyen Janet'i ise,
Sussex'de at yetitirme iftlii olan zengin bir teyze bekliyordu. Regina imdi
daha da rahatlam olarak iini ekti.
Trenin, bask istasyon binasnn glgesini arkasnda brakarak hareket ettiini,
ancak kompartman iyice aydnlannca farketti. Pencerenin yanma oturup, eski
okulunu son kez rahata grebildii iin memnundu. Geri kendisini,
boyunduruundan ok ge kurtulmu bitkin bir kze benzetiyordu ama olsun,
yine de okuluna veda etmeliydi. Bu ayrl, Ol'Joro Orok'ta iftlii terk ediine
benzememeliydi. O zaman neler olacandan habersizdi, orada geirdii gnleri
deerlendirmeyi de bilememiti.
Tren ar ve grltl yoluna devam ediyordu. Okulun, beyaz badanal binalar,
gnn yeni balayan kavurucu scayla buharlaan havann etkisiyle, kzl
kumlu tepelerde prl prl grnyorlard, bu binalar o zamanlar henz yedi
yandaki Regina'y ylesine rktmlerdi ki, uzun zaman, tek arzusu Alis
Harikalar Diyar'ndaki gibi byk bir ukura gmlp kaybolmak olmutu. Gri,
oluklu inko atlar olan kk evler hatta okulun kaln stunlu ana binas, artk
kendini gvende hisseden Regina'ya imdi eskisinden kk grnyorlard.
Regina, hayalperest olduunu ok iyi biliyordu, ancak yine de Bay Brindley'in
penceresinin nnde durup, elindeki beyaz mendilini bayrak yaparak uzaktan
kendisine salladn hayal etmekten, yine de alkoyamad. Mdr aklna gelince
keyfi kat, Bay Brindley"i ok zleyeceini dnerek aylardr huzuru

kamt, zleminin bu kadar abuk byyebilecei ise hi aklna gelmemiti.


Mdr tatile kmadan bir gn nce onu bir kez daha yanna armt. ok bir
ey sylememiti. Tartmak istedii bir konuya, kafasnda en uygun szckleri
bulmaya alyor gibi Regina'ya bakmakla yetinmiti. Sonunda dilini tutamayan
yine her zamanki gibi Regina olmutu.. O gn dnnce yznn yandn
hissetti. Aralarndaki o gzel sessizlii bozmu, kekeleyerek, "Size teekkr
ederim, Sir, her ey iin teekkr ederim," demiti.
Bay Brindley de "Giderken yanna alacan eyleri unutma," demiti. Sanki
safariye kp dnmeyecek olan Regina deil de kendisiydi. Sonra/'Little Nell"
diye mrldanmt yavaa. Regina da, grtla dmlenip yutkunmas
zorlanca acele yant yaptrmt, "Hibir eyi unutmayacam Sir". Sonra
farknda olmakszn, "No Mr. Dickens" diye ekleyince, ikisi de ayn anda
glerek ksrmt. Alayan ocuklardan holanmayan Bay Brindley neyse ki
Regina'nn gzlerindeki yalar fark etmemiti.
Artk bugnden itibaren, Nicholas Nickleby'yi, kk Dorrit'i ya da Bob
Cratchitt'le ve elbette Little Nell'i tanyan ne Bay Brindley ne de baka biri
olacakt. Bunu dnnce, boazna kzaran tavuk kl kam gibi bir
karmcalama 'hissetti. Martin aklna gelince ayn duyguyla bu kez beyni
zonklamaya balad. Martin'in ad kulaklarnda henz nlamt ki, gzlerinin
nndeki sis perdesi aralanarak, altndan keskin oklar zihnine uuverdiler.
Srtnda niformasyla Martin'nin kendisini okuldan almaya geldii gn,
birlikte ciple iftlie gitmek zere yola ktklarn, eve varmadan nce de bir
aacn altna uzandklarn tm ayrntlaryla anmsad. Acaba bu byl sarn
Prensle o gn m yoksa daha sonra m evlenmeye karar vermiti? Acaba Martin
kendisini bekleyeceine dair sz verdiini anmsyor muydu? Kendisi sznde
durmu, Ol'Joro Orok'u dnd zamanlar hi alamamt. En azndan hi
gzya dkmemiti.
Byk bir zntnn ncekini unutturmas Regina iin yeni bir deneyimdi, ama
byle bir deneyim hi de kt saylmazd.Tren sarsldka, Regina tek tek
szckleri zihninde belirleyebiliyor, fakat toparlayp bir trl cmle haline
getiremiyordu. Tam byl Prensine, adnn Regina deil de Little Nell
olduunu syleyip, Martin de, bunca zaman sonra bile hala kulaklarndan
gitmeyen o muhteem glyle glmt ki, ilk vagon soluyarak Naivaa
istasyonunda durdu. Lokomotifin pskrtt buhar, istasyon efliinin, kk
ak sar binasn, nemli beyaz bir tl gibi sarverdi. Duvarlardan sarkan
Hibiskus ieklerinin bile renkleri deiti.
Vagonun evresine doluan, beyaz sarilerine sarmalanm iik karnl,
gzlerinin feri kam, ikibklm olmu srtlarnda ar muz hevenklerini
tayan yal, clz Kikuyu kadnlar kompartmann pencerelerini tklyorlard..
Trnaklarn cama vururken, iri dolu taneciklerinin ii bo su bidonlarn
dvmesine benzer sesler kyordu. Kadnlar, tren kalkmadan bir an nce
srtlarndaki muzlar satmann telamdaydlar. Ylan deliinden kartan,
kkrtc, yalvaran bir sesle, muzlarn pazarlyorlard. Regina, sa elini yukar

kaldrarak, paras olmad anlamna gelen bir iaret yapt; ama kadnlar bir trl
anlamak istemiyorlard. Bunun zerine cam indirerek onlara Kikuyu dilinde
bard: "Param yok. Bir maymun kadar yoksulum."
Kadnlar glerek, geceleri kulbelerinin nnde tek balarna oturan erkekleri
gibi kollarn gslerine vurarak, rtlar. Kavurucu iklim ve yaam
koullarndan iki bklm olmu, banda, mavisi l l trbanyla, disiz, ufak
tefek bir Kikuyu kadn, ki ilerinde en yals oydu, omuzlarndaki tayc deri
kaylar zp, ar muz hevengini yere indirdi, arasndan kocaman yeil bir
muzu ekip kararak, Regina'ya uzatt.
"Maymunun iin" dedi, bunu duyan btn kadnlar, at kinemesine benzer bir
glle kkrdadlar. Bu arada, kompartmandaki dier be kz da merakla
Regina'ya bakp aralarnda gltler. Belki de Regina'nm Kikuyu kadnlaryla
konumasn doru bulmamlard. Bu dncelerini aklamalarna gerek yoktu,
gzleriyle birbirleriyle anlayorlard zaten. stelik kendilerini bakalarn
onaylamadklarn ima etmeyecek denli de yetikin birer insan kabul ediyorlard.
Kadn muzu pencereden ieriye uzattnda, nasrlam parma bir an iin
Regina'nn eline dedi. Yal kadnn teni gne, ter ve tuz kokuyordu. Regina
kendisine tandk gelen, epeydir de zledii bu kokuyu olabildiince burnunda
tutmaya alt; ancak tren Nyeri istasyonunda durduunda, gzel gnlerin
doyumsuz anlarndan artk eser kalmamt, gzlerini actan minik tuz
taneciklerinden baka...
Nyeri istasyonunda bir ym adam bekleiyordu, renkli rtlere sarlm ar
denkler, tayorlard, ellerindeki geni sepetlerde kahverenkli kese katlarnda
msr unu, zerlerinden kanlar akan et paralar, tabaklanmam hayvan derileri
tayorlard.
Seslerinde, dalk blgelerin melodik yumuakl yoktu. Yksek sesle
bardklar halde syledikleri anlalmyordu. Btn erkeklerin ve kadnlarn
ayaklarnda sanki frtnadan sonra gkyznde beliren ebemkuamdan kesilip
yaplm, rengarenk ayakkablar, srtlarnda da yine alacal gmlekler vard.
Erkekler ellerinde tavuk tutuyorlar, kadnlarsa, iftliklerindeki ineklerini
srermicesine arkalarndan ar denkleri srklyorlard. Gen erkeklerden
bazlarnn bileinde gmi renkte saatler gze arpyordu, ounun elinde de
her zaman grlen kaln sopa yerine birer emsiye vard. Bu gen erkeklerin
gzleri kzgn hayvanlar kadar fkeli bakyordu, admlarndan ise gl
olduklar seziliyordu.
Alnlarndaki ve kollarndaki dvmeler, karanlkta bile dan seden yldzlar gibi
parldayan bilezikleriyle Hintli kadnlar, ikinci snf kompartmanlarda yolculuk
edeceklerini bile bile, yklerini, sessiz siyahilerin yardmyla vagona
yerletiriyorlard. Yllarca Afrika'da yaadklar halde, trenin hl tam vaktinde
kalkacandan emin olamayan beyaz tenli, haki niformal askerler birinci snf
kompartmana binmek iin acele ediyorlard. Uygun adm mar yrrken bir
yandan da sava sonras pek bir nlenen "Don't fence me in" arksn

sylyorlard. Gen Hintli kondktr yzlerine bakmadan onlara kompartmann


kapsn at. Lokomotif keskin bir ddk sesiyle hareket etti.
Uzun glgelerini yayan leden sonras gneinde, Nyeri evresindeki yksek
dalar, dinlenmeye ekilmi devleri andryorlard. Ceylan srleri srayarak su
kaynaklarna sekiyorlar, ebekler, toprak renkli kayalklara trmanyorlard. Ba
eken tiz sesli maymunun poposu uzaktan pempe pempe ldyordu. Yavru
maymuncuklar annelerinin karnndaki torbalarna aslmlard. Maymunlar
kskan gzlerle seyreden Regina, "Keke ben de kalabalk bir ailesi olan bir
ocuk maymun olabilseydim" diye geirdi aklndan. Ancak ocukluk gnlerinin
tatl oyunu ne yazk ki oktan bysn yitirmiti.
Ngong'un ilk dalar grndnde, yine dncelerine dald, acaba annesi vakit
bulup, onu gardan almaya gelecek miydi, yoksa Horse Shoe'deki iini
brakamad iin yerine Owuor'u mu gnderecekti? Annesinin kendisine zaman
ayrmas kukusuz ona gzel bir armaan olurdu, ama aylk bir ayrlktan
sonra Owuor'u tekrar grmek de onu sevindirecekti. Owuor'la, eski gnlerindeki
gibi, sadece ikisinin anlad bir dilde szck oyunlar ve akalar
yapabileceklerdi. Ne var ki son tatilinde, kendisini karlamaya sadece
Hausboy'un gelmesine biraz can sklmt. Bu kez durumun farkl olacan
dnnce sevindi, treni Nairobi'ye vardnda, snf arkadalarn da bir daha
grmeyeceine seviniyordu.
Regina, annesinin Kngisberg usul ekili kfteleriyle yine kendisini
martacan ok iyi biliyordu, ardndan "Bu maymunlar memleketinde kaperi
yok ki" diye yakmacakt. Herkesin pek sevdii yemek bu cmle sylenmeden
asla sofraya gelmezdi. Regina'da her defasnda sormay unutmazd, "Kapari
nedir?"
Bylesi alkanlklar, Regina'ya evin bir paras olduu hissini verirdi, tatilden
eve her dnnde, yaamnda hibir eyin deimediini grmek onu mutlu
ediyordu. Annesiyle babasnn, dnnn ok zel bir gn olmas iin
ellerinden gelen tm abay gstereceklerini dnmek, Regina'yi hepsinden ok
heyecanlandrd. Onu bekleyen efkatli ellere okayacak kadar yaknlamt
sanki. Tatile kmadan nce, annesinin kendisine yazd son mektubunda,
"Senin iin byk bir srpriz hazrladk, ok aracaksn!" diye yazd aklna
geldi.
lk palmiyeyi grene kadar, srprizin ne olduunu dnmemeye karar verdi,
sevincini eve saklayacakt. Ne varki, geldii yolun neredeyse iki kat bir hzla
son mesafeyi alan tren oktan Nairobi'ye varmt bile.. Regina pencereden
dar bakacak zaman dahi bulamad. Valizini en son kendisi ald, nce
kompartmanndaki dier kzlarn inmesini bekledi, sonra, kararsz bir halde
trenin nnde durarak, kendisini kimin karlamaya geldiini anlamak iin
evresine baknd. Bekleyi ona ebediyet kadar uzun geldi. nnde sadece
beyaz apkalardan bir duvar rlmt. Kulana gelen heyecanl barlar
duymak istedii sesler deildi. Korkuyla merak arasnda bocalayan Regina,
eskisi gibi birden gveninin kaybolduunu hissetti, annesi tatilinin balad

gn unutmu olabilirdi ya da Owuor evden ge kt iin zamannda gara


gelememiti.
Kalbi gsnden frlayacakm kadar hzl arpan Regina panie kapld, sonra
da kendisine yaktrmad ve durumu abartt iin utand, birden Hove Court'a
otobsle gidecek parasnn da olmad aklna geldi. Hayal krklyla
bavulunun zerine oturdu, telala okul niformasnn eteini dzeltti. Gzlerini
umutsuzca bir kez daha uzaklara evirdi. Birden Owuor'u fark etti. Peronun te
yannda, koca boyuyla, sakin ve kendinden emin, srtnda avukat cbbesiyle
glerek ylece duruyordu. Regina Owuor'un raylar geerek, kendisini
karlayacan bildii halde, ona doru komaya balad.
Henz yanma varm ve dilinin ucuna gelen akalar sylemeye hazrlanyordu
ki, birden onun yalnz olmadn fark etti. Bir tahta ynnn arkasna
saklanm olan Walter'le Jettel, yerlerinden dorulmu, heyecanla ellerini
kollarn sallyorlard. Regina tkezleyerek bavulunun zerine dt, bavulunu
dzelterek, komaya devam etti, kollarn aarken, bir yandan da nce kimi
kucaklayacan dnyordu. Sonunda n birden kucaklamaya karar verdi..
Birden annesinin ayaklarndaki dar frlam damarlar farketti. ararak
durdu. Yanlmamt, babas avu olmutu, annesi de hamileydi.
Mutluluktan uuyordu, yle ki bacaklar ve zihni adeta uyumutu.
Bacaklarndaki uyuukluk abuk geti, ama yreindeki cokuyla soluklar tatl
bir melodi gibi kyordu. Mutlu tablonun kaybolmamas iin bir an bile
gzlerini amak istemiyordu. Owuor'a koarken gzlerini kapad. Ban, onun
ypranm cbbesinin prtkl kumana dayad, kuman minicik deliklerden
teni grnyordu. Burnunda onu ocukluuna dndren anlarn kokusunu,
yanbamda arpan yreini duyunca gzlerinden yalar boanverdi.
Kendini toparlayp konutuunda, "Bu yaptn hi unutmayacam," dedi.
Regina annesinin hamileliini ima etmiti.
Jettel glerek, "Sana sz vermitim" dedi.Srtnda, Nakuru'da bebeini
beklerken giydii ayn elbise vard. Elbise, o gnk gibi gsnn zerinde
gerilmiti.
Regina kafasn sallayarak itiraf etti: "Bense unuttuunu sanmtm."
"Nasl unutabilirim? Buna hi izin vermedin ki."
"Biraz da benim yardmm oldu." dedi Walter
"Biliyorum avu Redlich," dedi Regina kkrdayarak. Yerde duran apkay
gbela kafasna geirip, sa elinin parman havaya kaldrarak, izci
selamna geti.
" Ne zaman oldu?"
" hafta nce."
"aka ediyorsun galiba, Mami ok imanlam."
" hafta nce baban avu oldu. Annen drdnc ayma girdi," diye Walter
dzeltti.
"Ve bana hibir ey yazmadnz. Hi deilse dua ederdim,"
Jettel, "Sana bir srpriz yapmak istedik," dedi.

Walter ekledi. "nce emin olmak istedik, zaten dua etmeye de baladk."
Owuor sanki srprizi yeni duymu gibi, ellerini rparak gzlerini Memsahib'in
karnna evirince, drd birden sessizce birbirine bakt; her biri bir dierinin
aklndan geenleri biliyordu. Ardndan Walter, Jettel ve Regina, sevgilerini ve
kran duygularn birletirmek istercesine, kolkola girdiler. ocukluk ryas
gerek olmutu artk.
Hove Court'un demirden kapsnn nndeki palmiyeler, son byk yamurlarn
sularyla hl slakt.. Owuor pantolonundan krmz bir bez kartp Regina'nn
gzlerini balad. Kz onun srtna binip kollarn boynuna dolad. Salar
eskisinden daha yumuakt ama hala Rongai'deki gibi gl kuvvetliydi. Owuor
dilini aplatarak, hafif bir sesle, "Memsahib kidogo" dedi, onu ar bir uval gibi
bahenin iinden, gl tarhnn nnden geirerek eve tad.
Regina grmesini engelleyen bez parasna ramen, Guavayana aacndan
yaylan mis kokular ve aacn dallarndan birine yerlemi olan perisinin hafif
bir sesle, geceleri elmas gibi parlayan yldzn arksn mrldandn
duyuyordu. Yine fantazileri canlanmt, perisi hibuskus ieklerinden krmz
bir elbise giymiti, dudaklarnn arasnda da gm bir flt vard. Aacn
nnden geerlerken Regina alak bir sesle: "Sana teekkr ederim," dedi. Jaluo
dilinde sylemiti, Owuor gld.
Soluk solua Regina'y srtndan indirip, gzlerindeki bezi zd. Buras
nemlenmi ahap kokan, kk ve Regina'ya yabanc bir mutfakt. Kz kk
ocan zerindeki sadece mavi emayeden tencereyi tand. Tencerede
Knigsberg usul ekili kfteler vard. Alman masallarndaki tatl bulama
kadar beyaz koyu bir sosun iinde yzyorlard. Sevinle havlayarak yan
odadan kan Rummler soluk solua Regina'nn zerine srad. Walter'le Jettel
bir azdan, "Bu bizim dairemiz," dedi, "ki oda ve eviyesi olan bir mutfak."
Regina, Rummler'in geldii yne yrrken, "Bu nasl oldu?" diye sordu.
Walter, gazetede okuyarak, ezberledii kaba bir ngilizce'yle az diline
dolanarak "Boalan daireleri ncelikle askerlere veriyorlar," diye aklad.
Regina babasnn konumasn duyunca, glmesini zor tuttu, "Hurra!" diye
sevinle bard, "demek artk snmac olmaktan kurtulduk."
Walter "Yoo!" diye hemen dzeltti, bunu sylerken glyordu, "Yine
snmacyz ama. Eskisi gibi bloody deiliz."
"Bebeimiz snmac olmayacak ama Papi."
"Bir gn gelecek artk hibirimiz snmac olmayacaz. Bunun iin sana sz
veriyorum," dedi Walter.
"imdi sz vermenin zaman deil," dedi Jettel isteksizce, "Gerekten bugn
deil."
"Bugn Horse Shoe'ya gitmiyor musun?"
"Artk almyorum. Doktor yasaklad."
Bu cmle Regina'nn kafasn kurcalad, oktandr unuttuu anlar, korku ve
aresizlikten rlm bir duvar gibi nne dikilirken, yanan gzlerinin nnde

minik noktalar uumaya balad. "Bu seferki iyi bir doktor mu?" diye sordu
"Yahudileri de tedavi ediyor mu?"
Jettel "Elbette" diye onu yattrd. Walter de "O bir yahudi!" diye kelimelerin
zerine basarak vurgulad.
"Ayrca gzel bir erkek," diye Diana seslendi. Kapda belirmiti. Srtndaki ak
sar elbisesi yzn, yeni km bir mehtap kadar solgun gsteriyordu. Regina
nce kadnn sar salarnda l l parldayan Hibiskus ieklerini grd, perisi
aatan inmi de karsnda duruyordu sanki. Ama Diana'nn pcnde,
perisindeki Guave deil viski tad vard.
"Hep byle dammdr," diye kkrdayan Diana, eliyle Regina'nn salarn
okarken, kucandaki kpei yere indirmeyi unuttu.
"Bir bebeimiz olacak. Duydun mu? Artk geceleri hi uyuyamayacam," dedi
Regina byk bir gururla.
Owuor, belinde ilemeli geni kua, uzun beyaz malayla, konumadan
akam yemeini servis yaparken. Servis srasnda konumamas gerektiini,
Kisuma'daki ilk Bwana'sindan renmiti..Gzlerindeki ifade buna ramen,
saygn bir ngiliz iftlik evinin ar sakin havasna pek yakmyordu.
Gzbebekleri tpk ekirgeleri kovalad akamki gibi kocaman kocamand.
Jettel, atalyla tabamdaki ekili kfteleri kartrrken yaknd, "Bu maymunlar
lkesinde kapari yok."
Regina keyifle, "Kapari nedir?" diye aznda geveleyerek sordu. zlemini
gidermenin mutluluunu yayordu.
Sonra merakla sordu: "Bebeimizin ad ne olacak?"
"Kzlha'a yazdk" diye babas cevap verdi.
"Ne demek bu anlamadm?"
Walter sanki kpee elindeki bir yiyecei vermek istiyormu gibi, kafasn
masann altna soktu. Oysa kpek arkasnda duruyordu. Walter'in de elinde
zaten bir ey yoktu.
"Byk annen ve babanla ilgili baz eyleri renmek istiyoruz Regina. Onlara
ne olduunu bilmeden, bebee onlarn ansna, Max ya da na adn koyamayz.
Biliyorsun, bizde ocuklar hayatta olan akrabalarnn adn alamazlar." diye
yantlad Walter.
Babasnn yzndeki ciddi ifade strapl bir hal almt. Annesinin gzleri ise
nemlenmiti. Regina'nn kafasnda korkuyla fke birbirlerini galebe alma
sava veriyorlard. ekinmeden, 'Almanlardan nefret ediyorum' diyebilen
Inge'yi kskand.
Kaplumbaa yavalnda toplad gcn tek bir soruya younlatrd: u
Knigsberger ekili kfteler nasl olup da acl tuzlu koca bir topak olup
boazna oturmutu? Sonunda babasna bakmaya cesaret etti, baknda, yardma
muhta kk bir ocuk ifadesi vard.
XVII. BLM

Savatan sonra, smrgedeki en tutucu evrelerce bile, hogrl ve dnyaya


ak olmak felsefesi, mparatorluun epey insann feda ettii yeni an,
olmazsa olmaz, kanlmaz gerekleri olarak, kabul grmt. Daha dorusu
geleneklerine sk skya bal olanlar, ayn grte birlemilerdi; kimi aceleci
ve hatta tatsz sonulanabilecek abartl giriimler, her zaman ll olan
ngilizler'in saduyusu sayesinde nlenebilmiti. Nitekim Kenya Girl's High
School'un Mdiresi Janet Scott, baz endieli ebeveynlerle grmeleri
srasnda, okulunun yatl ksmna ok az sayda snmac ocuu alabilecei
gereini sylememeyi yelemiti. Oysa, toplum iinde, yatl blme gre daha
az saygnl olan gndzl enstitde byle bir uygulama yaplmyordu.
Mantktan ok duygusalln ar bast bir toplumsal dnmn yaand bu
gnlerde, yatl ksmn, yksek tabaka ngilizler'in kkl ideallerine koulsuz
baml kalan bir standart koruduu, ksa zamanda etraftan duyulmutu.
Bayan Scott, bu zor sorunu, ok zarif bir ekilde zmlediini, yzn
pembeletiren bir gururla, sadece, kendiyle ayn gr paylaan insanlarn
olduu tandk evrelerde, dile getiriyordu. Okula, otuz milden daha az uzaklkta
oturan renciler, ancak dileke vererek ve ok zel koullar yerine getirmek
kaydyla, bu nl yatlya girebiliyorlard. Dier kzlarsa, sadece DayScolars
(gndzl renciler) olarak kabul ediliyorlar, bu koullarda da doaldr ne
retmenleri ne de snf arkadalar tarafndan, okulun asl yeleri gibi muamele
gryorlard.
Ancak anneleri ayn okulda okumusa ya da babalar kesenin azn aarak,
cmerte okula yardm yapmlarsa, ender de olsa, yatlya kabul edilme ilkesi
deitirilebiliyordu.. Bu dzenlemeyi yaparken, tutucu unsurlar da gzard
etmemek iin, zmde son derece pratik ve de diplomatik davranlyordu.
rnein Bayan Scott, "Garip," diyordu yksek sesle, "zellikle de snmaclar
kentlerde kalmaya pek merakl oluyorlar, galiba bu yzden de ou yatlya
gelmeyi dnmyor. Zavalllar, belki de fazla duygusallar, yatlda kendilerini
dlanm hissedeceklerini sanyorlar. Gzel de, sonuta onlara acaba nasl
yardm edebiliriz? Janet Scott sadece, yanl anlalmayacandan emin olduu,
kendisine tandk ve bildik bir evredeyken, gerek dncesini aklamaktan
ekinmiyor ve "Neyse ki baz insanlar, bu ayrmclklar konusunda daha
deneyimli," diyordu.
Regina, iki aydr DaySchoolar olarak devam ettii okulda Janet Scott'u sadece
bir kez o da uzaktan grmt. Kendisi artk toplumsal saygnl olmayan
sradan bir gndzcyd. Oysa smrgedeki okul hayatnda toplumsal saygnlk
her eyin stnde, n planda gelmekteydi.
Toplant salonundaydlar Japonya'nn yenilgisinin kutland gnd. ok sayda
gndzl rencinin gelmesinin beklendii bir srada, Bayan Scott'la yz yze
gelip daha yakndan tanmas iin herhangi bir neden de olmamt.
Aralarndaki bu zoraki mesafe Regina'nn Bayan Scott'a olan takdir duygularn
azaltmamt. Aksine ona saygs bykt stelik de ona mteekkirdi. Bayan
Scott Regina'dan sadece ll davranmasn bekliyordu, ki Regina zaten okul

hayatnda buna alkt, ona mteekkirdi nk kard bir ynergeyle, teden


beri nefret ettii yatl okul hayatna olan nyarglarndan onu kurtarmt.
Owuor da tanmad Bayan Scott'a minnettarlk duymaktayd. Her gn pazara
giderken artk minicik bir torba yerine, yanna iki koca kikapusla* alveriini
yapyordu. Eski gnlerinde olduu gibi, koca kazanlarda yemek piirdii iin
zengin Memsahib'lerin uaklarndan utanmasna da gerek kalmamt. Daha da
nemlisi kiinin hayat yklerine kulak kabartmak zorunda da deildi.
iftlikteki o gnler oktan geride kalmt. Akamlar, yemei, yuvarlak bir
masayla, iinde kk Memsahib'in uyuduu bir haman bulunduu salona
tarken, baarl bir avcnn rahatl iinde, "Artk safarinin yorgun insanlar
deiliz." diyordu.
Regina da ilk lokmay azna atarken, ayn cmleyi, vurgulamalarn da doru
yaparak, keyifli bir ses tonuyla tekrarlyordu. Her gece salncakl yatana
uyumaya gitmeden nce de, umutsuzluk ve zlemle dolu bunca yldan sonra
dualarn duyarak, isteklerini yerine getiren cmert Tanr Mungo'ya bildii en
gzel kelimelerle teekkr ediyordu. Dersten nce ve sonraki iki saatlik otobs
yolculuu, ona demek zorunda kald en hafif bedel oluyordu. nk, anne ve
babasndan upuzun ay ayr kalmayacan ok iyi biliyordu.
Daha gne domadan personel kulbelerindeki klar da yanmadan, nce,
babasyla Delamare Avenue'ye giden azna kadar dolu otobse biniyor, oradan
da, salt yerlilerin kulland ehirden gelen daha da kalabalk olan otobse
aktarma yapyordu.
Walter, Brighton'da, drt ocuu ve aile yaamyla ilgili zc anlar olan
Yzba McDowell'e defalarca yazl dilekeyle bavurduktan sonra, Jettel'in
hamileliinin altnc aynda eve kma iznini alabilmiti. Her gn Birliindeki
Posta ve Haberleme Blmndeki grevine gidiyor, ancak akam ge saatlerde
Hove Court'a dnyordu, Regina'yla Sinagoga gitmek iin sadece cuma gnleri,
ounluk tam zamannda, evde oluyordu. Walter, snmaclk yaamnn
umutsuz gnlerinde, sinagoga gitmeye tvbe ettiini kzma syledii halde,
ocukluunun bu dinsel geleneine yeniden drt elle sarlnca, Regina,
babasnn bunu yeni doacak bebei iin yaptn sanmt.
Ne var ki babas ona, "Bunu senin iin yapyorum, nereye ait olduunu
bilmelisin. Artk zaman geldi," demiti. Babasndan bunun aklamasn
istemeye cesaret edememiti, ama her olasla kar cuma geceleri Tanr
Mungo'yla gizli haberlemelerine son vermiti.
Aralk aynn bir cuma gn, palmiyelerin arkasndaki limon aalarna henz
varmamt ki, babasnn heyecanl sesini duydu. Kendi aralarnda doru drst
ngilizce konuamayan, evreye uyum salama gayretleri yznden Sabbat'lan*
hep ihmal eden apartman sakinlerinin piirdikleri tavuk orbasyla, tatl su
balnn kokular bile henz burnuna gelmemiti. Babasnn bu kadar erken
saatte eve gelmesi allm bir ey deildi, ama bsbtn de aykr bir durum
yoktu.. Acele karar verip, huzursuzlanmamalyd.

Yine de her zamankinden hzl koarak baheyi geti, ani bir kararla da karnca
ordusunun arasndan dairesine giden ksa yolu seti. Korkusu bacaklarndan
daha glyd. Beyninden midesine doru iniyor, gzlerinin nne, grmek
istemedii bir sr grntler uuuyordu. Dikenli itteki darack delikten
srnerek ieri szldnde, mutfak kaps akt. Annesiyla ba
* Yahudilerin kutsal gn 276
basn, kendisinin daha nce hi denemedii, ama ok iyi bildii bir eyi
yaparlarken grd. leden sonrayd, gnn yakc scaklyla ortalk kvl
kvl kaynyordu, nemli havann etkisiyle, annesinin her hareketi giderek daha
arlayordu, Regina buna ramen annesiyle babasnn dans ediyor olduklarn
anlad.
Bir an Martin'le annesinin Ol Joro Orok'ta dans ettikleri gn hatrlad. Acaba
yine ayn mucizeyle mi karlaacakt? Martin, Prens olduu gnlerdeki gibi
beklenmedik bir srprizle ziyaretlerine mi gelmiti? Yrei soluk soluayd,
hayal dnyas, kelerinde minik yakut talarn parldad yldzlarla bezenmi
bir gelecee doludizgin komaktayd. Birden yuvarlak masann zerinde duran
sar bir zarf gzne iliti. Regina zarfn stndeki damgalarn arasndan yazy
okumaya alt, ancak her kelime ngilizce olduu halde, hibirinden bir anlam
kmyordu. Ayn anda babasnn, kanatlarnda ilk yamur damlacklarn
hisseden bir kuun tiz sesiyle;"Almanya'dan ilk mektup geldi," diye seslendiini
duydu. Walter'in yz kzarmt ama, korku ifadesi yoktu, gzleri berrak, ltl
bakyorlard.
Mektup, asker postasyla Almanya'nn ngiliz igalindeki blgesinden
gnderilmiti. "Walter Redlich. Farmer in the Surrounding of Nairobi" adresine,
Greschek gnderici adyla gelmiti. Hove Court Mdriyet Brosundan
mektubu getirerek, bilmeden byk bir sevince neden olan Owuor, gnderenin
adn, dili dilerine yapmadan, sylemeyi becermiti.
Glerek, "Greschek" demi ve zarf haman iine koymutu, sonra da, zarfn,
genken Kisumu'da grd gemiler gibi hamaktaki sallann gzleriyle takip
etmiti. Sesini de hamak gibi dalgalandrarak "Greschek'den geliyor" diye
yinelemiti.
"Bizim Josef sonunda baard," diyen, Walter sevinle bard. Regina ancak
imdi babasnn gzlerinden yalarn enesine damladn fark edebildi, "Josef
kurtuldu. Beni de unutmam. Greschek'in kim olduunu biliyor musun?"
"Krause'ye kar Greschek!" diye Regina sevinle onaylad. Ona gre bu cmle
dnyadaki en sihirli szckt. Bunu syledii zaman, babas hemen glerdi.
Aralarndaki harika bir oyundu bu, ama bir gn babasnn glerken, tekmelenmi
bir kpek gibi mahzunlatm fark etmiti. O gnden sonra da, zaten anlamn
bilmedii bu szc, belleinin bir yerlerine gmmt.
Sklarak, "Unuttum," diye szlerini srdrd, "ne olduunu unuttum. Ama
Rongai'deyken hep bunu sylerdin. Greschek Krause'ye kar."
"Umarm retmenlerin aptal olduunu dnmyordun Oysa gerekten akll
bir ocuksun."

Kulana hogelen vg szleri Regina'y rahatlatt. marmadan, ektii


baarnn semeresini nasl alabilirim diye kafa yorarken, sonunda aklna geldi:
"Hatrladm, Greschek Almanya'dan ayrlrken, Roma'ya kadar seninle beraber
gelmiti."
"Cenova'ya kadar, Roma'da liman yok. Okulda bunu size retmediler mi?"
diyerek kznn szlerini dzelten Walter mektubu Regina'ya uzatt. Babasnn
elinin titrediini grnce, hemen anlad, babas bedenini alev alev saran ayn
heyecan kendisinin de duymasn bekliyordu. Ama mektubun zerindeki
incecik yazlm harfleri grnce glmesini tutamad. Harfler, bir sre nce bir
kitapta rastlad Maja'lann yazma benziyordu. "Alman olduun zamanlarda
sen de byle mi yazmtn?" diye sordu babasna.
"Ben hl Almanm," dedi babas.
Jettel "Kzcaz, Stterlin'i nasl okusun?" diye karak sylendi, eliyle
Regina'nn alnn okayarak btn skntsn alverdi. Eli scack, yz alev
alevdi, karnndaki toparlak o yana bu yana hareket halindeydi.
"Biliyor musun, Regina, bebek de ok heyecanland," diyerek gld, "mektup
geldiinden beri deli gibi tekmeleyip duruyor. Greschek'den gelecek bir
mektubun beni bu kadar heyecanlandraca kimin aklna gelirdi? Ne komik bir
adamd, bilemezsin. Ama yine de Leobschtz'te yaayan birka namuslu
insandan biriydi. Onun hakknda, kimseye laf syletmem. Yolculua kmadan
nce, akn akn hazrlanmaya alrken, bavulumu yapmama yardm etsin
diye bana Grete'sini gndermiti. Bu iyiliini hi unutmadm."
Tek bir mektupla tm anlar yeniden canlannca, Walter'le Jettel, gemite
sadece ikisinin olan dnyaya snmlard. Sedirde birbirlerine sokulmu, elele
oturuyorlar, tandk isimleri tek tek anyor, i geirerek kederleniyorlard.
ok gemeden yine karlkl iddiaya girdiler. Greschek'in dkkannn
Jaegerndorfer, evinin de Tropauer Caddesi'nde mi olduu ya da acaba bunun
tam tersi mi olduunu tartrlarken, neredeyse sa saa ba baa kavgaya
tututular. Ne Walter Jetten, ne de Jettel Walter^ ikna edebildi, sonunda eski
neelerini bulup bartlar..
Neyse ki, doktor Mller'in muayenehanesinin Tropauer Caddesi'nde olduu
grnde birletiler. Ama az sonra keyifli hava Doktor Mller yznden
yeniden buland. Eski krgnlklar su yzne kt. Jettel, Regina'nn
doumundan sonra memesindeki iltihaplanmann Mller'in hatas olduunu
iddia ederken, Walter fkeyle karlk verdi: "Sen kabahatliydin, ona bir ans
daha tanmadan, hemen Ratibor'daki doktoru getirttin.
Aklma geldike, bugn hl canm sklr. Biliyorsun, Mller'le ayn renci
birliinde arkadatk."
Regina soluunu tutmu, olanlar gzleriyle izliyordu. Doktor Mller yznden
annesiyle babasnn Massai'ler gibi savaa tutuacaklarndan emindi. Massai
kabilesinde bir inein alnmas sava iin yeterli nedendi. Neyse ki hemen
rahatlad, bu kez atmada zehirli oklar kullanlmamt. Hatta, Sohrau'dan
getirip, zel durumlar iin sakladklar son ie arap, aralarndaki tartmay

daha da ilgin hle soktu. ienin alp almamas konusunda farkl grler
ortaya atld. Jettel arabn iilmesinden yanayd, Walter ise kar kyordu,
sonra Jettel grn deitirince, Walter de deitirdi. Neyse ki fkelerini
odaya tamadan, ortak bir karara vardlar: "En iyisi biraz daha bekleyelim, belki
bizim iin daha iyi, zel bir gn olur."
Owuor kahve piirsin diye mutfaa gnderildi. Kahveyi, kapa pembe gll,
beyaz bir gmle getirirken, sol gzn krpt, bu, "Baz eyleri ok iyi
biliyorum ama sylemiyorum," anlamna geliyordu. Owuor kk ekmek
hamurlarn, Bwana'syla, Memsahib'i mektubu grp, ocuklar gibi sevindikleri
zaman, oktan frna atmt.
Ekmek taban masaya koyduunda, Memsahib, her zaman yapt gibi,
hayretini gizlemedi. Bwana'si da "senta sana" demek yerine, gzlerini kez
hzl hzl ap kapayarak, "Hadi gel Owuor, imdi gel de Memsahib kidogoya
mektubu okuyalm" dedi.
Owuor'un yemek yemesine artk gerek kalmamt. Memsahib'in kendisine
verdii onur ona yetmiti, midesine ama daha ok beynine yaylan tatl bir
scaklk onu doyurmutu. Keyifle hamaa oturdu. Kollarn dizlerine dolayarak,
ark syler gibi "Greschek" dedi. Yavru ceylan derisi kadar yumuak bir cildi
olan Bwana'simn gl, gnein son ltlaryla kulaklarnda nlad.
Walter mektubu okumaya balad: "Sevgili Doktor, hl yayor musunuz
bilmem. Leobschtz'te bir arslana yem olduunuza dair sylentiler dolayor.
Sava sa salim atlatmay baardm. Grete'de ayn ekilde. Ama ikimiz de
Leobschtz'den ayrlmak zorunda kaldk. Polonyallar bize sadece bir gnlk
sre tandlar. Ruslardan daha ktydler. imdi Marke'de yayoruz. Harz'n
irkin bir ky. Hehhenwitz'den de kk. Bize burada Polack ve Ostpack
diyorlar ve sava sadece bizim kaybettiimizi dnyorlar. Yiyecek
konusunda skntmz var ama, dier insanlardan daha ok altmz iin, yine
de durumumuz onlardan iyi. Aslnda varmz youmuzu kaybettik. En ksa
zamanda yeniden toparlanmay umuyoruz. Bu gayretimiz buradakileri
kzdryor. Greschek'i tanrsnz, ikimiz de canmz diimize takp alyoruz.
Grete hurda demir topluyor, ben de satyorum. Hatrlyor musunuz, Grete'ye
kar drst davranmadm sylerdiniz. Ben de Almanya'dan gederken,
yolda, hemen onunla evlendim, imdi de ok memnunum.
Lanet olas sava kana kadar sk sk Sohrau'ya giderek, babanla kz kardeini
ziyaret ediyordum, geceleri onlara yiyecek tayordum. Durumlar ok ktyd.
Grete her pazar onlar iin kilisede dua etti. Ben dua edemiyordum. Tanr olan
bitenleri grp de eer hibir ey yapmamsa, dualar ne ie yarar ki? Dualar da
iitmez, duymaz bile. SA birlikleri* Bacharach' sokaklarda srkleyerek, alp
gtrdler. Siz Breslau'dan henz ayrlmtnz. Bir daha da ondan hi haber
alamadk.
Umarm bu mektup elinize ular. Bir ngiliz askerine elikten bir mifer bulup
verdim. Adam biraz Almanca biliyordu,mektubu size gndermeye sz verdi.

Szn tutar m bilmem? Ama baka arem yoktu, nk bizim mektup


gndermemize izin vermiyorlar.
Almanya'ya dnecek misiniz? Cenova'da bana, "Greschek, bu domuzlar gidince
ben de dnerim," demitiniz. Artk zencilerin yannda ne iiniz var? Sonuta bir
Avukatsnz. Nazi olmayanlara imdi iyi i veriyorlar, daha da abuk ev
bulabiliyorlar. Buraya gelirseniz, Grete Doktor hanma yine tanmasna yardm
eder. Almanya'nn batsndaki bu insanlar, bizim kadar alkan deiller. Hepsi
tembel. stelik de aptal. Zaman bulursanz, ltfen bana yazn! Einiz Doktora ve
kznza selamlarm iletin. Kpeklerden hala korkuyor mu? Sayglarmla, eski
dostunuz Josef Greschek."
Walter mektubu okumay bitirdiinde, sessizlii bozan, sadece Rummler'in
dzenli horlamalaryd. Elinde hl zarf tutan Owuor merak ediyordu, acaba
neden, Bwana'snn duymak istedii eyleri bu adam kendisi sylemiyordu da,
bu kadar uzun bir safariye yolluyordu..Bwana'ya bunu sormak istediyse de, onun
bedeniyle orada, kafasyla ise baka yerde olduunu grnce vazgeti.
Owuor'un, akam yemeini hazrlamak zere zorlukla ayaa kalkarken inlemesi,
kpei uyandrd.
Epey sonra Walter, "Artk eytann aya krld. Belki bundan sonra oralardan
daha ok haber alabiliriz." dedi. "Leobschtz' ise artk bir daha grmeyeceiz,"
dediindeyse sesi bu kez bezgindi.
Baheden kadnlarn sesleri geliyordu. Sanki her cuma adetmi gibi, Jettel,
Walter ve Regina uyumaya gittiler. Regina duvarn te yanndaki annesiyle
babasnn konumalarn duyuyordu, ama bilmedii yabanc insan ve cadde
isimlerini takip etmekte zorlanyordu. Henz dalmt ki, Greschek'in garip
yazs gznn nne geldi, ardndan, duvarn arkasndan kulana gelen blk
prk szlerin ok ve yaylara dnp hzla zerine umakta olduunu sand.
Kendini savunamad iin fkelendi, gnlerden kutsal cuma olduu halde,
yreine ta basarak, uzun uzun Tanr Mungo'yla konutu.
Ertesi gn Nairobi'de grlmedik bunaltc scaklar, haberlerde ilk sray ald.
Scak, yaral bir aslan kadar fkeli ve acmaszd. Otlar, ayrlar, iekleri,
hatta kaktsleri bile kurutmu . tu, zsuyu ekilen aalarn boynu bklm,
kular tmez olmutu; kpekler azgn ve srgan, insanlarsa kolu kanad krk,
bezgindi. Otel sakinleri, pencerelerinde pahal perdeler olan dayal deli
dairelerinde bile duramamlar, kendilerini byk aalarn glgelerine
atmlard. Epeydir belleklerine gmdkleri, albmlerinde ve anlarndaki,
Almanya'dan k manzaralarn, utanarak, ama aresiz ve tutkulu bir hznle
birbirlerine gstererek, teselli buluyorlard.
1945 ylnn son gn o kadar scak oldu ki, otellerdeki vantilatr says yemek
listesinden nce ilgi eker oldu. ou otel, vantilatr saysyla mterileri
ekmeye alyordu. Ngong'da yllarn en byk fundalk yangnnda allklar
alev alev tutumu, Hove Court'ta zorunlu su ksnts yaplm, ieklere su
verilmemiti. Owuor bile, yemek piirirken sk sk alnndaki terleri silmek

zorunda kalyordu. Ksa yamurlardan mit kesilmiti, Temmuz'dan nce


scaklarn azalacan kimse beklemiyordu artk..
Jettel ise yaknmayacak kadar bitkindi. Hamileliinin sekizinci ayndan sonra
zaten bsbtn her eyden elini eteini ekmiti, evresindekilerin tesellilerine,
tlerine kulaklarn tkamt. Sabahn sekizinde Regina'nm Guaven aacnn
altna snyordu.. Doktor Gregory onu her muayene ediinden sonra,ok kilo
aldn, hareket etmesi gerektiini syledii halde, Owuor'un, bir kralienin
taht gibi beyaz kumalarla ssleyerek aacn altna getirdii sandalyesinde,
saatlerce kmldamadan oturuyordu.
Owuor'un yaratclna hayran kalan Houve Court'taki kadnlar da, Jettel'e
gerek bir kralie muamelesi yapyorlar, her gn dzenli bir ekilde onu aacn
altnda ziyaret ediyorlard. lerinden pek az, Jettel'in Breslau'nun salkl k
havasn ballandra ballandra anlatmasn sabrla dinlerken, Jettelde bir an nce
kendi gemiine snmak iin sabrszlanyordu. Bu onda vazgeemeyecei bir
alkanlk haline gelmiti. Bunaltc scan karnndaki bebee zarar verip yine
l doacak korkusundan ok, evresindeki yabanc dnyann zerindeki
basksn daha dayanlmaz buluyordu.
Elsa Conrad'a, "Biri bana bir ey anlatrken kafam toparlayamyorum," diye
gnah karmt.
"Sama, anlatlanlara kulak vermeyecek kadar tembelsin de ondan.. Artk
kendine gel. Dnyada ocuk bekleyen tek kadn sen deilsin."
Bir gn de "Kavga etme yeteneimi bile kaybettim," diyerek Walter'e yaknnca,
kocas onu, teselli etmiti,
"zlme ileride her ey dzelir. Hayatnn hibir dneminde bu alkanln
unuttuunu grmedim."
Ancak, Regina okuldan gelerek, aacn altna yanma oturduu zaman, Jettel,
biraz kendine geliyor, uykuyla umutsuzluk arasndaki bocalamalarndan
kurtulabiliyordu. Regina' ran periler dnyas onu biraz rahatlatyordu. Walter
inanmad halde, perisiyle paylamaktan vazgemedii isteklerini anlattka,
Jettel yreinin hafiflediini hissediyordu. Hele kznn, yeni doacak bebekten
sz ederkenki cokusu, arlaan bedenini gevetiyor, Nakuru'da geirdii
talihsiz hamilelik gnlerindeki gibi kzma ball, yaknl artyordu.
ubat aynn son Pazar gn, Jettel hayat boyunca bir daha asla unutamayaca
acmasz bir gerekle yzyze geldi. Sabahn erken saatlerinde henz deien
bir ey yoktu. Kahvaltdan sonra Jettel ahlaya pof laya kendini aacn altna at.
Walter radyo dinlemek zere dairede kald. le zeri, Owuor, su isteyen
Jettel'in seslenmelerine karlk vermedi. Oysa normal olarak hep kadna yakn
bir yerlerde olurdu. Jettel ondan ses kmaynca, bir bardak su getirmesi iin
Regina'y mutfaa yollad. Regina da dnmedi. Susuzluu dayanlmaz bir hl
alp da boaz yanmaya balaynca, sonunda Jettel ayaa kalkmak zorunda kald.
ylesine isteksizdi ki, uzuvlarnn kaskat kesildiini hissetti, kendisine

yaktrmad, biraz da komik gelen mymnt hlini zerinden atmay


denediyse de beceremedi.
Yavaa bir ayan dierinin nne atarak yrmeye gayret etti, her admnda
Owuor ya da Regina'nm ortaya kacan, yolun geri kalan ksmn tek bana
gitmek zorunda kalmayacan umuyordu. Hibirinin gelmediini grnce,
kzyla Owuor'un yine her zamanki gibi iftlik hikayelerini dalm
olabileceklerini dnp, fkelendi. nk, iftlikten bahsedilmesini hep
aresizliine ihanet gibi gryordu.
Kapy atnda nce Owuor'u grd. Mutfakta, ban emi duruyordu.
Jettel'in geldiini farketmemi grnyordu, kendi kendine konuuyor gibi alak
sesle birka kez "Bwana" dedi. Perdeler ekilmiti. Odadaki bir iki eya
arlaan havann etkisiyle, lgn n altnda, plak, ssz doada kaba aa
ktklerini andryordu. Walter'le Regina, birbirlerine sarlm, sedirde
oturuyorlard. akn ocuklara benziyorlard. kisinin de yz solgun, gzleri
kpkrmzyd.
Jettel grd manzaradan ylesine dehete kapld ki, hi biriyle konumaya
cesaret edemedi. Baklar donuklat. dn hissetti, ayn anda, gnlerdir
zledii souun, tenine ine batm gibi ac verdiini farketti.
Regina, "Babam bunu nceden hep biliyordu," derken hngr hngr alyordu
"Kapa eneni. Hibir ey sylemeyeceine sz vermitin. Anneni
heyecanlandrmamalyz. Bebek doana kadar bekleyelim."
Jettel "Ne oldu?" diye sordu. Sesi kararl kmt, birden, nedenini
aklayamad bir utanla sarsld, yine de haftalardan beri ilk kez kendini daha
gl hissediyordu. Hatta srtnn armasna aldr etmeden kpein zerine
eildi, elini kalbine gtrdyse de, atlarn duyamad. Sorusunu yineleyecekti
ki, Walter'in, beceriksizce bir telala, bir kt parasn pantolonunun cebine
sokuturmaya altn fark etti.
Umutsuz bir sesle, "Greschek'in mektubu mu?" diye sordu.
"Evet," diyen Walter yalan syledi.
"Hayr!" diye Regina bard. "Hayr."
Owuor sonunda dayanamad, g almak istercesine duvara yasland, "Bwana'nm
babas ld. Kz kardei de" dedi.
"Ne oldu? Btn bunlar da ne demek oluyor?"
"Owuor'dan her eyi duydun ite. Sadece ona sylemitim."
"Bunu ne zamandr biliyorsun?"
"Mektup, Greschek'in mektubundan birka gn sonra geldi. Bana Kampta
verdiler. Rusya'dan gnderildii iin, ordu sansrnden kazasz belasz getiine
sevinmitim, bu yzden size sylemeye de gerek kalmamt. Okuyunca
alamadm. Hatta biraz ncesine kadar da alamamtm. Ancak Regina'ya
yakalannca, mektubu ona okumak zorunda kaldm.. Okumak istemiyordum ama
beni zorlad. Tanrm, ocuun nnde yle utanyorum ki!"
"Mektubu ver," dedi Jettel yavaa, "benim de bilmem lazm."

Pencerenin yanna gitti. Sararm kd at, byk harfleri grd, nce


gnderenin adyla adresini okumaya alt.
"Tarnopol nerede?" diye sordu, yant beklemedi. Belki de birden her eyi
renmek istememiti, decei dehete kar bir ekilde kendini savunmakt
yapt.
"Sayn Bay Doktor Redlich" szclerini yksek sesle okudu, devamna sra
gelince, duraksad, bundan sonraki satrlarda gzlerinden artk en ufak bir ltuf
beklemediini fark edince rperdi.
Okumay srdrd. "Savatan nce, Tarnopol'de Almanca retmenlii
yapyordum. Babanzla kz kardeinizin lm haberini size bildirmek zorunda
kaldm iin ok zgnm.. Babanz Max Redlich ok iyi tanrdm. Benimle
Almanca konuabildii iin bana gveniyordu. Elimden geldii kadar ona
yardm etmeye altm. lmnden bir hafta nce bana adresinizi vermiti. O
zaman, ayet kendisine bir ey olursa, size bildirmemi istediini anlatmt.
Babanzla kzkardeiniz epey tehlikelere maruz kalp, yoksulluk ektikten sonra
Tarnopol'a gelmeyi baarmlard. Alman igalinin ilk gnlerinde henz onlar
iin biraz umut vard. Burada bir okul binasnn bodrum katnda saklandlar. lk
frsatta Sovyetler Birlii'ne gitmek istiyorlard. Ama sonra 17 Kasm 1942 gn
iki SS polisi babanz cadde zerinde vurdu. Ac ekmeden ld.
Liesel de bir ay kadar sonra okulun binasndan zorla alnarak Belsec'e getirildi.
Artk onun iin hibir ey yapamadk, bir daha da ondan haber almadk. Bu
Belseck'e yaplan nc sevkiyatt. Gidenlerden kimse dnmedi. Haberiniz var
m bilmem, Liesel lkeden kaarken bir ek'le evlenmiti. Erwin Schweiger
kamyon ofryd, Rus ordusu onu zorla askere alnca, babanzla Liesel'i
terketmek zorunda kald.
Babanz sizinle gurur duyuyordu, sizden bana ok sz etmiti. Yazdnz son
mektubu hep gsnn zerindeki cebinde saklyordu. Birlikteyken sk sk o
mektubu okuyor, ailenizle birlikte sizin, iftlikte gvenli bir hayat srdnz
dnyorduk. Babanz cesur bir adamd, bir gn sizi greceine dair Tanrya
sonsuz gveni vard. Tanr ltfunu ondan esirgemesin!
Size byle bir mektubu yazmak zorunda kaldm iin tm insanlk adna
utanyorum, dininize gre, evladn, babasnn lm gnnde dua okumas
adetmi. Dua etmenin sizi teselli edeceini bilirsem, grevimi
gerekletirdiime kanaat getirip rahatlayacam.
Babanz bana her zaman sizin iyi kalpli bir insan olduunuzu sylerdi. Tanr sizi
korusun. Bana Tarnopol'a cevap yazmayn. Dardan gelen mektuplar burada
sorun oluyor. Karnz ve sizin iin dua edeceim."
Jettel, onu rahatlatacak yalarn boalmasn beklerken, mektubu zenle katlad,
ancak gzleri hl kupkuruydu. Barmadna hatta tek kelime bile
sylememesine ard. Kendini, sadece bedenindeki acy duyan bir hayvana
benzetti. Yavaa ve ekinerek, WalterTe Regina'nm arasna iliti, terden slanan
hamile elbisesini dzeltti. Kocasyla Regina'y okamak zere davrandysa da,
kolunu kaldramaymca, karnn svazlamakla yetindi.

Birka yl sonra bykannesiyle dedesinin nerede olduklarn soracak bir ocuu


dnyaya getirmek acaba gnah myd?
Jettel'in kafasn imdi bu soru kurcalyordu.. Walter7 e baktnda, iindeki
isyan onun da hissettiini farketti, anlam gibi kafasn sallyordu.. Kocasnn
aresiz direniinde teselli buldu. Sesinde umutsuzluun en ufak bir belirtisi
olmakszn: "Bebeimiz bir olan olacak, artk ona bir ad bulduk" dedi.
XVIII. BLM
Cehennemi scaklarn etraf kasp kavurduu en eziyetli gnlerde bile, kiisel
servetlerinden ok rahatlarn dnen Howe Court sakinlerinin ou, yorgun ve
bitap dtkleri 6 Mart gecesinde bu huzuru bulamamt.. Odalarn ve suit
dairelerin ounda gne doarken lambalar hala yanyor; Aja'larn (dad) ve
st ielerini isteyen bebeklerin alamalar gece yarsndan nce duyulmaya
balyorduk; grev, sorumluluk ve dzen konusundaki tm melekelerini yitirmi
uaklar, henz ku cvltlarnn duyulmad erken saatlerde, akn ve telal,
sabah aynn suyunu ocaa koyuyorlard; kpekler gkteki mehtaba, her
grdkleri glgeye, kurumu aalarla, sinirli insanlara havlyorlar, fkelerini,
sahipleriyle dalaarak karyorlard. Radyo en son Avrupa'da sava sonrasnda
grlen bir cokuyla plaklarn avaz avaz bartrcasna alyordu; kulaklar yar
sar Miss Jones bile, grltden rahatsz olduunu sylemek zere, srtnda
geceliiyle, kaps kapal mdriyet brosunun nne gelmiti.
Memsahib kidogo ile odada yalnz olan Owuor ise, ne yemee ne de bir hafta
nce Kisumu'dan getirttii gen kadnn yanna gitmiti. Gne battktan saat
sonra, btn rtleri ve minderleri silkelemi, tahta yer demelerini, kpein
tylerini fralam, sonra da, Memsahib'in verdii trpyle ellerinin trnaklarn
trplemeye koyulmutu. Memsahibi kendisi evdeyken bunu yapmasna asla
izin vermezdi.
imdi de midesinde ve gsnde hissettii bir basnla, Regina'nm hamana
uzanm, dinlenmeye alyordu, beyninde uuan grntler yznden gzne
uyku girmiyordu. Zaman zaman, ormanda ocuunu arayan bir kadnn
syledii hznl arky tuttursa da, sonunda melodi grtlana gelip
taklyordu. Regina zerinde beyaz okul bluzu ve yumurtasndan yeni km
civciv kadar zen isteyen giri renkli eteiyle, annesiyle babasnn yatana
uzanmt. Byk bir gayretle, "David Copperfield'i, sonuna kadar okuyup
bitirmeye niyetlenmiti. Hatta bir bardak su iin bile yerinden kalkmamt. Ama
daha ilk iki paragrafnda, birbirinin iine geen harfler, kor alev dalgalar
halinde gzlerinin nnde uumaya balamlard. Belindeki sihirli kemerinin
renkli talarn durmakszn ovuturmaktan elleri ter iinde kalmt. Amac az
konuan Tanr Mungo'ya dileini duyurmakt. Mungo'nun, bu kez lmnn
ardndan gzyalarn dkt bebein onun yannda deil, kendi yannda
olmasn istiyordu. Bu dileini, en gzel hangi szcklerle Mungo'ya aktarp,
onu ikna edebileceini kestiremiyor, bu yzden de azn amaya korkuyordu.

Walterle Jettel, akam yemeini brakp ellerinde kk bir valizle, lgnca bir
telala, Mr. Slapak'm arabasyla gideli beri, Regina yreini saran korkuyla
mcadele halindeydi. Zihnindeki belirsizlik, frtna sonras azan alayan gibi
barsaklarnda fkeyle gurulduyordu. Grtlana oturan yumrunun, midesine
inmekte olduunu farkedince, koarak Owuor'un yanma gitti, parmaklaryla,
kendisine gven veren omuzlarn zerinde gezdirerek. "Bugnn iyi bir gn
olacana inanyor musun?" diye sordu.
Ovvuor hemen gzlerini at, mrnde sadece bu bir tek cmleyi sylemeyi
renmi gibi, "Biliyorum, iyi bir gn olacak.." dedi..
Sabahn saat nde Elsa Conrad penceresinin nndeki kamelyalar sularken,
yal bir bunak gibi kfrler savurunca, fkeyle balkonuna frlayan Mrs. Taylor
sessiz olmas iin bararak, onu uyard. Neyse ki kavga etmediler, nk Mrs.
Taylor, uygun ngilizce kfrleri aklndan geirip, dzgn bir aksanla
sylemeye hazrlanyordu ki, Profesr Gottschalk' grd. Elinde, her sabah
yedii yulaf bulamac olan minik porselen kab, banda apkasyla karanlk
bahede gezintiye kmt. Kadnlarn ikisi birden, szlemi gibi ayn "attk
belaya" deyip, adamn aklndan phe ettikleri anlamnda, parmaklaryla
alnlarn tkladlar.
Bu arada Chepoi de daha gn madan ok nce, Diana'nn yanndaki iki subay
evlerine postalamt. Hayal krklna urayan genler, nl Bayan Wilkins'in
ivelerini gzleriyle bile olsa takdir edip, hayranlklarn aklama frsatn
bulamamlard. Dianada henz afak skmeden pencereye kmt. Banda
renkli talarla ssl altn tac vard. Hayrl bir gelecek umuduyla, Moskova'da
ilk ve son kez sahneye ktnda bana koyduu bu ta, ne yazk ki bekledii
gelecei getirmemiti. Balkondaki koltuuna oturup, sevdii parfm kpeine
pskrtnce, hayvan sonunda burnunu korumaya almak iin, allmadk bir
fkeyle sahibinin parmaklarn srverdi.
Diana kpei parfmyle slatt yetmiyormu gibi, "boklu Stalin" diye barp,
yorgun den zavall hayvann onurunu da krd. Hereye kar duyduu gizli
nefretin yaratt derin bir ac ve fkeyle, bre bre alyordu. Salim
kafayla olsa, bu nefretinin "Bolevikler'den" kaynaklandn syleyebilirdi.
Sonunda Chepoi'nin yattrc szlerine teslim oldu. Bir iki ekimeden sonra,
uan viski iesini elinden almasna da sesini karmad. Yeni bir ey olursa,
kendisini uyandraca sz zerine de yatana girdi.
Saat bei bir gee, otelden be mil uzaklktaki Eskotene Nursing Home,
Hastanesi'nde, Max Ronald Paul Redlich dnyaya gzlerini at. Howe Court'ta
bu anm nemine iaret edecek en ufak bir hareket grlmedi.
Bouk bir gk grltsyle ayn anda bebein ilk lklar duyuldu. Hemire
Amy Patrick bebei arabasna yerletirip, ocuun iki buuk kilo olan
arlyla, hecelemesi zor uzun adn bir kda not ederken, donuk gzleri
parlayarak, "Bu bir mucize" deyip glmsedi..
Uykusuz geen geceden sonra iyice bitap den ebenin, sradan bir doum
vakas iin biraz abartl kaan glnn, ocukla ya da, anneyle bir ilgisi

yoktu. Kald ki, annenin berbat aksan, epey zor olan doum srasnda, Hemire
Amy'nin hassas kulaklarn, olduka rahatsz etmiti. Amy Patricks'in cokulu
tepkisi, aslnda, anlalr bir aknln davurumuydu: Bir gn nce
yaynlanan hava raporu haberlerinde en ufak bir ekilde belirtilmedii halde,
aniden boanan yamur Nairobi'yi, tarihinde grlmedik kavurucu scaklarndan
bir anda kurtarvermiti. Ebenin "mucize" dedii buydu ve bu mucize onu
ylesine rahatlatmt ki, bebein gbek ban keserken, memnun bir ifadeyle,
"Aman Tanrm, beyimiz kk bir ngiliz'e benziyor" diyerek ngilizvari
esprisini patlatmt.
Gkten gelen nimet, gecikmi bir yamur dnemine gre ne yazk ki pek hasisti.
zerinde bir haftadan ok konuulmayacakt. Yine de btn kularn kanatlarn,
inko atlar, dikenli akasyalarn en stteki dallarn hi deilse tozlardan
armdrmt. Ama yamurlarn yamas, daha ok, gece uykularndan isteyerek
fedakrlk eden insanlarn Max Redlich'in dnyaya gelmesinin olaanst bir
olay olduuna dair inanlarn kuvvetlendirmiti. Bebek ikinci kuak
snmaclar iin bir umut olabilirdi.
Regina ile Owuor, Walter'in eve dndn nce farketmediler. Skan kapy
amak iin yumruklamalarn, uyuyan kpein zerinden atlarken de ettii
kfrleri ikisi de duymad. Ancak, ani bir emirle greve arlan iki askerin,
henz daldklar uykudan frlamalaryla kan grltyle irkildiler. Askerler
boazlanan tavuklar gibi feryat ediyorlard. Owuor ayayla kapy iterek ieri
dald. Bwana'si, iki eliyle kavrad pasl bir kovann nnde diz km
inliyordu.
Regina babasna doru koarak, onu srtndan kavrayp kucaklamaya alt,
dehetten neredeyse tm vcudu uyumutu. Walter kznn kollarn gsnn
zerinde hissedince, kkleri susuzluktan kuruyup, yapraklarna den yamur
damlacklaryla yeniden hayat bulan aa gibi yerinden doruldu.
"Nihayet Max geldi," dedi soluk solua, "Bu kez Yce Tanr sesimizi duydu."
Ksa bir sessizliin ardndan Regina srekli ban sallamaktan daha anlaml bir
ey yapmak iin, babasnn sylediklerinin iyice kulaklarna yerlemesini
bekledi. Zorlu bir yarm dakikack... ve seller gibi boanan yalar. Regina,
sonunda gzlerini aabildiinde, babasnn da aladn grd, yzn
babasnnkine bastrd; gzlerinden dklen sevincin scak tuzlu taneciklerini
onunla paylamak istiyordu.
Owuor glerek "Max," dedi. Dileri lo bir odada yeni yanmaya balayan mum
gibi parldyorlard. "imdi bir Bwana kidogo'muz var."
Bir sre de konumad. Sonra Owuor tane tane, dzgn bir ifadeyle, bebein
adn tekrarlarken, Bwana'si omuzlarna dosta vurarak, ekirgeleri kovalad
gnk glyle "Sen Benim Rafikimsin" dedi..
Bwana bouk ve hafif bir sesle, "dostum, arkadam" anlamna gelen bu gzel
sz ne zaman sylese, Owuor mthi gururlanyordu.
Owuor sordu. "ocuu grdn m? ki salam gz ve on parma var m? Bir
ocuk bir maymun gibi olmal."

"Benim olum maymundan gzel. Onu, kucama aldm. Bugn leden sonra
onu Memsahib kidogo da grd. Owuor seni de oraya gtrmek istiyordum
ama, hastanedeki hemirelerle, doktor izin vermediler. Oysa senin de yanmda
olman istiyordum.
"Ben bekleyebilirim Bwana. Unuttun mu? Drt yamur mevsimi bekledim."
"Dier ocuk ne zaman ld, ok iyi biliyorsun deil mi?"
"Bunu sen de biliyorsun, Bwana".
Kzyla hastaneye giderken yolda, "Bazen bu lanet olas kentte tek dostumun
Owuor olduunu dnyorum," dedi
"nsann hayatnda tek bir dostu olmas yeter."
"Yine nereden buldun bu sz? u senin budala ngiliz perilerin mi syledi?"
"Bu sz, benim budala ngiliz Dickens syledi Ama Bay Slapakda biraz bizim
dostumuz saylr. Sana arabasn dn verdi. Yoksa imdi otobsle gidecektik."
Regina, koltuun paralanm minderinden ekip kard at klnn sert ucuyla
babasnn kolunu gdklad. O gne kadar babasn direksiyon banda
grmemiti, hatta araba kullandn bile bilmiyordu. Babasna bunu sylemeyi
aklndan geirdi, ama nereden byle bir dnceye kapldn belki de
aklayamayacakt, onu rencide edebilecei endiesiyle vazgeti. "yi araba
sryorsun," demekle yetindi.
"Sen daha dnyada yokken araba kullanyordum."
"Sohrau'da m?" diye sordu Regina, temkinli.
"Hayr Leobschtz'deyken. Greschek'in Adle/ini kullanyordum. Tanrm^ keke
Greschek'de bu gnmz grebilseydi.
Ford, sarsla sarsla, tepeyi trmanrken arkasnda incecik krmz kumlardan
youn bir toz bulutu brakyordu. Arabann sol yannda ve nnde cam yoktu,
rm, paslanm tepesindeki kocaman deliklerden gne vuruyordu. Regina,
bir an kendisini Martin'nin cibinde sand. imdi karsnda Ol'Joro Orok'un lo
ormanlarn her zamankinden daha net grebiliyordu, sonra gzlerinin nne,
Martin'nin, sapsar salar, akmak akmak yldzlarn uutuu ak mavi
gzleri geldi..
inde duyduu ayn cokuyla, gemie geri dnd, ama sevinci ksa srd,
zlemi hep beklemekle geen gnlerle doluydu, bunu hatrlaynca, vcuduna
ate bast. en hayalleri kafasndan atmak iin derin bir soluk ald.
"Seni ok seviyorum," dedi sonra babasna fsldarcasma.
Eskotene Nursing Home, ak mavi pencereleri olan sade grnml bir
binayd. Yksek kapsnn iki yanndaki stunlarn zerinden, gne batmnda,
gn rengini alan gller sarkyordu. Bina, nilfer ieklerinin arasndan, altn
balklarn yzd bir havuzu olan parkn iindeydi. Park yemyeil bir im
halyla kaplyd. Dallarna konmu, srck kularnn, mavi ltl kanatlaryla
adeta minicik yelpazeler oluturduu yksek sedir aalar, sabah yaan
yamurun etkisiyle havaya buharlarn salyordu. Demir itin yanndaki ana
kapnn nnde, denizci mavisi niformasyla geni omuzlu bir askari iki eliyle
kaln tahtadan bir sopay kavram, nbet tutuyordu. Ayaklarnn dibinde, az

ve ene evresindeki kllar aarm, boz renkli bir rlanda kurt kpei
uyuklamaktayd.
Bu pahal zel klinik, snmac bebeklerinin dnyaya gzlerini amasna,
gnlsz de olsa, yardmc oluyordu. Doktor Gregory ise, bu konuda
kendisinden asla dn vermezdi, oysa normal zamanlarda son derece uyumlu
biriydi. Doktorlarn, siyah yerlilerin yattklar koridorlardan gemek zorunda
kaldklar Devlet Hastanesinde, asla hastalan tedavi etmeye yanamazd.
Hamilelii srasnda Jettel'den ald vizite creti, kadncazn Horse Shoe'de
alrken keye koyduu btn paray yutmutu, doum ve Eskotene
Hastanesi'ndeki yatak parasnn faturasn da hi kukusuz, bir avuun doum
parasna ayrd maa karlayacakt.
Keselerine gvenmeyen hastalar bile, btn bunlara karn Doktor Gregory'yi,
hastalaryla ilgilenen, vicdanl biri olarak gryorlard. Doktor, dost evresinde
olduu zamanlar, Jettel'in konuma tarzna nasl altn, glerek, byk bir
hogryle anlatmt. Bylesine bir hogr onda pek rastlanmayan bir eydi
aslnda. Bir sre sonra R harfini tpk hastas gibi aznda yuvarlayarak
sylediini farketmiti. Almas gereken cretin geri kalan yklce ksm iin,
Jettel'in yan ve hamilelii srasnda kabilecek przleri ne srerek, gizlice
Nairobi'deki Musevi Cemaatini devreye soktuunu da ona hissettirmemiti.
Doktor zaten, yllardan beri yal Rubens'le birlikte cemaatin ynetimindeydi.
Polonyal adn, telaffuzu kolay ngilizce bir adla deitirdii zaman bile,
Musevi olduunu hibir zaman saklamamt..
Doktor, genliinden beri mesleinin yansra meraklarn da hi ihmal etmemi,
ikisini birarada gtrmeyi becermiti. Bir merak da golftu. Eskotene Hastanesi,
golf sahasna giden yolun zerinde olduundan, gnde iki kez hastalarn ziyaret
ediyordu. O gn de Walter'le Regina hastaneye geldiklerinde Jettel'in
yanndayd. Doktoru grnce, ikisi de ne yapacaklarn bilmez bir halde, akn
akn, eikte durakladlar. Babayla kzn aresiz grnmleri, babann az sonra
i burkan bir yaltaklanmaya dnen sklganl; ocuksu elimsiz bedeni,
yaamn erken deneyimleriyle vaktinden nce olgunlaan yzyle, karsnda
duran kk kz, doktoru fazlasiyle duygulandrmt.
Babakzn birbirlerine kar hissedilir ballklar, ona komik ve modas gemi
gibi gelmiti. Hatta doktora bykbabasnn anlattklarn artrmt. Buna
ramen, kendisini rahatsz eden garip bir utanmayla, bu kk ailenin yazgsyla
daha yakndan ilgilenmesi gerektiini dnd. Londra'nn East End'inde kk,
rutubetli bir dairede oturan yal adam yllardr hi aklna getirmemiti.
Bykbabas kkl geleneklerine bal kalan bir adamd, kendisi ise o zamanlar
ateli bir tp rencisiydi ve ailesinin bu geleneklerinden kurtulmaya
alyordu. Doktorun bu heyecan, kendisini kaptrmayacak denli ksa srd.
Biraz abartl, yksek bir ses tonuyla, "come on" diye seslendi. lgi ve samimiyet
bekleyen Avrupallarca zellikle byle konumaya almt. Szlerini
srdrrken, duygusallkla aklayabilecei scak bir ilgiyle, biraz da ekinerek,
bu kez daha alak bir sesle ekledi: Massel tow. Dosta Walter'in srtna vurdu,

zihni baka yerlerde, kaytsz bir tavrla, Regina'nm salarn okarken, eli
farketmeden kzn yanana uzand, sonra da aceleyle odadan kt.
Doktor kapy arkasndan henz kapatmt ki, Regina Jettel'in kollarndaki
minicik ba ancak o zaman farkedebildi. Bebein banda, siyah tylerden bir
ta vard. Babasnn soluklaryla, yeni doann hafif vzlamalarn, sesleri yutan
bir sis perdesinin arkasndan duyuyor gibiydi. Jettel tatl szlerle bebei
yattrmaya urayordu. Regina nce doya doya glmek istedi, en azndan,
snftaki yatlarnn hokey malarndaki sevin lklarn atabilirdi,
beceremedi, grtlandan pek zayf bir hrlt kt sadece.
"Hadi gel," dedi Jettel, "bebei ikimiz de epeydir bekliyorduk."
Walter ocuu Regina'nn kollarna brakrken, "Sk tut, yenisini bir daha
yapamayz." diye kzn uyard. "Bu erkek kardein Max', derken, sesi alk
olmadk resmi bir tonda kmt, "bardn ilk kez bugn duydum. Ne
istediini ok iyi biliyor. Byynce sana iyi bakacak. Benim kzkardeime
bakmamdan daha iyi" dedi Walter.
Max gzlerini amt. Mavi mavi ldyorlard, yz Rongai'deki krpe msr
koanlarn rengindeydi, teninden yeni pimi poonun ho kokusu yaylyordu.
Regina, kokuyu iine ekmek istercesine burnunu kardeinin alnna dokundurdu.
Byle bir mutluluu hayatnda bir daha hi tadmayacandan emindi. Perisiyle
ii bitmiti, onu bir daha rahatsz etmemek zere, "hoakal" dedi. Ac
duymakszn, duraksamadan yaplan ksack bir vedayd bu.
"Ona bir eyler sylemek istemez misin?"
"Onunla hangi dilde konuacam bilmiyorum."
"Henz tam bir snmac deil, bu yzden anadilini duymak onu rahatsz
etmez."
"Jambo," diye fsldad Regina, "Jambo, bwana kidogo!" Babasnn kelimelerden
irkildiini grnce, pimanlk duygusuyla, ekinerek, "imdi kardeim
gerekten benim mi oldu?" diye sordu.
"Hepimizin.."
Geceki konumalar hatrlayan Regina, "Owuor'u da sayyor musun?" diye
sordu.
"Tabii, Owuor bizimle kalabildii srece."
Regina, merak ettii, dilinin ucuna kadar gelen soruyu sormaktan vazgeti,
sonra kardeinin zerine eilerek, "Bugn sylemeyeceim," dedi, ama sihirli
szckleri zihninde yinelerken, neredeyse glecekti ki, kendisini zor tuttu.
Babasyla annesinin, oullarnn Owuor'un konutuu dili, renmeye
baladn fark etsinler istemiyordu. Tepkisini sevin lklar atarak gsterdi..
Gne oktan gkyznden ekilmiti, Owuor'sa hl mutfan nne oturmu,
ba dizlerinin arasnda, gzkapaklarmm altnda uyukluyordu ki, araba sesiyle
irkildi. Araba, balk ve talarn ypratt bir traktr kadar grlt karyordu.
Bwana's gelmiti. Ama Owuor, sahibi, arabay dzenbaz Slapak'a teslim edene
kadar daha bir sre bekleyecekti, ancak saatleri saymaya alk deildi, tek

bildii gelecek gzel gnleri saymakt. Hantal bir hareketle, nce kolunu, sonra
da ban, arkasndaki glgeye uzatt, sonra yeniden uykusuna dald.
Slapak arabann anahtarlarn vermeye gelen Walter'le Jettel'i, nemli kundak
bezleriyle, lahana orbas kokan kk odasna ald. O da sevinliydi. Yeni
emeklemeye balayan drdnc ocuunun ardndan bir olu daha dnyaya
gelmiti..
Hove Court'ta ou kimse, Leon Slapak', krl kacan bilse, para iin
annesini bile satan, iini bilir kurt bir iadam olarak gryorsa da, kalbi temiz,
dindar bir adamd. Slapak'a gre, Tanr iyi insanlara hep gzel eyler ihsan
ederdi. Srtnda yabanc bir niforma ile karsnda duran bu askere de her zaman
sempati duymutu. Alakgnll, iten biriydi, gzlerinde gerek bir savan
deil, yaam savann acs ve hzn seziliyordu. Slapak Walter'e her
grnde selam verir, Walter'in kran duygularyla selamna karlk
vermesinden mutluluk duyard.. nk, zlemini ektii vatanndaki insanlar
anmsyordu.
Komularnn ou kez kmsedii ve hakir grd Slapak, mendiliyle zenli
bir ekilde ovalad votka dolu bir kadehi Walter7in eline tututurdu, kendisi de
ieden bir yudum ald, ardndan Walter7 in tek szcn bile anlamad
cmleleri sralad. Dou Avrupa lkelerinden gelen snmaclarn konutuklar,
Lehe, Yidi ve ngilizce karm bir dildi bu.. Slapak, tm itenliiyle ve buz
gibi ikiyle kendisini marttka, azndan kan szler, ona giderek Sohrau'yu
anmsatyordu. nk Slapak, nce ngilizce sonra da Yidi'ten vazgemi,
Lehe konumaya balamt. Lehe'yi becerebilmi olmak da, Slapak'
maazasnda hi ummad iyi bir al verii yapmasna gururlandryordu.
Dnyalar ayr, ama aclar ortak iki erkek, karlkl anlarn anlatarak, gzel bir
akam geirdiler. stelik ok iyi anlamlard. Slapak, konuu kendisiyle ayn
yata olduu halde, Walter^, baba duasyla uurlarken, armaanlarn vermeyi
de unutmad. Yeni doan bebee, kendisinin en erken bir yl sonra ihtiyac
olacak bir ocuk arabas ile, bir paket kundak bezi, Regina'ya da, en az on be
sterlin deerinde krmz kadife bir elbise...
Ksa yoldan dairesine dnerken, Walter, "Olumun doumunu, kendisiyle doru
drst bir ift laf bile edemediim bir adamla kutladm." diye hayflanyordu.
ocuk arabasna bir tekme indirdi. Lastikleri rm tekerlekler, talarn
zerinde gcrdadlar. "Belki gn gelir, btn bu olup bitenlere glerim," diye
sylendi. Slapak' ziyareti aslnda onu rahatlatt halde, yine de kstl yaam
iin sembolik bir eydi. Bu duygularn Regina'ya anlatmak istiyordu, ama nasl
yapacan kestiremedi.
Regina da o srada, zihninden geen karmak dnceleri aklamamak iin
kendisini zor tutuyordu, sonunda dayanamayp dilinin altndaki baklay kard:
"Max'i benden ok seviyorsun diye zlmyorum. Artk ocuk deilim."
"Nereden kardn bu samal imdi? Sen olmasaydn bu zor yllara
dayanabilir miydim sanyorsun? Bunu nasl unutabilirim? yi bir baba olmaya
altm. Ama sana sevgiden baka bir ey veremedim."

"Bu da bana enough"* Enough szcnn Almanca karln bulamamt..


Sanki ok lazmm gibi, babasnn ayayla tekme att ocuk arabasnn
arkasndan kotu, araba okalipts aacna bindirmeden yakalad, tekrar koarak
babasnn yanma geldi, onu kucaklad. Babasnn bedeninden yaylan alkol ve
ttn karm kokuyla gelen, birine gvenle yaslanma duygusunun tatl
sarholuuna kendini brakverdi..
"Seni dnyadaki btn insanlardan ok seviyorum," dedi.
"Ben de seni. stersen bunu kimseye sylemeyelim. Hibir zaman."
"Hibir zaman," diye sz verdi Regina.
Owuor, hastanedeki eli sopal askari gibi, kapnn nne dikilmi onlar
bekliyordu/'Bwana," dedi gururla, "ben bir Aja buldum."
"Bir Aja m? Seni kk domuz, bizim Aja ile ne iimiz var ki? Nairobi,
Rongai'ye benzemiyor.. Rongai'de, Bwana Morrison Aja'nm parasn veriyordu.
Kadn zaten onun iftliinde yayordu. Nairobi'de ise Aja'ya parasn ben
demek zorundaym. Bunu da yapacak durumum yok. Sadece sana yetecek
kadar param var. Zengin bir adam deilim. Bunu biliyorsun.
"Bizim ocuumuzun, diye Owuor yantlad, dier ocuklardan hibir fark yok.
Hibir ocuk Aja'sz byyemez. Memsahib de byle khne bir ocuk arabasn
bahede gezdiremez.
h Yeter.
Ben de ocuuna bir Aja bile almayan birinin yannda alamam."
"Seni koca Owuor" diye, takld Walter.
Owuor, "Aja'nn ad Chebeti, ona ok para vermeyeceksin. Her eyi anlattm."
Konuurken, her szc tek tek vurguluyordu.
"Ona ne syledin?"
"Her eyi Bwana."
"Ama Chebeti'yi henz tanmyorum bile."
"Ben tanyorum Bwana. Bu yeter"
Mutfak kapsnn nne oturmu olan Chebeti ayaa kalkt. Uzun boylu ve
zayft, srtnda, plak ayaklarn rten uzun, geni, mavi bir elbise vard,
ularndan balanm, al gibi omuzlarndan aaya sarkyordu. Beyaz bir
kuma, turban biiminde bana sarmalamt. Grnnde, Jaluo kabilesi
kadnlarna zg gven seziliyordu, hareketleri ar ve zarifti. Walter7 e elini
uzatrken, azn at ama tek kelime sylemedi.
Regina karanlkta, bu yabanc gzlerin akn seemedi, ama kadnn teninden
yaylan kokunun Owuor'unkiyle ayn olduunu hemen far ketti.
"Chebeti iyi bir Aja olacak Baba," dedi. "Owuor sadece iyi kadnlarla yatar."
XIX. BLM
Captain Bruce Carruthers yerinden frlad, ayayla yerdeki bir bcein zerine
basarak ldrd, pencere kenarnda sivrisinek sand bir tatarc parmaklaryla
ezdikten sonra, tekrar sessizce yerine oturdu. avula yapaca grmeden

nce, yaz masasnn zerindeki kat ynlarnn arasnda zel bir mektubu
aramak zorunda olmas iyice keyfini karyordu. ngilizce'yi kt bir Hintli gibi
konuan, Krala selam dururcasma nne dikilen bu avu, ona kar nedenini
aklayamad baz nyarglar olsa da, Yzbaya antipatik gelmiyordu.
Carruthers'in en ufak bir disiplinsizlie tahamml yoktu, hele kendisinin sebep
olduu dzensizlikten bsbtn nefret ederdi. Holanmad grevlerin hep
kendisine verilmesinin nedenini bir trl zemiyordu. Tartmalardan kaan
onun gibi bir adamn, emrindeki askerlere duymak istemedikleri eyleri
sylemek zorunda kalmasna bu yzden mthi fkeleniyordu.
Tek istedii, sisli bir sonbahar gn Princess Street'de gezinerek, kn gelmekte
olduunun ilk belirtilerini teninde hissetmekti. imdiyse ordudan terhis
bavurusunun, "yeni bir emre kadar ertelendii"ni renmiti. stelik bundan en
ge kendisinin haberi olmutu. ki gn nce, postadaki bir yn evrak arasndan
emri arayp bulmutu. O andan itibaren de kafasna iyice dank etmiti; Afrika,
sadece kalbini deil, ok gen bir kadn da Edinburgh'ta be uzun yl tek bana
brakan kendisi gibi birine, uygun bir lke deildi. stelik kars mektuplarn
giderek daha uzun aralklarla yantlyor, gecikmelerin nedenine ise inandc bir
aklama getirmiyordu.
Captain Carruthers, gzlerinde, sko oban kpeinin, teslimiyeti meyus
ifadesiyle, karsnda duran bu komik avu'a, ordudaki grev sresini
uzatmasna Majestelerinin pek olumlu bakmadn aklamak zorunda
kalmasn, bu yzden talihin garip bir cilvesi gibi gryordu.
"Bu herif neden Almanya'ya gitmek ister ki?" diye homurdand srada
Walter'in sesiyle irkildi.
"Ben orada yayorum oras benim vatanm, Sir."
Walter'in kapya vurduunu duymam, yksek sesle dndn de fark
etmemiti, son zamanlarda ska bana geliyordu bu..
"ngiliz igal ordusunda grev yapmak istiyordunuz sanrm?"
"Evet Sir,"
"Fena fikir deil. Galiba Almanca da biliyorsunuz. Oral olmalsnz."
"Evet Sir."
"yleyse tam bu ie uygun bir adamsnz, u fucking Jerries'leri hizaya getirecek
biri."
"yle sanyorum Sir."
"Londra'dakiler byle dnmyorlar ama," dedi Carruthers, "eer dnme
yetenekleri varsa tabii," dedi, sesinde gizli bir alay seziliyordu. Espri yaparak
zaman kaybettiini fark edince, mektubu konumadan Walter'e uzatt. Kendini
beenmi Londra brokrasisinin birtakm anlalmaz, etrefilli szlerle aktard
emri, Walter'in yznde zgn bir ifadeyle okumasm, sabrla seyrettikten sonra,
"Oradakiler" dedi, sonradan piman olduu, kesin bir tavrla, "ngiliz pasaportu
olmayan askerlere igal kuvvetleri ordusunda grev vermiyorlar. Sahi,
Almanya'da ne yapmak istiyordunuz?"
"Ordudan ayrldktan sonra, Almanya'da kalmak istiyorum."

"Neden?"
"Almanya benim vatanm Sir," diye Walter kekeledi, "bunu sylediim iin,
sorry Sir."
Captain dalgn bir ifadeyle, "Zarar yok," dedi.
Konumay daha fazla srdrmeye artk gerek kalmadn grd. Grevi,
adamlarn kendilerini ilgilendiren konularda bilgilendirmek, kararlar
kavradklarna iyice kanaat getirmekti. Ancak byle bir grevi normal
zamanlarda yerine getirmek daha kolayd. Yabanc askerler ve zenciler sz
konusu olunca iin rengi deiiyordu.. Captain alnna konan bir sinei ban
sallayarak kovalad.
Her zamanki gibi kafasn sallayarak avu'u yerine postalayp, cebelleecei u
sersem sivrisineklerle babaa kalabilirdi ama bunu yapmad. Sonradan
dndnde, bunun nedenini belki de avula ayn kaderi paylam olmasna
yorumlad. Karsndaki adam, vatanndan sz etmiti. Bruce Carruthers'in
kafasn da aylardr bu duygusal szck kurcalyor, ciddi ciddi huzurunu
karyordu..
"Benim vatanm skoya" derken, birden yine yksek sesle dndn
zannetti, "ama Londra'da oturan lgnn biri, benim bu Tanrnn cezas
Ngong'da ryp gitmemi istiyor. Kafasna koymu bir kere."
"Evet, Sir."
"skoya'y biliyor musun?"
"Hayr, Sir."
"Olaanst gzel bir lke. Salam havas, iyi viskileri, gvenebilecein iyi
insanlar olan bir lke. ngilizlerin skoya hakknda birey bildikleri yok,
Kralmz bizden alp, bamszlmz aldlar." Bunlar sylerken, "evef'le
"hayr"dan baka syleyecek bir eyi olmad anlalan bu adamla, skoya ve
1603 ylnda olup bitenler hakknda tartmann ne kadar gln olduunu fark
etti. Konuyu deitirerek, sordu:
"Sivilken mesleiniz neydi?"
"Almanya'da avukattm, Sir."
"Sahi mi?"
"Evet, Sir."
"Ben de avukatm," dedi Captain. Bu cmleyi en son, lanet olas orduya girerken
sylemiti. Ummad bir merak saikasyla, biraz da istemeyerek sordu,
"yleyse ne iiniz var tanr akna, bu maymunlar lkesinde? Bir avukat
mesleinde kendi anadilini kullanr. Neden Almanya'da kalmadnz?"
"Hitler beni istemiyordu.."
"Neden?"
"Ben yahudiyim, Sir."
"Doru. Burada yazl. imdi de Almanya'ya gitmek istiyorsunuz? Toplama
kamplarnda olup bitenlere dair u korkun haberleri okumadnz m? Hitler
insanlarnza korkun eyler yapm."
"Hitler'ler gelirler ve giderler, ama Alman halk her zaman kalr."

"Hayret, birden ngilizce konutunuz. Nasl da gzel sylediniz!"


"Bunu Stalin syledi, Sir."
Askerlik yllarnda Yzba bir eyi ok iyi renmiti: kendisinden istenen asla
daha fazlasn yapmamak, dahas bakalarnn dertlerini srtlanmamak.
imdiyse, karlat durum, ne kadar garip olsa da, mthi houna gitmiti.
Aylardan beri ilk kez biriyle, eli aya dzgn bir konuma yapyordu. stelik,
bu avula, birliindeki Hintli teknisyenden daha iyi anlaabileceini de hi
ummamt. Hintli eline yazl bir kat verildi mi her defasnda kendini
aalanm hissederdi.
"Almanya'ya gidi cretinizi ordunun vereceini dnyorsunuz herhalde.
Bunu zaten hepimiz isteriz."
"Evet Sir, bu benim tek ansm."
"Ordu, her askeri ailesiyle birlikte vatanna gndermek zorundadr," diye
aklad Yzba, "Bunu biliyorsunuz herhalde?"
"zr dilerim Sir, ne dediinizi anlamadm."
"Eer orada yayorsanz, ordu sizi Almanya'ya gndermek zorundadr."
"Bunu kim sylyor?"
"Talimatnamede yazl,"
Yzba yaz masasnn zerindeki ktlar kartrdysa da aradn bulamad.
Sonunda ekmecesinden sk aralklarla yazlm, sararm bir kt kard.
Walter'in metni okuyabileceini sanmyordu, yine de talimatnameyi ona uzatt;
aknlkla, biraz da duygulanarak, Walter'in, resmi dille yazlm, anlalmaz
olduu kuku gtrmeyen metnin ieriini bir hamlede kavradn fark etti.
"Sznn eri bir adam," diyen Carruthers gld.
"zr dilerim, Sir, yine ne dediinizi anlamadm."
"Zarar yok. Yarn Almanya iin terhis dilekeni veririz. Acaba imdi ne
sylediimi anladnz m?"
"Ah evet, Sir."
"Aileniz var m?"
"Bir karm ve iki ocuum var. Kzm on drt yanda, olum da bugn sekiz
haftalk oldu. Size ok teekkr ederim, bana nasl bir iyilik yaptnz
bilemezsiniz."
Carruthers dnceli bir ekilde yantlad. "Galiba biliyo
rum.
Sonra da, alayc bir ifadeyle ekledi: "Ama fazla umutlanmayn, orduda iler
kaplumbaa hznda gider. Buradaki lanet olas zenciler bunu nasl sylyorlar?"
Walter heyecanla, "Pole, Pole"* diye yantlad, szc iki kez yineleyince
Owuor aklna geldi. Caruthers'm ban salladn grnce, acele odadan kt..
Walter aklayamad karmak duygular iindeydi.. Eskiden baarszl itiraf
etmeyi ileri grllk olarak yorumlard, imdiyse birdenbire bunun
sorumsuzca bir zppelik olduunu dnyordu. Yine de, iinde kk de olsa
umut kvlcm yeermiti, ne umutsuzluk ne de gelecek korkusu artk bu
kvlcm sndrebilirdi. Bunu hissediyordu.

Walter, Hove Court'a dndnde, cokuyla gvensizliin karm bir


duygunun etkisiyle hl sersem gibiydi. Anakapnm nne geldiinde, kendisine
ebediyet kadar uzun gelen bir sre kaktslerin arasnda duraklad. nce kakts
ieklerini saymaya koyuldu. Her bulduu sayy drde katlayp hesaplamay
denediyse de beceremedi. Diana'ya urayp, iyimser telkinleriyle, zellikle
viskisiyle moral bulma isteine de epey direndi. Ar ve sessiz admlarla
ilerlerken, Chebeti'yi grd. Yeni Aja, Jettel'e hamilelii srasnda, gven, teselli
ve glgelerini veren aacn altnda, kucanda bebekle oturuyordu. Rahatlamt.
* Yava, yava.
Olu, Chebeti'nin ak mavi elbisesinin iine bzlm, gven iinde yatyordu.
Uzaktan bebein sadece kafasndaki minicik beyaz keten bal grnyordu.
Kadnn enesine okarcasna deen balk, sakin bir okyanusta hafif rzgra
kaplm bir gemiyi andryordu. Regina, imlerin zerinde bada kurmutu,
banda limon aac yapraklarndan yaplm bir elenk vard. ark sylemesini
bilmedii iin, Aja ve erkek kardeine, ocuk arksn, bouk ve trensel bir ses
tonuyla okuyordu. Metinde sk sk nakaratlar vard.
Walter kznn sylediklerinin tek kelimesini bile anlamadna nce fkelendi,
sonra, ngilizce metni resitatiflerde Jaluo diline evirmi olduunu fark etti.
Chebeti, bildii bir iki sesi yakalad m, hemen ellerini rpyor, melodik ve hafif
gllerle grtlan temizliyordu. Kadn iyice counca, Max'in minik bedeni
kmldad, uyanmt, sanki davetkr ho seslere kulak veriyordu. Chebeti
uyumas iin bebei yeniden sallamaya koyuldu.
Owuor, koyu yeil yaprakl bir sedir aacnn altnda oturmu, dikkatle bebein
hareketlerini izliyordu. Yannda, Chebeti'nin ie balad gn satn ald,
kabzas aslan ba oymal bir baston duruyordu. Dilerinin arasndaki krpe
eker kamn, srarak kemiriyor, sonra uzun saplarn tkryordu. Bir yandan
da sol eliyle, Rummler'i okuyordu. Kpek uyuklarken bile kendisini rahatsz
eden sinekleri kovalamakla meguld.
Bylesine uyumlu, dolu dolu bir tablo, Walter^ ocukluundaki kitaplarda
grd resimleri anmsatmt. Ama sonradan gld. Avrupa'nn scaklar
insanlar buradaki gibi esmerletirmiyordu hem, sedir aalaryla, limon
aalarnn altnda da oturmuyor lard..
Hava boucu nemin etkisiyle iyice arlamt. Walter buna ramen ald her
soluun tadna varyordu. Tm ktlklerden arnm saflyla, kendisini
byleyen bu manzaray belleine naketmek iin gizli bir istek duymutu ki,
geldiini farkeden Regina'nn kendisine seslenmesiyle, ryasndan silkilendiine
memnun oldu. Kz ona el sallad, o da eliyle karlk verdi.
"Baba, Max'a ona yakan bir ad bulduk. Owuor ona askari ja ossjeku diyor."
"Bu kadar kk bir ocuk iin fazla abartl bir isim."
"Askari ja ossjeku ne demek herhalde biliyorsundur? Gece askeri anlamna
geliyor."
"Gece nbetisi demek istiyorsun."

"Gnn bu saatinde scaktan kaynayan dairede ne yapyor?"


"ok heyecanl ve telal," diyen Regina kkrdad. Babasnn ses tonlaryla, gz
iaretlerinden anlamad, sonradan aklna geldi. Huzursuzlandn fark edince,
hemen piman oldu. "Max gazeteye kt. Okudum" deyiverdi.
"Neden bunu hemen sylemedin?"
"Annemin nerede olduunu sormadn ki. Chebeti, eer bir erkein akl safaride
olursa, kadn enesini tutmaldr, diyor."
Walter "Dnyadaki btn zencilerden de ktsn" diye kfretti. Sabrsz bir
telala sesini ykselterek sylemiti bunu.
Hzla dairesine koarken, rahat kaan Owuor yerinden doruldu. Aznda
geveledii eker kam parasyla, elindeki bastonu yere att, uyumu
uzuvlarn gevetmeye bile zaman bulamamt. Rummler de uyanmt, dili bir
kar darda, hantal bacaklarnn olabildiince gcyle, Walter'in peinden
seyirtti.
Walter komasn srdrrken seslendi:
"Hadi gazeteyi gster bakalm Jettel!. Bu kadar abuk olacan
dnmemitim."
"te burada. Gazeteye haberi verdiini neden bana sylemedin?"
"Srpriz olsun istedim. Regina doduunda sana bir yzk hediye etmitim.
Max iin sadece gazeteye bir ilan verebildim."
"Ne ilan ama! Yal Gottschalk elinde gazeteyi gelince nasl sevindim
bilemezsin. landan ok etkilenmi. Dnsene, kimbilir kimler okuyacak."
"Umarm okurlar, iin z de buydu zaten. Gazeteyi okumu olan bir tandk
buldun mu bari?"
"Henz bulmadm. O erefi sana brakmak istedim. Her zaman sen ilk
olmusundur."
"yi haberleriyse hep sen buldun."
Gazete sayfalar alm olarak pencerenin yanndaki kk bir taburede
duruyordu. Her rzgr estiinde, incecik sar ktlar, sanki bildik, ama dnya
durduka her zaman varolacak umut ve d krklklarnn melodisini fsldar
gibiydi hrdyorlard.
Walter "Bizim trompetler" diye espri yapt.
"Ben de giderek Regina'ya benzedim," diyen Jettel, eski gnlerindeki cilvesiyle
ban eerek konumasn srdrd "anlatlmayan, olmam ykleri duymaya
baladm."
"Jettel, galiba yallnda yazar olacaksn."
Ak pencerenin nnde durup, kire sval duvarlarn zerinden taan meneke
renkli begonvilleri seyrederken, kar koca birbirlerine iyice sokulmu olduklarn
farketmemilerdi. Evliliklerinde, birinin dierinin grn hogryle kabul
ettii ender anlardan birini yayorlard.
"Der Aufbau" dierlerinden farkl bir gazeteydi. Amerika'da Almanca olarak
yaynlanan gazete, sava ncesi ve sonrasnda dnyadaki btn mltecilerin

szcln yapmt. Her says, zlfiyre dokunsa da, gemiin kklerine


inmekten, yelkenini, anlarn, kederli, acl frtnalarna salmaktan ekinmiyordu.
Gazetede kan bir iki satr bile, yazgy deitirmeye yetiyordu. Haberler ve
makalelerden nce ilk okunan, daima kayp ve aile ilanlar oluyordu.
Vatanlarndan g ettikten sonra bir daha birbirlerinden haber almayanlar bu
ilanlar sayesinde yeniden buluuyorlard. Anavatandaki ilgililere yaplan
uyarlar sayesinde, lm olduu sanlanlar yeniden yaama dnyorlar, gazete,
insani yardm rgtlerinin resmi aklamalarndan nce davranp, cehennemden
kimin sa salim kurtulduunu, kimin kamadn bildiriyordu. Avrupa'da sava
biteli on bir ay olduu halde, sava atlatanlarn gereklerden haberdar
olabilecekleri tek kaynak ounluk hala "Aufbau" gazetesiydi.
Walter aknlkla, "Aman Tanrm, kocaman bir ilan," dedi, "Sayfann ta
tepesine kadar gidiyor. Ne dnyorum biliyor musun? Gnderdiim mektup,
bizi eskiden tanyan birinin eline gemi olmal, bize iltimas gemi. Dnsene,
adam New York'ta yayor ve birden bizim admz, Leobschtz'den geldiimizi
gazetede okuyor. Aslanlara yem olmadmz da bylece reniyor."
Walter hafife ksrd. Kendisini mahkemede savunma krss nndeymi
gibi hissediyordu.. Sanki bir suu itiraf ediyordu. Dnceyi abucak kafasndan
att. Jettel'in ilan ezbere bildiinden emin olduu halde, birka satrlk metni
yksek sesle okudu: "Dr. Walter Redlich ile Perls doumlu, (nceki adyla
Leobschtz) ei Henriette, oullar Max Ronald Paul'un doumunu bildirirler.
P.K 1312, Nairobi, Kenya Colony. 6 Mart 1946. Buna ne diyorsun Jettel? Senin
kocamn yine Doktor Bey oldu. Sekiz yldan sonra ilk kez."
Birden, yzbayla yapt konumay ve ordunun verecei parayla Almanya'ya
gitme ansnn olabilecei haberini Jettel'e vermek aklndan geti. Ana karsna
bunu uygun szcklerle anlatmas gerekiyordu, stelik dn olmayan bu yola
gitmekte kesin kararl olduunu, Jettel'i incitmeden syleme cesaretini kendinde
bulabilmeliydi. yiniyetini zorlayarak, bir an iin, Jettel'in kendisini
anlayacan, hatta uzgrrln takdir edeceini dlediyse de vazgeti, eski
deneyimleri, yanldn gstermiti.
Almanya'ya dnme isteini ilk kez ona aklad gnden sonra, karsnn
kendisini anlayla karlamayacan artk biliyordu. O gn takip eden
gnlerde, ipe sapa gelmez birtakm nemsiz tartmalar yznden, aralarnda
akl ve mantn alamayaca tatsz kavgalar olmutu. O sralar, karsnn bu
uzlamaz halini neredeyse kskannca kendisini aalanm gibi hissetmiti.
Yreinde bir daha kapanmayacak yaralar aacak acnn stesinden gelecek
gc kendinde bulamayacandan ne ok kuku duymutu, nedenlerini
aratrnca da dnp dolap hep ayn noktaya gelmiti; btn suu, anadiline,
kklerine ve mesleine tekrar kavumak istemesiydi.iftlikteki hayat aklna
gelince, ne denli eziyetli olursa olsun, bir an nce Almanya'ya dnme istei
bsbtn kamlanyordu.
Jettel onun gibi dnmyordu. imdiki yaamlarnn kendileri iin tek ans
olduuna inanan ve Almanya'dan nefret eden snmaclarla birarada olmak onu

memnun ediyordu. Dierlerinin de kendisi gibi dndnden emindi ya da en


azndan yle olmasn istiyordu, hayatnda hibir eyin deimesini istemiyor,
deiikliklere direniyordu. Afrika'ya gelirken de yle olmam myd,
Almanya'da geirecekleri her gnn kendileri iin byk bir tehlike olduunu
bile bile, sonuna kadar direnmekte srar etmiti.
Breslau'daki gnleri hatrlamak Walter'in dncelerindeki doruluu bir kez
daha kantlyordu. Jettel'in "Annemden ayrlmaktansa lrm daha iyi!" dediini
duyar gibiydi. Kars, kaynanasnn pel sedirine oturmu alyordu,
gzyalarndan perdelenen yznde inatocuksu bir ifade vard. Walter,
evliliklerinde, o gnden bu yana hibir eyin deimediini, imdi byk bir d
krklyla daha net grebiliyordu.
Jettel yanllarndan ve hatalarndan utanp, piman olacak bir kadn deildi.
Yaamnn her annda ve dneminde inatla ayn yanllar, hatalar tekrarlyordu.
Ne var ki, Jettel'i bugn ikna edebilmek Walter iin dnden daha zordu. Elinde,
ailesini kurtarmak isteyen bir adamn ileri srebilecei inandrc nedenleri
yoktu. Hala terkedilmi, vatanndan kovulmu biriydi, kiiliksiz, gurursuz bir
adam olarak damgalanabilirdi. Birden iinden isyan edip fkelenmek geldi,
fakat hissettii sadece kendine acma duygusuydu, yorulmutu.
Sesi tok ve kararl ksn diye, birkez daha grtlan temizleyip ksrrken,
kalbi hzl hzl arpyordu. Gcnn giderek azaldn farketti. Karsna
vatanndan, evlerine dnmek isteinden sz etmeye ekiniyordu, korkusu ve
tereddt onu bsbtn aresizletiriyordu. En iyisi karsna, yeni rendii
ngilizce szc sylemekti. Bu ona akllca grnd.
"Repatriation"* deyiverdi.
Jettel isteksizce, "o da ne demek?" diye sordu. Bu kelimeyi, bilmek zorunda
olup olmadn dnrken, bir yandan da aklndan baka eyleri geiriyordu;
acaba bebekle, Aja'y eve mi arsayd, yoksa daha nce Owuor, kundak
bezlerini kaynatmak zere suyu ocaa m koysundu. Gnn bu saatinde,bunlar
dnmek, onu doum ncesinde olduundan daha ok yoruyordu, skntyla i
geirdi.
"Ah bir ey deil. Sadece Yzba'nm bugn bana syledii eyleri kafamdan
geiriyordum. Btn gn yal domuzun yaz masasnda duran bir talimatnameyi
saatlerce aramak zorunda kaldm."
"Ya demek bugn ona gittin? Seni terfi ettirmesi gerektiini umarm ona
syleme frsatn olmutur. Bu konularda fazla giriken biri olmadn Elsa bile
sylyor."
"Jettel, artk unu iyice kafana koy, snmaclar avuluktan daha st unvana
ykselemezler. Frsatlardan yararlanmaktaki becerime de ltfen inan."
O gnden sonra, Jettel'le Almanya hakknda sakin bir ortamda konuma ans
olmad. "Der Aufbau" gazetesinden buna frsat kalmad. lann gazetede
yaynlanmasndan alt hafta sonra ilk mektubu aldlar. Bu ve daha sonra gelen
btn mektuplarda hep gemiten, gemite yaanan aclardan sz ediliyordu,
sonunda, Walter karsna gelecek hakknda mutlu bir tablo izme cesaretini

yitirdi, zaten kendisi de en iyimser olduu gnlerde bile gelecekle ilgili olduka
temkinliydi.
lk mektup anghay'da yal bir kadndan gelmiti. yle diyordu: "Beni gzel
Mainz'dan buralara srdler.. imdi, Sayn Doktor, sizin sayenizde iimde
minicik bir umut yand; bir erkek kardeim var, bana neler geldiini
renmek istiyorum. Kendisinden en son 1939 Ocak aynda haber alabildim.
Paris'ten yazd mektupta, olunu grmek umuduyla Gney Afrika'ya gitmek
istediini sylyordu. Kuzenimin Gney Afrika'daki adresini ne yazk ki
bilmiyorum, o da benim anghay'da yaadm bilmiyor. Afrika'da tandm
tek insan sizsiniz. Erkek kardeimle karlamanz kukusuz byk bir rastlant
olurdu, ama bizlerin hayatta kalmas da rastlant deil mi? Hepimiz hayatmz
rastlantlara borluyuz.. Size ve olunuza mutluluklar diliyorum, umarm bize
layk grlen bu dnyadan daha iyisinde byme olana bulur."
Bunu, Walterle Jettel'in tanmadklar insanlardan gelen bir yn mektup izledi,
hepsi de, izini kaybettikleri yaknlarndan, akrabalarndan haber almay umud
ediyordu.. Avustralya'dan bir erkek "Enitem 1934 ylnda Buchenwald'da
ldrld," diye yazyordu, "kz kardeim de bunun zerine iki kk ocuuyla
Ratibor'a tand, orada bir dokumac tezghnda i buldu. Kzlha arivinde
yaplan aratrmalardan sonu alamadk, srgn kayt listelerinin hibirinde
kzkardeimle ocuklarn adlarna rastlayamadk. Kz kardeim bir keresinde
Leobschtz'den sz etmiti, bu mektubu size bu yzden yazyorum. Belki onun
adna rastlamsnzdr ya da Ratibor'da hayatta kalm olan yahudilerle bir
balantnz vardr. Bu ricamn budalaca bir ey olduunu biliyorum, ama henz
umudumu yitirmedim."
Ertesi gn buna benzer bir baka mektubu okuyan Jettel hayretle, "Ben de
Leobschtz' kimse bilmez sanrdm," dedi, "Hi deilse bir gn, gzel bir haber
duysak bari"
Walter'de can skkn yantlad, "Auschwitz'in Yukar Silezya'ya ne kadar yakn
olduunu ben de ancak imdi farkettim. Bu beni epey uratracak."
Uzak diyarlardan Nairobi'ye uzanan bu aclarla bo umutlar, kar kocann salt
kendi yaralarn yeniden demekle kalmamt, mektupta yazlanlar okuduka,
hisleri adeta dumura uramt.
Walter sonunda dayanamayp, oluna dnerek, "Grdn m yediin haltlar,"
dedi, "Bir ilan yznden bamza neler geldi?"
Mays aynn bir cuma gnyd, Regina, Owuor'un sepetinden bir mektup ald.
"lse adnda biri Amerika'dan yazm," diye annesiyle babasna haber verdi..
lse'yi ngilizce aksanyla sylemiti, Jettel elinde olmadan gld. "Almanya'da
bu adda biri yok, ver bakalm u mektubu."
Regina atld/'Sakm zarf yrtma! Amerika'dan gelen zarflar ok gzel oluyor."
Birden annesinin yznn sarardn, ellerinin titrediini grd.
Jettel hkrarak, "Sakn aladm sanma Regina," dedi, "bunlar sevin
gzyalar, mektup genlik arkadam ilse Schotlaender'den geliyor. Yaadna
inanamyorum."

Birlikte pencerenin yanna oturdular, Jettel ar ar mektubu okumaya koyuldu,


her heceyi iine sindirmek istiyordu. Regina baz szckleri anlamyordu,
birtakm yabanc adlar, msr tarlasndaki ekirgeler gibi kulaklarnda dolanp
duruyorlard. Annesinin her gld ya da aladnda ayn tepkiyi vermekten
yorulmutu, yine de onun heyecan, zntsyle sevincini kamlyor, yeniden
canlanyordu. Ovvuor ay vakitsiz, demlemeye" koymutu, yabanc lkelerden
mektuplarn geldii gnler iin saklad, mendillerini dolaptan alarak, hamaa
uzand. Anlalan alamaya hazrlanyordu.
Jettel mektubu drdnc kez okuduunda, ikisinin de gc tkenmiti, ne Jettel
ne de Regina'nn konuacak takati kalmt.. Ancak le yemeinden sonra
kendilerine gelebildiler.
Mektuptan Walter'e nasl sz edeceklerini bilmiyorlard, sonunda hibir ey
sylemeden mektubu her gnk postayla birlikte yuvarlak masann zerine
koymaya karar verdiler. Henz akam olmamt ki, Jettel daha fazla
dayanamad, telala kendini evden dar att. Scaa aldr etmeden Regina'y,
Max'i, Aja'yla kpei de yanma alarak doru otobs durana yolland.
Walter onlar grnce, otobsn durmasn beklemeden, yere atlarken, merakla
sordu: "Owuor'a bir ey mi oldu yoksa?" korkmutu.
"Hayatnn en gzel ekmeklerini piiriyor," dedi Jettel.
Walter hemen anlamt. Kendini, sevincini, hediye paketini atktan sonrasna
saklayan bir ocua benzetti. nce Jettel'i, sonra Regina'y pt, olunun ban
okad, sonra da Chebeti'nin sevdii "Don't face me in" arksnn melodisini
slkla almaya koyuldu. Sonunda sordu:" "Kim mektup gnderdi?"
"Tahmin bile edemezsin"
"Leobschtz'den biri mi?"
"Hayr,"
"Sohrau'dan m?"
"Hayr,"
"Syle artk, yoksa patlayacam."
"New York'tan ilse Schotlaender. Yani Breslau'dan.."
"Zengin Schotlaender'ler mi? Hani u Tauentzien Meydan'nda oturan aile? "
"Evet. ilse benim smfmdayd."
"Aman Tanrm, onu yllardr aklma getirmemitim."
"Ben de. Ama o beni unutmam."
Jettel Walter7 e mektubu, otobs duranda okumas iin srar etti. Caddenin
kenarnda iki bodur akasya aac vard.. Chebeti aalar gsterdikten sonra,
Memsahib lafn bitirir bitirmez, ocuk arabasndan bir rt ald, dudaklarnda
Bwana'snn gzel melodisini mrldanarak, rty aalardan yksek
olannn altna serdi. Glerek, Max'i arabasndan kard, ocuun yznde
oynaan glgeleri bir sre seyrettikten sonra, k bacaklarnn arasna uzatt.
Koyu renk gzlerinde meneviler ldyordu.
Sevinle seslendi, "Bir mektup, bir mektup... byk sulardan yzerek geldi. Onu
Owuor getirdi."

Regina kk bir kz ocuu gibi babasna yalvaryordu, "Oku baba, ltfen


yksek sesle oku!"
"Annen sana mektubu defalarca okumutur," "Evet, ama okurken o kadar ok
alad ki, hibir ey anlamadm."
Walter okumaya balad. "Benim sevgili, sevgili Jettel'im. Annecik dn elinde
"Aufbau" gazetesiyle eve geldiinde aklm kacak sandm. Hl heyecanm
gemedi, u anda sana mektup yazdma inanamyorum. Olunuzun doumu
iin ikinizi de btn kalbimle kutluyorum, dilerim bizim yaadklarmz
yaamaz. Kznla bizi Breslau'da ziyaret ettiiniz gn daha dn gibi
anmsyorum. Regina o zamanlar henz yanda rkek bir ocuktu. Herhalde
imdi oktan gen bir kz olmutur, Almancay da unutmutur. Daha dorusu
Almanca konumuyordun. Buradaki snmac ocuklar anadillerinden
utanyorlar. Haksz da deiller..
Sizin Afrika'ya g ettiinizi biliyordum, ama sonradan izinizi kaybettim.
Anlatacak o kadar ok ey var ki, nereden balayacan bilemiyorum. Aslnda
bizim hikyemiz pek uzun deil. 9 Kasm 1938 gn, hayvan herifler, evimizi
talan ettiler, akcier iltihabyla yatanda hasta yatan iyi yrekli babacm
caddede srkleye srkleye gtrdler. Onu son grmz oldu. Drt hafta
sonra da hapiste ld. Hl o gnleri dnrken umutsuzluk ve aresizlikten
kahroluyorum, hayatm boyunca yaadklarm unutmayacam. O gnlerde hep
lmek istedim, her seferinde annem engel oldu..
Babamn her arzusunu daha sylemeden gzlerinden okuyan, bu ufak tefek,
narin kadn, babamdan miras kalan ne varsa hepsini paraya evirdi. Amerika'da
uzaktan akrabas olan bir kuzeni, bizim iin yeminli yazl bir belge salad. Kim
bize yardm elini uzatt, gemiye nasl bindik? Bugn bile hl bilmiyorum. Bu
konuda birileriyle konumaya da cesaret edemedik. nsanlara veda etmeye dahi
korktuk. Kimseye gvenimiz kalmamt nk (Wertheim'da kzkardein
Kaete'i uzaktan grdm, ama yzyze gelmedik), lkeden ayrlmak istediimiz
duyulursa, iler bsbtn sarpa saracakt. Son gemiyle Amerika'ya geldik.
Yanmza birka deersiz an eyasnn dnda bir ey almadk. Aldklarmzn
iinde bize en ok yarayan, sevgili Anna'nn verdii yemek kitab oldu. yi
yrekli Anna'ck korkmadan gizli gizli ziyaretimize gelirdi.
Etrafmzda alar ve hizmetiler grmeye alkken, iki elektrik oca olan
kk bir odaya snmak zorunda kaldk. nce, snmaclara yemek
piirmekle ie baladk.. Rafadan bir yumurta iin suyun ka dakika kaynamas
gerektiinden bile haberimiz yoktu. Yine de Schottlaender'lerin varlkl
gnlerinde sofraya gelen yemekleri yapmay bir ekilde becerebildik. Bizi
ayakta tutan, yemek piirmedeki hnerimiz deildi tabii, yaama sevincimizin
tek kayna, annemin sonsuz iyimserlii ve hayal gcyd.
Yemeklerden sonra sofraya tatl yerine, annemin anlatt, Breslau'daki yahudi
sosyetesinin dedikodular gelirdi. Varn younu kaybeden, hayatta kalma sava
veren bu insanlarn birtakm sama sapan, anlamsz dedikodular, nasl byk
bir merakla dinlediklerini grseydin arrdn. Bugn hala evyapm

reellerimizi, keklerimizi, salatalk turularn, ringa bal tuzlamasn


satyoruz. Ben bir kitap dkknnda tezgahtarlk yapyorum, ngilizcem hl
pek iyi olmamakla birlikte, en azndan okuyup yazabiliyorum ki burada pek
nemseniyor. Bir zamanlar yazar olmak istemitim, hatta biriki kk baarl
almam bile olmutu. imdi hepsini oktan unuttum. Genlik hayallerim sana
bu mektubu yazarken aklma geldi. Hatrlar msn bilmem, okuldayken edebi
metinlerin yazlmasnda sana yardm ederdim.
Breslau'dan biriki kiiyle gryoruz. Grnfeld kardelerle sk sk buluuyoruz.
Ailenin garn yannda bir tekstil toptanc maazas vard, Silezya'nn neredeyse
yar nfusuna mal gnderiyordu. Wilhelm'le Siegfried, 1936 ylnda New York'a
gelmilerdi. Annesiyle babas Almanya'y terk etmek istemeyince, Naziler onlar
bir yerlere srgne gnderdi. Silberman (cilt doktoruydu, dil snavn
veremedii iin, imdi kk bir otelde kapclk yapyor) ve Olschewski'ler
(eczacyd, sadece kzkardeiyle ocuunu kurtarabildi), burada "drdnc
Reich" dedikleri bize yakn bir semtte yayorlar. Ben gemile btn balarm
kestim, ama annemin akl hl eskilerde.
Jettel, seni Afrika'da hi gzmn nne getiremiyorum. Korkak bir mizacn
vard.. Hatta arlar ve rmceklerden bile korkardn. Eer doru hatrlyorsam,
giyimine de ok dkndn. k elbiseler giyemeyecein bir ite alma
dncesi bile houna gitmezdi. Yakkl kocan da ok iyi hatrlyorum. tiraf
edeyim ki, seni ondan hep kskanmmdr. Gzelliini ve erkeklerin yanndaki
baarlarn da...Bana gelinca... henz ikimiz de on iki yandayken, arada bir
kavga ettiimizde bana hep "kzkurusu kalacaksn" diye takldn, bu ngrn
doru kt, yal bir kzkurusu olarak kaldm, ama bana evlenme teklifi yapacak
kadar gzleri kr biri ksayd bile, kabul etmezdim.
Benim iin bunca fedakrlk yapan anneciimi asla yalnz brakmazdm.
Sana bir ey daha anlatmak istiyorum. Bizim eski okul hademesi Barnowsky'yi
hatrlyor musun? lkbahar oldu mu, bahvanla, bizim Gretel'in amarlarn
tamasna yardma gelirdi. Babam yetenekli olan en byk olunun okul
masraflarn karlard, bizim bundan haberimizin olmadn zannediyordu. yi
yrekli Barnowsky'nin g edeceimizden nasl haberi oldu bilmiyorum, ama
ayrlmadan nceki son akam birden kageldi, bize yolculuk nevalesi olsun
diye, sosis getirmiti. Bize o kadar iyilikleri oldu ki, imdi artk eskisi gibi btn
Almanlardan nefret edemiyorum.
Mektubumu artk bitirmeliyim. Yazmaktan holanmadn biliyorum, yine de
bu mektubumu yantlarsn diye umuyorum. Bilmek istediim o kadar ok ey
var ki. Annem, Kenya'da, Breslau'dan baka tandklar var m diye ok merak
ediyor. Eski hikyeler beni sadece zyor. Babam ldnde, benim de bir
param ld. Biliyorum dinimizde ikyet etmek gnah. Hayatta kalanlarmzn
hibiri ruhunu kurtaramad. Eski arkadan ilse'ye hemen yaz."
Walter mektubu gmleinin cebine koyarken, glgeler iyice koyulam,
uzamlard. Ayaa kalkt, Jettel'i de yerden kaldrd, bir ey sylemek ister gibi
durakladlar, sonra karlkl hafife balarn sallamakla yetindiler. Otobs

durandan Hove Court'a giden ksa yolda, sadece Chebeti'nin ark syledii
duyuluyordu. Alktan iyice keyfi kamaya balayan bebei, yattrmaya
urayordu. Hafif bir sesle ho bir melodiyi mrldanyordu. arksnn
Memsahib'le Bwana'nm gzyalarn dindirdiini grnce keyiflendi. Yznde
memnun bir ifadeyle, glerek "Yarn yine bir mektup gelecek. Yarn iyi bir gn
olacak" dedi..
XX. BLM
Chebeti'nin, fazla yufka yrekli olmas yznden, kk Max'm, yrmeye
baladklar zaman bile hl meme emen kendi kabilesinin ocuklarna
benzediine dair sylentiler dolanmaktayd. Max bu nedenle hantal ve gsz
kalmt. Ama altnc ayna girdii gn Max, ummadk bir ekilde bu
sylentilere son vermeyi baard. Chebeti'nin kk askari, bu konuda epey
karamsar olan bilgi Alman anneleri utandran bir gayretle, dadsnn yardm
olmakszn bebe arabasnda doruluverdi. Bir pazar gn leden nceydi. Alt
kilo arlndaki bebein bu becerisi ne yazk ki pek kimsenin dikkatini
ekmedi, Hove Court'un bahesi buna uygun bir mekan deildi nk.
Kadnlarn ou, zengin mnl pazar sofra geleneini burada da hl
srdryordu. Giderek pek bir popler olan Brunch szc, burann detlerine
yabanc olduundan, aslnda bunu yaptklar iin biraz da utanyorlard. Bugn
de vazgeemedikleri pazar yemei iin kollar svamlard, mutfak personelinin
yemek piirmesini denetlerken bir yandan bayatlam etin kalitesizliinden
yaknyorlard. Erkeklerse, "Sunday Post" gazetesiyle cebelleiyorlard,
gazetenin kulland ar dil, edebi olma iddias ve Londra'daki yksek tabakayla
ilgili anlalmas zor haberler, ou snmacnn yeteneini zorluyordu,
okumaya zaman zaman ara vererek streslerini atmaya alyorlard.
Owuor her zamanki gibi sk sk pencereye gidip dar bakm olsayd, kk
Max'in bebek arabasnda neredeyse ayaklandn grebilecekti. Epeydir,
geceleri sakin sakin uyuduu halde, Owuor ona hl srarla "askari" diyor ve
kyle mthi gururlanyordu. Mahsul ncesi ok yamur yiyen patateslerin
suda dalmalarndan telaa kaplm, ilk avna kan gen bir Massai gibi
mutfakta dolanp duruyordu. Bu yzden, kendisini gururlandracak olan,
bahedeki o mthi sahneyi karmt.
Chebeti de o srada ocuk bezlerini tlemekteydi, Owuor'un erkeklik gururuna
pek dokunuyordu bu. Ar kmr tsyle uramak onun iiydi nk, bir
Aja'nn grevi sadece amar ykamakt. Jettel'le Walter7 e gelince, ikisi de
yorgun olduundan bir nceki akam baladklar kavgalarn ertelemilerdi,
Jettel, 'repatration' szcnn ne anlama geldiini kocasndan renince, zaten
konuacak bir eyleri kalmamt.
Kar koca Profesr Gottschalk' ziyarete gitmilerdi. Profesr ayan
incittiinden beri, yemeini ve dnyada olup biten yeniliklerle ilgili haberleri
haftalardr dostlar getiriyordu, ne radyolar ne de gazeteleri takip edebiliyordu.

Bylece kardei Max'in sadece Diana'nm kpeini dikkatini eken bir enerjiyle,
sevin lklar atarak hayatnn yeni bir hamlesine kalktna sadece Regina
tank olabildi.
Max o ana kadar minicik bir bebekti, ufkunu geniletmek istediinde yatta
yerden gzlerini gkyzne diker, byklerinin kendisini kaldrmasn beklerdi.
imdiyse bir kuun tehlike annda kanat rpmas kadar ksa bir zamanda, ne
olup bittiini renmek iin insanlarn gzlerine bakan, merakl kk bir insan
oluvermiti.
ocuk arabas, bir zamanlar Regina'nm ngiliz perisinin yuva yapt Guajava*
aacnn glgesinde duruyordu. Ancak peri snf fark gzettiinden, bir
snmac ocuun dilekleriyle ve zntleriyle artk pek ilgilenmiyordu. Regina
bu yzden ancak gne batp glgeler dmeye baladnda, hayallerinin
sma olan bu aacn altna geliyordu.
Max gzlerini akn akn gece parldayan ay gibi kocaman aarak, scak
yastndan dorulduunda, Regina yeni bir ey kefetti. Belleine gmd
anlar, sadece iyi bildii ve tand bir kokunun yeniden canlanabileceini ilk
kez btn aklyla gryordu. Bunu farkedince biraz kafas kart. oktan
geride brakt o gnlerin ho kokusunu yeniden duyunca, zntyle burnu
karncalanmaya balad. Bu perisine yaplan bir aryd. Ama onu isteyip
istemediine karar veremiyordu. Evetle hayr arasnda bocalyordu.
Sonunda kararl bir sesle, "Hayr," dedi, kardeine bakarak, "ona artk ihtiyacm
kalmad. imdi sen varsn. Sana bir ey anlatldnda hi deilse glyorsun.
Perimle olduu gibi, seninle de ingilizce konuabilirim. En azndan yalnz
kaldmz zamanlar. Yoksa Svahili dili daha m houna gider?"
Regina azn ap keyifle serin havay iine ekti. Max hayatndan memnundu,
kardeinin midesindeki guruldamalar duyunca, Regina onun "Aja" dediini
hayal ederek, kkrdad:
"Sakn babam duymasn. Olunun ilk syledii kelimenin Svahili olduunu
duyarsa deli olur. Seninle Almanca konumak, sana vatann anlatmak ister.
Hadi, bir kere Leobschtz de bakalm, ya da hi deilse Sohrau diyebilirsin."
Regina ocuka davrandn fark etmiti. Kendini, gereksiz lklaryla
hemcinslerinin itahn kabartp, sonra da onlarla ganimetini paylamak zorunda
kalan acemi bir akbabaya benzetti. Hayal dnyasyla dald girdaptan, yara
almadan dzle kamayacakt. Eskiden, yant vermeden btn dileklerini
yerine getiren perisiyle oynad gzel oyun artk bozulmutu, annesiyle
babasnn, Ol'Joro Orok'daki akallarn her geceki ulumalarna benzeyen
bitmeyen kavgalarn anmsatyordu.
Babasnn Almanya'nn lafn ettii anda, zlp kedere garkolduunu daha o
zamanlardan biliyordu. Ama bir sre sonra Almanya herkes iin tehlikeli
olmaya balamt. Regina'nn ocukken, anlamad ama korkmas gerektiini
bildii kelimelerden daha da byk tehlikeydi, en azndan Regina yle
hissediyordu, annesiyle babasnn tartmalar hep Almanya yznden kyordu
nk. Bu acmaszca kavgaya kulaklarn tkayamad gnler, bir ayrlk sz

duyuyor, bu da ona iflikten ayrlndan da daha byk ac veriyordu, Martin'e


sz verdii hlde, btn gayretine ramen iftlii unutamamt.
Regina'y korkutan, sadece babasyla annesinin kt szlerle birbirlerini
zmeleri deildi, Almanya konusunda kendisinin de karar vermesini istiyorlard,
ya aklyla ya da yreiyle hareket edecekti. Akl annesinden yanayd, yrei ise
babas iin arpyordu.
Regina "Biliyor musun askari?" diyerek, Owuor ve Chebeti'nin ocukla yalnz
kald zamanlarda yaptklar gibi, Jaluo'ca konumaya balad, "ileride senin de
bana gelecek bu.. Biz dier ocuklara benzemiyoruz, onlardan farklyz. Baka
anne babalar ocuklaryla hi konumaz, onlara bir ey anlatmaz, bizim
annemizle babamz ise bize her eyi sylyorlar. Dillerini tutamayan bir
annemiz ve babamz var."
Ayaa kalkt, sert allarn plak ayaklarn inelemesiyle kan dolamnn
hzlandn hissetti, sonra koarak yeni aan Afrika menekelerine seyirtti,
aralarndan bir eflatun iei seip kopard. Tekrar arabann yanna dnerek,
elinde zenle tuttuu narin iei, okarcasna bebein yzne srmeye
koyuldu. Max sonunda viyaklamaya balad, sanki Jaluo ve Svahili karm bir
dilde iki hecelik bir ses kard.
Kardeini kucana alan Regina kulana eilerek fsldad. "Eer kimseye
sylemezsen" diye ngilizce konumasn srdrd, "sana bir sr vereceim. Dn
annem, kimse beni katillerin lkesine zorla gtremez diye bard, ben de
onunla alamaya baladm. Annesiyle kzkardeini hatrlamt. Biliyor musun
onlar bizim anneannemiz ve teyzemizdi. Sonra babam anneme dnerek, "herkes
katil deil" diye bard. Babam yle yz sararm, titrerken grnce, iim
acd.. Bu sefer onun iin aladm. Zaten hep byle oluyor. Kimin yannda
olacam bilmiyorum.. Beni anlyorsun deil mi, en rahat seninle
konuabiliyorum. Ne iyi, bir Almanya'nn olduundan bile henz haberin yok."
O srada Walter uzaktan seslendi, "Regina, kardeinin kafasn yine o nl
ngilizce iirlerinle mi dolduruyorsun, yoksa beynine baka samalklar m
sokuyorsun?" Karadut aalarnn arkasndan Regina'ya doru geliyordu.
Regina kzaran yzn, yukarya kaldrd kardeinin kk bedeninin arkasna
gizledi, kurduu tuzaa den bir avcya benzetti kendini. Owuor ona hep
"Leopar gibi gzlerin var. Her eyi uzaktan grebiliyorsun," derdi. Oysa bu kez
yanlmt. Babasnn geldiini fark etmemiti.
"Yal Gottschalk' ziyarete gittiini sanyordum" dedi, kekeleyerek.
"Evet ziyaretine gittik. Sana selam gnderdi, en ksa zamanda seni yeniden
grmek istiyor. Mutlaka onu ziyaret etmelisin Regina, ihmal etme. Yal adam
giderek daha yalnzlayor. stemesini beklemeden, ona mmkn olduu kadar
yardm etmemiz lazm. Kendimizden baka verecek bir eyimiz de yok zaten.
Annen dairesine ekildi. Ben de ocuklarm beni grrse sevinirler diye
dndm. Ama gryorum ki, bizim kz sust yakalanan bir yumurta
hrszna benziyor."

Walter'in hayal krkln gren Regina pimanlk duydu. Uzuvlarnda derman,


aznda dii kalmam, gsz, yal bir kadn gibi yerinden dorularak Max'i
arabasnn minderine yerletirdi, ekingen ve rkek bir tavrla, babasna doru
gidip onu sk sk kucaklad, sanki kollarnn gcyle, babasn, renmesini
istemedii dncelerden uzaklatrmak istiyordu. Geen geceki gerginlik,
yznden ok bedeninin titremesinden anlalyordu. Regina iinde sonsuz bir
zntyle, vicdann szladn hissetti, babas iin zldn ona da
hissettirmek iin, kafasnda uygun szckler bulmaya alrken, Walter ondan
nce davrand:
"Biliyor musun Regina, annenle baban seerken pek dikkatli davranmamsn,"
diyen Walter bir aacn altna oturdu, "seni yine yabanc bir lkeye gtrmeye
hazrlanyorlar." "Gitmek isteyen sensin, annem istemiyor."
"Evet Regina ben istiyorum, gitmeye de mecburum. Ve bu konuda bana sen
yardm edeceksin!"
"Ama ben henz bir ocuum."
"ocuk deilsin, bunu sen de biliyorsun. En azndan iimi kolaylatrmama
yardm et. Seni mutsuz klarsam kendimi asla affetmem."
"Neden Almanya'ya gitmek zorundayz? Bakalar gitmiyor. Inge babasnn
gelecek yl ngiliz olacan sylyor. Sen de j olabilirsin.. stelik ordudasn, o
deil."
"Inge'ye Almanya'ya dnmek istediimizi mi anlattn?"
"Evet, anlattm."
"Peki ne syledi?"
"Hibir ey sylemedi. Artk benimle konumuyor."
Walter "ocuklarn bu kadar acmasz olabileceini bilmezdim. Ben bunu sana
asla yapmazdm," diyerek mrldand. "Beni anlamaya al Regina, Inge'nin
babas belki bir ngiliz pasaportu alabilir, ama srf pasaportu var diye ngiliz
saylmaz. Syle bakalm, bir ngiliz ailesinin onu evine davet edeceini hi akln
kesiyor mu? rnein senin u ok deer verdiin okul mdiresi.."
"O asla davet etmez."
"Yalnz o deil, kimse davet etmez. Grdn m? Benim olmayan yabanc bir ad
tamak istemiyorum. Nereye ait olduumu iyice bilmeliyim.. nsanlarn
dladklar, hakir grdkleri bir bloody refuge olmak istemiyorum artk. Burada
kalrsam, hep zoraki kabul gren, insanlarn katlanmak zorunda kaldklar biri
olacam, hep dlanacam. Ne demektir bu, anlyor musun?"
Regina dnceli, alt dudan srd, yine de hemen yantlad, "Evet
anlayabiliyorum" Nakuru ve Nairobi'deki okul hayatnda neler yaadn, orada
neler rendiini acaba babas hi sezmi miydi?
"Burada herey daha kt," dedi sonunda, "Nakuru'dayken sadece Alman ve
yahudiydim, imdiyse hem Alman, hem yahudi hem de bloody DayScholar'im.
Bloody Refugee olmaktan daha da berbat bir ey, inan bana baba."
"Bunlar bize hi anlatmadn!"

"Yapamadm, nk nce uygun szckleri kafmada bulamadm, sonra da seni


zmek istemiyordum. "Eski gnlerindeki yalnzln anmsayarak bir sre
konumad, sonra. "Ayrca da artk hibir eyi umursamyorum" diye ekledi.
"Maxda okula baladnda ayn eyler bana gelecek. Umarm o da senin kadar
hogrl biri olur da, babasnn beceriksizliini anlayla karlar."
Babasn seven ocuk gitmi, yerine ona hayranlk duyan yetikin bir kadn
gelmiti, Regina duygularmdaki deiiklii babasnn anlamasn istemiyordu,
ama gzlerinin kendisini ele verdiine emindi. Babas annesinin sand kadar
aptal, hayalperest ve zayf biri deildi. Korkak da deildi, annesinin, her kavga
ettiklerinde iddia ettii gibi zorluklardan kamyordu. Bwana gc yerinde bir
sava, ayn zamanda tam bir erkekti, gereksiz yere azn amayacak denli de
akllyd. Galip geldiini bildii anda, en vurucu oklarn karyor, insanlarn en
hassas noktalarn kefettikten sonra, son darbeyi indiriyordu. te bu korkusuz
Bwana, imdi Regina'y tam isabet kalbinden vurmutu, ak tanras Amor gibi
yreinin en derin yerinden hem de Odysseus kadar kurnaz bir manevrayla...
Regina glsn m alasn m kestiremedi...
"Kelimelerle savaacaksn demek."
"Hayatmda tek bildiim ey bu.Yine ayn eyi yapmak istiyorum. Ve bunu sizin
iin yapacam. Bana ancak sen yardm edebilirsin."
Babasnn ona ykledii ar bir sorumluluktu bu. Son kez itiraz etmeyi
denediyse de, birden ormanda yolunu kaybedip, kurtarc bulmu gibi oldu.
Yreine dolanan kaln ipin sonu grnmt, en uzun blmyse babasnn
elindeydi.
Walter, "Eve dnersek zlmeyeceine dair bana sz ver, dedi." Bana
gveneceine sz ver."
Babasn bunu sylerken ayn anda anlar birbiri ardna Regina'nn beynine
tler. imdi Ol'Joro Orok ormanlarnn kokusunu duyuyordu, imlerin
zerine uzanmt, beklemedii bir dokunuun scakln, ardndan yreini
inciten acy hissetti. Evet, Martin'i hatrlamt. Hemen babasna,
"Bunu Martinde sylemiti. Prens olup beni okuldan almaya gaeldii zaman.
Bana iftlikten ayrlrsan sakn zlme, demiti. Ona sz vermitim. Bunu
biliyor muydun?"
"Bir gn iftlii unutacaksn, bunun iin sana sz veriyorum. Bir ey daha
Regina, artk Martin'i unut. Ona gre ok gensin, sana uygun biri deil. Martin
hibir zaman, kendinden bakasn sevmedi. Bir zamanlar annenin de akln
bandan almt. Annen de o sralar senin yalarmdayd. Sana hi yazd m?"
Regina telala, "Yazacak" dedi.
"Ayn baban gibisin. Her eye inanan zavall bir budala. Martin'den bir daha
kimbilir ne zaman haber alrz? O Gney Afrika'da kalacak. Onu unutmaksn.
nsann hayatnda ilk akn hi nemi yok, zaten byle de olmal.."
"Annem, senin ilk akn olmu. Bana kendisi syledi."
"Peki sonra ne oldu?"

"Max'la ben dnyaya geldik," diye yantlad Regina. Nihayet babasn


glmsetmeyi baarmt.
Dairelerine giderlerken yolda, "Almanya'ya gidersek Owuor ne olacak? Bizimle
gelebilecek mi?" dedi.
"Bu sefer gelemeyecek. ok zleceiz ve yreimiz szlayacak, ama onu hi
unutmayacaz. Bunu sana sylemek zorundaym Regina, nk artk ocuk
deilsin. Sadece ocuklar kandrabiliriz."
le yemeinde gzyalarn saklamak ona zor gelmedi. Owuor suda dalan
patatesleri, bol biberli ve bol tuzlu bir bulama yapmt.
Perembe gn Regina, Diana'nn doum gnne bir hediye almak zere Chepoi
ile arya kt, Shakespeare'in bir iirinden ayakst evirdii dizelerle
Owuor'un kabaran kskanln yattrmak iin epey uratktan sonra, Profesr
Gottschalk' ziyarete gidebildi. Yal adam, dp ayan incittikten sonra ilk
kez kapnn nndeki Kennedy sandalyesinde, srtnda siyah kadife ceketiyle
oturuyordu. Dizlerindeki rtnn zerinde sevdii kitap duruyordu. Regina
kitab her grdnde adeta bylenirdi, heyecandan zerindeki yazlar bile
okuyamazd. Kitap uzun sredir okunmua benzemiyordu, deri ciltli kapa
tozlanmt.
Aslnda yal adamn kitab okumaktan zevk almadn fark edince iinin
daraldn hissetti. Gottschalk, gzlerini, meyve vermeyen limon aalarnn
olduu safarideki bir dnyaya evirmiti sanki, oysa salnda sk sk bu
aalarn altnda gezinirdi. Onu son grdnden bu yana, kafasndaki siyah
apka sanki daha bym, apkann altndaki yzyse iyice ufalmt, buna
karn sesi hl eskisi kadar glyd. "Geldiine sevindim, zaman giderek
daralyor/'dedi.
Regina izcilikte rendii bir nezaketle, "Tatilde olduum iin gelebildim" dedi.
"Ben de bir zamanlar tatil yapardm."
"Siz her zaman tatildesiniz."
"Hayr, memleketimdeyken tatile kardm sadece. Burada btn gnler
birbirinin ayn. Yaz k hep ayn. zr dilerim Lilly, ne demek istediimi
anlayamazsn. Henz ok gensin."
Regina Profesr'n kendisini kzyla kartrdn fark edince, bunu hemen ona
sylemek istedi, nk burann geleneklerine gre bir bakasnn adn dn
almak iyi saylmazd..Ama bu kadar karmak bir yky, Owuor'un anadiliyle
yal adama nasl anlatacan kestiremedi.
"Babam da sizin gibi konuuyor," diye fsldad.
"Merak etme, o da ok gemeden artk byle konumayacak.Buraya veda edip,
yeni bir hayata balamaya kendini hazr hissediyor." Hafife gz krpt, yznde
sevin belirtisi sezilmiyordu; "Baban akll bir adam. Hl umutlu. Yreindeki
ses insan asla aldatmaz, umudunu boa karmaz."
Regina hava kararmad halde, teninin hafiften rpermesine anlam veremedi.
ok gemeden anlad. Onu rperten profesrn glyd. Ava kamayan yal
akallarn gece ulumalarna benziyordu. Profesr acaba ka yanda diye

aklndan geirdi, neden yal insanlar hep anlalmas zor eyler sylerlerdi ki,
antik sylencelerdeki gizemli masallar bile anlamak daha kolayd.
Profesr sordu: "Almanya'ya gideceksin diye seviniyor musun?"
"Evet" dedi Regina, ardndan parmaklarn aprazlad, azndan kard
yalann zehirinden vcudunu korumas iinbunu ona Owuor retmiti. imdi
de yalan sylemiti nk..Regina Profesrn, kafasnn baka yerlerde
olduunu oktan sezmiti. Sanki Regina'ya deil de kendine kendine bir eyler
anlatyordu. Regina buna hi armad. Babasyla da ayn ey olmuyor muydu,
karsndaki dinlemese bile bir insan mutlaka yannda konuacak biri olsun
isterdi..
Gottschalk "Keke sizin yerinizde ben olsaydm," dedi. "Dnsene,
memleketindesin, kendi evindesin, sokaa ktn, etrafndaki btn insanlar
Almanca konuuyor. ocuklar bile. Bir ey soruyorsun, hemen anlyorlar ve
cevaplyorlar."
Regina konumak iin azn atysa da hemen vazgeti. Bir sre bekledi, acaba
profesr, kendisinin iskemlesinin hemen yannda, yerde oturduunun farknda
myd?
Yal adam, sessizlii bozdu, yumuak bir sesle,"Frankfurt yle gzel bir ehirdi
ki... Hatrlyor musun? nsan nasl olur da Frankfurt'lu olmaz," derdin hep,
henz kck bir kzken. Duyanlar da hep glerdi. Tanrm ne mutluyduk o
zamanlar. Ve de lgn. Gittiin zaman vatana benden de selam gtr. Onu
unutmadm syle. Unutmay ok denedim, ama beceremedim."
"Sylerim," dedi Regina, aknln anlamamas iin ksrmee balad.
"Beni ziyarete geldiin iin de teekkr ederim. Annene syle, an dersine ge
kaldn diye, sakn sana kzmasn," Yal adam hl kz Lilly'le konutuunu
zannediyordu.
Regina, gzkapaklarmn altndan szan tuz damlacklar kuruyana kadar
gzlerini amad. Etraf net grmesi epey srd. Gzlerini atnda, profesr
uyumutu. Sesli soluklar rzgrn uultusunu kesiyordu, siyah apkas
devrilmi, burununa deiyordu..
Regina kurumu topran zerinde plak ayaklar kelebekler kadar hafif
koarken yine de grlt yapmamak iin parmaklarnn ucunda sekiyordu.
Yolun yarsna geldiinde, dnp arkasna bakt, profesr'n hl sakin bir
ekilde uyuduunu grmek onu nedenini anlayamad bir ekilde sevindirdi.
Almanca "hoa kal" yerine "Kwaheri" dediini profesrn duymadn
biliyordu nk..
Akam olmutu. Howe Court sakinleri, Gottschalk' hl sandalyesinde sakin
sakin oturur grnce hayret ettiler. Profesrn, Afrika gecelerinin serinliinden
nefret ettini hepsi biliyordu nk. ok gemeden, ld sylentisi, hzla
etrafta yayld, sanki ormanlardan gelen davul seslerinin yanklanmasyla haber
bu kadar abuk duyulmutu.
Defin treni ertesi gn yapld. Gnlerden cumayd. Yahudi detlerine gre, l
Sabbat balamadan nce gmlmeliydi. Profesrn kzyla damad Gilgil'den

geleceklerdi, oysa o blge yamur mevsiminin gazabna uramt, yollar


amurlu ve balk iindeydi. Cenazeye yetimeleri zordu. Profesr tanyan
yaknlar ve dostlarnn btn srarlarna ramen, Haham inadn srdrerek,
treni ancak leye kadar erteleyebileceim syledi. Kurallara bu kadar sk
skya bal olmasnn cemaatte yaratt fkeyi anlayla karladn yznde
yumuak bir glmsemeyle ifade ettiyse de, inadndan vazgemedi, "Profesrn
son yolculuunda, yaknlarn yannda hissetmesinin en doal hakk olduu"
yolundaki anlalabilir bir ngilizce'yle yaplan uyarlara da kulak asmad. Elsa
Canrad fkeyle, "Eer duayla vakit geirmek yerine, radyoyu dinlemi olsayd,
GilgilNairobi yolununun balk iinde olduunu renirdi.. Profesr gibi bir
adamn akrabalar yannda olmadan gmlmesi doru deil." dedi.
Walter ise aray bulmaya alyordu, "Haham gibi dindar insanlar olmasayd,
burada tek bir yahudi kalmazd. Profesr yaasayd bunu anlayla karlard"
dedi.
Elsa fkeyle "Cann cehenneme, bakalarn hep hogrmek zorunda msn?"
diye konumasn srdrd.
Cemaat aresiz bir ekilde bekleiyorken, gne de henz tepedeyken, Lilly'le
Oscar Hahn kageldiler. Haham, duann ardndan, ngilizce ksa bir konuma
yapt, orada bulunanlarn ou ngilizce'yi yeterince anlayamadndan daha da
ok fkelendi.
Srtnda haki bir pantolon, bedenine skca sarlan koyu renkli dar bir ceketle,
kravatsz cenazeye gelen Oscar'in, pantolonunda ve alnnda hl amur izleri
vard. Hala soluk soluayd. Lilly, tavuklara yem verirken giydii pantolonuyla
gelmiti, banda krmz bir turban vard, sinirinden, mezarln kaps nne
park ettii arabasnn kapsn bile kapamay unutmutu. Son iki yldr, kocas
Hahn kadar kadar yalanm ve semizlenmi olan kpei ahlaya puflaya
Lilly'nin arkasndan kouyordu. Regina'nn atlak sesinden tand Manjala,
aalarn arkasndan kpeine seslenirken, "seni et obur Rumuruti ylannn
olu" diye yrenin en ar kfryle hayvana lanetler okuyor, "Ktlkleri
affedici Tanr Mungo'nun laneti zerinde olsun" diye de tehditler savuruyordu.
Regina, glmesini zor tuttu, akl profesrde olduu iin, Lilly ile Oha'y
grmekten duyduu sevinci belli etmemeye alt. Bir sedir aacnn altnda
Walter'le Jettel'in arasnda duruyordu. Lilly'nin, yznde ge kalm bir insann
zgn ifadesiyle koarak geldiini grnce, kznn an dersine
yetiemeyeceini dnen Profesrn endielenecei aklna geldi. nce glmek
istedi, sonradan lm bir adam iin byle sama dnceleri kafasndan
geirdiine utand, korkuyla dudaklarn srd, gzleri hl kuru olduu halde,
yalarn yznden aaya szldn hissetti.
Lilly mezara ulap rahat bir soluk almt ki, kani sevinli havlamalarla,
kokusundan tand Regina'nn bacaklarnn arasna sokuldu. Regina hem
kendisini hem de kpei sakinletirmek iin onu okamaya koyuldu, hareketli
trafik hahamn da dikkatini ekmiti, bir soluyan kpee birde Regina'ya
bakarak, skntyla dudaklarn srd.

Oha, hafif bir sesle sesle llere yaplan duay okumaya balad, annesiyle
babas leli epey zaman getiinden, dua metnini anmsamakta zorlanyordu,
telalanp heyecanlannca da yanl sesler karyordu. Bu arada, Oha'nm zorda
kaldnda, mezarn yanbanda duran ufak tefek bir adamn yardmna
bavurmaktan skld cemaattekilerin gznden kamamt. Kimsenin
tanmad bu adam tren baladnda mezar tann arkasnda belirivermiti.
Kafasnda siyah yksek bir apkas olan sakall yabanc, snmaclarn her defin
trenine zellikle gelirdi, nk ou snmac gerek bir Ortodoks
olmadndan, l duasn ezbere akc bir ekilde sylemeyi beceremiyordu,
bunu deneyimlerinden ok iyi biliyordu.
Oha son szc de zor bela kekeleyip, l duasn bitirince, toprak
kreklenerek mezar acele kapatld. Hahamn halinden acelesi olduu
anlalyordu.. Mezardan ayrlmak zereydi ki, Lilly kendisini teselli edenlerin
kollarndan kurtulup, bir ocuk rkekliinde hahama yanaarak alak bir sesle,
"Bir defin trenine arknn yakk almayacan biliyorum. Ama babamn ok
sevdii bir arky ruhu iin sylemek istiyorum, izin verirseniz," dedi.
Lilly'nin yz solgundu, ama "leh weiss nicht, was soil es bedeuten" arksn
sylerken, sesi berrak ve gr kyordu, ta uzaklarda grimavi ldayan Ngong
dalarndan yanklanyordu.. Birka kii Lilly'ye elik ederek, melodiyi birlikte
mrldand. arknn son dizesinin ardndan gelen sessizliin yaratt trensel
hava, kanii bile etkilemi grnyordu, Lilly ark sylerken ona her seferinde
uluyarak elik eden kpek suspus kesilmiti. Regina nce cemaatteki
bykleriyle birlikte melodiyi mrldanmaya, sonra da onlar gibi alamaya
kendisini zorladysa da ikisini de baaramad. Babas cenazeye gelmeden nce
birka uygun Almanca kelime retip, onunla defalarca egzersiz yapt halde,
Regina, Oha ve Lilly'ye syleyecekleri tmden unutmutu.
Jettel, Lilly ile Oha'y akam yemeine davet etti. Owuor onlara byk bir
gururla Max'i gstererek, ona neden askari dediini, ballandra ballandra
ayrntlaryla aklamaya alt. Gilgil'deki Memsahibi Lilly'nin tavada
yumurtalar nasl istediini hatrlamak onu daha da gururlandrd. Yumurtann
sars iyi pimi, ak hafif kzarm olacakt. lmeden nce babasyla konuan
son kiinin Regina olduunu Lilly'ye syleyen de Owuor oldu.
"Regina byk safariye babanzla gitti," dedi.
Oysa Regina, Profesrle grmesinin gizli kalmasn istemiti, bu yzden
Owuor'un boboazlna can skld, ama sonradan onun srrn aklamakla
akllca bir i yaptn farketmekte gecikmedi. Lilly "Onun yannda olduuna
sevindim" dedi. "Neler konutuunuzu belki bana anlatrsn" diye ekledi..
Jettel Max'i yatana gtrp, iki erkek bahede gezintiye ktklarnda, Regina
Profesr ldkten sonra zihnine kilitledii cmleleri anmsamaya alt.
zellikle de u cmle aklna geldi: "Bir insan nasl olur da Frankfurt'lu olmaz."
Regina Profesrn kendisini Lilly' ile kartrdn sylemeye nce cesaret
edemedi. Sonradan, boazn skan bir kskatan bir an nce kurtulmay ister
gibi, aceleyle azndan baklay karverdi. Lilly bunu duyduunda, cenazeye

geldiinden beri ilk kez yz gld. Babasnn an dersiyle ilgi sylediklerini


duyunca glmesi bsbtn artt. "Tipik babam," dedi, "her zaman, an dersine
ge kalmamdan korkard."
Geceyi Profesrn odasnda geirmek zere Oha'dan ayrlrken de, Regina'ya
dnerek, "Bundan byle, hibir zaman sahip olamadm, kk kz
kardeimsin," dedi.
Ertesi sabah kahvaltda Regina'ya, "Bizimle Arkadia'daki iftlie gelir misin?
Annenle babana syledim, onayladlar." deyince Regina ard.
"Olmaz," diye nce itiraz etti. Ancak azyla hayr derken, ate basan bedenine
engel olmadn fark etti, gzlerindeki cokulu istei saklayamad iin de
utand.
"Neden olmasn? Tatildesin."
"Tekrar bir iftlikte olmak beni de sevindirirdi, ama Max'm yannda olmak
istiyorum.. Ona henz yeni kavutum."
Oha glerek, "Merak etme, Max dn gece bana Gilgil'i grmek istediini
syledi," dedi.
XXI. BLM
Gilg'de gnler yabanl rdeklerin Naivaa Gl'ne yaptklar uzun safariden de
daha abuk geiyordu. Zamann hzl akna, Regina sadece ilk gnler direndi.
Bir trl mutlu olamamas onu huzursuzlandrnca, yeilmavi ltl tyleri olan
rdekleri gzlemeye koyuldu. Gkyznde kouan bulutlarn altndan
szlerek yolalan kular, Arkadia iftlii'ndeki o esiz sihrin birer parasydlar
sanki, iftliin srr vard, bu srlardan bir teki bile zmlenmemiti henz...
Tepeleri frtnalar ve kavurucu scaklardan anm dalarla, msr, pyrethrum ve
keten tohumunun yetitii, gzn alabildiine geni tarlalar arasnda uzanan
topraklarda ne bir it ne bir ukur gze arpyordu. Bu sonsuzluun tek hakimi
olan Tanr Mungo, Gilgil'deki insanlar ynetiyordu, hem de Ol'Joro Orok'dan
da daha gl bir ekilde. Gilg'de yaayanlar kanaatkar insanlard, kendilerine
ve hayvanlarna bir lokma yiyecekleri olsun, onlara yetiyordu. Beyazlarn, ne
emirleri ne de paralaryla kendilerini ehliletirmelerine izin veriyorlard, iftlik
yaamnn hereyinden haberdardlar, iftliktekilerin ise onlar hakknda tek
bildikleri ey, sadece varolduklaryd..Hayatlarn kimsenin yardm olmakszn
kendi balarna geiren, sadece gvendikleri insanlan yanlarna yaklatran bu
gururlu insanlarn lmesine ve yaamasna karar veren tek g Tanr
Mungo'ydu.
Otlayan koyun srleri, kk kayalklarn arasndan srayarak kouan keiler,
doyduklarn pek ender kafalarn sallayarak gsteren inekler, yan yana dizili
beyaz tal minik kulbeler var olduklar gnden bugne Tanr Mungo sadece
yamur grledii zamanlar sabahn erken saatlerinde sesini duyururdu, ama
orada ve her yerde gcn hissettirirdi. Bu uyumlu tablonun yaratt

imparatorlukta, kulbelerinde yaayan uaklarn sahip olduklar tarlalar


uzanmaktayd..
Tarlalarda insan boyunu geen ttn bitkileri, gizemli etkisini sadece yallarn
bildii ifal otlar, rzgr estiinde aralarnda sessizce syleen kaim yaprakl,
bodur msr koanlar yetiiyordu. Sabah erken saatlerde ve leden sonralar,
srtlarnda rengrenk heybelerinde bebekleriyle, kabak kafal, plak gsl
gen kadnlar almaya geliyorlard. apalarn imlere brakp, bebeklerini
emzirmeye koyduklarnda, kabuk balam tabanlarndaki ldayan bcekleri
tavuklar gagalamaya balyorlard. Tarlada apa sallarken erkekler gibi pek
ender ark sylyorlard: uzun suskunluklarna ara verip de, memeden doyan
ocuklar glmeye baladnda, aralarnda kkrdaarak, ounluk
MemsahibTeri ve Bwana'larmin dedikodusunu yapyorlard.
Arya syledii zamanlar, sesi aalarn zerinden dalara ulaan Lilly, Regina
iin, beyaz bir sarayn gzel kraliesiydi, saraynda yabanc dnyalardan gelen
temsilcileri arlyordu. Sarayn kocaman pencereleri vard, gece olana kadar
gnn yakc scakl pencerelerden ieriye szlyor, minicik yamur
damlalar camlara vurduunda kocaman bilyelere dnyordu. Manjala'nm
srekli gzetemindeki iki Kikuyu gencinin her gn prl prl olana kadar
sildikleri camlarda, gne nlar Afrika cennetinin hibir yerinde olmad
kadar rengrenk yansmalar yapyordu.
Yanan odunlarn trdamaya balamasyla annda renk deitirip pembeleen bir
tatan yaplm minenin bulunduu oturma odasnda, Oha'nm tttrd
pipodan munis yzl bir kral kyordu. Kocaman yuvarlak bir karn, Regina'nn
anlam veremedii bir ykn altnda ezilen ar kemikleri olan kral yine de
kolayca, pipodan ykselen kl renkli minik ttn dumanlarnn tepesine kadar
trmanarak, oradan evi takdis ediyordu.
Sadece mineden kan yksek alevlerin oday aydnlatp, kzlms bir dumana
boduu akamlar da oluyordu. Hl ormanlarn kokusunu tayan sedir
aalaryla taze yaklm eker kamlarndan yaylan mis kokular uzun sre
oday terk etmiyordu. Byle geceler suskun sihir perileri yola km olurlard.
Onlar insanlarn seslerini duymuyorlard, ama gzleri hep ba sonu olmayan
uzun safarilerdeydi.
Sonra koyu ahap ereveli resimlerden kadnlar ve erkekler szlrd. Beyaz
kk pileli yakalklar, bellerinde enli turuncu renkli kuaklar, kafalarnda
yksek siyah apkalar olan iyi besili erkekleri, ciddi grnml kadnlar takip
ederdi. Ar mavi kadifeden kyafetler iindeki kadnlarn boyunlarnda, yeni
kan ay kadar parlak beyaz incilerden birer kolye, balarnda beyaz dantel
ilemeli boneler olurdu. ocuklar, bedenlerine smsk yapan ince ipekten bir
giysi ve balarnda, diki yerleri minicik incilerle ilenmi berelerle
grnrlerdi. Gzleriyle deil, hep dudaklar ile glerlerdi.
Gizemli renkler dnyasndan gelen btn bu insanlar sadece bir dakika koyu
yeil koltuklara gmlrlerdi. Sonra Burlann genizden gelen konumasna

benzer bir sesle aralarnda fsldarlar, yeni doan bir bebein ilk sevinli
l kadar hafif bir glle, tekrar ta duvarlarn iindeki yerlerine dnerlerdi.
Regina akamlan bu aristokrat insanlarn, darack erevelerinden kan hayal
ederken, kendisini frtnayla kumsala srklenen masallardaki deniz kzlarna
benzetirdi, yrmeyi unutmu, yine de denize dnmeye cesaret edemeyen deniz
kzlarna...
Gndzleri ise, pembe beyaz kokulu bezelye ieklerinin sarmalad evin d
cephesinin glgeliindeki, kol dayanaklar aslan kafas oymal, geni sandalyede
oturduunda, yamurdan hemen sonra gkyznde dans etmeye koyulan bulut
kmelerini seyre koyuluyordu, o zaman Regina kendini srtnda ar dnya
yuvarlan tayan bir harita gibi hissediyordu.
Bu dnyann kesitii noktada olduunu hissetmek Regina'y
heyecanlandryordu. ayet Mungo her birine deitirilmeyecek bir ekil
vermeyi denemi olsayd, dnyann birbirinden hi fark kalmayacakt.. Ayn
dili konumadklar ve kavga szcnde bile uzlama salayamadklar hlde,
insanlar nasl birbirlerini anlayabiliyorlarsa, bu farkl dnya da karlkl
birbirlerini tolere ediyorlard.
Kzlms ldayan dalardan vadiye uzanan otlar, o kadar gne yemilerdi ki,
yamur mevsiminde yeillenmeleri kolay olmayacakt. Sararm fundalklar,
sanki scaktan kavrulmu ekinleri gzlerden saklarcasna renk deitiriyorlard.
Bu doaya olmadk bir yumuaklk veriyordu. Zebralarn bedenlerindeki kaim
izgiler, gne batana kadar l sldlar, ebeklerin kaim derileri toprak rengi
battaniyeleri andryordu.
Gnein prl prl olduu gkyznn en aydnlk gnlerinde, maymunlar
birbirlerine sokulup hareketsiz bir yumak olurlard, Regina n glgeye
tahamml edemedii byle gnlerde, hemen yan banda gevi getiren inekleri
ancak srtlarndaki kamburdan fark edebiliyordu. Ne gn ne de gece olduu
anlalan baz saatlerde de gzlerindeki merakl baklarn saklayacak denli
deneyimli olmayan yeni yetme ebekler, evin yaknma kadar sokularak, herbiri
kendine zg sesler karrlard.
Orman, en sondaki msr tarlasnn arkasmdayd. Burada, tepeleri kklerinden
onlarca yksekte sedir aalar ile incecik dallar olan bodur, dikenli akasyalar
vard. Ormandan gelen davul seslerinin yanks, fkeli rzgr bile bir sre
sustururdu. Nairobi'deyken zlemini ektii bu sesler Regina'nm kulaklarn her
eyden ok okuyordu. Her davul sesi Regina'y korkusundan uzaklatrr,
kendisini gerekte artk tamamen evine dnm bir Odysseus gibi hissederdi.
Rzgr, gne ve yamuru teninde hissedip, gzlerini ufka evirdii zamanlar
Regina, hereyi unutarak, kendini o gne kadar tatmad tatl bir sarholuun
kollarna brakrd. Bildii, bilmedii, hayal ve gerek her ey belleinden
silinir, babasnn yeni admn att gelecei dnme yeteneini yitirirdi.
Lilly'nin ehrazat klna girdii uzak bir dnyadan bir sr karmak
grntler kafasna rd.

Chebeti, stlm st iesini kk gm bir tepsi iinde getirip, Regina ieyi


kardeinin azna her dayadnda, nnde cennetin kaps alrd, kapnn
anahtar sadece sarayn sahibesinde olurdu. Chebeti yere oturarak, uzun ince
ellerini elbisesinin kumamdaki iri sar iek desenlerinin zerine koyard.
Regina st iesini emen bebein ilk az aprtsn duyduktan sonra, Max'a ve
Chebeti'ye, Lillyinin kafasn iiren ykleri anlatmaya koyulurdu. Sesinin
tonu, tpk okulda Kipling'in vatana sadakat iirini okuduu zamanlardaki gibi
ciddi ve resmi olurdu.
Gilgil'de st bile sihirliydi. Sabahlar st esmer Antonia getirirdi. ark
sylemesine izin verilmedii iin, bir kemann cazibesine kaplp lme
srklenmiti. Kk askarin le yemeini, ChoChoSan adnda beyaz bir kadn
getirirdi. ChoCho San elinde Regina'nm babasnn hanerini tutmu, "Ehrenvoll
sterbe"* arksn sylerdi; akamlar ise Max, Konstanze'n anlatt bir ykyle
uykuyu dalard, o srada Lilly "Traurigkeit ward mir zum Lose"** aryasn
syler, kani kpek ulur, Oha 'da ceketinin kaba kumayla gzlerindeki yalar
silerdi.
Gilgil'e geldikten birka gn sonra, Regina, Lilly'nin sevdii btn eylerin
hayvan klnda olduklarn farketti. Bu hayvanlarn, dier ineklerden fark
yoktu. Ama adlarn ancak Lilly ile Oha syleyebiliyordu, bakalarnn dili
dnmyordu, her adn da bir anlam vard.. Kulaa ho gelen bu adlar, Lilly
konutuu zaman, grtlandan ark gibi kyordu ama iftlikteki dier
insanlarn kafasn ve dilini kartryordu. Hibir inek, Svahili, Kikuyu ya da
Jaluo dilini anlamyordu. Chebeti yanma Max'i da alp kendisine elik ettii
zamanlar, Regina Ariadne, Aida, Donna, Anna, Gilda ve Melisande adlarnn
nereden geldiini bulmak iin ineklerle konuuyordu. Ama bylenmi olan
inekler, kulaklar yokmu, ya da duymuyormu gibi, aldr etmeksizin srtlarn
gnee dnyorlard. Anlalan ancak Lilly'nin azndan onlarn srlarn
zmek mmkn olacakt. Sonuncu inein ad Arabella'yd. Ama Arabella ayn
zamanda, Lilly'nin cennetinde, bir Hibuskus iei kadar nazik ve duyarl
davrand ilk inekti. Regina bunu hissetmiti.
Regina bir gn dayanamayp sordu. "Arabella'y neden bir bebekmi gibi
konuuyorsun."
Onurunla l. * Keder benim kaderimdi.
"Ah ocuum, sana nasl anlatsam bilmem ki? Arabella, grdm son
operayd. Oha'yla ben srf bu opera iin kalkp Dresden'e gitmitik. Hayatmzda
bir daha byle bir eyin olacan sanmyorum.. Dresden Opera binas da
ryalarm gibi yok oldu gitti."
Oysa Lilly sabah kahvaltsndan daha bir saat nce kendisine, "Hi rya
grmyorum," demiti, bu yzden Regina Lilly'nin yaknmasndan pek bir
anlam karamad. Ama yine de Arabella hikayesini dinledikten sonra, sadece
ineklerin deil, Lilly'nin de bir srr olduunu sezmiti. Byleyici bir sesi olan
bu kralie geri gr bir sesle dolu dolu glyor ve glleri kck yemek
salonunda bile yanklar yapyordu ama gzlerindeki yalar saklamakta ou kez

zorlanyordu. Sonra Lilly'nin yznde, kurumu topraktan akan incecik su


kanallarna benzer minicik krklar beliriyor, dudaklar moraryor, cildinin
derisi effaflayordu.
Oha da grne baklrsa, ayn dertten ac ekiyordu. O da yreinden gelen bir
itenlikle glyor, hayvanlarna seslendii zaman heyecandan gs krk gibi
inip kalkyordu, ama Lilly'nin Arabella itirafndan sonra, Regina onu da daha
farkl grmeye balamt. Oha, ocukluundaki o munis, dost, sevdii koca
adam deildi artk.
Oha tavuklara ve kzlere birtakm adlar takmt. Horozlar Cicero, Catalina ve
Sezar'd, tavuklarna ise erkek ismi veriyordu, hepsinin vatan Roma'yd. En
gzellerinin ad Antonius, Brts ve Pompeys'd. Lilly onlar yem vermeye
ardnda, Oha ou zaman koltuunda oturur, minenin rafndan hep ayn
kitab alarak, sayfalarn sessizce evirerek okurdu. Bir ara boulurcasma
yksek sesle glerdi. Regina onu bu halini gzlemlerken, hep aklna Owuor
gelirdi. Ak gzle uyumann beyne zarar verdiini ona bir sr gibi ilk aklayan
Owuor olmutu..
kzlere ise bestecilerin adlarn vermiti. En gl ekim kzlerinin adlar
Chopin ve Bach'ti; boann ad Beethoven, henz drt saat nce doan erkek
yavrusu Mozart't. Ana Desdemona kk buzay doururken sanclar hafif
olunca, aniden nefesi tkanm, Manjala erkek kardeini yardma armt.
Mutlu gecenin sonunda, Lilly byk bir merasimle, zorbela kurtarlan kk
buzaya adn, Regina'nm koymasn istedi
Oha hemen kar kt: "Neden Regina! Burann yabancs o. Oysa hayvan adn
mr boyunca tayacak. "
"Aptal olma," dedi Lilly, "ocuun keyfini karma."
Regina, Lilly'nin Oha'nn ganimetinin bir parasn nne attn farketmiti.
Elini inein bann zerine koydu. O anda kafasna en anlar hemen
saldrya getiler. Annesinin l bebeiyle erkek kardeinin doumunu
dnnce, Gilgil'deki hayvanlarn mzikle bylenmeleri gerektiini
unutmutu. Gl yavru buzan doumu da epey zor olmutu. Ona uygun bir
ad bulmalyd, birden sevinle bard: "David Copperfi
eld!"
Oha itiraz edercesine kafasn sallad, onda pek rastlanmayan ani bir hareketle
Manjala'nn elindeki parafin lambasn devirdi, fkeli bir ses tonuyla "Sama,"
dedi. Titreyen kta gzleri daha klm grnyordu, dudaklar hrsla
birbirine yapmt, Regina ilk kez Oha ile Lillyinin tarttna tank oluyordu
geri annesiyle babasnn kavgalar kadar sert ve uzun sren bir tartma deildi
bu.
"Ke Jago adna verelim" diye nerdi Lilly.
"Ne zamandr boa yavrularna sen ad takyorsun," dedi Oha, sert bir sesle, "Ben
Mozart' sevmitim, bundan asla vazgemem."
Ertesi sabah Oha yine eskisi gibi koca gbekli, munis, sevimli dev adam
olmutu. Gzlerini Lilly'den karyordu, Regina'ya dnerek: "Dn akam kt

bir niyetim yoktu," dedi, bir yandan papayann siyah ekirdeklerini sayarken
szlerini srdrd, "ama biliyor musun, hayvana bir ngiliz ad verseydik komik
olurdun. Glerek, "Ayrca o sylediin adam da hibirimiz tanmyoruz."
Regina glerek karlk verdi, "Ziyan yok." Nezaketi kendisini bile artmt,
zr diledii zamanlardaki alkanlyla ngilizce konumutu. Sklarak
"David Copperfield," diye aklamaya koyuldu; "benim eski bir arkadam.
Little Nell de arkadam."
Bir an konumasn srdrsn m diye tereddt etti, acaba Little Nell hikyesini
de Oha'ya anlatmal myd? Ama onun kafas baka yerlerdeydi. Oha yant
vermeyince, Regina fark ettirmeden iini ekti, rahatlamt..
Btn bunlar olurken, iinde, ldayan bardaklar, etraf altn yaldzl beyaz
kaselerle, dans eden zarif porselen heykelciklerin bulunduu vitrinin yannda
oturan Manjala, koca vcuduyla yerinden doruldu, beyaz Kanzu'nun uzun
kollarndan ellerini dar kararak, nce ar, sonra da hzl bir ekilde
masadaki tabaklar toplamaya koyuldu. Tabaklar ellerinde sanki dans
ettiriyordu. Max arabasndan dorulmu, tabaklarn her krtsna, ellerini
rparak elik ediyordu.
Chebeti, plak ayaklarnn dibine kvrlm olan kpei teye itti, gzleri yar
yarya kapal yan yan Manjala'ya bakt. Uak kard grltyle onun rahatn
bozmutu. "Kk askari susad," diyerek, ieyi almaya gitti.
Lilly pantolonun cebinden, minik talarla ssl altn ereveli aynasn karp,
dudaklarnn etrafn, srtndaki krmz bluzun bir parasna benzeyene kadar
kadar kalemle boyad, eliyle havada bir pck iareti yapp, "Desdemona'ya
gitmek zorundaym," dedi.
Regina glerek "Ve tabii Mozart'a," dedi. Bu ad, ngilizce vurgusuyla
sylemeyi becermiti, yeniden gld. Lilly'nin, kardei Max'in bana bir
pck kondurduunu grnce, uzuvlarndaki arln ve kafasnana, gece
boyunca en dncelerin aniden uup gittiklerini hissetti.
imdi ormandan gnn ilk davul seslerini duyuyordu. Darda gne tozlar
renklendirmiti. Regina gzlerini ksarak pencereden bakt, doadaki grntler
deisin istiyordu. Zebralar ta uzaklarda incecik birer izgi gibi grnyorlard.
Gn mavisi tuvale alnm bir renk lekesiydi sanki, dikenli akasyalarn yeili
kaybolmu, sedir aalarnn renkleri kararmt.
Regina Max'i arabasndan ald, ban omuzlarnn zerine yaslayarak,
kulaklarna bir eyler fsldad.. Merakla kardeinin tepki vermesini bekledi,
sevgisini anlayacak kadar akll olduuna inanyordu. Elinde st iesiyle
Chebeti ieri girip, biberonu bebein azna dayadnda, odada hl bir sesslik
vard..
ie boaldnda Oha, Regina'ya dnerek, "Senin David Copperfield'ini
kskanyorum," dedi.

Oha cmlesinin sonundaki iki szc o kadar zorlanarak sylemiti ki, Regina
glmesini zor bela ksre evirebildi. Yaptna utanmt, "Fam sorry" diye
ngilizce zr diledi. Bu kez bile bile ngilizce konumutu.
Oha, Regina'y rahatlatmak iin, "ekinecek bir ey yok," dedi, "Senin yerinde
ben olsaydm, berbat ngilizceme ben de glerdim. Bu yzden David
Copperfield'i tanmak istiyorum." "Neden?"
"Kendimi biraz olsun evimde hissedeyim diye."
Regina Oha'nm ne demek istediini anlamak iin heceleri nce tek tek ayrd,
sonra birbirine ekledi. Hatta kendi diline bile evirdi. Ama kelimeler Oha'nm
grtlandan kyordu, bu yzden cmlenin arkasndaki anlam zemedi. Yine
de:
"Burada evindesin," dedi
"yle denebilir."
"Buras senin iftliin," diye Regina stne gitti. Oha'nm kendisine bir eyler
syleyeceini hissetti, vazgetiini grnce, tekrarlad." Burada evindesin.
Buras senin iftliin. Burada herey ok gzel"
"Pro transeuntibus. Regina. Ne demek biliyor musun?"
"Hayr anlamadm, babam okulda rendiim Latince'yi ancak kpeklerin
anlayabileceini sylyor."
"Kpekler deil. Kediler. Nairobi'ye gittiinde, pro transeuntibus'un ne
olduunu babana sor. Sana ne olduunu ok iyi aklayabilir. O akll bir adam.
imizde en aklls, ama kimse bunu itiraf edemiyor."
Regina, Oha'nm ses tonundan ve bakndan anlamt, babas gibi o da imdi
kendi kklerini, vatann, Almanya'y anlatmaya balayacakt. Bundan pek
holanmasa da dinlemeye hazrland. O srada Lilly odaya girdi. Glerek,
"Buza, adnn hakkn verdi," dedi.
Oha, "Yoksa Mozart. Kk Bir Gece Mziini", mi sylyor?" diye gld.
Lilly mzii mrldanarak kkrdarken, kocasnn sevincinin sadece szlerinde
kaldn sezdi. Alklamak istiyormu gibi ellerini birbirine ovuturdu, sonra da
"Bugn kutlamak iin k giyinmeliyim" dedi.
"Tabii sakn ihmal etme" diye onaylad Oha.
Regina Oha'ya kaamak bir gz atnca, onun hl, kt uzun safariden
dnmediini, karann hl oralarda olduunu anlad, Lilly ise hibir eyin
farknda deildi. Regina'nn vcudundan aniden ter boand, duymamas
gereken eyleri kulan duvara dayayp gizlice dinleyen bir ocua benzetti
kendini. Eski acl gnlerini hatrlayp zld zamanlarda babasna yapt
gibi, Oha'nm da yanna giderek onu teselli etmek iin bir sre kendiyle savat.
Bacaklar direniyordu, sonunda yerinden kalkt.
"Max'i alp biraz dar kacam," dedi, bebei bir kolunun altna sktrd, bo
kalan eliyle de Oha'nn salarn okad..
Sandalyenin aslan oymalar gneten iyice snmlard.. Sedir aalarnn
gvdeleri ve kkleri gece yaan yamura doymulard. Aacn dallarndan biri

salland m Regina maymun mu var diye bakyordu, ama duyduu sadece


yavrularna seslenen ana maymunlarn bartlaryd.
Bir sre, ocukken Owuor'la aralarnda geen tatl tartmalar dnd, zebralar
m yoksa maymunlar m daha aklldr diye karlkl atrlard, kalbi hzl hzl
arpmaya baladnda, Owuor'un yerini babas ald. Gilgil'e geldiinden beri ilk
kez evini zlyordu. zlem szcn birka kez kendi kendine yineledi, nce
ngilizce, sonra isteksiz, Almanca olarak.
ki gen oban ocuu Mozart' ayrlara salverdi. obanlar ineklerin dilinden
anlyorlard, insanlarn konumalarna kulak astklar yoktu. Desdemona
emzirmek zere yavrusunu koca kafasnn altna sokarak, ana efkatiyle
buzann yumuack tylerini yalamaya koyuldu. Bir srck kuu,
Desdemona'nn srtna tnedi. Tylerinin mavisi gz kamatryordu.
O srada sar gllerin arkasndan Lilly grnd, boyun ksm kat kat pliseli
beyaz bir elbise giymiti. Tanr Mungo onu arm da, gkyzne uacak gibi
bir hli vard. Buzann st emmesini seyretti bir sre, sonra primadonna
havasnda, ban yukarya kaldrp, ellerini de iki yanna aarak, "Dies Bildnis
ist bezaubernd schn" aryasn sylemeye balad.
Kular susmutu, rzgr da Lilly'nin arksnn cazibesine daha fazla
dayanamayp, melodilere elik etti. Sesler dalara uup yanklandlar. Son ses
kulanda yanklanmt ki Regina gerekle yz yze geldi, yanlmt, yuvasna
dnen mutlu Odysseus deildi.. Gilgil'de duyduu sadece siren sesleriydi.
XXII. BLM
23 Ekim 1946
Konu: Hessen Eyaleti Adli ler Blmne,
9 Mays 1946 tarihli bavuru dilekeniz.
Hessen Devlet Bakanl Adalet Bakan Wiesbaden Bahnhof Cad. 18
Sayn Bay
Dr. Walter Redlich
Hove Court 1312 NairobiKenya/Wiesbaden
ok Sayn Bay Dr. Redlich!
Hessen Eyaleti Adli ler Blmnde memuriyetinizle ilgili 9 Mays tarihli
dilekenizin 14 Mays'da alnan bir kararla kabul edilmi olduunu size
bildirmekten memnunluk duymaktayz. imdilik Frankfurt Kenti Sulh
Mahkemesi'nde hakim olarak greve balayacaksnz, Almanya'ya dner
dnmez ltfen en ksa zamanda, Sulh Mahkemesi Bakan Bay Dr. Karl Maa'la
balant kurun. Kendisi konudan haberdardn. Frankfurt'a yerlemek istediiniz
tarihi ona kesin olarak bildirmenizi rica ediyoruz. Maanz, Leobschtz'deki
avukatlk grevinizden uzaklatrldnz 1937'den sonraki yllar da dahil
edilerek hesaplanlanmtr.

Hessen Adalet Bakanl'nda ahsen sizi tanyorlar.. zgr ve bamsz bir


adalet sisteminin yeniden inasnda grev yapma isteiniz lkemizin gen
demokrasisi iin byk umutlar vaadetmektedir.
Size ve ailenize en iyi dileklerimizi iletir, sayglarmz sunarz.
Hessen Devlet Bakanl Adalet Bakan adna Dr. Erwin Pollitzer
Dierlerinden ok daha nemli olan bu mektubu da yine Owuor getirmiti.
Bwana'nin titreyen elleri, kaln sar zarf aarken, yznn renginin aniden
deimesi, Owuor'u durumu anlamasna yetmiti. Dahas, zarf grdkleri anda,
Memsahib'le Bwana'sinin korkuyla, vcutlarndan yaylan ekimsi ter kokusu ve
gzlerinde alevlenen sabrsz telalar da onlar ele vermiti..Salonun
sessizliinde, Bwana'yla Memsahib'in soluklar, ormandan gelen davul sesleri
kadar grltl duyulmaktayd.
Owuorda heyecanlanmt, bedenindeki titremeleri, gzkapal ezbere bildii
eyay elleriyle yoklayarak yattrmaya alrken, bir yandan da gz ucuyla,
mektubu okuyan Bwana ile Memsahib'i gzlyordu. Sonunda cesaretle gzlerini
kaldrp baktnda, ikisinin de yznn korkudan bembeyaz olduunu farketti.
Ta uzaklardan gelen dier mektuplar aldklar zaman da aynen byle olurlard.
Ama yine de Bwana ile Memsahib bir ekilde Owuor'un eskiden tand, bildii
insanlar deildi, ona yabancydlar.
Sedirin zerine oturmular, susam hastalar gibi durmaksazm dudaklarn bir
ayor bir kapatyorlard. Az sonra iki kafa birleip bir kafa olmu, birleen iki
vcut da adeta koca bir yaam iine alp talaan bir da oluvermiti. Tepeye
ykselen gnein yakc nlarndan korunmak iin birbirlerini arayan, glge
vurunca da bir trl ayrlmak istemeyen DikDiks'ler gibiydi ikisi de.
Birbirlerinden ayrlamayan DikDiks'lerin grnts Owuor'u rahatsz etti.
Gzleri yanmaya dudaklar da kurumaya balad.
O anda Regina'nn yamur zamanlarndan nce Rongai'deyken kendisine
anlatt yk aklna geldi. ekirgelerin iftlie akn ettii o unutulmaz gnden
ok nceydi. Hikye yleydi: Bir gen byyle karaca olmutu, kz kardei ne
yapsa sihri bozamyor, bir yandan da onun avclarn tuzana dmesinden
korkuyordu. Ama insanlarn diliyle kardeiyle konuamadndan, ona bu
korkusunu bir trl anlatamam, karaca da hereyden habersiz kendisini
koruyan allarn arasndan frlayp, avclarn tuzana yakalanmt
Bu hikyeden sonra, Owuor, konumann ne kadar nemli olduunu anlam,
uzun zaman suskun kalmann insanlar iin, kulaklar sar eden grltden daha
tehlikeli olabileceini renmiti. Boazna bir ey taklmad halde, kuvvetli
bir sesle ksrd. Bwana'yla Memsahib'i orada olduunu farketsinler istiyordu.
Neyse Bwana'si karaca gibi sesini kaybetmemiti, sadece kelimeler azndan
biraz zorlukla kyordu.
"Aman Tanrm, Jettel, bu gnleri greceime inanmazdm. Hayr hayr gerek
olamaz.. Ne syleyeceimi bilemiyorum. Bana rya grmediimi, bu ryadan
hemen uyanmayacam syle. stediini syle, yeter ki azn a."

"Annemle babam balaylarn VViesbaden'e yapmlard" diye Jettel fsldayarak


yant verdi, "Annem sk sk Schwarzer Bock barndan sz eder, babamn nasl
kp gibi sarho olduunu anlatrd. Babam arab kaldramaz, annem de bu
yzden her seferinde mthi fkelenirdi."
"Jettel kendine gel! Ne olduunu kafan almyor mu? Bu mektubun bizim iin ne
anlama geldiini biliyor musun?"
"Pek deil. Wiesbaden'de kimseyi tanmyoruz ki."
"Anlamyor musun, bizi istiyorlar. Artk dnebiliriz. Korkmadan evimize
dnebiliriz. e yaramaz, bir hi olan adam artk tarihe kart."
"Walter korkuyorum, ok korkuyorum!"
"Ama nce bir oku bakalm, Dr. Bayan. Beni hkim yaptlar. Beni...
Lobschtz'deki avukatlk grevinden ve noterlikten atlan beni hkim yaptlar.
Burada Kenya'da miskin herifin biriydim, lkemde ise beni hakim yapyorlar.
Kenya'daki son pislik, lkesinde bir hakim oldu."
Owuor glerek, "Pislik mi? Bu szc unutmadm Bwana. Rongai'deyken bir
kez daha sylemitin," dedi.
Bwana sesinde fke olmakszn grleyerek, bir yandan da ayaklarn yere
vurarak usta bir dansr gibi tepinmeye baladnda Owuor yeniden gld.
Gzleri cam kadar donuk,, omuzlar ufack bir arlkla hemen kveren adam
gitmi yerine, ilk kez baldrlarndaki gc kefeden bir boa gelmiti.
"Jettel bir dnsene, Almanya'da geim derdi olmayan bir devlet memuru,
stelik de bir hakim. Onurlu ba ykseklerde. Kimse onu iinden atamyor.
Hastaland m da iine gitmiyor, yatanda istirahat ediyor, yine de maan
alyor. Kimse tanmasa bile sokakta grdler mi bir hakime selam verirler." yi
gnler Hakim bey, Hoa kaim Hakim Bey, karnz hanmefendiye selamlarm
iletin hakim bey. Bunlar unutmu olamazsn Tanr akna bireyler sylesene!."
"Sen hi hakimlikten sz etmemitin. Ben senin yine avukat olmak istediini
sanyordum."
"Avukatlk daha sonra da gelebilir. Hkim olursam yeni bir k yapabilirim.
Almanya memurlarn kollar.. Devlet lojman bile veriyor. Bundan byle
hayatmz daha kolay olacak."
"Alman ehirlerinin bombardmandan yerle bir olduunu sanyordum.
Hkimlere nerede ev verecekler ki?"
Byle bir eyi akl edip de syledii iin Jettel kendiyle gurur duydu..
Tekrarlamak istediyse de, sonradan vazgeti, skntyla salarn ekitirmeye
koyuldu. Heyecan geince, genliinde ne kadar kendine gvenen biri olduu
aklna geldi ve yanaklarna tatl bir scaklk yaylverdi. Annesi ona. "Benim
Jettel'im belki okulun en iyi rencisi deildi ama, pratik hayatta kimse onun
eline su dkemez," derken ne kadar doru sylemiti.
Annesinin sesinin tonunu anmsaynca, Jettel elinde olmadan hafife glmsedi.
Eski gnleri anmak bir an onu hznlendirdi, sonra da iyi bir i yaptna kanaat
getirdi; tek bir cmleyle kocasna ne kadar hayalperest biri olduunu

hatrlatmt, hayattaki dier nemli eyleri umursamayan bir hayalperest. Ancak


Walter'in yzndeki kararl ifadeyi grnce nce ard, sonra da fkelendi.
"Almanya'ya gideceksek, neden hemen imdi gitmek zorundayz?" diye itiraz
edecek oldu.
"in bandan itibaren orada olmalymki, ancak o zaman gelecek iin bir eyler
yapabileyim.. Bir lke ya batarken, ya da bataktan karken insann ans olur."
"Bunu kim syledi? Kitap gibi konuuyorsun."
"Rzgr Gibi Geti' romannda okumutum. O blm hatrlamadn m?
zerinde tartmtk. Beni epey etkilemiti."
"Ah Walter bktm senin bu memleket hayallerinden. Burada ne kadar
mutluyduk. stediimiz her eye sahibiz."
"Boaz tokluuna buradayz, bunun dnda bir eye ihtiyacmz oldu mu,
bakalarnn eline bakmak zorundayz. Max dnyaya geldiinde, yahudi
cemaatinin yardm olmasayd ne doktora ne de hastaneye verecek paramz
vard. Rubens, bizden biri hastaland zaman da umarm ayn bonkrl
gsterir."
"Hi deilse burada bize yardm edecek insanlar var. Frankfurt'ta kimseyi
tanmyoruz."
"Afrika'ya geldiimizde kimi tanyordun ki? Ve ne zaman mutlu olduk, bir
dn bakalm. Topu topu iki kez. Ordudan ilk paray aldm zaman. Bir de
Max doduunda. Hibir zaman deimeyeceksin. Benim Jettel'im hep ayn
kald, hl bolluk gnlerinin zlemini ekiyor. Sonunda hakl kan yine ben
oluyorum."
"Buradan ayrlmak istemiyorum. Artk gen deilim, hayata yeniden
balayamam."
"Buraya gelirken de ayn eyi sylemitin. O zamanlar henz otuzundaydn, seni
dinlemi olsaydm bugn oktan hepimiz lmtk. Bugn de sylediklerine
boyun eersem, mr boyu yabanc bir lkede sevilmeyen birer hi olarak
yaammz srdrrz. Kral George da beni sonsuza kadar Birliinde tutamaz
ya."
"Btn bunlar, senin o lanet olas Almanya'ya dnmek istediin iin
sylyorsun. Babann bana gelenleri unuttun mu? Ben unutmadm. Annemin
kanyla sulanan topraa asla ayak basmam, kendimi ona kar sorumlu
hissediyorum."
"Brak bunlar Jettel. Gnaha giriyorsun. lleri rahat brakmazsak Tanr bizi
asla affetmez. Bana gvenmelisin. Greceksin baaracaz. Sana sz veriyorum.
Alamay kes artk. Bir gn bana hak vereceksin, senin dndn kadar da
uzun srmeyecek bu."
"Katillerin arasnda nasl yaayabileceiz?" diye Jettel hkrmaya koyuldu,
"Burada herkes senin bir lgn olduunu dnyor, yaplanlar unutmamalyz
diyor. Kocasnn bir hain olduunu duymak bir kadnn houna gider mi
sanyorsun? Dierleri gibi sen de burada bir i bulabilirsin. Ordu bu insanlara
yardm ediyormu. Herkes bunu biliyor."

"Bana bir i nerdiler. Cibuti'de bir iftlikte. Oraya gitmek ister miydin?"
'Cibuti'nin nerede olduunu bilmiyorum ki."
"Grdn m. Ben de bilmiyorum. En azndan Kenya'da deil, ama Afrika'da bir
yerde."
Walter bir an bocalad, iinde epeydir hissetmedii bir arzuyla karsn ocuk
gibi kollarnn arasna alp, tm korkularndan arndrmak istedi. Onu daha da
ok kahreden, karsyla ayn acy paylamalaryd. kisi de gemiin stesinden
gelemiyordu. Kars kadar o da kendisini gemie kar savunmasz
hissediyordu. Gemi, gelecee duyduu umuttan her zaman daha ar
basyordu.
Gzlerini yere evirerek, "haklsn, hibir zaman unutmayacaz" dedi. "Eer
tam olarak bilmek istiyorsan syleyeyim Jettel, nereye gidersek gidelim, her
yerde mutsuz olmak artk bizim yazgmz oldu. Bunun sebebi de Hitler7dir.
Hayatta kalmay baardk ama artk hibir zaman normal yaantmz
srdremiyeceiz. Yalnz unu da bil ki, mutsuz da olsam, bana sayg duyulan
bir yerde yaamay yelerim. Almanya Hitler demek deil. Bunu bir gn sen de
anlayacaksn. Sz yine drstlerin olacak."
Ne kadar dirense de, Walter'in yumuak ses tonu ve aresizlii Jettel'i
duygulandrmt. Kocasnn ellerini aresizlikle pantolonun ceplerine
sakladn grnce, kafasnda birka uygun szck bulmaya gayret etti, onu
yeniden incitmek mi yoksa teselli etmek mi istediine karar veremeyince,
susmay yeledi.
Bir sre Owuor'un t yapmasn seyretti. Yanaklarn iirerek amarlarn
zerine tkryor, sonra da ar demir ty havada kavisler izdirerek, ocuk
bezlerinin zerine indiriveriyordu.
tden kan minik buhar dalgacklarn, zlemini ekecei mutluluklarn
simgesi olarak grp iini eken Jettel, "Bunca zaman burada yaamaya
almtm. Hizmetkarlar olmadan bir kk ocukla nasl baederim? Regina
hayatnda eline sprgeyi almad."
"Tanr'ya kr, eski formuna kavutun. te benim kanl canl Jettel'im yine
karmda duruyor. Geleceimizle ilgili ne zaman bir karar almak zorunda
kalsak, her seferinde hizmeti bulamayacaksn diye korkarsn. Bu sefer bunu
dnp dert edinmene gerek yok Doktor Bayan. Almanya, i arayan insanlarla
kaynyor. Bugnden sana umut vermek istemem ama, kutsal olan her eyin
zerine, sana bir hizmeti kz bulmaya sz veriyorum."
Owuor, tledii mis kokulu amarlar, dzgn bir ekilde stste
yerletirirken sordu, "Bwana, valizleri scak suyla ykayaym m?"
"Neden soruyorsun?"
"Valizlerine safari iin ihtiyacn olacak. Memsahib'in de.."
"Bunu nereden biliyorsun Owuor?"
"Ben her eyi biliyorum Bwana."
"Ne zamandan beri?"
"Epeydir."

"Ama bizim konutuklarmz anlamyorsun ki."


"Rongai'ye geldiinizi, kulaklarmla duydum, Bwana. Artk o gnler yok."
"Teekkr ederim, dostum."
"Bwana, sana hibir ey vermedim, yine de bana teekkr ediyorsun."
"Yok Owuor, bir tek sen bana verdin."
Onu utandran acy bir an iin yeniden iinde hissetti, imdi eski aclarna bir
yenisi daha ekleniyordu..Almanya's artk o eski bildik Almanya deildi.
Vatanna, ona tekrar kavumann cokusuyla deil, yreinde derin bir keder ve
elemle ayak basacakt. Bunu biliyordu.
Owuor'a veda etmek, onu en az, nceki ayrlklar kadar zecekti. Birden gidip
onu kucaklamak iin dayanlmaz bir istek duydu. Onun yerine, Jettel'in salarn
okamakla yetindi, hafif bir sesle, "Her ey yolunda gidecek, merak etme," dedi.
"Ah Walter, her eyin birden ciddiletiini imdi Regina'ya kim syleyecek? O
henz bir ocuk, buraya o kadar bal ki!"
"Ben oktandr biliyordum bunu," dedi Regina.
"Nerden ktn byle? Ne kadardr burada durup bizi dinliyordun?"
"Btn gn Max'la bahedeydim" dedi Regina, "ama ben gzlerimle de
duyuyorum."
Walterde, "Oysa babanla annen gzlerine inanamadlar" diye yantlad,
Wiesbaden'den aldklar mektubu ima etmek istemiti, sonra Jettel'e dnerek
sordu," Senin yal snepe kocan Hessen Adalet Bakanl'nda kim tanyabilir
ki, Jettel hi dndn m? Bir trl aklmdan kmyor bu."
Gerekten de hayatnn dnm noktasn belirleyen akl almaz rastlant zerinde
epey kafasn yorduu halde, iin iinden bir trl kamamt, gemii ne kadar
kurcaladysa da, sonuca ulaamamt..
Walter sekiz gn sonra Yzba Carruthers'in odasndayd. Hessen Adalet
Bakanl'ndan gelen mektubu Regina'nn yardmyla gbela ngilizce tercme
etmiti. imdi kendisini ilk bitirme snavna iyi hazrlanm bir renci gibi
hissediyordu. Byle bir kyaslama yapaca iki hafta nce aklna bile gelmezdi,
bunu dnnce keyfi yerine geldi.
Yzba bezgin bir tavrla nnde duran mektuplar kartrp, piposunu zenle
doldurmu, fkeli hareketlerle skan pencereyle cebellemesini henz bitirmiti
ki, Walter kendini birden rahatlam hissetti, u andaki durumu,
yzbammkinden ok daha iyiydi. Kendine gveni gelmiti nk.
Yzba da ayn eyleri dnyordu; "Son karlamamzdan bu yana sanki
epey deimi gibisiniz. Sylediklerimi anlamayan adamla siz acaba ayn kii
misiniz?"
Walter onun ne demek istediini anlamt ama yine de emin
deildi.
"Evet, ben avu Redlich, Sir,"diye sklarak onaylad.
"Siz kta Avrupallar, neden espriden anlamazsnz bilmem? Hitler'in sava
kaybetmesine amamal."
"Sorry Sir, anlamadm."

"Hah ilk karlatmzda da aynen byle olmutu. Siz sorry diyordunuz, ben de
batan alyordum, "Yzba bir an gzlerini kapad. "Sizi son olarak ne zaman
grmtm?"
"Tam alt ay nce Sir."
Yzba, ilk grmeden bu yana daha yalanm ve mahzunlam
grnyordu; kendi de bunun farkndayd. Sebebi sadece, her sabah uyandnda
midesinin armas, akamlar da son bir kadeh viskiden sonraki keyifsizlii
deildi.. Yaamn hassas dengelerini korumak iin kendi yanda bir insanda
olmas gereken melekeleri yitirmiti, bu da onu huzursuz ediyordu. Artk eskisi
kadar ll ve titiz davranamyordu. En nemsiz kk ayrntlar bile Bruce
Carruthers'i haddinden fazla rahatsz ediyordu. rnein, u anda nnde duran
adamn adn belleinde tutabilmek iin bile utanlas bir gayret harcyordu.
Bunun da tesinde, Carruthers ansnn artk kendisine eskisi kadar lutfkr
davranmadn her geen gn biraz daha iyi gryordu. Ava ktnda
dikkatini bir noktaya younlatrmakta zorlanyor, sk sk vatan skoya'y
dnyor, ok sevdii golf, kendi gibi, genliinde bilim yapmay hayal eden
bir adama aptalca bir zaman kayb gibi geliyordu. Gnlerce bekledikten sonra
gelen mektupta kars, artk ayrla daha fazla dayanamayacan, boanmak
istediini yazmt, bu mektubun hemen ardndan da ordudan gelen lanet olas
talimatta, Ngong'daki grevine devam etmesi gerektii bildirilmiti.
Yzba, isyan duygusuyla ii kabarp kafasnn kartn farkedince vcudu
kasld. Bu da son zamanlarda sk sk oluyordu. Ylgn bir tavrla
"Yanlmyorsam, terhisinizin hl Almanya'ya kmasn istiyorsunuz?" diye
sordu.
Walter "Ah evet Sir" diye hemen yant yaptrd, izmelerini birbirine vurarak
hazr ol durumuna gemeyi de bu arada unutmamt, "bu yzden buradaym."
Carruthers karsndaki adamla ilgili garip bir meraka kapld. Mizacna pek
uygun dmyordu hatta kendisine yaktrmyordu ama, garip bir ekilde
kendisine elenceli geliyordu.. Bu tuhaf adamn sorularn yantlama ekli, ilk
grtklerinden farklyd.. Hereyden nce aksan deimiti. Geri duyarl
bir kula, hl rahatsz ediyordu ama, naslsa daha iyi bir ngilizce
konuuyordu. En azndan ne dedii anlalyordu. Kara Avrupas'ndan gelen bu
hrsl ocuklarla baa kmak gerekten zordu. Kendi yatlar sadece yaamay
dnrlerken, bu insanlar kitaplara boulup yabanc dil reniyorlard."
"Almanya'da ne yapacanz biliyor musunuz?"
"Hakim olacam Sir," diyen Walter mektubun tercmesini uzatt.
Yzba armt. Btn ngilizler gibi o da gurur ve hrstan nefret ederdi, ama
mektubu okuduktan sonra sakin ve samimi bir ses tonuyla, "Fena deil," dedi.
"Evet Sir."
"imdi de fucking Jerrys'ler ucuz bir hakime gitsinler diye, ngiliz ordusunun bu
meseleyle ilgilenmesini istiyorsunuz?"
"Pardon Sir, ne dediinizi anlayamadm!"

"Ordunun Almanya'ya gidi masraflarnz karlamasn istiyorsunuz, deil mi?


Byle dnyordunuz."
"Bunu siz sylediniz Sir."
"Ben mi syledim? Bana yle korkarak bakmayn. Majestelerinin ordusunda
renmediniz mi, bir Yzba ne sylediini her zaman bilir. Tanr'nn unuttuu
bu lkede, hibir eyden haberi olmasa bile.... Bu lkede hepimiz nasl
ahmaklatk, biliyor musunuz?"
"Ah evet Sir, ok iyi biliyorum."
"ngilizlerden holanyor musunuz?"
"Evet Sir. Onlar benim hayatm kurtard. Bana yaptklar iyilii asla
unutmayacam."
"O zaman neden gitmek istiyorsunuz?"
"ngilizler benden holanmyor"
"Benden de. Ben skoum nk."
Bir an ikisi de sustu. Bruce Carruthers, ngiliz bile olmayan lanet olas bir
avuun nasl olup da eski mesleine dnmeyi baardn dnd, Glasgow'da
bykannesi olan kendisi gibi Edinburgh'lu bir yzba ise bunu becerememiti.
Bu arada Walter, yzbann "yeniden vatandala kabul edilme" konusuna
deinmeden, grmeyi bitirmesinden korkuyordu. Birden korkuyla Jettel
gznn nne geldi, kocasnn hibir ey elde edemediini renince acaba ne
derdi? Yzba, sa eliyle nndeki kt ynlarn kartrrken, sol eliyle de
bir sinei ldrd, sonra zihninde baka hibir dnce yokmu gibi, yerinden
doruldu. Duvarda ldrd sinei eliyle kazd, piposunu azndan alarak,
"Almanzora'ya ne dersiniz?" diye sordu.
"Sir, anlamadm,"
"Hay allah, Almanzora bir gemi. Mombasa ile Southampton arasnda sefer yapar
ve askerleri vatanlarna tar. Sizin ocuklar iki ve kadndan baka bir ey
bilmezler."
"Bu doru deil Sir."
"nmzdeki yl 9 Mart'tan nce bu yal gemi iin ne yazk ki kontenjanm
yok. sterseniz Mart ayma bir eyler yapabilirim. Sizinle baka kim vard? Ka
karnz ve ocuunuz var?"
"Bir karm ve iki ocuum var Sir. Size ok teekkr ederim Sir. Bana ne byk
iyilik yaptnz bilemezsiniz."
"Galiba, bunu bir kez daha duymutum," diyen Carruthers glmsedi. "Bir eyi
daha renmek istiyorum.. Nasl oldu da ngilizce konuabiliyorsunuz?"
"Bilmiyorum. Sorry Sir. Bunu ben de fark etmedim."
XXIII. BLM
Snmaclar kendilerini yeni bir yaamn beklediini dnyorlard, bu
duygular iinde, o gne kadar grlmedik bir birliktelik ruhuyla 1947 yln yeni
yldan iki gn nce Howe Court otelinde birarada kutlamay kararlatrdlar.

ou snmac bir an nce ngiliz vatandalna gemeyi umut ediyordu, bu


yzden sabahtan akama durmadan, United Kingdom, Empire ve
Commonwealth szcklerini ezberlemeye alyordu. Kendilerine zor gelen bu
szckleri doru aksanla ve vurguyla sylemekte her ne kadar baarl
olamasalar da inatlarn srdryorlard. Son iki ayda vatandala geen drt
iftle iki bekar erkek, en azndan resmi olarak 'bloody refugees' statsnden
kurtulup, ngiliz adlarna kavutular. zgvenlerini kazanmak iin adlarnn
deimesi maddiyattan daha nemli grnyordu bu snmaclara..
VVohlgemuths ailesinin yeni ad Welles, Leubuschers'ler de Laughtons olmutu
Siegfried ile Henny Schlachter ise kkleriyle balarn bsbtn kopartmlard.
Komularnn "'Butcher"* adn almalar yolundaki ineleyici nerilerini kabul
etmeyip, Baker** adn semilerdi. En ok ardklar ise, baz snmaclarn
bavurulan, sebep gsterilmeden reddedilirken, ngiliz
ngilizce kasap anlamnda .N. Franc.
vatandalna ilk kabul edilenlerin arasnda zellikle Schlachter ailesinin
olmasyd. Oysa yeni anadillerini renmek iin dierlerinden daha ok gayret
gstermedikleri gibi, kendilerini kabul eden yeni vatanlarna da zel bir katklar
olmamt. Neyse ki Schlachter ailesini kskananlar abuk teselli buldular;
ailenin ngiliz pasaportu almasnn srr dil snavn yapan rlanda'ldayd, bu
rlandal gya snav srasnda Schlachter'lerin vab lehesini, pek ender
rastlanan kelt aksanyla kartrmt..
Yeni Yl partisine doal olarak Bayan Taylor'la Miss Jones da davet
edilmilerdi, ordudan yeni terhis edilmi kendi hlinde Rodezyal bir albay da
partiye gelecekti, ama garip bir rastlantyla, de ayn gn ayn dertten
hastalanmt. Parti dzenleme komitesi bu tatsz durumu fark ettirmemeye
gayret ettiyse de, her eyiyle ilk olan byle bir partinin beklenmedik ani
rahatszlklarla glgelenmesinden duyulan hayal krkl, bu kadar dar bir
zamanda, ngiliz serinkanllyla rtbas edilemedi.
Dzenleme komitesinde, kendilerine "gen ngilizler" adn verenler sz
sahibiydi. kiinin ret cevabna karlk en azndan Diana Wilkins'in salkl
olup, partiye gelebilmesini zellikle de bu genler yeterli grmemilerdi. Geri
Diana, kurun kurban zavall Bay Wilkins'le evlilii sayesinde yllardr ngiliz
vatandayd ama, kendisine verilen bu onuru yazk ki hibir ekilde
deerlendirmeyi bilememiti. ki kadeh viskiden sonra ngilizleri, nefret ettii
Ruslarla kartrmaya balyordu..
Gen ngilizleri daha da ok rencide eden, Almanya'ya yerleme planlar
yznden her gn srekli hakaretlere maruz kalan Walter'in, ngilizlerden,
utanmadan "hasta ngilizler" diye sz etmesiydi. Hl saygn ngiliz
Kraliyeti'nin himayesinde olmas ve zavall karsna acmalar, imdilik onu
ngilizlerin dmanca tavrlarndan koruyordu. Zaten karsnn Almanya
hakkndaki dnceleri de herkese bilinmekteydi, en azndan kocasndan farkl
grlere sahipti..

Ylba enlii toplumun saygnln artracak olan sz konusu konuklar olmasa


da parti sorumlular, tm benlikleriyle ngiliz geleneinin gereklerini hakkyla
yerine getirmeye hazrdlar. Snmaclara gelince, st dzey ngiliz evrelerinin
yaam tarzyla ilgili bilgi ve deneyimleri yeterli olmadndan, ileri ne ekilde
koordine edeceklerini bilmiyorlard, sinemalarda grdkleri filmlerden
akllarnda kalan ayrntlara dikkat ediyorlard. Yln tam da bu aylarnda
sinemalarda gsterilen ngiliz Kraliyet Sarayi'ndaki kutlamalara ait haberler
snmaclar iin epey malzeme oluyordu.
Gne battktan sonra kadnlar yerlere kadar uzanan, derin dekolteli, gze
arpacak denli modas gemi tuvaletleriyle partiye gelmeye baladlar, gece
elbiselerinin ou snmaclk yaamlar srasnda hi giyilmemiti bile.
Erkeklerse g ederken pek uzak grl olmadklarndan smokinlerini ne yazk
getirmemilerdi, oysa dalk arazide eski yerleik iftiler iin bu kyafet zel
gnler olmasa bile en uygun "Dinner dress"ti. Alman centilmenleri bu eksiklii
bedenlerini saran koyu renk kyafetlerle dengelemeye altlar. Elsa Conrad'n
azndan kan ters bir sz ise hemen etrafta duyuldu.
Elsa, bir sredir ngilizce rya grdn iddia eden, Hermann Friedlaender'e
dnerek, kstah ve pervasz bir ekilde, "Almanlarn naftalin kokusunu duymaya
nasl cesaret ediyorsunuz aklm almyor." dedi.
Almanlarn eski vatanlarnda, ocuklarn doum gnlerinde sahne dekoru olarak
kullanlan patlangalar, kurumu kakts aalarnn inat dikenlerinin aralarna
Prusyallara mahsus bir zenle asld. Gnn moda arklarnn plaklar alnd,
Hove Court'un sararm imlerinin zerinde gne batm ile gece yars arasnda
durmakszn alnan "Don't fence me in" smrgede kutlanan hibir yeni yl
enliinde bu kadar sk duyulmamt. enlik kurulunun, akl almaz derecede
fahi fiyatna ramen geceye en uygun iki diye satn ald hakiki sko viskisi
kk bir sknt yaratt.
Birka kadehten sonra, ortamn cokulu havasna ve bitirici scaa ramen pun
ve Berlin usul kreple ilgili can skc nostaljik anlar canlanmaya balad.
Aslnda oktan unutmak istedikleri gemi gnlerdeki ylba kekinin, erik
marmelad m yoksa frenk zm jlesi ile mi yapldna dair, anlalmaz,
sama sapan tartmalara giriildi.
Kk havai fiek gsterisi bu arada baaryla alklanrken, Jacaranda aacnn
altnda "Auld Lang Syne", arksn sylemek fikri pek beenildi. Davete
gelemeyen hasta ingiliz komular dnlerek zellikle ezberlenen ark, yazk
ki Alman grtlaklardan garip bir sertlikte kmt.
Walter bu eski arky Birliindeki ayinde ok dinlemiti, bu yzden insanlarn
istemekle yapabilmek arasndaki ikilemini komusuna glen bir adamn
hmzrlyla farketmiti, yine de Jettel'in hatrna sesini karmad. Ama
yzndeki alayc ifadeden, eletirisini yksek sesle sylemi kadar oldu, bu da
evredekilerin pek houna gitmedi. Daha da ok dikkati eken, arknn son
dizesinin ardndan karsnn kulana eilip pervasz bir ekilde yksek sesle,
"Gelecek yl Frankfurt'ta" demesiydi.. Jettel, kocasnn, buram buram zlem

kokan eski PessachDuasma atfta bulunduunu anlamayp, fkeyle "bugn


olmaz" deyince, Jettel'in dinsel detlerden ve yahudi geleneklerinden pek haberi
olmad orta kmt. Kadnn mahcubiyeti, Tanrya hakaretin hakkyla yerini
bulan bir cezas olarak alglanm, zellikle de Walter kkrtc patavatszlnn
karln alm, heyecann ve sevincini bir anda yoketmiti.
Bir yandan patlayan havai fieklerin kard grlt, te yandan "Kein schner
Land in dieser Zeit" arksnn metni yznden kan, ou davetlinin de
ayplayarak izledii kavga iyice atelendii bir srada Max uyand. Yeni yl,
smrgede doan bebeklerin allagelen detlerine uygun bir ekilde karlad.
Henz on aylk bile olmad hlde, herkesin anlayabilecei ilk szc
azndan karverdi. Ama kk Max ne anne ne de baba demiti, minik bebek
"Aja" diyordu. Mutfakta otururken bebein ilk inlemesiyle frlayp yatann
baucuna koan Chebeti, zevkten bedenini saran tatl bir scaklkla, ona
defalarca ayn szc tekrarlad. Kadnn grtlaktan gelen glmeleri ve ayn
sesin melodik bir ekilde kulaklarnda nlamasyla iyice uyanan Max, gerekten
ikinci kez "Aja" dedi, sonra da durmakszn ayn sz tekrarlayp durdu.
Chebeti, midesi guruldayan zafer nianesini, kucana alarak aacn altnda yeni
yl kutlayan davetlilerin yanna tad, ayn mucizenin orada da gerekleeceini
umuyordu.. Yapt iin mkafatn da grmedi deil, Memsahib'le Bwana
aknlktan azlar bir kar alm, gzlerinde sevin parltlaryla Chebeti'nin
kollarnda debelenmekte olan bebei alarak, ona "Mama", "Papa" kelimelerini
sylemeye koyuldular, nce hafif sesle ve glerek, sonra, sanki bir an nce
sava bitirmek isteyen Massai savalarnn azimli kararllyla daha yksek
sesle kelimeleri tek tek tekrarladlar. Erkekler de gr sesleriyle "papa" diyerek
koroya katlrken, ngiliz pasaportunu herkesten nce alan baz snmaclar,
'Daddy' demeye abalayorlard. Kadnlarsa "mama" diye seslenip, Jettel'i
desteklerlerken, ocukluklanndaki, karnlarna basnca konuan oyuncak
bebeklere benziyorlard. Ama davetlilerin tm abalan boa gitti, bitkin uykuya
dalana kadar Max'in azndan 'Aja'dan baka bir sz kmad.
Frlama bebek, Max Redlich'in konuma hzn o gnden sonra artk kimse
durduramad. Karn acktnda 'kula', yatana yatrldnda 'lala', aydanla
'ay', ilk dii ktnda 'menu', aynadaki grntsne 'toto', yamur yadnda
da 'bua' diyordu. Hatta, ayn anda hem 'sabah', hem 'gelecek' anlamna gelen,
belirsiz zamanlar iin de kullanlan 'Kessu' szcn bile ezberlemiti.
Walter olunu konuurken duyduunda nceleri glyordu, ama baz anlarda
ar duyarll yznden btn sevinci bir anda yokolunca, bunu sinirlerinin
fazlaca ypranm olmasna yoruyordu. Olaylar gereinden fazla bytp,
nemsemesini biraz marazi ve ocuka bulsa da, Afrika'nn, olunu bir ekilde
kendisine yabanalatrd dncesi onu yine de rahatsz ediyordu. Bu
kelimeleri, erkek kardeine, Regina'nn retmi olmas olasl aklna gelince
de bsbtn zlyordu. Acaba kz byle davranmak suretiyle, Afrika'y ne
kadar sevdiini, babasnn lkesine dnme kararn onaylamadn m

gstermek istiyordu? Walter bunu aklna getirince daha da kederleniyor, hatta


biraz da inciniyordu.
Btn bunlar yetmiyormu gibi, kk Max'm Svahili kelime daarc, btn
Hove Court'ta alay konusu olmutu. Hogrleri ve anlaylar kt komular,
ocuun Svahili dilinde konumasn, sorumsuz babasndan daha akll
olduunun kant olarak gryorlard, onlara gre, ocuk tm safiyetiyle, anne
babasnn peinden Almanya'ya srklenmek istemediini anlatmak istiyordu.
Max sonunda, heceli bir ses kard gn, Walter'in sinirleri tam anlamyla
boalverdi.. Sanki olu Owuor'un adn sylemiti. fkeden kpkrmz bir
yzle, yumruklarn da skarak, kzna bard: "Neden bana eziyet ediyorsun?
Olum benim dilimi konuamad iin herkesin benimle alay ettiinin farknda
deil misin? Bir de annen benim buradan neden gitmek istediime aryor.
Bense en azndan senin benden yana olacan ummutum."
Regina dehete kapld, hayalleri onu tehlikeli bir ekilde sevgi ve ballna
ihanete kadar gtrmt demek. Yreine bak gibi saplanan utan ve
pimanlk duygusuyla bedenini ate bast. Kendisini, bu dile mkemmel ekilde
hakim olan peri rolne ylesine kaptrmt ki, babasn ne grecek, ne
dinleyecek zaman olmutu. Korkuyla bir zr szc arandysa da, babasnn
sylediklerini dnnce her zamanki gibi dili tutuldu, tek kelime syleyemedi.
Tam, herkesin anlayaca, 'iyi' anlamna gelen 'Missuri' kelimesini syleyecekti
ki, vazgeip kafasn sallamakla yetindi. zntsn iine atp, kararl admlarla
babasna doru gitti, onu sevgiyle kucaklayp gzlerindeki tuzlu yalar kuruttu.
Ertesi gn Max 'Papa' diyordu.
Haftann son gn Max 'Mama' dediinde, Jettel'in kulaklar nedense bu mutlu
sesi alamad, oysa o anda yalar yznden enesine szlyordu. Max ikinci kez
'mama' diye seslenince, Chebeti sevinle ellerini rpt, o anda Walter soluk
solua mutfaa dald.. Kafasndaki kasketi frlatp atarak, "Nihayet" diye
bard, "Almanzora'da yer bulduk. Gemi 9 Mart'ta Mombasa'dan hareket
ediyor."
Jettel alayarak "demek Puttfarken, hayatta kalmay baard," dedi.
"imdi bu ad da nereden aklna geldi?"
"Schtzen Caddesi Puttfarken" diye tekrarlad Jettel. Yerinden doruldu,
bluzunun koluyla acele gzlerindeki yalar silerek, pencerenin nne gitti.
Sanki hep bu an beklemiti. Sonra parmaklarn yavaa dudaklarna doru
gtrd, saat henz leden sonra be olduu halde, perdeleri ekti.
Walter anlamt. Yine de inanamayp sordu. "u bizim Leobschtz'deki
Puttfarken mi yoksa?"
"Baka kim olabilir ki, gnn ortasnda neden pencereleri kapatyorum
sanyorsun? Sonra da oktandr unuttuu bir sesi taklit etti. "Anna nce perdeleri
kapatnz. Beni burada grmesinler. Devlet memuruyum, bu yzden dikkatli
olmak zorundaym. AmanTanrm, Walter, bizim Anna bu szleri duyunca ne
kadar fkelenirdi unutttun mu? Puttfarken'i korkak olmakla sulard hep."
"Hi korkak deildi. Ama imdi nereden aklna geldi Puttfarken, syler misin?"

Owuor masay iaret ederek, "Bwana mektup," dedi.


Jettel, "Wiesbaden'den geldi" dedi, "Mesleinde ykselmi, bakanlkta genel
mdr olmu." Mektupta yazlanlarn her hecesini okurken bir yandan da
kkrdyordu. "Brak da mektubu ben okuyaym, btn gn yle sevindim ki."
Jettel okumaya koyuldu, "Sevgili Dostum Redlich, ar bir gripten (sizin
yaadnz o gne cennetinde umarm bunun ne olduunu biliyorsunuzdur)
sonra bugn ancak kendimi toparlayarak size yazabiliyorum. Bakanln
mektubunu oktan alm olmalsnz. Wiesbaden'de bizi kim tanyor diye mutlak
epey kafa yormusunuzdur. Burada yaayan bizlerin tek gvencesi ve umudu
rastlantlardr, yaadklarnzn en azndan bizden biraz daha iyi olduunu
umarm.
Dr. Walter Redlich'in Hessen Adalet Bakanl'na gnderdii i bavurusunu
masamda grnce nasl ardm anlatamam. Bismarck'n istifasndan bu yana,
grevinin banda alayan ilk Alman memur galiba ben oldum.. Dilekenizi
tekrar tekrar okurken, hl hayatta olduunuza bir trl inanamadm.
Almanya'y terkettikten hemen sonra, Afrika'da bir arslanm saldrsna
uradnz syleniyordu. Hepimiz ldnz sanyorduk. Breslau'daki
niversite reniminiz ve Leobschtz'deki avukatlk almalarnzla ilgili
dokmanlar grnce ancak o zaman eski dostuma kavutuumu anladm.
Sonra da, Almanya'dan kamay baaran bir insann nasl olup da artk harabeye
dnm bir lkeye, size ve halknza bunca fenal yapm olan insanlarn
yanma dnmek isteyebilecei aklm almad. Kim bilir neler yaadnz ve ne kt
gnler grdnz ki, yazgnz deitirecek byle bir karar almaya cesaret
edebiliyorsunuz. Kukusuz, aldnz karara byk sayg duyuyorum. Biz
burada siyasi sicili bozuk hakimleri iten kardk, adalet sistemini yeniden
yaplandracak, sicili temiz pek az hakim kald. Terfiniz gelene kadar Sulh
Mahkemesi Maviri olacaksnz, ama bu o kadar uzun srmeyecek. Sulh
Mahkemesi Bakan Maas' seveceinizden eminim. Drst ve saygn bir
insandr, Naziler onu adliyedeki grevinden atnca, ailesini yllarca byk
zorluklarla geindirebildi.
Benim kaderim de aynyd. Asternweg'de ziyaretine gittiim gnlerde,
yahudilerle ilikim renilmesin diye, Sizin Anna'nn (sadk kadn, acaba beni
affetmi midir? perdeleri kapatmas ie yaramad. Siz Leobschtz'den
ayrldktan hemen sonra, karmn yahudi olmas nedeniyle beni hakimlik
grevinden aldlar, ama iyi yrekli yal Tenscher bana tapu sicil memurluunda
kk bir memuriyet verdi.
Birka ay sonra ise, benim gibi eminim sizin de hakknda pek iyi eyler
dnmediiniz Rummler'in delaletiyle bu iten de uzaklatrldm. Daha nce,
yahudi karmdan ayrlmak kouluyla, beni tekrar Breslau'da devlet hizmetine
kabul edebileceklerini sylemilerdi, ayn eyi kez teklif etmilerdi.. Sava
ktnda, avukat Pawlik'in yannda geici ilerde almak suretiyle ailemi iyi
kt geindirebildim, tabii kimsenin haberi olmadan. Pawlik'e olan teekkr
borcumu artk ne yazk ki deyemem.

Savan kt ilk ay Polonya'da vuruldu. Bense 'sakata' ktmdan 1939'da


zorunlu almaya gderildim.. Yeniden buluursak, size o gnleri anlatrm.
Her ey daha kt olabilirdi, bunun bilincindeyim, yine de yaadklarm kada
dkerken kalemim direniyor.
Sava biter bitmez, ilk gmen kafilesiyle, Kaete, kznzla ayn ylda dnyaya
gelen olum Klaus ve ben Oberschlesien'den ayrldk. Naziler'in kendisini
yakalayp gtrecekleri korkusu ile yllarca sal bozulan Kaethe'in, g
srasnda ayanda yara kt, kt bir ey olacak diye hepimiz endielendik.
Tanrya inancm kaybettiim halde, yine de sonunda Wiesbaden'e
gelebildiimize krettim, uzak bir akrabamz bizi yanna kabul etti.
Wiesbaden'de, Leobschtz'deyken hayal bile edemeyeceim bir kariyere sahip
olduum iin zellikle de Hitler'e teekkr borluyum.
Sizin dilekenizden sz ettiimde Kaete mthi heyecanland. Olum da
Afrika'ya kadar gidebilen ve orada yaayan bir adam tanmak iin
sabrszlanyor. ine kapank bir gen, geirdii kt yllar onu olgunlatrd,
annesiyle babasnn korkularn, arkadalarnn, ncelikle de retmenlerinden
iittii hakszlklar, ekilen eziyetleri hi unutmuyor. Liseye gidemedii iin
okul ona zor geliyor. Srekli baka yerlere gitmekten sz ediyor, onu abuk
kaybedeceiz.
Galiba fazla ayrntya girdim, ama size yazmak beni ferahlatt. Bu mektubun
Nairobi'ye, ykntlarn olmad bir dnyaya gideceini dnmek bile beni
memnun ediyor. Bunu yazarken kendimi, Sizin Leobschtz'deki oturma
odasndaymm gibi hissettim. Perdeleri ak odada... Bir keresinde, sizin evde
grp tantm babanzla kz kardeinize ne olduunu sormaya cesaretim yok.
Yeni yaantnz iin de size fazla umut vermek istemiyorum.. Almanlar sadece
lkelerinin ve kentlerinin byk blmn kaybetmekle kalmadlar, ruhlarn ve
vicdanlarn da yitirdiler. Hl bu lkede, hibir eyi grmemi, hereyden
habersiz, ya da her eye kar olan bir sr insan var.. Cehennemden kap
hayatlarn kurtarabilen Museviler bu yzden hala Almanlar tarafndan
horlanyor..
Bana dnnzn kesin tarihini mmkn olduu kadar abuk bildirin. yle
eyler yaadm ve o kadar karamsarm ki, sizin adnza 'vatana dn' demek
iimden gelmiyor.. Mevkimin tm olanaklaryla sizin iin elimden gelen
yardm yapacam, ama unutmayn, Leobschtz'l olan biri daima aibe
altndadr, bu yzden bakanlk mavirliine de fazla bel balamayn.. Bizi
burada 'ayaktakm' gibi gryorlar. Bu insanlarn vatanlaryla beraber, varlarn
yoklarn ve tm ideallerini yitirdiklerine kimse inanmyor. Ben size bir ev ya da
yarm kilo tereya temin etmek yerine, daha faydal bir ey yapp, blge
mahkemesi bakanlna terfi ettirebilirim.
Hep ikyetlerimden sz etmemin ho olmadn biliyorum, ama ltfen bu
yzden sakn iyimserliinizi ve hl byk bir zevkle anmsadm espri
yeteneinizi kaybetmeyin. Mmknse gelirken kahve getirin, imdilerde Alman

parasnn yerine geiyor. Kahveyle istediinizi satn alabilirsiniz. Hatta beyaz


bir yelek bile.
Karmla ben, sizi ve ailenizi byk bir sabrszlkla bekliyoruz. Yaknda
grene kadar selam ve sevgilerimizi iletiyoruz.
Sizin Hans Puttfarken
Not: Neredeyse unutuyordum: Yal dostunuz Greschek Harz da bir kye
yerleti. Rastlantyla adresi elime geti, ona dnnzden sz ettim.
Jettel mektubu zarfna koyarken, Puttfarken'in yzn gznn nne getirmeye
alt, ama anmsad sadece iri yar, sarn bir adam ve masmavi gzleriydi.
En azndan bunu Walter7 e sylemek istediyse de, heyecann yattracak uygun
szleri bulamaynca, zarf yelpaze yapp serinlemeye koyuldu. Owuor Jettel'in
elinden mektubu alarak bir cam taban zerine koydu.
Genliinde dinledii kularn sesini taklit ederken, Memsahib'in mektupta
okuduu bir szck aklna gelince gld, slk alarak perdeleri yeniden at.
yice alalan gnein parlts pencerede yansyp, mektubun zerine hafif mavi
sisten bir tl gibi dverdi. Tembel tembel kafasn dorultarak uyanan kpek,
dilerini birbirine geirerek, grltyle esnedi.
Owuor glerek, "Rummler" dedi, "Mektupta bizim Rummler7 i ardlar.
Rummler'in adn duydum"
Walter'in kafas baka yerlerdeydi, "Yazk," dedi, "esprili ve akac Redlich'in
ne hallere dtn Puttfarken bir bilse! Ah Jettel en azndan bu mektubu
almak seni rahatlatmad m?"
"Bilmiyorum. Ne syleyeceimi bilmiyorum. Mektupta sylenenlerin bir
ksmn anlamadm."
"Ben anladm m sanyorsun? Sadece tek bildiim, eski halimi hatrlayan biri var
ve bize yardm etmek istiyor. Hereyin deitiine almamz iin biraz zamana
ihtiyacmz var Doktor Bayan. Buradaki insanlarn sylediklerine kulak asma.
Belki onlardan daha kt durumdayz ama, yeni bir yaama balamak iin hi
deilse hepsinden daha tecrbeliyiz. Greceksin, baaracaz. Olumuz,
dlanmln ne olduunu hi bilmeyecek."
Jettel bir an, Walter'in sesindeki efkat ve arzunun, genliinin tm umutlarn,
hayallerini, gven duygusunu, sevgiyi, yaama sevincini geri getireceini sand,
ama kocasyla anlaabilmesi, ayn grleri paylamas uzun vadede ona
ylesine yabanc bir duyguydu ki.
"Eve geldiinde tam olarak ne syledin? Hatrlamyorum."
"ok iyi biliyorsun Jettel, 9 Mart'ta Almanzora gemisinin bizi Almanya'ya
gtreceini syledim. Bu sefer tek tek deil, hepimiz birlikte gideceiz. Artk
nmz grebiliyoruz, yle memnunum ki bilemezsin. Daha fazla bekleyecek
sabrm kalmamt."
XXIV. BLM

Sabaha kar saat drtte Walter, ne olduunu anlayamad bir grltyle


uyand. Yakndan geldiini sand seslerin ne olduunu tahmin etmeye
abaladysa da bir anlam veremedi, az sonra fark etti, evrenin sessizlii onu
rahatsz etmiti. Gnein douundan nceki o eziyetli saatlerin sesizliiydi bu..
Pencerenin nndeki okalipts aalarna tnemi kularn cvltlarna merakla
kulak verdi, her sabah bu cvltlarla uyanrd. Gkyz henz gn nn gri
maviliiyle aydmlanmamt, Walter yine de gzlerinin nnde drt byk
sandn ekillendiini grr gibi oldu.
Afrika'ya geldikleri gnden beri dolap olarak kullandklar sandklar yatak
odasnn duvarnn yannda duruyorlard, zerlerinde Jettel'in ocuksu
elyazsyla yazlm etiketler yapmt. Owuor bir gece nce sandklarn iini
yerletirmiti, kapaklarn ivilerken kard grltden rahatsz olan komu
dairedeki Keller'ler fkeyle duvar tklamlard. Walter yaamnn son dokuz
ylnn byk blmnn bu sandklarda istiflenmi olduunu dnerek
rahatlad.. Almanzora'nn hareketine iki hafta kalmt, bu iki hafta da giderken
neyi alalm, neyi brakalm kavgas yaplmadan abucak geip gidecekti.
Walter memnundu, kader ona nihayet normal bir yaama dnmesine frsat
vermiti. Ne ki bu memnuniyeti uzun srmedi. Zihni dilerinin gcrdamasna
takld, sanki bu tatsz sesler nemli bir anlam ifade ediyordu.. Ancak gerekten
de gn boyu boazn skan ar ykten kurtulduunu hayretle fark etti. O gne
kadar, hissettii her korku, kararszlk, fke ve szlanmalar iin Regina'ya ya da
Jettel'e aklama yapamamann sululuk duygusuyla kendini aresiz hissetmiti.
Yolculuk psikolojisinin yaratt hayal krklnn kendisine ne denli strap
verdiini, ancak geceleri kendi kendine itiraf edebiliyordu.. Sonra iinde yine de
minicik bir umut beliriyordu. Eyay toplamaya baladklar andan itibaren,
sandklarn Almanya'dan g gnlerini anmsatmas Walter'i kahretmiti.
Aylardr cokuyla hayal ettii mutluluu mjdelemiyorlard.
Gemiin derinliklerinden hortlayan ve geleceini tehdit eden bu tatsz
dncelerle baedebilmek iin, sakinlemek amacyla, acy bedeninde
hissedene dek dudaklarn birbirine kenetledi. Tam o srada, onu uykusundan
eden grlty ikinci kez duydu. Sesler mutfaktan geliyordu, sanki biri plak
ayakla sessiz sessiz przl ahap zemin zerinde geziniyor, arada bir de
Rummler kuyruunu kapya srtyordu.
ay suyu kaynamaya konmadan nce, kpein tek gzn bile amayaca
aklna gelince Walter elinde olmadan gld, yine de meraklanmt. Jettel'i
uyandrmamak iin parmaklarn ucuna basarak mutfaa yneldi. Snmek zere
olan bir mumun, metal kapan zerine yaylm kalntsndan ykselen son alev
oday solgun sar bir kla aydnlatyordu. Kede, Leobschtz'den getirilen bir
tavayla tencerelerin arasna melmi Owuor oturmaktayd, gzlerini kapam,
snsn diye ayaklarn ovuturuyordu. Rummler yanna uzanmt. Kpek
gerekten de uyanmt, boynunda kaln bir ip gze arpyordu.
Mutfak masasnn altnda, tka basa doldurulmu beyazmavi kareli havludan
minicik bir boha gze arpyordu, boha bir sopann ucuna dmlenmiti.

Walter'in yeni tlenerek zenle drde katlanm, siyah Avukat cbbesi


pencerenin kenarna konmutu. Walter yakasyla, klapasnn anm kuman
grnce cbbesi olduunu farketti.
"Owuor burada ne yapyorsun?"
"Oturup, Bwana'yi bekliyorum."
"Neden?"
"Gnein domasn bekliyorum," diye yantlad Owuor.
"Peki Rummler'in boynundaki ip te ne oluyor? Yoksa onu pazarda satmaya m
niyetleniyorsun?"
"Bwana, yal bir kpei kim alr ki?"
"Seni gldrmek istemitim. imdi azndan baklay kar ve syle bakalm,
neden buradasn?"
"Bunu biliyorsun."
"Hayr bilmiyorum."
"Bwana, bana hep sadece aznla yalan syledin.. Gzlerinle deil. Ben ve
Rummler uzun bir safariye kyoruz. Kim nce safariye karsa gzlerinde ya
olmaz."
Walter aknlktan azn aamad, Owuor'un her szn tek tek zihninde
tekrarlamakla yetindi. Boazn tkayan yumru ona ac veriyordu, yere
melerek, Rummler'in sert ensesini okamaya koyuldu. Kpein scak bedeni,
ona Ol'Joro Orok'da minenin nnde geirdikleri geceleri anmsatt, oysa
oktan unuttuunu sanyordu, gz kapaklar arlat. Ban dizlerine
dayayarak, bedenini sarmalayan uyuuklua direnmeye alt. Gz ukurlarna
ken arlk nce houna gitti, sonrasnda mum nda dalan renkler onu
kafasndaki dnceler kadar rahatsz etti.
Kendisine gerek d gelen bu sahneyi sanki daha nce de yaamt. Ne zaman
olduunu kestiremedi..Belleini hayallerin akna koyverdi. Birden babas geldi
gzlerinin nne, Sohrau'daki otelin nnde duruyordu, mum alevi can
ekimekteydi ki, Sohrau'daki babasnn hayali, yerini Greschek'e brakt,
Cenova'da 'Ussukuma' gemisinin kpetesinde duruyordu.
Geminin direine asl gamal ha bayra rzgarla sallanmaktayd. Walter
bitkin bir halde, Greschek'in o gnk sert, hain, konumasnn her vurgusunda
ayrl bsbtn zorlatran o inat fkeli sesini duymay bekledi. Ama
bekledii olmad, onun yerine Greschek ban yle bir sallad ki, direkteki
bayrak yerinden koparak Walter'in zerine dt. Walter aresizliiyle
suskunluun dayanlmaz basksndan baka bir ey hissetmedi. Owuor'un sesiyle
kendine geldi.
"Kimani" dedi, "Kimani'yi hatrlyor musun" diye sordu
Walter acele yantlad, "Evet, evet hatrlyorum." Yeniden duymaya baladna
ve kafasnn ilediine sevindi. "Kimani, senin gibi bir dosttu, Owuor. Onu sk
sk dndm. Ben Ol' Joro Orok'tan ayrlmadan nce iftlikten kamt. Ona
Kwaheri bile diyememitim."

"O seni giderken grd Bwana. Evin nnde durup arkandan bakt, araban ta
uzaklarda klene kadar bekledi. Ertesi sabah da ld. Ormanda sadece
gmleinden bir paray buldular."
"Bunu bana hi sylememitin Owuor, neden? Kimani'nin bana ne geldi?
"Kimani lmek istiyordu."
"Ama neden.? Hasta deildi, yal da deildi."
"Kimani her zaman sadece benimle konuurdu Bwana. Hatrlar msn,
Bwana'yla Kimani her zaman bir aacn altnda otururdunuz Keten tohumu
yetien en gzel tarlayd oras. Ona durmadan bir eyler anlatr, kafasn bir
yn resimlerle doldururdun. Kimani bu resimleri, oullarndan ve gneten
daha ok sevmeye balad. Akllyd ama, yeteri kadar akll deildi. Sonunda
tuzu bedenine aktt ve kksz bir aa gibi kurudu. Zaman geldiinde bir erkek
safariye kmal Bwana."
"Owuor sylediklerinden bir ey anlamyorum!"
"Owuor seni anlamyorum... Kulaklarn duymak istemedii zamanlar, hep ayn
eyi sylersin. ekirgelerin geldii gn de de bunu sylemitin. Ben, Bwana
ekirgeler burada demitim, ama Bwana, Owuor seni anlamyorum, demiti."
"Sesimi taklit etmekten vazge" diyen Walter, elini yavaa Rummler'in
ensesinden ekerek Owuor'un dizlerine dayad, sonra ekmek istediyse de,
przsz cildinin scaklnda uzun sre eli direndi. Bu seferki ayrlk ona
ncekinden daha acmasz gelecekti, bunu hissetmek onu bsbtn
kederlendirdi.
Deilen yarasnn kanamasna frsat vermeden, "Owuor" dedi, "Bugn iine
gitmezsen Memsahib'e ne sylerim? Ona, Owuor artk sana yardm etmek
istemiyor mu diyeceim? Ya da Owuor bizi unuttu mu demeliyim?"
"Benim ilerimi Chebeti yapacak Bwana."
"Chebeti sadece bir Aja.. Evde i yapamaz, bunu sen de biliyorsun."
"Chebeti senin Aja'n, ama benim de karm. Ben ne dersem onu yapar. Seninle ve
Memsahib'le birlikte Mombasa'ya gelecek, kk Askari'ye de gz kulak
olacak."
"Chebeti'nin karn olduunu sylememitin." Sesindeki sitemkar ton ona
ocuka grnd, skntyla alnndaki teri svazlad."Hay Allah, nasl oldu da
bunu bilemedim?" diye ekledi.
"Memsahib kidogo bunu biliyordu. O her zaman hereyi biliyor. Onun gzleri
bizimki gibi. Sen hep gzlerin akken uyudun Bwana" diyen Owuor gld..
"Kpek" diye ardndan acele ekledi, sanki her kelimeye nceden hazrlklyd,
"kpek gemiye binemez. Yeni bir hayata balayamayacak kadar yal.
Rummler'i ben alacam, beraber gideceiz. nce Rongai'den, sonra da
Nairobi'ye gitmek zere Ol Joro'dan nasl ayrldysam, imdi de buradan
gideceim, Rummler'le beraber."
Walter yorgun bir sesle, "Owuor, Memsahib kidogo'ya Kwaheri demelisin.
Kzma "Owuor gitti, seni bir daha grmek istemiyor mu diyeceim, Rummler
artk bir daha gelmemek zere gitti mi diyeceim? Biliyorsun, kpek kzmn bir

parasyd, ondan ayrlmak zor gelecek. Rummler'le dost olduklarnda sen hep
yanmdaydn, biliyorsun."
Yamurdan sonra rzgrn slk almasna benzer bir sesle i geirdi.. Kpek bir
kulan oynatt. Kap aldnda, hl uluyordu.
"Owuor gitmek zorunda Baba, yoksa yreinin kurumasn m istiyorsun?"
"Regina ne zaman uyandn? Demek bizi dinliyordun. Owuofun hrsz gibi
gizlice bizi terk edeceini biliyor muydun?"
Regina "evet" diye yantlayarak ban hafife sallad, sesini arlatran hafif bir
hznle devam etti, "ama bir hrsz gibi deil. Owuor gitmek zorunda. nk
lmek istemiyor."
"Aman Tanrm Regina, brak bu samalklar. nsan bir ayrlk yznden lmez.
Yoksa ben oktan lm olurdum."
"Baz insanlar ldkleri halde hl soluk alrlar."
Sylediine piman olmutu, korkuyla alt dudan srd, ama ge kalmt.
Boaz kurumutu, szlerini geri alamazd artk. aknlktan, babasnn
kendisine gldn bile hayal etti. Yzne bakmaya cesaret edemedi.
"Bunu sana kim syledi Regina?"
"Owuor, ok eskiden... Ama ne zaman olduunu bilmiyorum," diye yalan
syledi.
"Owuor, ok akllsn" dedi Walter.
Owuor derin uykusundan uyanp sesleri yakalamaya alan bir kpek gibi
kulaklarn dikerek, Bwana'sinm sylediklerini anlamaya alt. nk
Bwana's kocaman yrei olan yal bir erkek gibi konumutu. Yine de
Walter'in onu vmesi keyiflendirmiti. Tembel bir hareketle vcudunu yana
yaslaynca, Regina aralarna kt.
Bir sre konumadlar. Sessizlik ne de iyi gelmiti. Gn yavaa
aydnlanmaya balayp, yakc sca haber veren gnele yapraklarn yeili
koyulaana kadar, de sessizlii bozmaya cesaret edemedi.
Walter pencereyi aarken, "Owuor" diye seslendi, "burada benim eski siyah
paltom duruyor. Onu unuttun."
"Unutmadm Bwana. Palto artk bana ait deil."
"Onu ben sana armaan etmitim, Akll Owuor bunu bilmiyor mu? Sana onu
Rongai'deyken hediye etmitim."
"Paltonu yeniden giyeceksin."
"Bunu nerden biliyorsun?"
Rongai'deyken, paltoya artk ihtiyacm kalmad. Benim geride braktm
hayatma ait demitin." Owuor dilerini gstererek gld, "imdiyse kaybettiin
hayatna tekrar kavuuyorsun. Paltolu hayatna kavuuyorsun."
"Onu almalsn Owuor. Palto olmazsa beni unutursun,"
"Bwana kafam hibir eyi unutmaz. Senden o kadar ok kelime rendim ki!"
"Hadi syle, hadi syle dostum!"
"leh hab mein Herz in Heidelberg verloren" diye mrldand Owuor. Melodinin
her vurgusunda sesinin biraz daha gl ktn farkediyor, mzik ilk gnk

gibi grtlanda ho bir tad brakyordu. "Grdn m?" dedi gururla. "Dilim de
unutmam."
Walter kararl bir hareketle elleri titreyerek avukat cbbesini ald, nce bir
silkeledi sonra da, ocuunun omuzlarn souktan korumak isteyen bir baba
efkatiyle, onu Owuor'un omuzlarna koydu. "imdi artk git dostum. Ben de
gzlerimde tuz istemiyorum."
"Peki Bwana."
Regina sonunda dayanamayarak bard, "Hayr Owuor" gzlerindeki yalan
artk daha fazla tutamad, "beni bir kez daha kollarn alp, havaya kaldrmalsn.
Bunu sylemem doru deil ama, yine de sylyorum."
Owuor onu kollarna aldnda, Regina yreinde acy hissedene kadar
soluunu tuttu. Alnn Owuor'un adaleli ensesine dayayarak, cildinden yaylan
kokuyu iine ekti. Yeniden soluk almaya baladnda, dudaklar nemlenmiti.
Ellerini Owuor'un her gn bir perem daha grileen salarnda dolatrd, onun
deitiini hissediyordu.
Artk yal ve kederli deildi. Srt Massai'lerin gergin yayndan frlatlan ok
kadar dmdzd. Yoksa bu ak tanrs Amor'un oku muydu?
Regina bir an Amor'un yzn grdn sand, sanki onu, peinden
gidemeyecei bir lkeye srklyordu. Ama yzn Owuor'un ensesinden
uzaklatrp, gzlerini kaldrdnda onun burnuyla ldayan kocaman dilerini
grd. Hl, onu Rongai'de arabadan alarak kollarnn zerinde havaya kaldrp,
sonra da kzl topran zerine yumuack brakan o ayn dev adamd.
"Owuor buralar brakp gidemezsin," diye fsldad, "sihir hl burada. Sihri
bozmamalsn, aslnda safariye kmak istemiyorsun. Sadece ayaklarn
uzaklamak istiyor."
Gl kollan olan bu dev adam, Regina'nn kulana eilerek bireyler syledi.
Kelebeklerin uuu kadar hafif fsltlar, en zayf insan bile gzyalaryla gl
klabilirdi. Owuor kz kollarndan yere braktnda, Regina'nn yeniden
dnyas karard. Owuor'un dudaklarn teninde hissetmiti, ama yzne bakmaya
cesaret edemedi.
Halsiz bedenini pazardaki dilenciler gibi srnrcesine yere salverdi. imdi
byk bir dikkatle ayrln seslerine kulak verdi, Rummler'in solumalarn,
Owuor'un ahap zemin zerinde dans eden admlarn, ardndan hzla kapatlan
kapnn gcrtsn duydu ve nihayet, ta uzaklardan, yeni bir dnyay
mjdeleyelen kularn sesleri geldi kulaklarna, imdi yreinde alan yaralarn
olmad bir baka dnyay fsldyorlard.
"Owuor bizimle kalyor. Onu giderken grmedik," dedi. Bunu yksek sesle
sylediini, sonra da aladn fark etti.
"Beni affet Regina," dedi babas, "Bunu istemezdim. Henz ok gensin. Senin
yandayken, acnn ne olduunu ancak attan dtmde renmitim., bu sana
fazla geldi, haklsn."
"Atmz yok ki."

Walter aknlkla kznn yzne bakt. Acaba kznn ocukluunu yaamasna


yeterince izin vermemi, onu bundan mahrum mu brakmt, yanaklarndan
yalar szlrken bile, inat bir ocuk gibi kendisini akayla teselli
edebiliyordu. Yoksa kz kendini Afrikal hissediyor ve onun bilmedii,
denemedii bir merhemle yarasn iyiletirmeyi mi deniyordu? Regina'y
kendine doru ekmeye davrandysa da kollar yanma dt.
"Buralar hi unutamayacaksn Regina."
"Unutmak istemiyorum."
"Bunu ben de hep sylemitim. Sonuta elime ne geti, en deer verdiim,
sevdiim insanlara ac vermekten baka..."
"Hayr" diye Regina itiraz etti, "Baka trl yapamazdn, safariye kmak
zorundasn."
"Bunu kim syledi?"
"Owuor.. Baka eyler de syledi."
"Ne dedi?"
"Gerekten duymak istiyor musun? Belki krlrsn."
"Hayr, sz veriyorum, krlmayacam."
Regina, babasna bakmamak iin, yzn pencereden dar evirdi,
anmsamaya alt, "Owuor, seni korumam gerektiini syledi. ocuk gibisin.
Bunu ben sylemiyorum baba, Owuor sylyor."
"Hakk var, ama bunu kimseye syleme Memsahib kidogo."
"Hapana, Bwana"*
Birbirlerini sk sk sarldlar, ikisi de kendilerini ayn gelecein beklediine
inanyordu. Walter, ge de olsa, Afrika'nn kendisine bir para vatan topra
olduunu ilk kez hissediyordu. Regina ise yaad ann deerini doya doya
iine ekiyordu. Babas sadece siyah Tanr Mungo'nun insanlar mutlu kldn
nihayet anlamt.
SON
Yaynevimizden kan Dier Kitaplar
1. T / DORS PLKNGTON
2. EYLL'N SEM / ZEHRA TEZVARAN
3. KUTSAL ANADOLU TOPRAKLARI / LORD KINROSS
4. OSMANLI MPARATORLUU TARH / HSTORE NV
5. L OZANLAR DERNE / N.H. KLENBAUM
6. KM HANG YATA NE YAPTI / KEMAL KIZILTOPRAK
7. FELEN BR KUU VAR / HAMD ZYURT
8. TANRI C DELDR / TANIL ERGUN
9. YREN MZ / ROBERTA GUASPAR
10. SON KTAP / CEML KEKLK
11. AKIN KUAK / UUR DORUGVEN

12. HAYATIN NDEN FIKRALAR / UUR DORUGVEN


13. KURAN'DA GZLENEN TARHLER / SERKAN TEKN
14. NOSTRADAMUS'UN DEFRES / SERKAN TEKN
AFRKA'NIN HBR YERNDE
Gerek bir yaam yksdr Afrika... 1938 ylnda Yahudi asll kk bir
ailenin Nazi hmndan kaarak o zamanlarn ngiliz smrgesi Kenya'ya
snmas ve yeni bir vatan edinme abalar, uzaktan savan grnts,
endieler, kayglar, umutsuzluklar ve hzn... Hukuk eitimi grm Walter
Redlich, gzel ve naif kars Jettel, tatl duyarl kk Regina ve kahkahas
dalara ykselen Afrikal Owuor'un scack, tatl yksnde bir dnemin aclar
ile beraber yeni bir vatan edinmenin umutlar da var Afrika romannda.
Yahudi asll kk bir kzn ngiliz okulunda eitim grrken /aadklar,
hissettii ikilemler, hayatna hzla giren romanlar, Charles lickens'ler ve tam tam
sesleri...
3ir Alman olan Walter'in ngiliz ordusunda yaadklar, kafas arm askerler,
btn dnyalarn ve yeteneklerini lkelerinde nrakm kadnlar ve erkeklerin
scak Afrika'ya uyum sorunlar... 'e nihayet Nazilerin ortadan kaldrlmasndan
sonra 1946 ylnda lkelerinden srlen paralanm ahudiler iin bir yol
ayrm...
Walter'in Almanyas m, Regina'nn Af rikas m... Bir yanda vatan zlemi, bir
yanda ise sihirli gzellikler ve" byleyici ormanlaryla Afrika... Afrika
romannda snmaclarn kendine ait bir dnya kurmaya altklar Kenya'da
sadece Redlich ailesinin deil btn snmaclarn orijinal yklerini
bulacaksnz...
Stefanie Zweig - Afrika'nn Hi Bir Yerinde