You are on page 1of 3

Belgrad

11 Nisan 2019

Belgrad’a gelirken tarihçi DIVNA DJURIC-ZAMOLO’nun İslam Ansiklopedisi


için yazdığı kapsamlı makale dahil, birçok kaynak okumaya çalıştım.

Ecdadın yaklaşık üş asır yaşadığı bu şehri ziyaret etmek için biraz hazırlık
yapmak şart.

Buraya ziyaret eden bazı vatandaşlarımızın bu olguyu görmezden gelmesi,


cahillikten değilse, büyük bir ayıp.

Amacım tarihte yaşananları anlamaya çalışmak. Hem sadece Osmanlılar


değil, Macarlar, Avusturyalılar başta olmak üzere birçok millete Belgrad’ı ele
geçirmiş.

Belgrad’ın tarihine bir bütün olarak bakınca, Osmanlı dönemine sempati ile
bakan kişilerle karşılaştım. Sokullu Mehmet Paşa gibi bir hemşerilerinin
Kanuni ve oğlu II. Selime Sadrazamlık yapması ile gurur duyan bile var. Her
şeyi kendi zamanı ve şartları içerisinde değerlendirmek lazım.

Belgrad şehri Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği kesimdeki plato üzerinde


kurulmuş.

Kuzey ve Orta Avrupa’yı Karadeniz ve Ege denizine bağlayan tabii yollar


üzerinde bulunduğundan eski dönemlerden beri önemli bir yerleşim
merkezi.

Kaleden Sava ve Tuna’ya bakınca, Belgrad’ın önemini ve kaderini de anlamak


mümkün

Sırpça Beo-grad “beyaz şehir” mânasına geliyor.

Serhad şehri olması sebebiyle Osmanlılar tarafından “dârülcihad” olarak


tavsif edilmiş.

Stratejik konumu sebebi ile tarih boyunca birçok kez el değiştirmiş.

Belgrad Osmanlılar tarafından ilk defa II. Murad zamanında 1441 yılında
kuşatılmış.

Karadan ve Tuna nehrinden başlatılan kuşatma altı ay sürmüş.


Sonuç alınamamış.

Fâtih Sultan Mehmed Belgrad’ı ikinci kez kuşatmış.

Padişahın yaralandığı bu savaşta da Osmanlı ordusu bir sonuç alamamış.

Belgrad’ı fethetmek Kanûnî Sultan Süleyman’a nasip olmuş.

Macaristan’a yaptığı seferden sonunda burayı 1521’de fethetmiş.

Ahalisinin bir kısmı İstanbul’a gönderilmiş.

Bugün Belgrad ormanları ve Belgrad Kapısı adıyla bilinen yerlere iskân


edilmişler.

Padişah Belgrad’ın tamiri ve yeniden inşası için emir vermiş. Belgrad’da cami,
mescid ve imaret yapılmasını istemiş.

Sadrazam Sokullu gereğini hemen yapmış.

Kale tahkim edilmiş ve askerî bir garnizon haline getirilmiş.

Belgrad 1541’de Budin’in alınışına kadar Osmanlılar’ın Avrupa içlerine doğru


yapacakları fetihler için önemli bir askerî üs teşkil etmiş.

1536’da şehirde dört cami etrafında kurulmuş dört Müslüman mahallesi


varmış.

XVI. yüzyılın ortalarından itibaren Müslüman mahalle sayısı on altıya ulaşmış.

1560 itibarı ile şehir İslâmî hüviyet kazanmış.

Sigetvar Seferi’nde ölen Kanûnî’nin cenazesi Belgrad’a getirilmiş.

Hünkâr tepesi denilen yerde cenaze namazı kılınmış.

Tecrübeli devlet adamı Sokullu şehzade II. Selim’e gelinceye kadar Kanuninin
ölümünü ordudan saklamayı başarmış.

II. Selim’e de burada Belgrad’da biat edilmiş.

Sultan III. Mehmed Macaristan seferine giderken Belgrad’a gelmiş.

Evliya Çelebi dünyayı gezer de Belgrad’a gelmez mi?


O da gelmiş. İyi ki de gelmiş. Şehrin adeta MR’ını çekmiş. Ne var ne yok,
hepsini bir bir kayda geçirmiş.

Evliya şehri ziyaret ettiğinde nüfusu 98.000 imiş.

Şehirde 217 cami, on üç mescid, on yedi tekke, dokuz dârülhadis, sekiz


medrese ve yedi hamam yer alıyormuş.

Dahası altı kervansaray, yirmi bir han ve 3700 dükkândan oluşan Sûk-ı Sultânî
(Sultan Çarşısı) adlı çarşı da bulunuyor

Viyana bozgunundan sonra Avusturyalılar’ın saldırısına uğrayarak 1688


yılında elden çıkmış.

Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa iki yıl sonra şehri geri almış.

XVIII. yüzyıldaki Avusturya savaşları sonunda 1718de imzalanan Pasarofça


Antlaşması ile bu ülkeye bırakılmış.

Avusturyalılar tarafından eski şehrin çoğu yıkılmış.

1739 Belgrad Antlaşması ile şehir bir kez daha Osmanlılar’a teslim edilmiş.

1839 yılında ise Belgrad Sırbista’nın idarî ve siyasî merkezi olmuş.

Burada yaşayan Türk halkının 1862’de, son Osmanlı garnizonunun da


1867’de ayrılmasıyla şehir tamamen Sırplar’ın eline geçmiş.

1878 yılına kadar kaleye Sırp bayrağının yanı sıra Osmanlı bayrağı da
çekilmeye devam etmiş.

1878 Berlin Antlaşması’yla resmen kurulan bağımsız Sırbistan’ın başşehri


olmuş.

Yaklaşık üç asır Osmanlı idaresinde kalan Belgrad’da sayısı yüzleri bulan


Osmanlı mimari eserlerinden bugüne hiçbir şey ulaşmamış.

Evliya Çelebi’nin haber verdiği 250’ye yakın camiden bugün sadece Bayraklı
Camii ayakta kalabilmiş.