Sie sind auf Seite 1von 21

(A)

arbeiten çalışmak
Ich arbeite in der Woche. Ben hafta içi çalışıyorum.

abholen bir yerden almak, karşılamak


Ich hole dich um 7 Uhr ab. Seni saat yedide alırım

abfahren hareket etmek, kalkmak


Wir fahren gleich ab. Az sonra hareket edeceğiz

abbiegen dönmek
Biegen Sie rechts ab! Sağ dönünüz!

abgeben vermek, teslim etmek


Die Schlüssel geben Sie hier ab Anahtarları buraya teslim ediyorsunuz

abfliegen havalanmak, hareket etmek


Das Flugzeug fliegt ab Uçak havalanıyor.

abnehmen zayıflamak, kilo vermek


Er muss nehmen ab O zayıflaması lazım.

abschließen kapatmak, nihayetlendirmek


Wir schließen die Besprechung ab. Görüşmeyi bitiriyoruz.

abwaschen yıkamak, durulamak


Ich wasche die Teller ab. Tabakları duruluyorum.

antworten cevap vermek


Ich antworte deiner Mail Morgenan. Mailine yarın cevap veririm.

anfangen başlamak
Ich fange Deutsch zu lernen. an Almanca öğrenmeye başlıyorum.
1
anmachen açmak (elektronik)
Ich mache den Fernseher an. Televizyonu açıyorum.

anhalten durmak
Man muss einer roten an Ampel anhalten. Kırmızı ışıkta durmak lazım.

ansehen bakmak
Ich sehe die Wolken an. Bulutlara bakıyorum.

anziehen giymek
Ich ziehe mich an Üzerimi giyiniyorum.

anbieten ikram etmek, sunmak


Ich biete dir Wissen an Sana ilim sunuyorum.

anschauen bakmak, izlemek


Ich schaue mir die Nachrichten an. Haberleri izliyorum.

ankreuzen işaretlemek
Kreuzen Sie an. İşaretleyiniz!

an sein açık olmak (elektronik aletler)


Mein Handy ist sein an Telefonum açık.

anrufen aramak (telefonla)


Ruf mich an! Ara beni!

anklicken tıklamak
klicken Sie auf 'OK'! an Ok tuşuna basınız.

ankommen varmak, ulaşmak.


Ich komme nach Hause an. Eve varıyorum.

aufstehen kalkmak
Ich stehe gleich auf. Birazdan kalkarım

aufwachen uyanmak
Wach auf! Uyan!

aufmachen açmak
Mach dieTür auf! Kapıyı aç!
2
aufhören bitmek, bırakmak
Ich höre gleich zu arbeitenauf. Az sonra çalışmayı bırakcam

aufräumen toplamak
Räum dein Zimmer auf! Odanı toparla!

ausmachen kapamak (elektronik)


Mach den Fernseher aus! Televizyonu kapat!

ausschalten kapamak (şalterli)


Kannst du das Lıcht ausschalten? Işığı kapatabilir misin?

aussehen görünmek
Du siehst gut aus. Güzel görünüyorsun.

ausfallen iptal olmak


Die Konferenz fällt aus. Konferans iptal edildi.

aussteigen inmek(genellikle araç)


Er steigt aus dem Auto. O arabadan iniyor.

ausfüllen doldurmak
Füllen Sie die Lückenaus Boşlukları doldurunuz! im Text!

ausziehen çıkarmak
Ich muss mich kurz ausziehen. Kısa üzerimi değiştirmem gerek

(B)

backen fırında pişirmek(hamur işi)


Ich backe ein Kuchen. Pasta pişiriyorum(yapıyorum).

bieten: sunmak
Ich biete dir ein Auto. Sana bir araba teklif ediyorum.

bringen: getirmek
Kannst du mir ein Ei bringen. Bana bir yumurta getirebilir misin?
3
bezahlen ödemek
Ich bezahle in Bar. Peşin ödeme yapıyorum.

beschreiben tarif, tasvir etmek


Beschreibe mir das Bild! Bana resmi tarif et!

beginnen başlamak
Ich beginne gleich zu kochen. Az sonra yemek yapmaya başlarım.

bekommen almak, temin etmek


Ich bekomme ein Ticket. Bir bilet alıyorum(veriliyor bana).

besuchen ziyaret etmek


Ich besuche Spanien gerne. Ispanyayı seve seve ziyaret ediyorum.

besichtigen gezip görmek, gözetmek


Du besichtigst die Stadt Sen şehri geziyorsun gözetliyorsun.

begrüßen selamlamak
Ich begrüße dich. Seni selamlıyorum.

benutzen kullanmak
Ich benutze eine Zahnbürste. Diş fırçası kullanıyorum

bedeuten anlamında olmak, değer ifade etmek


Das bedeutet mır sehr viel. Bu benim için çok şey ifade ediyor.

bestellen sipariş etmek, ısmarlamak


Ich bestelle gerne online. Online sipariş etmek hoşuma gidiyor.

beantworten cevaplamak
Beantworte mir meine Frage Soruma cevap ver!

brauchen lazım; ihtiyacı; gerekli olmak


Ich brauche Geld . Bana para lazım.

bringen getirmek
Ich bringe dich nach Hause. Seni evine götüreceğim.

4
biegen dönmek / eğmek
Biegen Sie links ab. Sola dönünüz!

buchstabieren harf harf söylemek, hecelemek


Ich buchstabiere Harf harf söylüyorum.

baden suya girmek, banyo etmek


Ich bade öfters. Çok banyo ediyorum.

bleiben kalmak
Ich bleibe nicht lange. Çok uzun kalmayacağım.

buchen yer ayırtmak, reserve ettirmek


Er bucht sich einen Urlaub. O kendisine tatil yeri ayarlıyor.

(D)
duschen duş alma

denken düşünmek
Er denkt sehr lange nach. O çok uzunca düşünüyor.

danken teşekkür etmek


Danke für die Gastfreundschaft! Misafir perverliğiniz için teşekkür ederim.

drucken yazdırmak, basmak (yazıcıyla)


Ich muss 10 seiten drucken. 10 sayfa basmam lazım.

dabeihaben yanında olmak


Ich habe immer einen Stift dabei. Yanımda her zaman bir kalem bulunur.

dürfen müsadeli, izinli olmak


dürfte ich kurz raus? Müsadenizle kısa çıkmam gerekiyor

dauern sürmek (zaman)


Das dauert noch. Daha biraz sürecek.

durst haben susamak


Ich habe durst. Susuzluğum var.

5
(E)
essen yemek yemek
Ich esse schnell. Yemeği hızlı yiyorum

erklären izah etmek, açıklamak


Das kannst du mir nicht erklären? Bunu bana izah edemezsin?

erreichen ulaşmak
Erreiche deine Ziele! Hedeflerine odaklan(ulaş).

Erlauben müsaade etmek


Meine Mutter erlaubt mir nichts. Annem hiç bir şeye müsaade etmiyor.

ergänzen tamamlamak
Ich ergänze das Geld. Üstünü tamamlarım.

einkaufen alışveriş yapmak


Lass uns einkaufen gehen. Hadi alışverişe gidelim.

einschalten açmak (şalterli


-
einladen davet etmek
Ich lade dich zu meiner Hochzeit ein. Seni düğünüme davet ediyorum.

erziehen yetiştirmek, büyütmek


Kinder gut erziehen ist das A und O im Leben.Çocukları iyi yetiştirmek çok önemli

einsteigen binmek
steigen Sie ein! Bininiz!

eintreffen ikamet etmek


Er trifft jeden Augenblick ein. Her an ikamet edebilir.

empfehlen tavsiye etmek


Ich empfehle eın anderes Shampoo. Başka şampuan tavsiye ediyorum.

Einziehen taşınmak (evin içine girmek)


Ich ziehe nächste Woche ein. Haftaya taşınıyorum.

einschlafen uyuya kalmak, uykuya dalmak


Ich schlafe gleich ein. Birazdan uyuya kalacağım.
6
einpacken paketlemek (yerleştirmek)
Ich packe alles ein. Her şeyi paketliyorum.

(F)
fragen : sormak
Ich frage mich Kendime soruyorum

funktionieren: çalışmak
Es funktioniert nich O çalışmıyor.

frühstücken: kahvaltı etmek


Ich frühstücke jetzt. Şimdi kahvaltı yapıyorum.

fahren : araçla gitmek


Ich fahre zur Schule. Okula gidiyorum

fernsehen : televizyon seyretmek


Ich fernsehe jetzt. Şimdi T.V. seyrediyorum.

feiern kutlamak
Ich feiern meine Party Partimi kutluyorum.

finden bulmak
Ich finde nicht Bir şey bulamıyorum.

fotografieren fotoğraf çekmek


Ich fotografier dich Seni çekiyorum.

fliegen uçmak
Ich fliege in die luft ben havaya uçuyorum.

Fussball spielen futbol oynamak


Ich spiele Fussball. Futbol oynuyorum.

fehlen eksik olmak


Do fehlst hier. Burada eksiksin.

füttern yemlemek
Ich füttere meiner hund Köpeyimi yemliyorum.
7
(G)
gehen gitmek (yaya)
Wir gehen nach Hause Eve gidiyoruz.

geben vermek
Ich gehe dir etwas Sana bir şey veriyorum.

gefallen beğenmek, hoşa gitmek


Es gefallt mir Hoşuma gidiyor.

grillen ızgara yapmak


sollen wir grillen Izgara yapalım mı?

giessen sulamak
ıch giesse die Blume. Çiçekleri suluyorum.

gehören ait olmak


Ich gehöre zur Hizmet-Bewegung. Hizmet hareketine mensubum.

glauben inanmak, sanmak


Ich glaube ihm Ona inanıyorum.

gewinnen müsabaka kazanmak


Ich gewinne gern Kazanmayı seviyorum.

gratulieren tebrik etmek


Ich gratuliere ihm zum Geburtstag. Onun doğum gününü kutluyorum.

Gitarre spielen gitar çalmak


Ich spiele seit zehn jahren Gitarre. On yıldır gitar çalıyorum.

(H)
haben sahip olmak/ var
Ich habe eine Jacke Yeni bir montum var.

hunger haben acıkmak


Ich habe hunger Açım.

8
heißen adında olmak
Wie heißen du? Adın nasıl?

holen getirmek
Ich hole dich Seni getireceğim (alacağım)

heiraten evlenmek
Er heiratet O evleniyor.

helfen yardım etmek


Kannst du mir halfen Bana yardım edebilirmisin?

hören duymak, dinleme


Ich höre dem Lehler zu Öğretmeni dinliyorum.

hochtragen yukarı taşımak


Ich musse meine Sachen hochtragen Eşyalarımı yukarı taşımam lazım.

hinfallen yere düşmek


wer hinfällt muss oufstehen Kim zere düşerse kalkmalı.

hingehen oraya gitmek


Ich werde dort hingehen Oraya gideceğim.

hinfliegen oraya uçmak, gitmek


Wir fliegen dort hin Biz oraya uçuyoruz.

(K)
kommen gelmek
Wir kommen zu dir. Biz sana geliyoruz.

bekommen almak
Ich bekomme monatlich mein Gehalt Maaşımı aylık alıyorum.

kochen pişirmek
Was wirst du kochen? Ne pişiriyorsun?

kennen bilmek
Ich kenne dir nicht Seni tanımıyorum.

9
können yapabilmek
können wir das machen? Bunu yapabilirmiyiz.

kosten fiyatında olmak


Wie viel kosted das? Bunun fiatı nedir?

kaufen satın almak


Was willst du kaufen? Ne satın almak istiyorsun?

kennenlernen tanışmak
Ich würde sie gerne kennenlernen. Ben sizinle tanışmak istiyorum.

kontrollieren kontrol etmek


Am flughafen kontrolieren sie die katle. Hava limanında bavulları kontrol ediyorlar.

können -abilmek, -ebilmek


Können wir dorthin gehen? Oraya gidebilirmiyiz?

krank sein hasta olmak


Kranksein ist eine Prüfüng Allah’s Hasta olmak Allah’ın bir sınavıdır.

(L)
lesen okumak
Heute habe ich ein Buch gelesen. Bu gün bir kitap okudum.

lernen öğrenmek
Ich habe dieses Thema gelernt Ben bu konuyu öğrendim.

liegen durmak (yatay)


Ich liege krank im Bett. Yatakta hasta olarak yatıyorum.

legen koymak (yatay)


Ich lege meine tacshe auf den tisch. Çantamı masanın üstüne koyuyorum.

leben yaşamak
Fürwas lebst du? Niçin yaşıyorsun?

lächeln gülümsemek
Er lächelt. O gülümsüyor.

10
lachen gülmek
Ich habe gelacht. Ben güldüm

landen iniş yapmak


Das fıugzeug landet. Uçak iniyor.

laufen koşmak
Die schüler laufen nach Hause. Öğrenciler eve koşuyorlar.

lieben sevmek
Kinder Lieben die Ferien. Çocuklar tatili seviyorlar.

(M)
malen boyamak
Die Maler malen Boyacı boya yapar.

musik hören müzik dinlemek


Studenten hören Musik. Öğrenciler müzik diniyor.

möchten istemek
Ich möchte essen. Yemeği istiyorum.

machen yapmak
Ich mache Hausaufgaben Ev ödevlerini yapıyorum.

mitkommen birlikte gelmek


Ich kommen mit dir. Seninle geliyorum.

mitbringen beraberinde getirmek


Ich bringe essen mit. Yemeğigetiriyorum.

mitnehmen yanına almak, götürmek


Ich nehme ein Stift mit. Yanımda kalem getiriyorum.

mieten kiralamak
Ich habe das Hause vermietet. Bu evi kiraladım.

mitfahren birlikte, beraberinde gitmek (vasıtayla)


Ich fahre mit dir. Seninle gidiyorum

11
müssen mecbur olmak, zorunda olmak (-malı,-meli)
Du müsst kommen. Gelmek zorundasın.

mögen sevmek, beğenmek


Ich mag Autos. Arabaları beğeniyorum.

meinen düşünmek
Ich meine das ist richtig. Düşünceme göre bu doğru.

markieren işaretlemek (renk ile)


Die türen würden markiert. Kapılar işaretlendi.

(N)
nehmen almak
sie nimmt die Schlüssel mit. O anahtarları alıyor.

notieren not etmek


Ich notiere deine Fehler. Senin hatalarını not ediyorum.

(O)
ordnen düzenlemek
Ich ordne die Bücher. Kitapları düzeltiyorum.

organisieren organize etmek


Ich organisiere euch. Sizi organize ediyorum.

(Ö)
öffnen açmak
Ich öffne mein Laptop Laptopumu açıyorum.

(P)
putzen temizlemek,silmek
Ich putze meine Hände Ellerimi temizliyorum.

12
parken park etmek
Ich parke mein Auoto. Arabamı park ediyorum.

planen planlamak
Ich plane mein heute. Günümü planlıyorum.

(R)
reden konuşmak
Ich rede dir. San konuşuyorum.

Rad fahren bisiklet sürmek, bisiklete binmek


Ich fahre Rad. Bisklet sürüyorum.

Radio hören radyo dinlemek


Ich höre Radio. Radyo dinliyorum.

reisen seyahat etmek


Ich reise nach Ulm. Ulum‘e sehat ediyorum.
riechen kokmak, koklamak
Ich reiche die Blume. Çiçeği kokluyorum.

reparieren tamir etmek, onarmak


Ich repariere mein Auto. Arabamı tamir ediyorum.

regnen yağmurun yağması


Es rengt in mein Hause. Evimin içine yağıyor.

reservieren reserve etmek


Ich reserviere nicht. Rezerve etmiyorum.

rauchen sigara içmek


Ich rauche nicht. Sigara içmiyorum.

an.rufen aramak
Ich refe dir an. Seni araıyorum.

13
(S)
sprechen konuşmak
Ich spreche Deutsch. Almanca konuşuyorum.

spielen oynamak
Ahmet spielt Fussball. Ahmet futbol oynuyor.

Sport treiben spor yapmak


Wir treiben sport. Biz spor yapıyoruz.

spazieren gehen gezmeye gitmek


Ich gehe mit Freunden spazieren. Arkadaşla gezmeye gidiyorum.

studieren öğrenim görmek


Mehmet studiert an der Goethe. Mehmet Göthe’de okuyor.

stattfinden olmak, vuku bulmak, gerçekleşme


Das fusssballspiel findet in Ulm statt. Futbolmaçı Ulm’de olacak.

stehen durmak (dik)


Ich stehe Ben dik duruyorum.

stellen koymak (dik)


Stell bitte die Vase dem Tisch. Lütfen vazoyu masanın üstüne koy.

schwimmen yüzmek
Ali schwimmt wie ein Delphin. Ali balina gibi yüzüyor.

schneien karın yağması (kar)


Es schneit nur im Winter. Kar sadece kişin yağar.

scheinen parıldamak
Die Sonne scheint. Güneş parıldıyor.

schlafen uyumak
Ich schlafe in bett. Ben yatakta uyuyorum.

schmecken tadına bakmak


Das essen schmeckt nicht. Bu yemeğin tadı iyi değil.

14
schneiden kesmek
Ich schneide das brod. Ben bu ekmeği kesiyorum.

schließen kapatmak, kilitlemek


Die schulen schließen alle um 17.00 Uhr. Okullar saat 17.00 ‚da kapanıyor.

schreiben yazmak
Ich schreibe ein Gedicht. Ben bir şiir yazıyorum.

sich waschen yıkanmak


Nach dem sport muss man sich gründlich waschen.
Spordan sonra kendimizi iyice yıkamalıyız.

sich freuen sevinmek


Man freuet sich immer auf Geschenke. İnsan hediyeye her zaman sevinir.

sich ausziehen soyunmak


Bevor man in die Sauna gehen muss man sich auszeihen.
Saunaya gitmeden önce soyunmak gerekir.

sich treffen buluşmak


Ich treffe mich mit meinem Freunden. Arkadaşımla buluşacağım.

sich bedanken teşekkür etmek


Ich bedanke mich für IhrVerständnis Anlayışınıza teşekkür ederim.

sich entschuldigen özür dilemek


Ich entschuldige mich bei meinem Freund.Arkadaşımdan özür diliyorum.

sich ausruhen dinlenmek


Ich ruhe mich für eine Stunde aus. Ben bir saatliğine dinleniyorum.

sich anziehen giyinmek


Ich ziehe an. Ben giyiniyorum

sich anmelden kayıt olmak


Ich melde mich für eine Gruppe an Ben bir gruba kayıt oluyorum.

suchen aramak
Ich suche nach meinem Vater. Ben babamı arıyorum.
15
sehen görme
Ich sehe ein Löve. Ben bir aslan görüyorum.

ski fahren kayak yapmak


Ich werde auf Uludağ skifahren Ben Uludağ da kayak yapacağım.

sagen söylemek
Ich sage etwasWichtiges. Ben önemli bir şey söylüyorum.

sammeln koleksiyon yapmak, toplamak


Ich sammele Kugelsreiber. Ben Tükenemz kalem koleksiyonluyorum.

sollen -malı,-meli,
sie hat gesagt mir dass ich gehen soll. O bana gelmemi söyledi.

sitzen oturmak
Ich sitze auf dem stuhl. Ben sandelyeye oturuyorum.

sein: olmak
Ich bin fünfundsechzig Jahre alt. Ben 65 yaşındayım.

surfen sörf yapmak


Ich surfe auf dem Meer. Denizde sörf yapıyorum.

singen şarkı söylemek


Ich singe ein Lied. Ben bir şarkı söylüyorum.

ein steigen binmek


Ich werde in den Bus einteigen Ben otobüse bineceğüm.

um steigen aktarma yapmak


Ich werde am nächstestation umsteigen Ben gelecek ästaszonda aktarma yapacağım.

fernsehen t.v izlemek,seyret


Ich sehenfern Ben T.V.izliyorum.

studieren üni. Okumak


Ich studiere İslamische Theologie. Bem ilahiyat okuyorum.

16
springen zıplamak
Ich springe aus dem Fenster. Ben pencereden atlıyorum.

stimmen doğrulamak
Ich stimme dir zu. Sana hak veriyorum

sehen bakmak
Ich sehe die Zukunft. Ben geleceği tahmin ediyorum.

(T)
trinken içmek
Ich trinke Apfelsaft. Ben elma suyu içiyorum.

telefonieren telefon etmek


Ich telefoniere mit meine Mutter. Anneme telefon ediyorum.

tragen taşımak (üzerinde olmak)


Sie trägt Kopftuch- O baş örtüsü takıyor.

treffen rastlamak, görmek


Ich treffe mit meinem Freund. Arkadaşımla buluşuyorum.

tun yapmak
Ich tue nicht schhimmes. Kötü bir şey yapmıyorum.

tanzen Danas etmek


Ich tanze nicht. Dans etmiyorum.

(U)
unterschreiben imzalamak
Ich unterschreibe das nicht. Bunu imzalamıyorum.

umsteigen aktarma yapmak


Ich steige in Stuttgart um. Stuttgart‘ta aktarma yapacağım.

umziehen taşınmak
Mein Kind zieht um. Çocuğum tanışıyor.

17
(Ü)
übernachten gecelemek
Heute übernachten nicht zu hause. Bu gece evde gecelemeyeceğim.

überweisen havale etmek


Ich überweise das Geld. Parayı havale ediyorum.

üben alıştırma yapmak, çalışmak


Ich übe sehr viel. Çok ders çalışıyorum.

(V)
vorlesen okumak (başkalarına sesli)
Ich lese einen Buch vor. Ben bir kitap okuyorum sesli olarak.

verlieren kaybetmek
Ich verliere das spiel. Oyunu kaybediyorum.

verdienen kazanmak (maaş)


Ich verdiene Geld Ben para kazanıyorum.

verkaufen satmak
Ich verkaufe Brot. Ben ekmek satıyorum.

vorbereiten hazırlamak
Ich bereite das Abendessen vor. Akşam yemeği hazırlıyorum.

vergleichen karşılaştırmak
Ich vergleiche Ali wit Mehmet. Ben Ali ile Mehmet’i karşılaştırıyorum.

vermieten kiraya vermek


Ich vermiete meine Wohnung. Evimi kiralıyorum.

verstehen anlamak
Ich verstehe dich. Seni anlıyorum.

18
vertrauen güvenmek
Ich vertraue dir. Ben sana güveniyorum.

(W)
wohnen yaşamak, kalmak(yer)
Ich wohne in Ludwigsburg. Ben ludwisgburgda yaşıyorum.

wiederholen tekrarlamak
Kannnst du das wiederholen? Şunu tekrarlarmısın?

wünschen dilemek
Ich wünsche dir viel Erfolg. Sana çok başarılar dilerim.

weggehen gitmek
Ich gehe vor hier weg. Ben buradan gidiyorum.

warten beklemek
Ich warte hier dich. Burda seni bekleyeceğim.

wissen bilmek
Ich wisse dich. Seni biliyorum.

weinen ağlamak
Ich weine dir. Ben sana ağlıyorum.

wandern doğa, kır yürüyüşü yapmak


Ich mag wanderen. Kır yürüşü yapmayı severim.

weitergehen devam etmek(gitmeye)


Können wir weitergehen. Devam etmek istermisin?

weiterlesen devam etmek (okumaya)


Ich lese weiter. Ben okumaya devam ediyorum.

weiterfahren devam etmek (araçla gitmeye)


Ich fahre weiter. Ben sürmrye devam ediyorum.

wiederkommen yine , tekrar gelmek


Können Sie wiederkommen? Tekrar gelebilirmisin?

wollen istemek
Wollen Sie mit uns kommen? Bizimle gelemk istermisin?
19
waschen yıkamak
Wo kann ich mich waschen? Nerede yıkayabilirim.

wehtun ağrımak, acımak


Mein Fuss tut weh. Ayağım ağrıyor.

Wenden u-dönüşü yapm


Können Sie wenden? U dönüşü yapabilirmisiniz?

(Z)
zahlen ödemek
Ich möchte zahlen. Ödemek istiyorum.

zeigen göstermek
Zeigen sie es mir bitte. Bana onu gösterin lütfen.

zumachen kapama
Ich mache die Tür zu. Ben kapıyı kapatıyorum.

zurückkommen geri gelmek


Ich komme vor der Arbeit zurück. İşten eve geri dönüyorum.

zurückfahren geri gitmek (araçla)


Ich fahre vor der Arbeit zurück. İşten eve arabayla geri dönüyorum.

zu sein kapalı olmak ( kapı, pencere, çanta


Die Tür ist zu. Kapı kapalı.

zurückgeben geri vermek


Kannst du mir das Buch zurückgeben Kitabı geri verebilirmisin?

zurückfliegen geri gelmek (uçakla)


Ich fliege aus der Türkei zurück. Tükiyeden uçakla geri dönüyorum.

20
21