Sie sind auf Seite 1von 2

Ich wohne in Newquay. Newquay’da oturuyorum.

Es ist eine kleine Stadt an der Atlantikküste im Süden Englands. İngiltere’nin


güneyinde Atlatik kıyısında küçük bir şehirdir.
Es hat tolle Strände und ist der beste Ort zum Surfen in Großbritannien. Harika
plajları var ve Büyük Britanya’da sörf yapılacak en iyi yerdir.
Es gibt viele Surfschulen, in denen Sie das Surfen lernen können.
Çok sayıda sörf okulu var, buralarda sörf yapmayı öğrenebilirsiniz.
Ich gehe jedes Wochenende mit meinen Freunden surfen.
Arkadaşlarımla birlikte her hafta sonu sörf yapmaya gidiyorum
Mein Lieblingsort ist Fistral Beach. Benim en sevdiğim yer Fistral Plajı’dır
Ich liebe Newquay, weil es neben dem Surfen noch viele andere Dinge zu tun
gibt. Newquay’ı seviyorum, çünkü sörf yapmanın yanında başka şeyler de
yapıyorum.
Wenn Sie Wassersport mögen, können Sie Kajak fahren, Wasserski fahren oder
Coasteering betreiben. Su sporlarını seviyorsanız, kayakla, su kayağıyla ve sahil
yürüyüşleriyle meşkul olabilirsiniz.
Wenn Sie Tiere mögen, können Sie auch das Blue Reef Aquarium besuchen und
viele verschiedene Fische und sogar Haie beobachten. Hayvanları seviyorsanız,
Mavi Kayalık Akvaryumunu da ziyaret edebilirsiniz ve birçok farklı balık ve hatta
köpek balığını gözlemleyebilirsiniz.
Sie können auch am Strand reiten oder den Newquay Zoo besuchen. Kumsalda
ata binebilirsiniz ya da Newquay Hayvanat Bahçesini ziyaret edebilirsiniz.
Es gibt auch viele andere Attraktionen wie Minigolf und Bowling. Ayrıca mini golf
ve bowling gibi başka birçok etkinlik de var.
Kommen Sie und überzeugen Sie sich selbst! Geliniz ve ( anlattıklarımı görüp)
kendiniz ikna olun.
Meine Hobbys sind Fotos machen und Tennis spielen. Benim hobilerim, fotoğraf
çekmek ve tenis oynamaktır.
Ich liebe es Fotos zu machen. Fotoğraf çekmeyi seviyorum.
Ein- oder zweimal im Monat gehe ich in verschiedene Bereiche der Stadt und
suche nach interessanten Bildern. Ayda bir ya da iki kez şehirde farklı sahalara
gidiyorum ve ilginç resimler arıyorum.
Ich habe mich für Fotografie interessiert, seit mein Vater mir zu meinem 8-
jährigen Geburtstag eine Kamera besorgt hat. 8. Yaş günümde babamın bana bir
kamera almasından beri fotoğrafla ilgileniyorum.
Ich mag es, weil es kreativ ist und ich mich durch meine Bilder ausdrücken kann.
Onu seviyorum çünkü yaratıcı olmak ve resimlerimi kendim basabiliyorum.
Jeder kann eine Kamera benutzen, aber Sie müssen Ihre Fantasie einsetzen, um
gute Bilder zu finden. Herkes bir kamera kullanabilir ama hayallerinizi içine
yerleştirebileceğiniz iyi resimler bulmak zorundasınız.
Ich spiele sehr gerne Tennis. Tenis oynamayı seviyorum.
Ich spiele jedes Wochenende im Park in der Nähe meines Hauses.
Her hafta sonu evime yakın olan parkta oynuyorum.
Manchmal spiele ich mit meinem Bruder oder manchmal mit einem Freund.
Bazen abimle bazen de arkadaşımla oynuyorum.
Mein Bruder hat mich dazu gebracht, weil er Sport liebt und jemanden zum
Spielen brauchte. Abim bunun için getirdi çünkü o sporu seviyor ve her zaman
oynamaya ihtiyaç duyuyor.

Anfangs hat es mir nicht gefallen, weil es schwer war und ich die ganze Zeit
verloren habe, aber jetzt genieße ich es, besonders wenn ich meinen Bruder
geschlagen habe! Başlarda hoşuma gitmedi çünkü ağır geldi ve benim için zaman
kaybıydı ama şimdi onun tadını çıkarıyorum, özellikle abime yenildiğimde!